AYNI AMA AYRI


2026/147

ما لي ولى الامر الذي قلدته
مالذباب وطعمة العنقاء
ابكي لعجزي وهو يبكي ذلة
شتان ما بين بكائه وبكائي
Mê lî velilemrillezi kelledtuhu,mê lizzubêbi ve tu’met ül ankâi,ebkî liaczî vehve yebkî zilleten,şettêne mê beyne bükêihi ve bükêî.

Deruhte etmem için bana verilen görev ile benim o göreve layık olmam arasında ne gibi bağlantı olabilir? Ben bu görevin harcı ve erbabı değilim ki, bu durum, Anka kuşu için hazırlanan yemeğe bir sineğin talip olması ve o yemeği yemek istemesine benzer.
Ben bu görevi yapamam diye acizlikten ağlıyorum öbürü ise zilletten ağlıyor ikimizin ağlaması arasında çok fark vardır.
Şairin dediği gibi : Oluklar çift; birinden Nur akar
birinden kir.
Görünüşte oluklar aynı hiçbir farkı yok aralarında, ama akıttıkları şeye baktığımızda akan ve akıtılan şey öbürünün tam tersi,biri nur,biri kir. İki taş birbirine benzemez, biri hacer-ül esved dediğimiz insanların selamladığı öpmek için can attığı mübarek taş, öbürü Mina’da bulunan ve Hacılar tarafından taşlanan camarât(Şeytan taşlama mahalli)
واحد نقبله وواحد نقنبله
Vêhidün nükebbiluhu,ve vêhidün nükenbiluhu.
Birisini öper diğerini taşlar (bombalar)ız
Mevlana celaleddin-i Rumi bu hususta ne güzel söylemiş :
كار پاكانرا قياس از خود مگير
گرچه ماند در نويشتن شير وشير
Kâri pâkânra kıyas ez hod megîr,gerici mând der nivişteni şîr u şir.
Temiz kişileri kendinle kıyaslama aslan ve süt mânâsına gelen şîr yazıda bir ama mana ayrıdır.
Şîr- i mâder: Anne sütü,Şîr-i mâder : dişi aslan
Yazılışları aynı olan bu iki terkip ayrı ayrı manalara geldiği gibi iki insanda birbirine benzemez.
Mekke müşriklerinden tutun da günümüze kadar Rasulullah efendimizi sıradan bir insan görerek indirgemeci davrananlar kaybetmişlerdir “Ne oluyor bu peygambere bizim gibi yemek yiyor bizim gibi çarşıda dolaşıyor” Furkan7.diyor ve küçük gözle bakıyorlardı.
müşrikler ve inanmayanlar inanmıyor onu anlarsınız ama müslüman olduğunu iddia ettiği halde Rasulullah efendimize layık olan sevgiyi saygıyı göstermeyene, göstermediği gibi edebi rafa kaldırıp konuşanlara ne diyelim? Biz bir şey demesek bile Yüce Allah peygamberini savunmaya en muktedir olandır, er veya geç onlara müstehak oldukları karşılığı verecektir.
Dünya makamları da böyledir bir koltuk var, oraya kim oturursa aynı zannediliyor ama öyle olmadığı er veya geç ortaya çıkar biri koltuğu doldurur hakkını verirken, öbürünün beynini zihnini kalbini koltuk dolduruyor içine başka bir şey sığmıyor koltuğun zebunu esiri mahkumu kölesi olabiliyor.
Zirvede Kartallar da bulunur yılanlar da, yılanlar sürünerek, Kartallar süzülerek çıkmıştır oraya.

Ey yüce Allah’ım! Yalnız sana ibadet eder yalnız senden yardım dileriz, bizi zatına kul Rsulullah efendimize ümmet kıldığın için sana sonsuz şükürler olsun.
Sana hakiki kul, Rasulullah Efendimize layık Ümmet eyle.Âmîn

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

12/08/ 2026 Çarsamba

KALB ATIŞLARI

2026/146

دقات قلب المرء قاءلة له
إن الحياة دقائق وثوان
فارفع لنفسك بعد موتك ذكرها
فالذكر للإنسان حياة ثان
Dekkêtu kelbil mar’i kêiletün lehu innelheyête dekêikun ve sevênin ferfa’ linefsike be’de mevtike zikrahe fezzikru lilinsêni heyêtün sênin.

