GAYRET (19) RAMAZAN 2021



بقدر الجهد تكتسب المعالى
ومن رام العلى سهر الليالى

(Asıl kasdedilen ahiretteki yüksek derece ve makamlardır ama, dünyadaki)yüksek makam ve dereceler de ancak ve ancak cehd ve gayretle kazanılır, dünyada gösterilen çabaya göre sonuç şekillenir.
Bu makam ve mertebeler bedel ister, kim gerek dünyada ve gerekse de ahirette yüksek mertebe ve makama talib ise,(gözünü oralara diktiyse, fedakarlık yapıp) geceleri dolu dolu geçirmek için(bir miktar). uykusundan fedakarlık yapacak( beşer olarak elbette dinlenecek ama önündeki uzun yolculuğu ve hedeflediği-eğer hedeflediyse tabi- yüksek, şerefli makam ve mertebeleri hesaba katarak gayret etmelidir.)
Dünyada makam ve mekî sahibi olanların, yüksek makamlarda oturanların bu makamlara layık olup olmadığını bizler bilmesek bile yüce Allah biliyor.
Dünyadaki yüksek mevkî ve mertebeleri isgâl edenlerin bazıları süzülerek,bazıları da sürünerek buralara gelmiş olabilirler.
Süzülerek makam elde edenler ve bu aşamaya gelenler, alın teri dökmüş, çalışıp çabalamış ve hakkıyla buralara gelmişlerdir.
Bundan sonra onlardan beklenen, makamın hakkını vermek ve yüce Allah’ın kullarına yardımcı olmaktır.
Dünyadaki mevkilere sürtünerek gelenler ise hem kendileri,hem de kendilerini buralara haksız yere getirenler âhirette de sürünebilirler.
Şâir’in bahsettiği ahiretteki makam ve cennetteki dereceler ise, sadece ve sadece yüce Allah’ın rahmeti ve kişinin taat ve ibedeti, bedel ödemesi ve salih amelleri ile elde edilir, mümkün olur.
Mesela âhiret günü cennette “Rayyan” isimli kapıdan ancak oruç tutanların girebileceği gibi.
Sehl b.Sa’d es Sâidi’den gelen bir rivayette Resulullah efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Cennette bir kapı vardır ona Reyyan diye isim verilir, kıyamet günü denir ki: Hani oruç tutanlar? Reyyan kapısından cennete girmek ister misiniz hadi buyurun kim o kapıdan cennete girerse bir daha asla susamaz(susamaz ama ondan sonra içtiği şeyleri lezzet olsun diye içer susadığı için değil) Rayyan kapısından cennete girenler girdikten sonra kapı kapanır ve onlardan başka hiç kimse o kapıdan cennete girmez”
Buhari Hadis no : 1896
Yüce Allah dünyada iken gayret edip çaba sarf edenlerden bahsediyor ve buyuruyor ki :
“Korku ve ümit içinde rablerine ibadet ve dua etmek üzere vücutları yatak görmez”
Secde Suresi 16 Âyet.
Ey âlemlerin rabbi olan yüce Allah’ım! bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi çok şükredenlerden ve çok sabredenlerden eyle, ahirette dereceleri taksim ederken katında ve indinde derecelerimizi âlî eyle,Rayyân kapısından cennete girecek olanlardan eyle. Amîn.

Ahmet ÖZKAN

30 Nisan 2921 Cumâ

İLİM VE AKIL(18) RAMAZAN 2021



وليس العلم في الدنيا بفخر
اذا ما حل في غير الثقات
ومن طلب العلوم لغير ربي
بعيد ان تراه من الهداة

