KALABALIKTA YALNIZLIK

أى كه با قافله
بى همه شو با همه رو

Ey kâfile ile beraber olan kişi, herkes ile beraber olduğunda yalnız olmayı başar.
Elin kâr’da gönlün yar’da olsun.
” O kimseler ki ticaret ve alışveriş kendilerini Allah’ı anmaktan namazı hakkıyla kılmaktan ve zekatı vermekten alıkoymadığı, gözlerin ve gönüllerin dehşetle sarsıldığı bir günden korkan kimseler” Nur suresi 37 Ayet.
Bazı tasavvuf erbabı müntesiplerine ve belki herkese tavsiye ettikleri bir husus var ki onun da adı onlara göre
خلوت در انجمن
Kalabalıkta yalnız kalmak diye ifade edilir.
Bütün bu ifadelerin anlamı şudur : Mümin, âhiret yolcusu olan sâlik kalabalıklara, malaya’ni şeylere, oyalayıcı aldatıcı, maksada ve maksuda giden yolda geciktirici, gaflete düşürücü şeylere yakayı kaptırmadan Allah merkezli bir hayat yaşayarak ihsan mertebesini hedefine koyarak ve yaşayarak, yüce Allah’ı görüyormuş gibi ibadet edecek, ama mutlaka cenabı Hakk’ın kendisini gördüğüne inanarak derin bir murakabe şuuru içinde hayat sürmesidir.
Kişi başarabilirse, sevinçte ve üzüntüde, varlıkta ve yoklukta, sağlıkta ve hastalıkta,kısacası her halükarda Yüce Allah’ın kendisini gördüğünü ve bildiğini,tanıdığını ve duyduğunu ihmal etmediğini,tazarru ve niyazını, duasını işittiğini takdir edilen zaman gelince arzu edilenin ve umulanın hasıl olacağını bilmesi ve inanması gerekir. Madem
الهي انت مقصودي ورضاك مطلوبي
Allah’ım benim maksadım ve maksudum sensin istediğim de senin rızandır diyoruz,bunun altını layık bir şekilde doldurmamız gerekiyor.
Bir hususta bir şair şöyle der :
انتم سروري وانتم مشتكى المى
وانتم في ظلام الليل اقمار ى
فان نطقت فلم انطق بغيركم
وان صمت فانتم عقد اضمارى
Benim sevincim sizsiniz, bir konuda şikayetim olursa yine size gelirim,konuşursam bütün sohbetim sizsiniz başkasından bahsetmem.
Sustuğum zaman da aklımda fikrimde gönlümde, derunumda hep siz varsınız. Şair kimi kastediyor biz bilmiyoruz, fakat bizim hedefimiz Allah’ın rızasıdır dediğimizde acaba bunun altının dolduruyor muyuz?
24 saatte 2-3 kez Allah diyemeyen, 2-3 kez Rasulullah efendimiz’in adını anmayan,2-3 kez müslümanların derdini dert edinmeyen 2-3 sayfa Kur’an okuyamayan, veya Resulullah efendimizin hadislerinden bir iki tane ile tanışmayan, birkaç tesbihle Yüce Allah’ı zikretmeyen ahiret yolcusuna ne demeli? Böyle Bir yolcuya şunu demeli : Geçmiş yıldaki kusurlarını, eksik bıraktıklarını telafi edecek yeni bir yıla( 2021)girdin Allah’a şükrederek kollarını sıva,ciddi azimli olarak gereğini yap(yapalım)
Yüce Allah bütün güzel isimlerinin ve ismi azam’ın hürmetine, indirdiği bütün kitapların ve kur’an-ı Kerim’in hürmetine gönderdiği bütün peygamberlerin ve resûl-i Ekrem efendimizin hürmetine bizleri başta 2021 yılı olmak üzere, önümüzdeki ömrümüzü azami derecede değerlendirmeyi nasib eylesin.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