Kalb atışları insana diyor ki: (dikkatli ol) hayat dakikalardan ve saniyelerden ibarettir,o zaman (öyle gayret et ki) öldükten sonra anılmaya bak,zira öldükten sonra(hayırla) anılmak,( senin için)ikinci bir hayattır.
Bunun anlamı şudur:Kalp atışları herkesin hissettiği bildiği ve inandığı bir durumdur, bunlar dile gelse ve konuşsa sahibine diyecekler ki : Dikkat et hayat zannettiğin kadar uzun değildir dakikalar ve saniyelerden ibarettir.
Bu kalp elimizde değil, nefeslerimiz de elimizde değil,nefes te her an tükenebilir dolayısı ile kalp te durabilir.
O zaman bu kısa ömrü insan nasıl geçirmelidir? Bu hayatı dolu dolu geçirmeli ve her anı son anmış gibi görmelidir.
İkinci bir hayatı yaşayıp en anlaşılır manası ile ömrünü uzatabilir, yani kişi ödükten sonra hayırla yad edilirse, bir insan yaptıklarıyla hatırlanırsa salih çocuk yetiştirmiş amel defterinin kapatmamak için gayret edip güzel işler yapmışsa bu onun için ikinci bir ömür olarak lehine kaydedilir.
İnsanlar onu ansa da anmasa da böyle bir kişi kârlı çıkar ve ikinci bir ömrü yaşar, ama insanların onu hayırla yad etmesi anması ayrı bir ilahi lütuftur.
Ey alemlerin Rabbi olan Yüce Allah! Bizleri ve bütün müminleri kısa ömrün kısa olduğunun farkına varan ,her şey gibi bu ömrün de hayatın da emanet olduğunu anlayan idrak eden ve Ömrünü dolu dolu geçiren kullarından eyle Ya rabbi.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

09/08/2026 Pazar

NEFS NEFİS NEFES


2026/145
حياتك انفاس
Heyêtüke enfêsün.
Senin hayatın nefeslerden ibarettir.
Nefs can demektir, nefes ise alıp verdiğimiz şeydir ve hayatımız bu nefeslerden meydana geliyor, bu nefesler sayılıdır.
Nefîs ise kıymetli değerli ve güzel gibi manalara gelir.
Nefîs bir vaaz dinledim,nefîs bir yemek yedim cümlelerinde geçtiği gibi.
Diyelim ki üç kişilik bir aile var,Baba Anne ve bir oğul.İsimleri Hasan Hasine ve Hüseyin ,bu üç isim ne manaya gelir? Hepsinin anlamı güzellik Hasan da,Hasine de,Hüseyin de güzellik demektir.
Bu aile fertlerinin isimlerinin ortak anlamları ve iştikakları hüsn yani güzelliktir.
Aynen böyle bazı dillerde kelimelerden oluşan aile yapısı vardır.Nefs,Nefes ve Nefîste olduğu gibi.Peki bu üç kelimenin birbirleriyle irtibatları nedir?
Cevap: Ey Nefs olan insan, hayatın demek olan nefesini,nefis ve kıymetli şeyler için alıp ver boşuna tüketme.
Onun için şöyle demişlerdir :
دأب الاكياس عد الأنفاس
De’bul ekyêsi addülenfêsi
Akıllı İnsanların işi gücü alıp verdikleri nefesleri(gafletle alıp verilmesin diye kontrol edip adeta) saymaktır. Bu sõz tam da yerinde sõylenmiştir.
Yüce Allah bizleri ve bütün mü’min kardeşlerimizi hayatları olan nefeslerini en aziz ve kiymetli olan Yolda, din uğrunda, ahirete azık toplama uğrunda tüketen kullarından eylesin.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

06/08/2026 Perşembe

GAYRET


2026/144
هيهات لم يصل المطالب نائم
ولم يصل الكواكب راقد
Heyhête lem yesıl il metâlibe nêimün ve lem yesıl il kevêkibe nêimün.

Heyhat! Horul horul yatan bir kimse, uyanıp harıl harıl çalışmadan arzû ve isteklerine kavuşamaz,derin derin uykulara dalan ve gafletler içinde olan insan da zirvelere, yıldızlara, gezegenlere ulaşamaz.