Eğer ilim, dünyada güvenilir insanlara mal olmamışsa,o insanların ilimleri ile övünüp iftihar etme hakları yoktur.
Kim ki ilmi Rabb’imin rızası için değil de, başka gayeler ve maksatlar için tahsil ettiyse, o kimseler hidayetten ve doğru yoldan uzaktırlar.
Çok şerefli, üstün ve kiymeti olan ilmin, islâm dininde üç sebebi ve kaynağı vardır :
Vahiy, beş duyu ve akıl.
Bu şerefli olan ilmin kaynaklarından biri olan akıl’da, şübhesiz çok kıymetli ve çok şereflidir.
Birçok müfessir’e göre İsrâ suresinin 70. Âyetinde geçen “Tekrîm” den maksad akıldır,yani yüce Allah’ın insanoğlunu tekrimi ve üstün kılması akıl iledir.
“Andolsun biz insanoğluna şan, şeref ve nimetleri verdik”
İsrâ suresi 70.Âyet.
Bu üstünlüğün,şan ve şerefin,bu nimetin en başta gelen tefsiri akıl’dır.
Yüce Allah kim’e hidayeti nasip ettiyse işte o akıllı bir mümindir, zira böyle biri kıymetli bir hazineye sahip olmuştur.
Bu hazine, şüphesiz yeterli bir ilim ve o ilmi kullanmayı bilen sahih ve Selim bir akıldır.
Abdullah b Mübarek’e r.a soruyorlar: Bir insana verilen en kıymetli şey nedir? Doğuştan verilen fıtrî bir akıl diyor, peki böyle bir aklı yoksa? Böyle bir aklı yoksa güzel bir edeb ve terbiye de yeter diyor, o da yoksa diyorlar? O zaman istişare edeceği salih bir dostu olsun diyor,o da yoksa diye soruyorlar? Buyuruyor ki: O zaman sussun ve diline sahip olsun, peki bütün bunlara rağmen susmuyor ve dilini tutmuyorsa ne yapsın diye soruyorlar? Buyurdu ki : O zaman acil bir ölüm(yani böyle birisinin ölmesi yaşamasından kendisi için daha hayırlıdır).
Manevi ve dünyevi bilgilerin araştırılması demek olan ilim, Allah için tahsil edilmediğinde faydası yoksa, ve sahibi bundan sorumlu ise, 1934 te Türkçemize giren ve dilimize giriş gayesi manevi araştırmalarda ve fiziki araştırmalarda kullanılacak olan terimlerin ayrılması olan ve sadece dünyevi bilgileri araştıran bilim için ve bunu tahsil eden bilim adamları için ne demeli?
İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir,sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır.
Özet olarak ilminin gayesi kişinin kendini dolayısıyla yüce Allah’ı tanıması ise Peki bilimin gayesi nedir?
Bilimin ve bilim adamlarının gayesi nedir biz bilmiyoruz, ama şunu biliyoruz: Bilim adamları dünyayı yıkıp yeniden yapsalar, bir daha yıkıp bir daha yeniden daha güzelini yapsalar, dünyanın bütün fakirlerinin doyursalar niyetleri Allah değilse, beş kuruşluk sevapları olmaz.
Hz. Aişe validemiz r.a Rasulullah efendimize sordu: Ey Allah’ın Rasulü Abdullah b.Cud’an cahiliye devrinde sıla-i rahim yapıyordu,(fakirlere) yemek veriyordu, bu ona âhirette fayda verir mi? Rasulullah efendimiz buyurdu ki: “Hayır, fayda vermez çünkü ( bu bahsettiğin kişi) bir gün bile “Allah’ım din günü (kıyamet günü)benim günahımı mağfiret eyle dememiştir”
Müslim Hadis no : 214
Bilime tapan Allah’ı ve ahireti yok farz eden veya öyle davranan ilmi ve alimleri hor gören adetâ milletle alay eden, Kur’an ve hadisi ya rafa kaldırmış veya bu yeni dünya düzeninde olmaması gerekir diyen, helale haram, harama helal diyen ve bunu bilimsellik adı altında yapan ve bütün bunlara rağmen ben müslümanım diyebilen kimselerin dikkatine sunulur.
Tam kapanmanın olacağı bugünlerde içki satışı da yasaklandı bizlere göre içki satışının yasaklanması son derece güzel ve olumlu bir karardır. Bu kararın insanlara,dine, akla,nefse, nesle ve mala faydası vardır. Keşke haram olan içki hep yasak olsa.
İthal bir bela olan Corona için oluşturulan bilim kurulunda görevli bir bilim insanı, hükümetin içki satışına getirdiği kısıtlama için şöyle diyor:
“Hayretler içindeyim, çok yersiz, bu inanılmaz bir şey,hiçbir akıllı tarafı yoktur”.
Bizim de bu bilim insanına şunu deme hakkımız yok mu? Biz de diyoruz ki: Sayın bilim kurulu üyesi! Sizin bu karara tepkinizi hayretle karşılıyoruz, yersiz konuştunuz, bu söylediğiniz inanılmaz bir şey, söylediğiniz şey milletin ve memleketin faydasına değildir.
Bu bilim insanına şunu da söyleyebiliriz Müslüman bir ülkede özellikle haklı gerekçelerle satışı kısıtlanan icki hakkında görüşünüz böyleyse, üyesi bulunduğunuz Corona bilim kurulunda bu hastalıkla ilgili millete söyleyeceğiniz ve önereceğiniz hususlar şüphelere tereddütlere yol açabilir,size güven sarsılır.
Başta ilgili bakan olmak üzere, bilim kurulu üyelerinin bu sayın kurul üyesini kurul üyeliğinden azledip içkisi ile başbaşa bırakmalarını önermek bizim de hakkımız olsa gerek.
Ey alemlerin rabbi olan Yüce Allah! Bizi ve bütün müminleri haram kıldığın şeyleri haram bilen ve böyle inanan, helal kıldığın şeyleri de helal bilen ve böyle inanan, haramların tümünü terkeden, günahlardan kaçan ,mağfiretine mazhar olan akıllı kullarından eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

29 Nisan 2021 Perşembe

AKIL (17) RAMAZAN 2021



رايت العقل عقلين
فمطبوع ومسموع
فلم ينفع مسموع
اذا لم يك مطبوع
كما لا تنفع الشمس
وضوء العين ممنوع