31 Aralık 2020 Perşembe

GECİKMİŞ CEVAPLAR

الحر من راعى وداد لحظة

Hür insan bir bakışın hakkını veren,buna riayet edendir.kendisine yapılan iyiliği unutmayandır.
Yüce Allah’a sonsuz hamdü Senâ olsun ki yaklaşık bir yıldan beri gerek gruplara gerek fertlere bin’e yakın kardeşime yazdıklarımı WhatsApp ile iletiyorum.
Yaşadığımız ortamı ve olup bitenleri, hastalıkları ve musîbetleri dikkate alarak genelde yazdığım yazıları uygun bir duâ ile bitirmeye çalışıyorum.
Dönüş yapıp “Âmîn” diyen oldu, selam veren oldu, “Allah razı olsun” diyen oldu, ” Sağolun” diyen oldu,memnuniyetini
belirten oldu,okul arkadaşlarımdan bir iki kişi : Gönderdiğini okuyup hazmetmemiz için daha seyrek yaz diyen oldu,bir başka arkadaşım : Mesela filan konuda sana katılmıyorum demiştir, hepsine saygım var.
Elbette okunan yazıya herhangi bir cevap vermek mecburiyeti yoktur, bununla beraber yazışma uzamasın diye bu kardeşlerime zaman içinde cevap vermedim.
Yazarak bakma,okuma külfetine ve zahmetine katlanan kardeşlerimizi ikinci bir külfete ve zahmete sokmamak için sadece şifâhî cevap verdim.
İçinde bulunduğumuz milâdî yılın son gününün sabahında şunu arzetmek istiyorum : Âmîn diyen duâ edenlerin ikincisidir, dolayısıyla amin diyen kardeşlerimiz dua etmiş gibi oluyorlar, yüce Allah onların âminlerini dualarını kabul eylesin.
Selam veren, memnun
kalan,ilgi duyan,okuyan ve okuyamayan bütün kardeşlerimden Allah razı olsun diyorum.
İnsanı harekete geçiren şey, ya vahiydir (Kur’an ve sünnet)ya da heva’dır(vahyin zıttıdır nefsin kötü arzularıdır),harekete geçiren şey vahiy ise yüce Allah’tan karşılığını alır, heva ise havasını alır.
Yüce Allah hiçbir müminin emeğini çabasını zayi etmesin,hiç bir mü’ minin gayreti heba olmasın.
Motamot ve kelimesi kelimesine değil de, umumi mana itibariyle bir hadisi arz etmek istiyorum :
Yüce Allah’ın huzurunda ü kişi sorgulanır, Yüce Allah birisine sorar : Benim için ne yaptın ? o kul cevap verir : senin için verdiğin maldan şöyle verdim böyle verdim Hayır yaptım tabii şahsa özel bir cevap yüce Allah ona der ki : Yalan söylüyorsun cömert, zengin desinler diye bunu yaptın sürün bunu yüzüstü cehenneme,ikinciye sorar sen ne yaptın benim için ? Allah’ım bana verdiğin ilmi insanlara şöyle aktardım böyle öğrettim der, onlara Kur’an’ı öğrettim, yine şahsa özel bir cevap, yalan söylüyorsun alim desinler diye bunu yaptın, benim için yapmadın sürün bunu yüzüstü cehenneme buyurur, üçüncü kisiye sorar sen ne yaptın benim için ? Allah’ım bana verdiğin ruhu senin yolunda verdim cihad ettim yine şahsa özel bir cevap : Yüce Allah buyuruyor ki sen güçlü kuvvetli desinler diye bunu yaptın mal için bunu yaptın, benim için ruhunu vermedin sürün bunu yüzüstü cehenneme buyurur.Sahihi Müslim Hadis no : 1905
Eğer durum böyleyse, ki böyledir o zaman Allah’tan başka kim neyi bekleyebilir ki ? Kişi malını veriyor, ilmini dağıtıyor, ruhunu veriyor ve niyet Allah için değilse bir şey elde edemiyorsa, geriye ne kaldı geriye şu kaldı Kim ne yaparsa yapsın Allah rızası için kulları yüce Allah’a davet için yapmak zorundadır, aksi takdirde alacağı hiçbir şey yoktur.
Allah’ım bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi müflis olmaktan muhafaza eyle yaptığını rızanı kazanmak için kulların maslahatı için yapanlardan eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

31 Aralık 2020 Perşembe

YAZDIĞIMIZDAN DA SORUMLUYUZ

وما من كاتب الا سيبلى
ويبقى الدهر ما كتبت يداه
فلا تكتب بخطك غير شيء
تريد يوم القيامة ان تراه