“Ey kavmim(ey ümmetim) elinizden geldiği kadar cenneti isteyin,taleb edin, ve elinizden geldiği kadar cehennem ateşinden kaçın, uzak durun. Cenneti taleb eden ve isteyen ile Cehenneme gitmek istemeyen ve uzak durmak isteyen (horul horul) uyumaz”
Taberânî Mu’cem el – Evsat 4/74

Sadece cenneti değil, Firdevs cennetini istememiz emredilmektedir, çünkü Firdevs cenneti cennetlerin a’lâsı ve ortasıdır tavanı Yüce Allahın Arşıdır.

Ahiret yolcusu olan mümin çıtayı yüksek tutmalı, himmeti âli olmalı ve ihmâlkâr davranmamalıdır.

Hepimiz Kevser suresini okuyoruz, Kevser Yüce Allah’ın Rssulullah efendimize ikram ettiği cennette bir havuzdur, veya çok çok hayırdır, Kevser havuzundan bahsedilirken tefsirlerde Havz-ı Kevser’in suyundan içmek için, yıldızlar sayısınca kâseler bulunduğu rivayet edilir, Bu kâseler hangi hikmetle yıldızlara benzetilmiştir konusunda müfessirler şöyle bir anlamı var diyorlar : Yani mümin, cennete girmek,Havz- ı Kevser’e ulaşmak ve ondan su içmek için dünyada iken o kadar çalışmalı o kadar gayret etmeli ki dini ve dünyası için adeta yıldızlara gitmek gezegenleri fethetmek gerekiyorsa bunu da yapmalı zaten mü’min’in bir görevi de imardır, kendini, dünyayı ve ulaşabildiği her yeri ma’mur ve bayındır hale, yaşanır hale getirmektir.

Mü’min, dünyadan nasibini unutmadan alan ve âhiretine de hazırlık yapan kimsedir, Yüce Allah’ın kendisine yaptığı iyiliği unutmaz ve kendisi de Yüce Allah’ın kullarına iyilik yapar böylece dünyada da ahirette de yüce Allah’tan iyilik bekler.

Mü’min bir kul,
ربنا اتنا في الدنيا حسنة وفي الاخره حسنو وقنا عذاب النار
‘Ey rabb’imiz bize dünyada da ahirette de iyilik ver bizi cehennem azabından koru”
Bakara,201
İslam’ın parolası olan bu mübarek ayeti ve duayı çokça yapar ve bunun altını doldurmaya çalışır, dolayısıyla hem dünyasını hem âhiretini ma’mur edendir.

Ey rabb’imiz! Bizlere ve bütün mü’minlere dünyada da ahirette de iyilik ver bizleri ve bütün mü’min kardeşlerimizi Cehennem azabından koru.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

