AF ÂFİYET MU’AFÂT



O’na salât ve selâm olsun Rasülullah efendimizin amcası Abbas r.a : Ey Allah’ın Rasulü bana birşey öğret, onunla Allah’a duâ edeyim diye sordu,
Rasulullah efendimiz cevaben: “Allah’dan âfiyeti iste” buyurdu.Bir kaç gün sonra aynı soruyu sorunca Rasulullah efendimiz: “Ey Abbas ey Rasulullah’ın amcası! Allah’dan dünya ve âhiret için âfiyeti iste” buyurdu
Tirmizi Hadis no: 5514
Ahmet Hâdis no:1783.
Ebu Bekir efendimizden
gelen bir rivayette:
“Allah’dan dünya ve ahiret için affı,âfiyeti ve yakîn’i isteyin” buyurulmuştur.
Tirmizi Hadis no: 3558
Nesâî Snn Kübrâ:10717
Rasulullah Efendimiz her gün yüce Allah’tan affı ve âfiyeti dilerdi.
İbn-i Mace Hadis no 3871
Affı ve muafât’ı çokça Allah’dan istediği de rivayet edilir.
İstizkâr.İbni abd- il ber: Hadis no: 465
Biz, affı ve yüce Allah’tan af dilemeyi Kadir gecesinde yapılan duadan tanıyoruz.
Yukarıdaki hadislerden de anlıyoruz ki bu mübarek dua ve istek sadece Kadir gecesi ile sınırlı değildir,mü’minin aklına geldikçe bu duayı yapmasında elbette fayda vardır ve Rasulullah efendimiz’in tavsiyesidir.
Durum bu iken bu üç kelimenin anlamı nedir?
AFF: günahların silinmesi ve ayıpların örtülmesidir.
ÂFİYET: kişinin sağlıklı olup hastalıklardan ve belalardan, Cehennemden sâlim olmasıdır.
MU’AFAT: kişinin insanlara zararının ve eziyetinin dokunmaması, onlara zulmetmemesi, insanların da ona eziyet ve zararlarının, zulmünün dokunmamasıdır.
Afiyet, olup da bilinmeyen ve bilinip uzun olan diye ikiye ayrılır.
Birincisi: insanlar afiyet içindeyken, afiyetin değerini hastalanıncaya kadar bilmezler.
İkincisi: çaresiz bir hastalığa yakalanan kişi de ölünceye kadar afiyetin kadr u kıymetini bilir,bilir ama yapılacak birşey kalmaz.
Sehl b. Abdullah bu hususta şöyle der: afiyetin tefsirinde alimler şöyle demişlerdir: Afiyet, Yüce Allah’ın kişiyi kendi nefsi ile başbaşa bırakmamasıdır.
Hakim-i Tirmizi de: kökü bir olan af ve afiyetin sonuç olarak manası şudur: Yüce Allah’ın kişiyi düşmemesi için ayakta tutması yalnızlığa itmemesi, dünya ve ahirette onu üzen şeylerden belalardan şiddetlerden onu korumasıdır.
ÖZET: Mümkün olduğu kadar her üç kelime ile yüce Allah’a yalvarmak, en azından ilk iki kelimeyi(af ve âfiyeti) söyleyerek duâ etmek, yine en az “Âfiyeti’ yüce Allah’tan istemek ,hatta dilimizi dâima buna ve istiğfara alıştırmak,yani aklımıza geldikçe”Allahım senden âfiyeti diliyorum” yine aklımıza geldikçe”Estağfurullah” demek.
O anda Yüce Allah’ın duaları kabul ettiği bir ana denk geldiğini düşünün, bunu söyleyen kişi dünyada ve ahirette büyük kazanç elde etmiş olur.
Allah’ım! Sen affedicisin affı seversin bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi affeyle. Dünya ve ahirette affını afiyetini ve muafatını diliyoruz bizlere lütfeyle.
Bizleri kendi nefislerimizle başbaşa ve korumasız bırakma,bizlere mağfiret eyle.ÂMÎN.