(Genellikle) her Kâtip( yazar, eliyle bilgisayarla telefonla internetle,gazete dergi kitap ve herhangi bir şekilde yazı yazan )öldükten sonra(bazıları hariç) bedeni toprak olacaktır, fakat yazdığı şeyler ( telefondan,internetten vesaire yerlerden silinse bile amel defterinde silinmeyecek,zaman
(Melekler,mekan ve herşeyi yaratan yüce Allah) herşeyi kaydedecek ve bu yazılanlar ve yapılanlar kalmaya devam edecek ve kıyamet günü sahibi ile yüzleşecektir).
O zaman ey yazanlar, ey yazarlar katipler, kitap yazanlar, makale yazanlar dergi yazanlar mesaj yazanlar,proğram yapanlar ve tüm yazarlar, kıyamet günü amel defterinizde görmek istediğinizden başka hiçbir şey yazmayınız,
Kur’an’ın, sünnetin Resulullah efendimizin, islam’ın Mukaddesatın aleyhinde yazı yazanlara ses ulaşabilse onlara şu denebilir : Kendinize yazık etmeyin,Siz kıyamet
günü bu yükün altından kalkamazsınız bu dinin sahibi var Allah ile kimse baş edemez, kur’an-ı Kerim ve Resulullah efendimizin hadisleri bize bunu anlatıyor,tarih bunu bize bariz bir şekilde intikal ettiriyor.
Hani o debdebe insanlar, hani o boyu boynu uzun varlıklı insanlar, neredeler, yok olup gittiler hani kur’an-ı Kerim’in sesini kısmak isteyenler, sesleri kesildi, nefesleri tükendi ve çok çetin bir azap onları bekliyor ama şimdi de bir
çesit azabın içinde olduklarına inanabiliriz.
Zamanımızdaki yüce Allah’ın düşmanlarını, Kur’an’ın İslam’ın düşmanlarını,Rasulullah’ın ve sünnetin düşmanlarını
dolayısıyla şeytanın dostlarını aynı azap onları da beklemektedir.
Demek ki bir insan sadece konuştuğundan ve yaptıklarından değil, yazdıklarından da sorumludur,bu hususta Yüce Rabbimiz Şöyle buyuruyor :
“O hiçbir şey söylemez ki yanında çok dikkatli bir gözetleyici olmasın” ( Kaf Suresi 18 ayet.
Kalem ( yazı) iki dilden biridir ve kalem de emanettir, kalemle yazan kişi, bu emanetten mutlaka sorulacaktır Yüce Allah önemine binaen kalemle kasem buyurmuştur “Nûn. Kaleme ve yazdıklarına yemin olsun ki” Kalem suresi 1 ayet.
Madem kalem bir emanettir ve onunla yazanlar sorumludurlar ,o halde kalemin mürekkebi kurumadan, amel defteri dürülmeden güzel şeyler yazmak da fayda vardır.
Peki, bir insan güzel bir şey yazacaksa niye yazar?
Şunun için:
1- Güzel söz sadakadır,
onun için yazar.
Adî b. Hatem rivayet etmiştir O’na salât ve selâm olsun. Rasulullah Efendimiz bir gün Cehennemden bahsetti mübarek yüzünü buruşturup çevirdi ve : Ateşten korunun buyurdu, sonra tekrar döndü ve yüzünü buruşturdu. Biz zannettik ki ateşe bakıyor. Sonra, yarım hurma(sadaka vererek) ile bile olsa ateşten korunun, bunu da bulamayan güzel bir söz söylesin buyurdu. Müslim hadis no : 1016
2- Din nasihattir düsturundan hareketle nasihat niyetiyle yazar.
3- Çok kıymetli sermayesi olan zamanı değerlendirmek için yazar zira zaman, keskin bir kılıç gibidir; sen onu kesmezsen o seni keser. ( İmam Şafî )
4- Eğer kişi, yalan yanlış veya ahirette sorumluluk getirecek şeyler yazdıysa o yazdığı şeyleri affettirmek için yazar, zira Rasulullah Efendimiz bir hadisi Şerifte : “Bir seyyie(kötülük) yaptıysan arkasında bir hasene(iyilik) yap ki bu onu yok etsin” Tirmizi Hadis no : 1987.
Ayrıca her organın ayrı ayrı tövbesi mevzubahis ise -ki böyledir- o zaman yazan parmaklar İslam’a göre yazılmaması gerekeni yazmışsa bunların tövbesi güzel şeyler yazmak iledir.
Özetle diyebiliriz ki:
Eğer bir şeyler yazılacaksa,bu ve daha yazamadığımız başka güzel niyet ve sâiklerle yazılır çünkü “Kim zerre miktarı hayır yaptıysa onun (karşılığını) görür, kim de zerre miktarı kötülük yaptıysa onun(karşılığını) görür.” Zilzal Suresi 7,8 ayetler.
Bir mümin, bir şeyi yazdığında ondan sorumlu olacağı gibi, o anda hangi niyetle yazıyor ondan da sorulacağına göre, bir şey yazıp çizerken mutlaka niyetin şer-i Şerife yani Kur’an ve sünnete uygun düşmesine dikkat etmek lazımdır.
Ey yüce Allah’ım yaptıklarımızı yazdıklarımızı okuduklarımızı niyetlerimizi rızana muvafık eyle ,bizleri ve bütün müminleri lütfunla kereminle mahfuz ve masûn eyle,gelecek yılımızı bu yılımızdan hayırlı bereketli semereli eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

30 Aralık 2020 Çarşamba

TRAFİK İŞARETLERİ

وكم من عائب قولا صحيحا
وافته من الفهم السقيم
ولكن تاخذ الاذان منه
على قدر القريحه والفهوم