Aklı iki olarak gördüm, birincisi natbû’ olan ve doğuştan gelen akıl,ikincisi mesmû’ olan ve tecrübelerle kazanılan akıl.
Matbû’olan akıl olmazsa eğer,mesmû’ olan akıl da olmaz, gözleri görmeyen kişi için, güneş ışığının fayda sağlamadığı gibi.
Akıl, engelleyen,tutan, bağlayıp hapseden gibi anlamlara gelir.
Akıl,sahibini din ve dünya tehlikelerine karşı korur, bu tehlikelere girmesini engeller,onu doğru çizgide tutup adetâ onu hakkın üzerinde bağlar.
Akıl,aynı zamanda alan manasına geliyor, nasıl ki el görünen şeyleri tutup alıyorsa, akıl da görünmeyen manevi şeyleri fikirleri ibretleri alır.
Bir el, felçli veya kesilmiş olunca, bir şeyi alıp tutamadığı gibi, heva ve hevese, şehvetlere, bâtıla teslim olmuş, mevziyi terk etmiş bir akıl ağyâr tarafından esir alınmış bir akıl da, felçli el misali kendisine faydalı olan fikirkeri ibretleri ve dersleri alamaz.
Şüphelerin fitnesine ve şehvetlerin fitnesine yakasını kaptıran bir akıl işte böyle illetli bir akıldır,
böyle bir akıl dünyaya yanlışa harama da kayma tehlikesi geçirir ve sahibini hayvanlardan daha aşağı bir derekeye düşürür.
Böyle bir insanda meâş aklı vardır ama,meâd aklı yoktur.
Bütün bu illetlerden, haramlardan, zararlı akımlardan uzak olan bir akıl ise, meâd aklıdır ve sahibini meleklerin seviyesine ve derecesine ulaştırır.
Melek ile hayvan arasında bir varlık olan ve hem meleklerin aklını ve hayvanların şehvetini kendisinde barındıran insan’ın aklı, şehvetine galib gelirse meleklerin derecesine,şehveti aklına galib gelirse hayvanların derekesine ulaştırır.
Yukarıda geçen meâd aklı, ahirete hazırlık yapan akıl,meâş aklı ise, sadece dünyaya çalışan akıldır.
Yüce Allah’a ve âhirete inanmayanlarda bu anlamda meâd aklı yoktur, kendilerine ve insanlara zarar veren çevreyi ve dünyayı kirleten, insanlara zülmeden ve zulmettiren, laburatuvarlarda virüs ve bakteri hazırlayan ve bir biyolojik silah olarak dünyayı kasıp kavuran meâş aklı, iblis aklı vardır.
Bu anlamda akıl itibariyle insanlar dörde ayrılır:
1-) Ahireti dünyaya tercih edenler, bunlar AKILLI.
2-) Dünyayı ahirete tercih edenler,bunlar AHMAK.
3-) Ahireti temelli terkedenler,bunlar DELİ.
4-) Dünyayı temelli terkedip kazanmayı bile bilmeyenler,bunlar EBLEH.
Bu son kısım genelde yeryüzünde meçhul ama gökyüzünde meşhur olan kimselerdir.
Yüce Allah bizlere ve bütün müminlere, sahibini sırat-ı müstakîm’de sabit
tutan, sahih selim bir meâd aklı, dünyayı da helal’dan kazanıp sahibini veren el sahibi kılan bir meâş aklı nasib eylesin.
Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

28 Nisan 2021 Çarşamba

MAĞFİRET, ĞÂFIR,ĞAFÛRĞAFFÂR (16) RAMAZAN 2021



الهى عبدك الضعيف قد اتاك
مقرا بالذنوب قددعاك
فإن تغفر فأنت أهل لذاك
وان تطرد فمن يرحم سواك

Ortası mağfiret olan Ramazan ayı’nın mağfiret
günlerini yaşıyoruz.
Allahım senin(en) zayıf kulun olan ben(ve benim gibi her bir kul’un)
sana(affına ve kapına)geldi,
Günahkâr olduğunu itiraf ederek sana dua ediyor ve (yalvarıp yakarıp sesleniyor),
eğer(kuluna) mağfiret edersen senin mağfiret etmeye gücün yeter ve mağfiret etmek senin şânındandır,yok eğer tard eder de (Allah korusun kapıyı yüzümüze kapatırsan),senden başka kim bize merhamet edecek? (hiç kimse merhamet etmez edemez).
Yüce Allah’ın Esma’ül hüsna’sından olan üç mübarek isimden burada bahsetmek nasip olur.
Kur’an-ı Kerim’de hiç bir ayet diğer ayetin, hiçbir kelime diğer kelimenin yerine geçmez, dolayısıyla iştikakları ve kökleri aynı olsa bile Ğâfır, Ğafûr ve Ğaffar mübarek isimlerinin anlamları farklılık arz edebilir.
Bu mübarek isimlerin ortak anlamı günahları örtmek ise de, alimler ve dil bilginleri bazı farkları dile getirmişlerdir.
Birçok alim,mağfireti, af’tan daha belîğ ve kul’un lehine daha yakın görmüşlerdir.
Zira Yüce Allah bir kulunu yaptığı günahtan dolayı affettiğini düşünelim, affettikten sonra o kuluna niye bu günahı yaptın diye kınayıp zemmetmez ve mahcup etmez,etmez ama sevap vermeyebilir.
Mağfirette ise, onun günahını örttüğü gibi bunun yanında ona sevap da verir, rahmet ise kulun ikinci defa o günaha girmesini engeller, önler.
Kökleri aynı bile olsa, madem manaları değişiktir o halde bu üç mübarek ismin manaları nedir?
ĞÂFIR : müminin günahını divanı’ndan
( amel defterinden) siler. Bu mübarek isim,ilm-el yakin sahipleri içindir. Yine bu mübarek isim kendi nefsine veya başkasına zülmedenler içindir. Ayrıca Yüce Allah’ın bir tek günahı mağfiret etmesi noktasından bu mübarek ismin tecellisi vardır.
ĞAFÛR : Kul’un günahlarını meleklere unutturur, ayn-el yakîn sahipleri içindir çok zulmedenler içindir.Aynı zamanda aldırış etmeden günahları mağfiret edip gunah sahibini de sorgulamadan tecellî eden mübarek isimdir.
ĞAFFÂR : kul’u mahcup etmemek için kendi günahını kendisine bile unutturandır. Hakk-al yakin sahipleri içindir. Aşırı zulmedeni affettiği için ve kul’un mağfiret edileceğini tahmin etmediği büyüklükteki günahları bu isimle mağfiret ettiği için, bu mübarek isim ile tecelli etmiştir.
Ey Ğafûr Ğâfır ve Ğaffâr olan Yüce Allah’ım! Ramazan’ın bu mağfiret günlerinde bizlere ve bütün müminlere, hayatta olan ve vefat edenlere mağfiret eyle.
ربي اغفر لي ولوالدي وللمؤمنين يوم يقوم الحساب
“Rabbimiz! hesap kurulacağı gün beni anamı babamı ve müminleri bağışla”
İbrâhim suresi 41.Âyet.
ÂMÎN.