02/08/2026 Pazar

FİLAN FALAN OLMASAYDI


2026/143
ماتوا فما ماتت الدنيا لموتهم
وما تعطلت الاعياد والجمع
Mêtû femê mêtetiddünye li mevtihimû ve mê teattalat il e’yêdu vel cume’u.
(Biz olmasak,filan olmasa, işler aksar,o giderse, ortalık târ u mâr olur, anneler böyle birisini bir daha doğurmaz, böylesini bir daha göremeyiz, filan savaş, falan cihad o olmasaydı,onlar olmasaydı kazanılmazdı,
o veya onlar olmazsa memleket elden gider, şunu yapmazsak olup biteriz,o kişi,o beyefendi,o başkan,o hoca,o efendi,o tarikat salikleri olmasaydı gibi lafların, yüce Allah’ın gücü, kuvveti, kudreti ve nusratı yanında değeri yoktur),niye değeri yoktur? Çünkü herşey yüce Allah ile kâimdir, hayatı, nefsi,nefesi, rızkı,zaferi,veren odur,mazi,hâl ve istikbal onun elindedir, dünya ve ahiret onun elindedir,hüküm, tasarruf onundur,
Yol onun varlık onun.
Gerisi hep angarya.
Yukarıdaki şiirde de şâir şöyle diyor : Vazgeçilmez zannedilen o debdebe kişiler ölüp gittiler, onlar öldüler diye ne hayat durdu,ne insanlar öldü,ne cumalar aksadı,ne de bayramlar.
Bütün bunlar, kendini nefsini tanımadığı için, Allahı tanımayanların söylediği, veya kendileri için başkalarının
söylediği sözlerdir.
Bu sözlerden birisini ele alalım: “Filan sayesinde savaşı kazandık” bu cümleyi “Zafer ancak aziz ve hakîm olan Allah’tandır”
Âl’i İmrân, 126 ayeti ile ele aldığımızda,bu sözün ne kıymeti kalır? Hiç.
Meleklerin bir cihada müdahalesi, gerekli silahların varlığı,askerin çokluğu sadece bir vesiledir, bunlar olunca zaferi bunlara bağlamayın, olmayınca da umud kesmeyin demektir,niye? Çünkü her zafer yüce Allah’tandır, O’na dönün,zaferi O’ndan bilin.
Hz.Õmer r.a Halife olur olmaz ordu komutanı olan Halid b.Velid’i azledib yerine Ebu Ubeyde amir b Cerrah’ı atadı,Halîd b Velîd Hz. Ömer’e : Niye beni görevden aldın diye sordu,Hz Ömer cevap vermedi,iki üç kez tekrar edince, dedi ki: İsanlar Allah’ı bırakıp sana güvendiler, Halid varsa bir savaşta o savaş kaybedilmez diyerek zafer’in Allah’tan olduğunu âdetâ unuttular, ihmal ettiler, ben bunu yıkmak için seni Ordu komutanlığından aldım yoksa senin bir kusurun yok diye cevap verdi.
Bu kısa yazımızı Halid b velid r.a ile ilgili çok çarpıcı bir tesbit ile bitirelim : Halid b Velid Allah ondan razı olsun onlarca cihada girdi ve hepsini kazandı,cebhede şehit olmayı çok istediği halde olamadı,niçin ve bunun hikmeti nedir ? Bunun hikmeti şudur : Rasulullah efendimiz ona Allah’ın kılıcı demişti, Allah’ın kılıcı olan bir sahabi bir müşrik veya bir münafık veya bir Yahudi veya beş para etmeyen bir kâfir tarafından öldürülseydi,şehit edilseydi, kâfirler, Muhammed’in, Allah’ın kılıcı dediği kişiyi öldürdük, kılıcı büktük diye göbek atarlardı, Yüce Allah onları sevindirmedi.
Ey âlemlerin rabbi olan yüce Allah! kafirleri, müşrikleri, münafık ve Yahudileri,haçlıları, insanlığa müslümanlara ve ülkemize zarar vermek isteyenleri sevindiren değil,zatını sevindiren peygamberini sevindiren atalarını sevindiren kullarından eyle,küfür ve kafirlerin, fısk ve fasıkların, zulüm ve zalimlerin üzerine bizleri gâlib eyle,her türlü zaferi senden bilen ,sana inanan sana güvenen sana iltica eden, koruduğun kolladığın yardım ettiğin kullarından eyle amin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

31/07/2026 Cuma

ER GEÇ BİLECEK


2026/142
وحين تجازى كل نفس بكسبها
لعمرك تدرى ما عليها وما لها
Vehîyne tucêzê küllü nefsin bikesbihe leamruke tedrî mê aleyhe ve mê lehe.
Herkes, her insan, her kişi dünyada ektiğini ahirette biçince, yaptığınının karşılığını, mahsulünu ve kazancını görünce, sonuç ona gösterilince,
ömrüne yemin ederim ki kendi
lehine olan amelleri, güzel ve yüzgüldürücü sonuçlarını,kendi aleyhine olan amelleri ve acı olan,kendisini utandıran sonuçlarını görecek,bilecek ve kendisine ona göre muamele yapılacaktır.
“Lehinde olanı
da kendi kazandığıdır, aleyhinde olanı da Kendi kazandığıdır” Bakara, 286
“O gün herkes gelip kendisini savunacak,herkese yaptığının karşılığı eksiksiz ödenecek,onlara haksızlık edilmeyecektir”
Nahl,111

O güne,ahiret gününe, kıyamet gününe giden yol,bu bizim yaşadığımız
dünyadan geçiyor ve biz bu yolun yolcularıyız,bu yolda ve yolun sonunda bize
lazım olan azık ve özellikle orada lazım olacak akçe bu dünyadan temin
edilir,bu azık ve akçe orada geçerli değilse, telafisi mümkün olmaz onun için şu muhalled vasiyete kulak verelim;
‘İslam’ı müsvedde yaşamayın temize çekmeye vaktiniz olmaz”.