Nice güzel ve doğru sözü kınayanlar ve kusurlu bulanlar var, böylelerinin afeti ve şanssızlığı kötü anlayışından dolayıdır.
Fakat güzel ve doğru sözü duyan (ve ibret alan) kulaklar, sahibinin aklına ve anlayışına göre onu dinler işitir, ve ondan nasiblenip istifade eder.
Trafik işaretleri de böyledir kimi onları bir saç, veya saç’dan daha kaliteli bir levha gibi görür gecer,kimi de onlara baktığında arka planda başka şeyler görür, ibret alır nasiplenir ve onlardan bir anlam çıkarır.
Mesela ; trafik lambalarının kırmızı olanını harama ve dinen yasak olan şeylere, yapılmaması gereken şeylere benzetebilir, yeşil olanını helal olan ve dinen yapılması gereken emirlere benzetebilir, kırmızıdan önce yanan sarı lambayı tahrimen mekruh’a, yeşilden önce yanan sarı lambayı da tenzihen mekruha benzetebilir ve bunlardan ibret alır bunların hakkını verir ve bunları canın ve malın menfaati için konmuş düzenlenmiş birer mesalihi mürsele olarak değerlendirebilir.
İşte birileri günde onlarca kez yanından geçtikleri trafik lambalarını sıradan bir levha gibi görüp geçerken, ahiret yolcusu olduğunun farkında olan, her şeye anlam ve değer veren, azık toplama derdinde olan birileri de trafik lambalarını başka görür, ibret alır ve değerlendirir.
Gece vakti çok geç bir saatte hiç kimse olmasa da kırmızı lambada durması gerektiğini anlar, kırmızı lambada durması gerektiği gibi haramın yanında durur, onu aşamaz,çiyneyemez,, onu geçemez, yeşil lambada geçmesi gerektiği gibi farzları emirleri yerine getirir aksatmaz, kırmızıdan önce yanan sarı lambayı tahrimen mekruha benzetip çok temkinli ve ihtiyatlı davranmaya onu iter, yeşilden önceki lambada da belki diğer sarı lambaya göre daha az dikkat ederek temkinli geçmeyi ona sağlayabilir.
Bu lambalara dikkat etmeden hareket eden birisinin dünyada bedel
ödediği gibi, İslam dini’nin haram kıldığı şeylere ve farz kıldığı şeylere dikkat etmemenin de dünya ve ahirette bir bedeli olduğunu bilir ve buna böyle inanır.
Trafik lambaları, akıllı temkinli olan ve ibret alan bir göz ile bakan bir kişi için hak ve hukuku da öğretir,mesela kişi ben kırmızıda geçerim diyebilir mi, yeşil de canım isterse beklerim geçmem diyebilir mi, diyemez O halde hem Yüce Allah’ın hakkını hem kulların hakkını bu çerçevede düşündüğünde bile yolunu yordamını kolayca bulabilir.
Yazıyı daha fazla uzatmadan belki yaşanmış belki sadece misal olarak kalmış ibretlik bir kıssayı arz ederek yazımızı bitirelim ; Bir camide Cuma günü İmam gecikir, orada hutbe okumaya ve namaz kıldırmaya ehil olan bir trafik polisi hutbeyi okur, ve hutbede der ki : Ey müslümanlar tövbenin ruhsatını yenileyin, takvanın kemerini bağlayın, günahlarda hız yapmayın benim niyetim iyidir hikayesi sizi aldatmasın, kalbinizin makinesini, motorunu temiz tutun Kur’an’ın işaretlerini dikkat edin, istikamet yolundan başka yollara sapmayın, önünüzde teftiş noktaları vardır, hele bir nokta vardır ki o nokta çok çetin bir noktadır ,öyle bir ters yola girmekten ve muhalefetten sakının ki, onun bedeli mal ve para değil, cehennem ateşinin ta kendisidir.
Allah’ım bizleri ve bütün müminleri kur’an-ı Kerim’e sünnete evrensel akla aykırı hareket etmekten koru, ibretle bakan ibretle kulak veren hayata anlam vereni kullarından eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