Ahmet ÖZKAN

27 Nisan 2021 Salı

ÜMMET (15) RAMAZAN 2021



كنتم خير أمة أخرجت للناس

“Siz, insanlar için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz”
Âl-i imrân suresi 110 Âyet
Topluluk manasına gelen ümmet aynı zamanda bir inanç etrafında toplanan İnsanlar anlamına da gelir.
Ümmet kelimesindeki m(م) mim harfine geçen bir yazıda deyinmiştim.
Bugün kaç çeşit ümmet var, ve bu çeşitleri zihnimize yaklaştıran bir örnekle yetinelim.
Üç çeşit ümmet vardır.
1-) DAVET ÜMMETİ: O’na salât ve selâm olsun Rasülullah efendimiz vahiy ile müşerref olup Peygamberliğini ilan ettiği andan kıyamet gününe kadar bütün insanlar arabı,acemi,doğulusu, batılısı inananı inanmayanı Yahudisi Hıristiyanı kısaca herkes Rasülullah efendimiz’in davet ümmetidir
Kendilerine davet ulaşmayanlar hariç herkes Rasülullah’tan ve O’na inen Kur’an’dan sorumludur.
2-) İCABET ÜMMETİ: Kur’an-ı Kerim’in ve Rasülullah efendimiz’in kutsal çağrısına icabet eden ve İslam’a giren herkes Rasülullah’ın icabet ümmetidir.
3-) HİDAYET ÜMMETİ: Gücünün yettiği kadar Kur’an ve sünnet’i rehber edinerek istikamet üzere yaşamaya çalışanlar Rasülullah efendimizin hidayet Ümmetidir.
Bu yazımızı daha iyi anlaşılsın diye bir örnekle bitirelim;
Evdesiniz,pencereden baktınız, sokakta Yüz(100) kişi geçiyor pencereyi açıp hepsini mesela yemeğe veya çay’a davet ettiniz,elli(50) kişi geldi,elli( 50) kişi gelmedi, gelen elli(50) kişiye dediniz ki: Şöyle bir plan-projemiz var bize yardımcı olmanızı istiyoruz, Yirmibeş(25) kişi tamam biz her şeye rağmen size yardımcı oluruz dediler, diğer Yirmibeş (25) kişi dedi ki: Plan-projeniz güzel ama biz size bu konuda yardımcı olamayacağız.
Bu örnekte yüz(100) kişi davet ümmetidir,elli (50) kişi İcabet ümmetidir, Yirmibeş (25) kişi ise hidayet ümmetidir.
Bizler hata ve sevabımızla -inşaallah- hidayet ümmetiyiz,bütün çabamız, bu hidayette ve sırat-ı müstakimde sabit kadem olmak ve istikameti şaşırmamak
olmalıdır.
Onun için hergün onlarca defa “İhdinassırat el müstakim’ Allah’ım bizi müstakim yola, en doğru yola hidayet eyle diye dua ediyor ve kapıyı çalıyoruz.
Yüce Allah’ın bu en sağlam kapısından bir an bile ayrılmamak duasıyla Allah bizlerin ve bütün mümin kardeşlerimizin bu günümüzü dünden, yarınımızı da bu günümüzden daha verimli ve hayırlı kılsın inşaallah.
Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