Bu konuya katkı sunar inancıyla şu kıssayı arzederek yazıyı bitirelim.
Birisi birisinden bir ceket satın alır, eve gelir bakar ki ceket kusurlu,geri götürür kusurlu olduğunu ve geri vermek istediğini söyler,ceketi satan ağlamaya başlar, satın alan der ki: Ağlama kardeşim ben kusuruyla kabul ediyorum ve geri vermiyorum. Ceketi satan dedi ki:Sen ceketi geri vereceksin diye ağlamıyorum, verdiğin para da bende duruyor hazır, ama aklıma şu geldi; Kıyamet günü, ahiret günü amellerimiz böyle kusurlu çıkarsa telafisi mümkün değil o zaman ne yapacağız?

Allahım! Azığımızı bol ve takvâ eyle, geçerli akçemizi kalb-i selim eyle,o gün amellerimizi salih ve makbûl eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

29/07/2026 Çarşamba

BİLMİYORUM NE ZAMAN


2026/141
لعمرك ما ادري واني لاوجل
على اينا تعدو المنية اول
Leamruke mê edrî ve innî leevcelu ale eyyine ta’dul meniyyetu evvelu
Senin ömrüne yemin olsun ki bilmiyorum, endişe de ediyorum acaba ölüm hangimize daha önce gelecek ve alıp götürecek.

Bu şuur ve düşünce içinde olan bir mümin iyi yoldadır.
Ölümü düşünüyor ölümden sonrası için endişe ediyorsa ve ölümün her an kendisine gelebileceğine inanıyor buna göre hazırlık yapıyorsa bu mümin iyi bir mümindir.
Bir kulun Yüce Allah ile irtibatını sağlaması bakımından kulun ölümü ve ahireti düşünmesi çok önemlidir bu düşünce aynı zamanda aklın ve fikrin dünyaya dalmasına da engel olur.
Resullah efendimiz bir hadisi şerifte şöyle buyurur:(Haram olan) lezzetleri ve şehvetleri, günahları ve günahlara dalmayı kesen zayıflatan yok eden ölümü çok düşünün.
Tirmizi, 2307
Hz.Ômerin oğlu Abdullah der ki:
Rasulullah efendimiz mübarek elini omuzuma attı ve buyurdu ki dünyada bir garip gibi veya bir yolcu gibi ol,Abdullah b Ömer diyor ki:Akşam olunca sabahı sabah olunca akşamı bekleme sıhhatından hastalığına hayatından ölümüne hazırlıklı ol.
Buhari, 6417

Bu mübarek hadis-i şeriflerde dünyanın fani ve geçici olduğunu düşünmenin istikamete vesile olduğu, salih amellere sebeb olduğu ayrıca kişinin yolcuya ve garip kimseye kendini benzetmesinin de dünyaya dalmanın önünde bir engel olduğu bildirilir.

Allah’ım bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi boş şeylerle uğraşmaktan muhafaza eyle eşyanın hakikatini bize göster ve işin iç yüzünü görmeyi lütfeyle. Amin.

Ahmet Özkan
Emekli Müftü

28/07/2026 Salı

NE MUTLU


2026/140

طوبى لمن سهرت في الليل عيناه
وبات ذا قلق من حب مولاه
وراح يوما على تفريطه وبكى
خوفا لما قد جناه من خطاياه

Tûba limen seheret filleyli aynêhu, ve bête ze kalekin min hubbi mevlêhu
ve râhe yevmen alê tafrîytihi ve bekê havfen limê ked cenêhu min hatâyâhu.
Mevlasına olan sevgisinden dolayı gece rahat yatamayan ve gözleri uykusuz kalan, haddi aştığından ve günahlarından dolayı gözyaşı döken kimseye ne mutlu!
Böyle birisine Yüce Allah mağfiret eder kul hakkı hariç affeder ve anasından doğmuş gibi günahsız kalır.