30 Aralık 2020 Çarşamba

2020 NİN SON İKİ GÜNÜ

Lügat, bir isim ver bana halimden;
Herkesin bildiği dilden bir isim.
Bugün biraz geç kalmış kısa yazımızda şairin dediği gibi herkesin bildiği dilden bir tespit yapmaya çalışalım : 2020 yılının son iki gününü yaşıyoruz, bizden beklenen, nefsimizi muhasebe etmek ve gelecek yıla nasip olursa iyi bir plan ve program yaparak girmek.
Yüce Allah bu hususta şöyle buyurmaktadır :
“Herkes yarın için ne hazırladığına bir baksın” Haşr suresi 18 ayet
Hz.Ömer efendimizin de şöyle buyurduğunu Ahmet bin hanbel müsnedinde şöyle nakletmektedir : Kıyamet günü hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz,o gün amelleriniz veya kendiniz tartılmadan önce dünyada iken amellerinizi ve kendinizi tartınız, kendinize çekidüzen veriniz, amellerinizi gözden geçiriniz.
Dünyada kendinizi hesaba çekmeniz ve kendi amellerinizi gözden geçirmeniz kıyamet günü hesabınızı hafifletir büyük arz’a ve büyük mahkemeye hazır olun” Müsned 633.
“O gün (Kıyamet günü) hesaba çekilirsiniz, size ait hiçbir şey gizli kalmaz” Hâkka suresi 18 ayet.
Vaaz ve nasihatta, irşad
ve Zühd konusunda, ibadette çok mahir ve meşhur olan Haris el muhasibi diye bir zat vardır,nefsini sık sık hesaba çektiği için kendisine bu lakap verilmiştir,Muhasibî yani hesabı yapan kendini kontrol eden ve nefsini eleştiren manasına geliyor.
Biz de Haris el muhasibi gibi kendi kendimizi muhasebeye çekebilir miyiz? Evet çekebiliriz Kur’an ve sünnetin rehberliğinde, Kur’an ve sünneti hayat edinerek yaşayan büyük insanların örnekliğinde bunu Allah’ın izniyle başarabiliriz ve bunu yaparsak kârlı çıkacak olan biziz.
Yüce Allah lütfuyla keremiyle ibizi bu muhasebede muvaffak eylesin ,amellerimizi gözden geçirecek, eksiğini gediğini telafi edecek kadar bize bereketli ve hayırlı bir ömür Lütfeylesin, bu muhasebede bizi karlı çıkarsın.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

29 Aralık 2020 Salı

TAKVA ELBİSESİ VE BAYRAM ANLAYIŞI

احرى الملابس ان تلق الحبيب به
يوم التزاور في الثوب الذي خلعا
الدهر لي ماتم ان غبت يا املي
والعيد ما كنت مراى لي ومستمعا

Müminin en güzel ve en
şerefli elbisesi, cennette Yüce Allahın mübarek cemâlini seyretmek için tertîb edilen kavuşma ve buluşma günü olan ziyaret gününde Yüce Allah’ın kendisine daha dünyada iken lütfettiği ikram ettigi takva elbisesidir.
” Ey Âdemoğulları; size mahrem yerlerinizi örtecek giysi, süsleneceğiniz elbise yarattık.Takvâ elbisesi, işte o daha hayırlıdır.” Â’râf suresi 26 ayet.
Ey umudum ve son arzum, arzularımın sonu olan Yüce Allah’ım,seni -Allah korusun- eğer göremezsem, görmediğim müddet benim için yas ve matem zamanıdır,Mübarek Zatını , zatına layık ve senin uygun gördüğün kadar göreceğim gün,Mübarek kelâmını yine sana layık ve senin uygun gördüğün kadar işitip duyacağım gün,benim için (en büyük) bayramdır.Akâid âlimleri,
يراه المؤمنون بغير كيف
وادراك وضرب من مثال
Müminler yüce Allah’ı cennette göreceklerdir, görmenin keyfiyeti, idrakı ve nasıl olacağı yüce Allah’a havale edilmiştir
Ayrıca bu konu kur’an-ı Kerim ayetleri ve hadis-i şeriflerle sabittir.
“Oysa O gün bir kısım yüzler rablerine bakarak mutlulukla parıldayacaktır” Kıyame suresi 22,23 ayetler.
” Allah’ım mübarek yüzüne (Cemâline) bakmanın lezzetini senden istiyorum” Nesâî Hadis no :1305.
Ey alemlerin rabbi olan Yüce Allah, dünyada bize ve bütün müminlere takva elbisesi nasip eyle yine takva elbisesi ile sana kavuşan mübarek cemalini seyreden mübarek kelamını işitip duyan ve en büyük bayramı idrak eden kullarından eyle.Âmîn