26 Nisan 2021 Cumartesi

İLK VE SON İNEN AYETLER (14) RAMAZAN 2021



فذكر بالقران من يخاف وعيد

“Tehdidimden korkan kimseleri Kur’an ile uyar”
Kâf suresi 45.Ayet.
Yüce Allah’ın tehdidinden ancak müminler korktuğuna göre, o halde bu mübarek hitabın muhatabı müminlerdir.
Müfessirlerin beyanına göre kur’an-ı kerim’den ilk inen ayetler Mekke-i Mükerremede nazil olmuştur ve alak suresinin ilk 5 ayeti kerimesidir.
“Yaratan rabb’inin adıyla oku! O, insanı alaktan yaratmıştır.Oku kalemle( yazmayı) öğreten,insana bilmediğini öğreten Rabbin sonsuz kerem sahibidir”
Alâk suresi 1-5 Ayetler.
Bilindiği gibi bu ayeti kerimeler okumanın öğrenmenin kalemle yazmanın şerefinden bahsediyor.
Medine-i Münevverede ilk inen sure mutaffifîn suresidir ve mutaffifin suresi ciddi bir uyarı ile başlamaktadır.
“Ölçü ve tartıyı eksik yapanların vay haline, onlar insanlardan ölçerek bir şey aldıklarında tam ölçerler, onlara vermek için ölçüp tarttıklarında ise haksızlık yaparlar, onlar o büyük gün diriltililecelerini akıllarına getirmiyorlar mı? – ki işte o gün insanlar âlemlerin rabb’inin huzuruna çıkacaklar-“
Mutaffifîn 1-6 Ayetler.
Rasulullah Efendimiz bu dünyadan göçmeden yedi gün veya dukuz gün önce yani kendisine en son nazil olan ayet de şudur:
“Bir günden sakının ki, onda Allah’a döndürüleceksiniz sonra kimseye zülmedilmeden
herkese hak ettiği tam olarak verilecektir”
Bakara suresi 281 Ayet.
SONUÇ : Sonuç herkese malum ama,bu mübarek ayet-i kerimeler’den şu anlamı çıkarmak mümkündür.
Ey ilim okuyanlar, ey kalemle yazanlar, ey bilenler ve ey tartı ve ölçüde ve insan hak ve hukuku konusunda haksızlık yapanlar başta olmak üzere, ey şunlar ve ey bunlar, ey amirler memurlar,ey fakirler zenginler siyahlar beyazlar kısacası ey tüm insanlar Yüce Allah’ın huzuruna varacağınız günü hesaba katın o gün herkes hakettiğini tastamam alacaktır.
Şunu da anlamak mümkündür: Ey alimler, bilim adamları,bilenler, biliyoruz diyenler sizin bu bildikleriniz ve yaptıklarınız sizi takvaya yaklaştırmıyorsa, ötesini siz düşünün.
Ey alemlerin rabbi olan Yüce Allah’ım bilmediğimizi öğrenmeyi bildiğimiz doğruları yaşamayı, mümkün olduğunca Seni tanımayı ve bu mübarek ramazan ayında hayırlar yaparak iyilikler yaparak yanlışlardan kaçarak uzaklaşarak sana mânen yaklaşmayı bize ve bütün mümin kardeşlerimize nasip eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

25 Nisan 2021 Pazar

BAŞKA AÇIDAN ORUÇ




جاء رجل الى النبي صلى الله عليه وسلم فقال يا رسول الله علمني واوجز قال: اذا قمت فى صلاتك فصل صلاة مودع ولا تتكلم بكلام تعتذر منه واجمع الياس عما في ايدي الناس.

Adamın biri Rasulullah efendimize geldi ve dedi ki: Ey Allah’ın rasulü bana bir şeyler öğret ama kısa olsun.
Rasulullah efendimiz şöyle buyurdular : “Namazına( kılmak için) kalktığın zaman vedalaşan(ve sanki bir yolculuğa çıkacak) birisinin namaz kıldığı gibi namaz kıl, sonunda özür dileyeceğin sözü söyleme, ve insanların elindeki mallarından umudunu kes(gözün onların mallarında olmasın)”
İbni Mace Hadis no:3381.
Hadis-i Şerif’te konumuzla ilgili olan birinci maddeye deyinelim; Hadis şârihleri
“Vedalaşan kişinin namaz kılışı” mübarek sözüne şöyle anlam vermişlerdir:
1-) Ellerini kaldırıp iftitah tekbiri aldın mı, bütün dünyalıkları ve Allah’tan gayri her şeyi,yani masivayi arkanda bırak,bırak ki yüce Allah ile aranda bir engel oluşturmasın.
2-) Kıldığı namazdan hemen sonra dünyadan göçecek bir kişinin kılacağı son namaz gibi namaz kıl.
Yani ecelin yaklaştı,son anlarını yaşıyorsun, gidiyorken ve son nefeslerini teslim ederken güzel bir amelin olsun.
Rasulullah efendimizin Bu mübarek sözünden şunu anlasak yanlış olmaz kanaatini taşıyorum, elimizde kalan günler ile bu Ramazan’ı SON RAMAZANMIŞ GİBİ
tutalım.
Eğer kılacağımız bir namazı son namaz imiş gibi kılarsak nasıl kılarız? Gücümüzün yettiği kadar en düzgün şekilde kırarız.
Tutacağımız Ramazan orucunu son Ramazan imiş gibi tutarsak nasıl tutarız? Gücümüzün yettiği kadar her manada mükemmel ve bizi de tutacak olan bir oruç şeklinde tutarız.
Rasulullah efendimizin bu mübarek Hadisi’nin konumuzla ilgili olan cümlesinden şunu da anlamak mümkündür:
Her alıp verdiğimiz nefesi, son nefes imiş gibi kabul ederek gafletten uzak ve huzur içinde alıp vermemiz, alınıp verilen her nefeste var olan iki nimet(nefes alırken ve nefes verirken) için iki Şükr’ün vacib olduğunu görmemiz gerekiyor.
Eceli yaklaşan bir insan,tam ruhunu teslim edeceği zaman, ya aldığı nefesi veremiyor, veya verdiği nefesi alamıyor dolayısıyla nefes deyip geçmeyelim bir nefes bile çok kıymetlidir,zira daha önce denmişse o an “Lâilâhe illellah” dese Resulullah efendimizin müjdesi ile cennetliktir.
Rasulullah efendimiz bu hususta şöyle buyurmaktadır:
” Kimin son sözü lâ ilâhe illallah olursa cennete girer”.
Ebu Davud Hadis no: 3116.
DİKKAT: ölen bir mümin diyelim ki kelime-i tevhidi söylemeden öldü inancımıza göre eninde sonunda cennete girer, o zaman söyleme fırsatını yakalayamayan da cennete gideceğine göre aradaki fark nedir? Kelime-i tevhidi söyleyerek vefat eden cennete ilk gireceklerle beraber girer ve cehenneme girmez.
İbni Âbidîn Redd ül Muhtâr: 2/190
Câmiussagîr suyutî: 5/367.
Ey rahman ve rahim olan Yüce Allah’ım bizleri ve bütün müminleri bu şuur ve anlayış, bu düşünce ve ince kavrayış içinde namaz kılan oruç tutan nefes alıp veren ve bu dünyadan göçerken son nefesini teslim ederken son sözü lâ ilahe illallah olanlardan eyle. Âmîn.