İmam- ı Şafiiye r.a nispet edilen çok kıymetli bir söz şöyledir ey Ademoğlu! Allah’ı seviyorum diyorsun ama ona da isyan ediyorsun bu mukayese ölçülerine göre ters bir şeydir eğer sevgin doğru ve yerinde olsaydı ona isyan etmezdin, zira seven sevdiğine uyar ve itaat eder.
Allah’ım!Sevgini, seni sevenlerin ve sana yaklaştıran amellerin sevgisini bizlere ve bütün mü’min kardeşlerimize nasib eyle. Amin.

Ahmet Özkan
Emekli Müftü

25/07/2026 C. tesi

ÜÇ NUR


2026/139
اكرم بقوم اكرموا القرانا
وهبوا له الارواح والابدانا
رفعوا كتاب الله فوق رؤوسهم
ليكون نورا في الظلام فكانا
Ekrim bikavmin ekremulkur’ane vehebû lehûl ervahe vel ebdêne rafaû kitebellahi fevke ruûsihim liyeküne nûrsn fizzalemi fekêne.
(Her çeşit) Karanlıkta önlerini ve yollarını
nurlandırsın ,aydın kılsın diye Allah’ın kitabını rehber, kılavuz ve baş tacı eden(gerektiğinde)ruhlarını ve canlarını bu mukaddes kitab uğrunda feda ederek ikramda bulunan, fedakarlık yapan bir ümmet ne güzel,ne cömert ne âli cenap bir ümmettir.

Bu fedakârlık nişanesini
gösteren bir ümmete Kur’an-ı kerim dünyada rehber olur,nur olur âhirette azaba, ateşe karşı koruyucu bir zırh ve cehenneme engel bir sûr olur.

Yüce Allah Kur’an’ı Kerimde “Nur” kelimesini
hem kendi Zat-ı Akdesi için kullanıyor, hem kitabı için kullanıyor,hem Allah Rasulu için kullanıyor.
“Allah göklerin ve yerin nurudur”
Nur,35
Yani Yüce Allah göklerin ve yerin nurlandırıcısıdır.
“Ey insanlar size Rabbinizden bir burhan geldi ve size apaçık bir nur (kur’an) indirdik”
Nisâ,174
Buradaki nur’dan maksad Kur’an’ı Kerimdir.
“Size Rabbinizden bir nur (Peygamber) ve apaçık bir kitab geldi.” Mâide,15
Bu Ayet’i kerimedeki nur’dan maksad Rasulullah efendimizdir.

Yüce Allah’a yakışan ve caiz olan anlamda Allahı nur, kitabı nur, Peygamberi nur olan bir ümmet karanlıkta kalmaya hakkı yoktur.
Yüce Allah’ın kapısını çalması gereken, kitabının ahkâmını iklimini yaşaması gereken, şanlı peygamberinin sünnetinin
kapısından ayrılmaması gereken İslâm ümmeti, başka kulvarlarda, başka adreslerde, başka kapılarda neyi arıyor? Bir eksiği mi var,yoksa sahip olduğu değerlerin farkında mı değil.
كالعيس في البيداء يقتلها الظما
والماء من فوق ظهرها محمول
Kel’iysi fil beydêi yetuluhezzameu, velmêu fevke zahrihe mahmûlün
Çölde susuzluktan helâk olmak üzere olan bir ceylanın, sırtında taşıdığı suyun farkında olmadığı gibi.
Asr-ı Saadet başta olmak üzere, huzurun hakim olduğu asırlarda müslümanlar ne ile huzur bulduysa biz de ancak o şeyle huzur buluruz, gerisi lâf ü güzaftır.( boş sözdür)

Bu nurlara ve gerçeklere rağmen hâlâ bu üstün değerleri ve iki milyar müslümanın mukaddes değerlerini ortaçağ ile bağdaştıran zavallılar bu nurlardan mahrumdurlar.

Ey alemlerin rabbi olan Yüce Allah! Allah’ı nur kitabı nur peygamberi nur olan İslam ummetini bu envârın farkına varmayı nasîb eyle,bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi Dinine kitabına peygamberine hizmet eden kullarından eyle. Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

24/07/2026 Cuma

YETMEZ Mİ?