Ahmet ÖZKAN

31/5/2021 Pazartesi

İSTİDRÂC (ADIM ADIM YIKIM, YAVAŞ YAVAŞ AZABA DOĞRU)



أمهلناهم فظنوا أننا اهملناهم

Biz onlara mühlet verdik,onlar da zannettiler ki biz onları ihmâl ettik.
Halbuki yüce Allah imhâl eder ama asla ihmâl etmez.

“İşte Rabbiniz hakkında taşıdığınız bu kanaatiniz sizi mahvetti,sonunda kaybedenlerden oldunuz.”
Fussilet suresi 23.Ayet
Firavun, rüyasında Mescid -i Aksâ tarafından gelen bir ateş’in, Mısır’ı kuşattığını görür.
Rüya,Beni İsrail’den gelecek bir peygamber sebebiyle helak olacaksın ve mülkün yok olacak diye tabir edilince, müfessirlerin beyanına göre makamını ve mülkünü sağlama almak adına 12.000 çocuğu öldürür.
Firavun’un adamları: Bize hizmet edecek kimse kalmaz bu gidişle deyince o zaman bir yıl doğanları öldürelim, öbür yıl öldürmeyelim der.
Hz.Harun öldürmenin olmadığı yıl doğar,Hz Musa ise Kur’an-ı Kerim’in
beyan buyurduğu gibi annesi tarafından bir sandığa konur ve sandık Firavun’un sarayına ulaşır.
Sandığın saraya ulaşması Firavun için sonun başlangıcı olur.
Firavun “Ey seçkinler! sizin için benden başka tanrı tanımıyorum” demişti.
Kasas suresi 38 Âyet
Kırk yıl sonra da:
“Ben sizin en yüce rabbbiniz’im” demişti
Nâziât suresi 24 Âyet.
Bu imhal’i ihmal zannetti, zulmü doruk noktaya ulaşınca, yüce Allah
” Biz de onu ve askerlerini yakalayıp denize atıverdik” buyurdu
Kasas suresi 40.Ayet.
Yüce Allah Firavun’dan ve adamlarından intikam aldı.
“Bizi öfkelendirince onlardan intikam aldık, böylece hepsini suda boğduk.” Buyurdu.
Zuhruf 55 Âyet.
İlk günden bugüne ve tarih boyunca Irak’ta
Filistinde Süriye’de ve daha başka yerlerde masum, çocuk kadın yaşlı ve korumasız insanları katleden geçmiş ve günümüz modern firavunlar,ihmal edildiklerini zannetmesinler.
Dünya nüfusunu azaltma projesi adı altında insanları telef etmek isteyen, bütün insanları genel,ancak Müslümanlara özel, Cennet vatan ülkemizin insanlarına daha da özel kin ve buğz tutan, oyun
ve tuzak kuran modern zalim ve firavunlar hiç bir
zaman ihmal edilmezler.
Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorum diyen bir mümin bu zalimlerin ve firavunların kucağına bir an bile oturmamalı onlara meyl etmemeli çünkü;
“Zalimlerin yanında olmayın aksi halde ateş sizi de yakar” buyurulur.
Hûd suresi 113 Âyet.
Allah’ım! zulmetmekten ve zulmedilmekten, zalimlere meyletmekten, onların yanında olmaktan sana sığınıyoruz bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi bu adım adım yıkımdan yavaş yavaş azaba maruz kalmaktan mübarek isimlerinin hürmetine sen koru Ya Rabbi.Âmîn

Ahmet ÖZKAN

30 /5/2021 Pazar

ECEL KARŞISINDA ÇARESİZLİK



إن الطبيب له علم يدل به
ما دام فى أجل الأنسان تأخير
حتى اذا ماانقضت ايام رحلته
حار الطبيب وخانته العقاقير