24 Nisan 2021 Cumartesi

DÜNYAYA GELDİĞİMİZE DEĞSİN (12) RAMAZAN2021



لقد غرسوا حتى اكلنا واننا
لنغرس حتى ياكل الناس بعدنا

Bizden öncekiler gayret edip ekmişler ve biz bugün onların ektiklerini biçiyor ondan istifade ediyoruz.
Bize düşen görev de şudur ki, biz de ekelim ve bizden sonra gelenler ektiklerimizi biçsin,yesin ve istifade etsinler.
Bu ekilen şey sadece maddi olmayıp, manevi ekine de şamildir, kalbe beyne,zihne dini yaşam’a takva’ya, ahiret azığına hizmet eden her türlü maddi-manevi ekin,te’lif edilen eserler, tefsir hadis fıkıh ahlak tasavvuf dalında ve diğer dallarda, hayır kurumları ve buna benzer şeyler o ekim kısmına dahildir.
Madem bizden önce
Gelenler hayırlı ve güzel şeyler ekip bize miras bıraktılar, biz de elimizden geldiği kadar hayırlı ve güzel şeyler ekip bizden sonraki nesillere bir yad-ı cemil olarak bırakmalıyız.
“VE MADEM DÜNYAYA GELDİK GELDİĞİMİZE DEĞSİN”.
Bu cümle bir kitabın özetidir ve yüzlerce sayfalık bir kitabın özeti olmağa değer bir cümledir.
Nasıl ki ilmin özeti tevhid,amelin özeti istikamet ve ticaretin özeti kâr ise, aynen böyle âhirete hazırlık ile ilgili yazılan hacmi büyük bir kitabın da özeti,hatta kitabın kapağı bu cümle olabilir, olmalıdır da.
Bir insan’ın çocuk olarak dünyaya gelinceye kadar olan aşamaları, çocukluk devresini, gençliğini evliliğini, çocuk sahibi olduğunu, yaşlandığını ve öldüğünü düşünelim, çektiği ve çektirdiği sıkıntıları, yediği tonlarca nimeti içtiği tonlarca suyu,onu kuşatan sayısız nimetleri düşünelim,ve bu insan bütün bunları gõrmüyor da, dünyaya niçin geldiğini,görevinin ne olduğunu merak etmiyor,õlüm ve ötesini, berzah’ı,haşr u neşri, hesap günü hesap vereceğini, cenneti ve cehennemi hesaba katmadan yaşıyor.
Bu dünyaya bir daha gelemeyeceğini de biliyor, böyle bir insan müslüman olsa bile buna akıllı denir mi? Denmez.
Zira böyle biri kendisine verilen bunca nimete ve mevhibeye kiymet biçmemiş, tam tersi nankörlük yaparak bu nimet ve atiyyeleri gaflet ve ma’siyette kullanmıştır, dünyaya geldiğine değer bir amel işlememiştir.
Akıllı ve mü’min bir kul ise bir bakışın ve bir tebessümün bile hakkını veren, yüce Allah’ın nimetlerini takdir eden,istifade ettiği kullara karşı kadîrşinas olan,nefsini sorgulayan ve nefesini beyhûde alıp vermeyen bu dünyaya bir daha gelemeyeceğini bilen, dem bu demdir diyen ve kollarını sıvazlayan,azık toplayan ve dünyaya bir defa geldim bir daha gelemiyeceğim deyip geldiğine değer güzel işler yapandır.
Bu kısa yazıyı bir örnekle bitirelim; Bir grub arkadaş bir grub olarak hacca gittiler, başlarında din görevlileri ve kafile başkanları da var, bir ay o mübarek topraklarda, Mekke’de ve Medine’de kaldılar, tanıştılar kaynaştılar ve birbirlerini çok sevdiler.
Bu hacıların hepsi bir şehirde oturuyor, sadece onlardan biri 200 km uzakta bir şehirde oturuyor.
Yurda döndüler, aradan aylar geçti, filan şehirde oturan hacı, diğer hacı arkadaşlarını yemeğe davet etti, otobüs kiraladılar, din görevlilerini de alarak davete icabet edip gittiler.
Ev sahibi arkadaşlarını çok güzel karşıladı, oturdular sohbete ve hac hatıralarına daldılar.
Bir taraftan yemekler pişerken diğer taraftan ev sahibi hac murafıklarına çay kahve ikram ediyor.
Kısa süre zarfında çaylar ve kahveler bitince kafile başkanı arkadaşlarına dediki: Hazırlanın dönüyoruz.
Düşünün bu kafile bir ay mukaddes topraklarda beraber kalmış, aylardır görüşmemişler, otobüs kiralayıp davete icabet
etmişler, 200 kilometre gelmişler 200 kilometre geri gidecekler ve daha ev sahibinin zahmet ve masraf ederek aşkla şevkle hazırladığı mükellef yemekleri yememişler.
Şimdi o Hacılar kafile başkanına deseler ki: Ya hu hocam 1 ay beraber kaldık, aylardır görüşemiyoruz ev sahibi masraf etti, zahmet etti yemek hazırladı bir de biz daha çayı kahveyi yeni içtik bir saat bile geçmedi 200 kilometre geldik 200 kilometre geri döneceğiz, bir daha görüşüyor muyuz görüşemez miyiz belli değil, lütfen hiç olmazsa geldiğimize değsin, yemeğimizi yiyelim namazımızı kılalım biraz sohbet edelim Ondan sonra dönelim deseler yerden göğe kadar haklıdırlar.
Aynen böyle dünyaya bir defa gelen mükellef ve sorumlu olan insan öldükten sonra da bir daha asla geri dönemeyecek, yüce Allah’ın kendisine verdiği bunca nimete rağmen gafil yaşayan ve gafil davranan bu insana nasihat babından şunu demek elbette uygundur:
“EY AHİRET YOLCUSU MADEM DÜNYAYA GELDİN GELDİĞİNE DEYSİN”
Yüce Allah bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi, ömrün, hayatın, sayılamayacak Kader çok olan nimetlerin, alıp verilen nefeslerin kıymetini bilen ve lazım olan hazırlığı yapan akıllı bahtiyar kullarından eylesin.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