2026/138
جاء النذير وانت عنه معرض
وارى كانك للحمام معرض
قد كنت تلعب دائما زمن الصبا
افلا تتوب وشعر راسك ابيض
Cêennezîrü ve ente anhu mu’ridun,ve era keenneke lil
hamâmi muarrazun,kad künte tel’abu zemenessabâ, efelê tetûbü ve şa’ru ra’sike abyadu.

Uyarıcı geldi,ikâz ediyor, olacakları haber veriyor, fakat bakıyorum ki sen ey insanoğlu ona sırt dönmüşsün, ikâzına âdetâ kulak tıkamışsın, halbuki görüyorum ki
(istesen de, istemesen de) sen ölüm hedefindesin ve ölümden kurtuluşun yoktur.
Ey insanoğlu,sen küçük yaşlarda iken (akran’ın olan çocuklarla,veya tek başına başka şeylerle) oynayıp duruyordun, şimdi ise başındaki saçların ağardı (yetmiyor mu), tövbe etmeyecek misin?

“Size düşünecek kimsenin düşünebileceği kadar ömür vermedik mi, üstelik size uyarıcı gelmişti”
Fâtır,37
Bu ayetteki “uyarıcı” kelimesinin bir manası da saçların ağarmasıdır.

Va’z ü nasihat kitaplarında şöyle bir haber vardır:
“Ey kulum, saçların ağardı, gözlerin fazla görmez oldu, belin büküldü,iki büklüm oldun benden utan(bana isyan etme),ben de senden (sana azab vermekten) utanıyorum.
شيب وعيب
Şeybün ve aybün.
Hem saçlar ağardı,hem günah devam ediyor, işte olmaması gereken ve ayıp olan budur.

Ebu Yezid-Bistâmî r.a bir gün aynaya bakıp saçların ağardığını görünce şöyle der:
ذهب الشيب ولم يذهب العيب ولا أدرى ما فى الغيب
Zehebeşşeybü ve len yezhebil aybu ve lê edrî mê fil ğaybi.
Saçlar bayağı ağardı, işlememiz ayıp olan günahlar gitmedi,gayb’ı (önümüzü) de göremiyorum.

Büyük mütefekkir ve şair, aynı zamanda edib biri olan Sa’dî Şirâzî de bir beytinde şöyle der:
كرم بين ولطف خداوندگار
گنه بنده كردد واو شرمسار
Kerem bîn u lutfi huavendigâr,guneh bende kerded u ûv şermisâr.
Yüce Allah’ın keremine ve lütfuna bak, günahı kul yapar, âdetâ mahcup olup hayâ eden ise yüce Allah,yani kul günah işliyor da, yüce Allah “ona azab vermekten utanıyorum” buyuruyor.

Çok zayıf bir rivayette “Saçları İslamda ağaran erkek ve bayan kuluma azab vermekten hayâ ediyorum”Beyhakî, Zühd 639.

Bu kısa yazımızı bir sâir’in şiiri ile bitirelim;
ألم يان لى يا قلب أن أترك الجهلا
وان يحدث الشيب المبين لنا عقلا
Elem ye’ni li yê kalbu en etruk el cehle,ve en yuhdiseşseyb ül mubînu lene aklen.
Ey kalbim, cahilliği terketmemin zamanı gelmedi mi,bu görünen, apaçık ortaya çıkan ve ağaran saçlar aklımızı başımıza almamız için, ibret olarak yetmez mi?

Kim ne derse desin,kim neyle uğraşırsa uğraşsın,kim hangi yaşta olursa olsun biz kendimizi biliyoruz, dolayısıyla yolcu olduğumuzu bir an bile unutmayalım.

Ey yüce Allahım! Bizleri ve bütün müminleri âhiretimiz ve dünyamız için, kendimiz, âilemiz ve çevremiz için hatta bütün İnsanlar için faydalı olan şeyleri yapmaya bizleri muvaffak eyle, Ağaran saçlara, bükülen bellere, zaafa uğrayan gözlere bakarak SENDEN utanan ve günahlara son veren kullarından eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

23/07/2026 Perşembe