İnsanın eceli gelmedikçe doktorlar uzmanlık alanlarına göre ( hastalara) yol gösterir( ilaç verir,tedavi eder)ler.Ömür tükenip de ecel gelince, doktorlar (ellerinden bir şey gelmediği için ) şaşırırlar,( daha önce ağrıları dindiren) ilaçlar da(âdeta) hastaya ihanet eder( sadece avutur, başka bir işe yaramaz)
Ne doktorlar,ne doktorların elleri,ne ilaçlar ve de aşılar,ne şu ne de bu asla şifa veren değildir ve olamaz da.
Allah dilerse hasta iyileşir, dilemezse iyileşmez. Hastalık ve şifa Allah’ın tasarrufundadır.
“Hastalandığım zaman bana şifa verendir”
Şu’arâ suresi 80.Âyet
Allah doktorların eksikliğini vermesin ama, doktorlar şifa dağıtıyorsa niye hastalanıyorlar,niye ölüyorlar?
Mü’min tedbirini alır, ötesini yüce Allah’a havale eder.
Mü’min inancı ve itikadı gereği sebeblere sarılır ama sebeblere tapmaz, tedbir alır ama tedbiri putlaştımaz,bilimi kutsal kılmaz.Bilim dini bir hususu kabul etmiyor diye,biz de kabul etmeyecek miyiz?
Mü’min her gün onlarca kez yüce Allah’a “Yalnız sana ibadet eder, yalnız senden yardım dileriz” diyor.
Fâtiha suresi 5 Âyet
Eğer birisi ben bilime güveniyorum başka bir şey’e güvenmem diyorsa, veya şu ilaç bana şifa veriyor diyorsa o zaman bu ayetin ve daha yukarıda geçen ayetin ne anlamı kalır?
Ayrıca ecel tektir ve değişmez, eceli kaza olsun, eceli müsemma olsun tek bir ecel’dir, eceli gelen ölür, bütün doktorlar akrabası olsa da, bütün ilaçları kullansa da,bütün aşıları yapsa da ölür.
Eceli gelmeyen ölmez hiçbir doktora gitmese de, hiçbir ilaç ve aşı kullanmasa da.
İslam inancına göre şifayı ancak yüce Allah verir,ama İslam inancında sebeplere sarılmak tedavi olmak da vardır, Kul sebeplere sarılır imkanlar ölçüsünde tedavi olur,sonra müsebbib ül esbab olan yüce Allah’a havale eder tevekkül eder.
” Allah eceli gelen hiçbir nefsi geciktirmez, ölümünü ertelemez,
Allah yaptıklarınızdan tamamıyla haberdardır”
Munâfikūn suresi 11 Âyet.
Bu inançla mümin her nefesi son nefesimiş gibi değerlendirir uyanık olur ve ölüme hazırlıklı olur.
Allah’ım Şâfî isminin hürmetine zahiri ve manevi hastalıklarımıza ve hastalarımıza şifa lütfeyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

29/5/2021 Cumartesi

HAMELE- İ ARŞ MELEKLERİNİN MÜMİNLERE DUASI



1-) الذين يحملون العرش ومن حوله يسبحون بحمد ربهم ويؤمنون به ويستغفرون للذين امنوا ربنا وسعت كل شيء رحمة وعلما فاغفر للذين تابوا واتبعوا سبيلك وقهم عذاب الجحيم
2-) ربنا وادخلهم جنات عدن التي وعدتهم ومن صلح من ابائهم وازواجهم وذرياتهم انك انت العزيز الحكيم
3-) وقهم السيئات ومن تق السيئات يومئذ فقد رحمته وذلك هو الفوز العظيم

1-) Arş’ı yüklenen ve bir de onun çevresinde bulunan( melekler) Rablerini hamd ile tesbih ederler O’na iman ederler. Mü’minlerin de bağışlanmasını (şöyle) isterler: ” Ey rabb’imiz! senin rahmet ve ilmin her şeyi kuşatmıştır o halde tövbe eden ve senin yolunda gidenleri bağışla, onları Cehennem azabından koru!
2-)” Rabbimiz! onları da onların atalarından zevcelerinden nesillerinden iyi olanları da kendilerine va’ dettiğin Adn cennetlerine koy şüphesiz aziz ve hakim olan sensin!
3-) Bir de onları her türlü kötülüklerden koru. Sen kimi kötülüklerden korursan o gün muhakkak ki onu rahmetine mazhar etmiş olursun. Bu en büyük kurtuluştur.
Mü’min suresi 7,8,9 Âyetler.
Allahım! bizleri sevdiklerimizi ve bütün mu’minleri,Mahlukât’ın en şereflisi ve en büyüğü olan Arş’ın hamilleri ve çevresinde bulun Meleklerin kendilerine duâ ettikleri mes’ûd ve bahtiyarlardan eyle.ÂMÎN