23 Nisan 2021 Cuma

HAKSIZLIĞIN SONU (11)2021 RAMAZAN



يا صاحب البغى ان البغى مصرعة
فاعدل فخير فعال المرء اعدله
فلو بغى جبل يوما على جبل
لاندك منه اعاليه واسفله

Ey( başkalarına) zorbalık yaparak haksızlık eden haksız insan,bil ki haksızlık ölümdür, yıkımdır, (ölüm getirir).
Âdil ol,âdil olmak insanoğlunun yaptığı en hayırlı iştir.(Şunu da bilesin ki)bir dağ bile bir başka dağa haksızlık yapar da (haddini aşarsa), haksızlık yapan dağın altı üstüne, üstü altına gelir(tepetaklak olur).
Tarih boyunca zorbalık yapan ve haksızlık eden insanların er- geç sonlarını ve nasıl öldükerini tarih kitaplarından okuyoruz.
Bir harfi bile değişmeyen kur’an-ı kerim’den de, zülmedenlerin, azgınlık ve haksızlık yapanların sonlarını Yüce Allah bize haber veriyor.
Kendisini ürküten ve korkutan bir rüya sebebiyle huzuru ve rahatı bozulmasın diye onikibin veya yirmibin küçük çocuğu annelerinin gözü önünde katleden ve ettiren Firavun’un sonu ordusu ile beraber denizde boğulmak olmuştur.
“Sonunda firavun boğulmak ile yüz yüze gelince şöyle dedi :
“Elhak İnandım ki israiloğulları’nın inanmış olduklarının dışında tanrı yokmuş! Ben de artık kendini O’na teslim edenlerdenim.”
Yûnus suresi 90 Âyet.
Firavun’un bu sözleri kendisine fayda vermemiştir ve bunu da bize kur’an-ı Kerim haber veriyor:
“Şimdi öyle mi? Halbuki daha önce hep baş kaldırmış ve bozguncular arasında yer almıştın”
Yûnus suresi 91.Âyet.
Firavundan önce ve sonra tâ günümüze kadar zulmedenler azgınlık yapanlar haddi ajanlar eksik olmamıştır.
Kâdir-i mutlak olan yüce Allah’ın da böylelerine cezası ve darbesi eksik olmamıştır.
“İnsanüstü bir güvenilirliğe sahip”diye nitelendirilen sürücüsüz bir araba içinde iki kişiyle ağaca çarpıp yanıyor ve içindekiler ölüyor.
Dünyaya sığmayıp uzayı işgal etmek isteyen, bütün dünyaya tepeden bakarak kibir ve gurur dolu o kişi ve benzerleri o arabanın içinde de olabilirdi, milyar dolarları da olabilir tabii, ama endişe yok Allah var kader var keder yok.
Ey yüce ve Kadir olan her şeye muktedir olan darbesi şiddetli olan Yüce Allah! Yalnız sana ibadet ediyor yalnız senden yardım diliyoruz bizi ve bütün Mü’min kardeşlerimizi habbeden kubbeye her türlü haksızlık yapmaktan haksızlığa uğramaktan zulmetmekten mazlum olmaktan zelil olmaktan başkasını zillete sürüklemekten cahillik yapmaktan ve başkalarını cehalete sürüklemekten sana sığınıyoruz hıfzınla bizleri koru,hıfz eyle Ya Rabbi!
Âmin.

Ahmet ÖZKAN

22 Nisan 2021 Perşembe

MİM(م) HARFİ (10) RAMAZAN 2021



اللهم لولا انت ما اهتدينا
ولا تصدقنا ولا صلينا
فانزلن سكينة علينا
وثبت الاقدام ان لاقينا
ان الاولى قد بغوا علينا
وان ارادوا فتنة ابينا.