Ahmet ÖZKAN

29 Aralık 2020 Salı

KIRBAÇLAR VE İLAÇLAR

وما ارتدى بالعيش في دار فرقة
الاانما الراحات يوم التغابن

Şair ve kâil diyor ki : Ben bu ayrılık diyarı olan dünyada çok rahat bir hayat sürme sevdasında ve telaşında değilim, asıl rahatı Teğabun günü olan kıyamet günü Yüce Allah Lütfederse ben o günün rahatını düşünüyorum,
onu istiyor ve ona hazırlanıyorum.
Ebu Musa el eş’ari r.a dan gelen bir rivayette şöyle buyuruluyor : ” kim ki dünyasını severse o kişi
ahirene zarar vermiş olur Kim de ahiretini severse dünyasına zarar vermiş olur, siz bâkî olanını (ahireti) fânî olana (dünyaya) tercih edin.Sahih-i İbni Hibbân Hadis no : 759.
O’na salatü ve selam olsun Rasulullah Efendimiz sahih bir hadis-i şerifte şöyle buyurur : ” Dünya mü’min’in zindanı kafirin cennetidir” Müslim : 2956
Bunun anlamı şöyledir : Mü’min cennete gidince, rahata kavuşunca dünyanın ne kadar gam ve keder yeri olduğunu anlar, kafir de cehenneme gidince dünyanın onun için sansürsüz huzur ve rahatlık yeri olduğunu anlar.
müminin dünyada çektiği sıkıntıyı zorlukları musibetleri belaları sınavları bu pencereden görmesinde fayda vardır :
كل كسر الجاك الى الله هو جبر وان اوجعك
Seni Allah’a döndüren, ona iltica ettiren onunla barışmaya seni sevkeden her acı ve kırık, sana acı verse de, senin için bir nimet ve eksiğini tamir ve onarmadır.
Dünyadaki acılar ve kederler, musibetler, insanın bedenini belki de kalbini inciten kırbaçlar gibidir, acı verir ama işin iç yüzünde onu tedavi eden ilaçlar gibidir.
Alimler saadet’in üç hususta olduğunu söylerler,
Birincisi : Yüce Allah kuluna nimet verince şükreder
İkincisi : Yüce Allah kulunu imtihana çekince sabreder.
Üçüncüsü : Kul yüce Allah’a karşı bir günah işlerse ısrar etmeden tövbe eder istiğfar eder.
Görülüyor ki Yüce Allah’ın takdir buyurduğu sınavlara ve zorluklara, sebeplere sarıldıktan sonra yüce Allah’a tevekkül edip sabretmek saadet’in bir unsurudur.
Sonuç olarak şunu demek mümkün : Ey Allah yolunda meşakkat çekenler, taat ve ibadet edenler, hakkı yaşayıp hakkın yanında ve zulmün karşısında olanlar bu zorluk gidecek sevaplarınız taat ve ibadetlerinizin karşılığı dünyada da ahirette de Allah’ın izniyle sizi mesut edecektir.
Ey sadece dünyayı düşünenler makam mevki peşinde olanlar, kulların rızasını ve keyfini Allah’ın rızasına tercih edenler, ibadet ve taatdan uzak olanlar, buna mukabil günah ve ma’sliyetlerle iç içe olanlar dünyada iğreti ve geçici olarak sürdüğünüz Safa, gördüğünüz lezzet yok olacak, gidecek ve yaptıklarınızın günahı ve cezası iki dünyanızı karartacaktır.
Artık akıllı mümin hangi yolu ve hangi yaşamı seçmek isterse,kendi bileceği bir husustur.
Allah’ım bizlere ve bütün müminlere dünyada da ahirette de iyilik ve huzur nasip eyle ahiretini dünyasını tercih eden akıllı müminlerden eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