Allah’ım! sen bize hidayet vermeseydin, biz hidayeti bulamazdık, sadaka da veremezdik, namaz da kalamazdık.
Bizim üzerimize sekine ve itmi’nân indir,düşmanla karşılaştığımızda ayaklarımızı sabit kıl.
Allah’ım! düşmanlar bize haksızlık ve taşkınlık yapıyorlar ve bizi dinimizde fitneye düşürmek istiyorlar ama biz fitne istemiyoruz.
Abdullah b Revaha’ya ait olan bu beyitleri, Rasulullah efendimiz bizzat kendisinin de kazı işinde çalıştığı Hendek’te söylüyor, Yüce Allah’ın nimetlerini ve minnetini dile getiriyor, Hendek’te
ashab-ı kiram ile beraber çalışıyor ve onlara moral veriyor.
Biz burada bugünkü bu yazımızda Allahümme (اللهم) kelimesinin “Mim” harfi üzerinde duralım;
İki dudak arasından çıkan bu harf, iki dudağın kapanıp açılmasıyla telaffuz edilebiliyor. Mim harfi Şefevî yani dudak harfidir ve dudakları bir araya getirip birleştirdiği gibi ayrı ayrı ve dağınık olanları birleştirip toplama özelliğine de sahiptir.
Bu hususta bir kaç örnek vermek mümkündür;
1-)Her dua ettiğimizde hepimizin duanın başında söylediği “ey Allahım” manasına gelen Allahümme (اللهم) kelimesinde iki mim harfi vardır,ve duaya bununla başlamak o kadar önemli ki,böyle diyen aslında yüce Allah’a doksandokuz mübarek ismiyle dua etmiş ve yönelmiş sayılıyor.
Yani ey Rahman olan Allah,ey Rahîm olan Allah,ey Aziz olan Allah deyip yüce Allah’ın Doksandokuz mübarek ismini saymıyor da, Allahümme demek süretiyle Mim’in(م) altında hepsini toplamış oluyor ve bütün esmâ-ı hüsnâ ile dua etmiş oluyor.
Peki bu mim Allah (الله ) mübarek kelimesinin sonuna nerden geldi? Âlimler şöyle diyor: Aslı Ey Allah (يا الله) idi,Ey yani( يا)kalktı yerine الله mübarek kelimesinin sonunu mim(م) geldi ve bir harfi iki defa okutan şedde ile iki mim olarak okundu.
2-) Ümmet(الامة)derken burada da iki m( mim م) vardır yani aynı inanca sahip insanlar dağınık olmamalı,toplanmalı ve toparlanmalıdırlar.
Nasıl Ümmet deyince dudaklar birleşiyorsa o halde ümmetin fertleri de tek bir beden gibi olmalıdır.
3-) Ümm(الام)Anne demektir Anne,Ümm kelimesinde de m (mim م) vardır.Anne çocukların annesi olarak onları toplar sevgisi ve şefkati ile onları âdetâ kucaklar ,toparlar ve himaye eder.
4-) Tesbihin iki tarafını birleştiren ve tesbihin başında bulunan, dağılmasını önleyen o taneye “imame” denir, o tane koptu mu, tesbih taneleri her biri bir tarafa düşüp dağılır.
5-) İmam(الامام) kelimesinde de m(mim م) var niye? İmam cemaat fertlerini dağınıklıktan kurtarır namazda önlerinde durur,namazın dışında onlara her manada rehberlik yapar.
” Her insan topluluğunu imamlarıyla, önderleriyle çağıracağımız o günde (kıyamet günü)”
İsra suresi 71 Âyet. Bu mübarek ayet-i kerimede herkes önderi rehberi ve imamı ile mahşere gideceğine göre, İmam= önder kelimesinin “mim”i kişinin yakasından veya elinden tutup ahirette de bırakmayacaktır.
Önder olan imam iyiyse iyi, kötüyse kötü, yüce Allah kimseye zülmetmez, herkes âhiretteki yerini ve arkadaşını dünyadayken seçiyor anlaşılan.
Bugün,darmadağın olan islam alemini ve müslümanları bir araya getirecek, şiraze vazifesi görecek, onları toparlayacak dağınıklıktan ayrılık ve ğayrılıktan, parça parça olmaktan kurtaracz, azgın vicdansız mütecavizkâr, şımarık düşmanlara yem olmaktan koruyacak bir imama ve bir halifeye ihtiyaç vardır.
Bu ihtiyacın görüleceği ve karşılanacağı en güzel en münasip en layık yer, cennet vatan Türkiye’dir.
Buna yoğunlaşmak, himmeti bu konuda harcamak, usulu yitirmeden, fincancı katırlarını ürkütmekmeden bu konunun işlenmesinde fayda vardır.
Ey yüce Allah’ım senin hidayetin ve yol göstermen, yardımın desteğin olmasa hiçbir şey olmaz.
Ey kadir-i mutlak olan Yüce Allah’ım düşmanlar cok azgın ve fitne istiyorlar gövde gösterisi yapıyorlar şımarıyorlar, ama bizler fitne istemiyoruz onların istedikleri belayı ve zorluğu, çıkmazı onlara ver, bize de istediğimiz huzuru sükunu birliği beraberliği barış’ı silmi ve selameti nasip eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

21 Nisan 2021 Çarşamba