28 Aralık 2020 Pazartesi

BEDENİN VE KALBİN FIKHI

هذا هو الأمر والباقى من العبث

Aslolan budur,geri kalan abestir ve laf ü guzaftır.
Nedir aslolan, ve abes olan nedir sonra laf güzaf nedir ve ne demektir?
Bir müminin, dışını zahirini şeriat ile süslemesi, içini de Yüce Allah’ın murakabesi ile süslemesi asıl olandır bir taraftan bedenin ilmihalini bedenine uygularken, kalbin ilmihali ve fıkhını da kalbine derununa uyguluyor asıl olan budur buna tahliye denir yani dışını Kur’an ve sünnetin emirleri ve nehiyleri ile,içini de Yüce Allah’ın murakabesi ile süslüyorsa öyle bir mümin bahtiyar bir mümindir, muvaffak olmuş bir mümindir.
Bu, büyük bir iştir, çok azizdir ve nadirdir, işte aslolan da budur.
Böyle birisi iyi ve kaliteli bir Müslüman olmak için önündeki bütün engelleri kaldırmış olur, böyle biri kaliteli bir kul kaliteli bir Müslüman kaliteli bir sofu olmak için güzel bir yola girmiş demektir.
Bu iki ilmihalden uzak olan kişi, Kur’an’ı ve sünneti elinden geldiği kadar hayatına hakim kılmıyor ve dervişlikten dem vuruyorsa bu da laf ü güzaftır,içi bosz bir iddiâdır.
هنيئا لارباب النعيم نعيمهم
و للفقير المسكين ما يتجرع
Nimet sahiplerine nimetleri helal olsun bunlar turnayı gözünden vurdular fakat fakir miskin kimse bu iki ilmihalden mahrum olan kimse yolda kalmış yutkunup duruyor.
Bu iki husus yani dış ve iç temizliği ve düzgünlüğü birbirine mulazim ve ayrılmaz hususlardır aksi takdirde halkın gördüğü yerleri düzgün hale getirip hak’kın her şeyi görmekle beraber baktığı içi harab etmek bir mümin için uygun düşmez.
İmamı Şafii r.a bir beytinde bu hususlara dikkat çekerek şöyle buyuruyor :
فقيها وصوفيا فكن ليس واحدا
واني فحق الله اياك انصح
فذاك قاس لم يذق قلبه تقى
وهذا جهول فكيف ذو الجهل يصلح
Hem fakih ol hem sofi ol، yani hem dışını zahirini hem içini ve derununu parlak şeriata uydur, ve kalbini kalbin fıhına uygun hale getir, Allah rızası için ve Allah hakkı için ben sana nasihat ediyorum,sadece zahir ile uğraşıp manaya ulaşmayan kimse, kalbi katı kalır, tasavvufla uğraştığını iddia edip şeriatı ihmal eden ilmihali ihmal eden cahil kalır, cahil insan kendi ıslah olmamış ki başkasını ıslah etsin.
Zira sevgi aşk, seyr ve süluk,tasavvufta yapılan tüm şeyler maksat değildir, iyi bir kul olmak, yani düzgün bir ibadete ve ubudiyete vesilelerdir. Kulluğun ve ubudiyyetin üzerinde bir makam yoktur, daha önce de
arzettiğimiz gibi ibadet yüce Allah’ı razı eden her ameldir, ubudiyyet ise Yüce Allah’ın yaptığı her şeyden razı olmaktır.
Allah’ım bizleri sana layık bir kul Rasulullah efendimize layık bir ümmet eyle, taksiratımızı ve günahlarımızı bağışla, dışımızı ve zahirimizi, içimizi ve derunumuzu sana havale ediyoruz sen ıslah eyle Yarabbi.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

28 Aralık 2020 Pazartesi

HERŞEY BİR İMTİHAN

ربما اتت النعم في المحن
وربما اتت المحن في النعم

Belli olmaz, belki de nimetler imtihanların ve zorlukların içinden süzülüp gelir,yine belli olmaz belki de zorluklar
ve zor sınavlar nimetlerin içinden çıkıp gelir.
“Hanginiz davranışça daha iyi olduğunu deneyerek göstermek için
ölümü ve hayatı yaratan
O’dur.O güçlüdür, çok bağışlayandır.” Mülk suresi 2 ayet.
Ölüm de,hayat da kulların imtihanı için yaratılmıştır, dolayısıyla hayatta acı tatlı cereyan eden her şey bu çerçevede düşünülmeli ve
imtihan olduğu unutulmamalıdır.
“Her can ölümü tadıcıdır, sizi şer ile de hayır ile de deneriz ve bize döneceksiniz”Enbiyâ suresi 35 ayet.
Yani fakirlik te veririz zenginlik de,hastalık da veririz sağlık ve afiyet de, evlat da veririz alırız da dolayısıyla hanginiz yerine göre sabrediyor ve yerine göre şükrediyor, hanginiz sabretmiyor ve şükretmiyor ortaya çıksın diye bu imtihanı yapıyoruz.
Yüce Allah şübhesiz kuşatıcı ilmi ile ezelden ebede her şeyi biliyor, fakat hikmeti gereği kullarını şerle de hayırla da imtihan ediyor.
Yüce Allah yaptığından dolayı asla kimse onu sorumlu tutamaz O, istediği zaman herkese istediğini sorar.
Yüce Allah alınca verebilir, verince de alabilir, güldürür sonra ağlatır, ağlatır sonra güldürür. Her şey onun elindedir, kul bunu idrak etmeli ve buna böyle inanmalıdır netekim şöyle demişler :
لكل محنة منحة ولكل شدة شدة
Her zorluğun bir güzel karşılığı, hediyesi ve ödülü vardır,her şiddet ve tehlike için ciddi bir hazırlık ve toparlanma safhası vardır.
Yüce Allah kur’an-ı Kerim’de bir ayeti kerimede zorlukla kolaylığın bir arada olabilecegini şöyle ifade buyuruyor :
فان مع العسر يسرا ان مع العسر يسرا
“Demek ki zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Evet, doğrusu Her güçlüğün yanında bir kolaylık vardır” İnşirah suresi 5,6 ayetler.
O’na salat ve selam olsun Rasulullah efendimiz de
” Bir zorluk iki kolaylığı asla yenemez” Beyhakî Şuab ül İmân Hadis no : 3263 .buyurarak hem ayeti kerime’ye bir açıklık getirmiştir, hem de meşhur bir nahiv kaidesine işaret buyurmuştur.
Arapçada marife ve nekire diye iki kelime var,
Marife ne kadar tekrar edilirse tektir, ama nekire tekrar edildiği kadardır.
bu kısa yazımıza son vermeden şu hususu da arz etmeyi uygun buluyorum : Sevinçte de hüzünde de, acı da ve tatlı da da, fakirlikte ve varlıkta da, hastalıkta ve sağlıkta da önemli olan kul her halükarda yüce Allah’a iltica etmeli ona dönmelidir,kendisi beşer olarak Kur’an ve sünneti rehber edinerek sebeplere sarılmalı sonra işini yüce Allah’a havale etmelidir, çözümü ondan beklemelidir.
Müminler en neşeli oldukları gün olan bayram günü kıldıkları Bayram namazında tekbirler getirirler, en üzgün oldukları zaman bir yakınlarının vefatında kıldıkları cenaze namazında da tekbirler getirilir bunun bir çok hikmeti ve anlamı vardır,birisi ve belki en önemlisi şudur : En sevinçli anımızda da en üzgün ve hazin anımızda da tek ilticâgâhımız ve tek çaremiz yüce Allah’tır.
Bugün dünyayı kasıp kavuran kaynağı meçhul hedefi meşhur hastalık ve benzeri durumlarda da yüce Allah’a, kudreti sonsuz güçlü kuvvetli olan yüce Allah’a dönmeli duaya tazarru’ve niyaza hız vermeliyiz göreceğiz ki Yüce Allah kapısına geleni eli boş çevirmeyeceği gibi, dünyaya, insanlara ve müslümanlara, bu hastalığı reva görenleri de
karşılıksız bırakmayacaktır.
Ey alemlerin rabbi olan Yüce Allah bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi her hal ü kâr’da sana dönenlerden, kapında bekleyenlerden, kapında Saadet bulanlardan ve açılan kapıdan girecek olanlardan eyle.Âmîn

Ahmet ÖZKAN

27 Aralık 2020 Pazar

DUÂ

بسم الله الرحمن الرحيم الحمد لله رب العالمين والصلاة والسلام على سيدنا محمد وعلى اله واصحابه اجمعين اما بعد .
اللهم انك قلت وقولك الحق ادعوني استجب لكم فها نحن ندعوك فاستجب لنا يا رب العالمين بفضلك ومنك وكرمك.
اللهم ان الامر امرك وان الخلق خلقك وان القضاء قضاؤك ولاحول لنا ولاقوة الا بك لا اله الا انت سبحانك انا كنا من الظالمين ربنا مسنا الضر وانت ارحم الراحمين
اللهم عجل لنا الفرج يا لطيف الطف بنا وارفع عنا العناء والبلاء والوباء اللهم لا تجعل مصيبتنا في ديننا واحفظنا وانت خير الحافظين.

Rahman ve rahim olan Yüce Allah’ın adıyla, alemlerin rabbi olan yüce Allah’a hamdu ü senâ Efendimiz Hazreti Muhammed’in âli’nin ve ashabı’nın üzerine salat ve selam olsun.
Ey yüce Allah’ım ‘”bana dua edin ben de icabet edeyim” diye buyurdun, va’din ve sözün haktır, işte biz sana dua ediyoruz, lütfunla kereminle ve minnetinle duâlarımızı kabul eyle.
Allah’ım bütün işler, emir ve fermanlar Senindir, insanlar senin kullarındır, kaza ve hüküm Senindir ,eğer
bizden bir taat ve ibadet sadır olduysa ancak sen muvaffak ettiğin için sâdır olmuştur, eğer ma’siyet ve günahlardan uzak kalabiliyorsak sen engel olduğun için uzak kalabiliyoruz.
Allah’ım senden başka ilah yoktur seni her türlü noksanlıktan tenzih ediyoruz ve şübhesiz biz kendi nefislerimize zülmettik.
Ey Celal ve ikram sahibi olan Yüce Allah belâlardan, ortalığı ve kullarını rahatsız eden bu hastalıktan ve tüm emrâz-ı zâhiriyyeden ve ma’neviyyeden bizleri halâs eyle.
Böyle bir şiddet insanların ve sana iman eden müslümanların başına geldi ve sen,Erhamurrâhimînsin,
merhamet edenlerin en merhametlisi sensin.
Ey yerleri ve gökleri daha önce sebkat etmeyen bir sekilde yaratan yüce Allah, indinden, katından bize acil bir çıkış yolu lütfeyle.
Ey Latif olan Yüce Allah bize lutfunla davran ve merhamet eyle, bu sıkıntıdan bu beladan
bizleri halas eyle.
Allah’ım musibetimizi dinimizde kılma, dünyada ve ahirette bize afiyet ihsan eyle
Ey Hâfız ve hafîz olan Yüce Allah bizleri hıfzeyle, şüphesiz hıfzeden ve koruyanların en hayırlısı sensin.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

27 Aralık 2020 Pazar