Ahmet ÖZKAN

28/5/2021 Cumâ

KÜÇÜK ŞEY YOKTUR



افعل الخير ماستطعت وان كا
ن قليلا فلن تحيط بكله
ومتى تبلغ الكثير من الفض
ل إن كنت تاركا لاقله

Az da olsa, gücün yettiği kadar hayır işle,zira hayrın tümünü(tüm hayırları) yapamazsın.(Gerçi küçük şey yoktur ama) küçük (gibi görünen) hayırları yapmaz da terkedersen, büyük hayırları yapmaya nasıl ve ne zaman muvaffak olacaksın?
O’na salat ve selam olsun Rasulullah efendimiz bir hadis-i şerifte bu hususta şöyle buyurmaktadır :
” yarım hurma ile bile olsa kendinizi ateşten koruyun yarım hurmayı bulamayan güzel bir kelime söyleyerek kendini ateşten korusun” Buhari : Hadis no : 6540
Yüce Allah’ın rızası taat ve ibadetlerde gizlidir onun için kişi elinden geldiği kadar küçük büyük demeden bütün taat ve ibadetleri yerine getirmeye gayret etmesi lazım, umulur ki Yüce Allah’ın rızasına kavuşsun,
Yüce Allah’ın gazabı da günahlarda ma’siyetlerde gizlidir küçük büyük demeden bütün günahları ve ma’siyetleri terk etmesi gerekiyor umulur ki Yüce Allah’ın gazabından uzak olsun, muaf olsun.
Aksi halde bir insan şu küçüktür bu değersizdir diye hayırları terkederse, büyük hayırları ve iyilikleri ne zaman yapacak küçüğe gücü yetmeyen,veya yapmaya tenezzül etmeyen büyüğü nasıl yapacak.
Aynı şekilde şu küçük günahtır bu mekruhtur diye aldırış etmeden yaparsa ve yapmaya ısrar ederse bunların büyük bir günaha sebep olmayacakları ne malum.
Bundan dolayı işi sağlama almanın ve yüce Allah’ın rahmetine güvenmenin en güzel yolu, elinden geldiği kadar iyilikleri küçük büyük demeden yapacak, küçük büyük demeden bütün günahları terk edecek Ondan sonra yüce Allah’ın rahmetini bekleyecek.
Allah’ım bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi rızana ve rızana götüren amellere ve sözlere muvaffak eyle, gazabından gazabına götüren amellerden ve sözlerden muhafaza eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

27/5/2021 Perşembe

SADAKANIN(SERİN) GÖLGESİ

المؤمن يوم القيامة فى ظل صدقته

“Mü’min, kıyamet günü (hayatta iken) verdiği sadakasının gölgesinde
olacaktır.”
İbn-i Hibbân Hds no:3310
Kişiyi yüce Allah’a manen yaklaştıran taatlerin başında sadaka gelmektedir.
Kıyamet günü,o büyük mahkeme bitinceye kadar insanların başına çok yaklaşacak olan güneşin hararetinden insanları bir kalkan ve şemsiye misali dünyada iken verdikleri sadaka koruyacaktır.
Bu hadisi Şerifi duyduktan sonra bazı sahabiler kıyamet günü’nün dehşetinden ve sıcağından Yüce Allah bizleri korur umuduyla her gün az da olsa sadaka verirlerdi.
Kıyamet günü arşın gölgesinde gölgelenecek yedi sınıf insandan biri de, “sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek kadar sadakayı gizli veren kişi”
Buhari Hadis no:660
Müslim Hadis no: 1031
Yüce Allah’ın gazabını söndüren, rızkı bollaştıran anlaşılması gerektiği anlamıyla ömrü uzatan, kişiyi arzu edilmeyen hususlardan ve kötü bir şekilde ölmekten koruyan sadakayı en güzel maldan vermek en uygun olandır.
Hz.Fatıma validemiz bir dirhemi yıkar siler ve ona misk sürerdi,görenler ona niye böyle yaptığını sordu buyurdu ki: Ben bunu bir fakire sadaka olarak vereceğim.
Hepimiz fakire sadaka veriyoruz ama senin gibi böyle özenerek ve koku sürerek yapmıyoruz dediler,buyurdu ki:
Evet ben böğle ihtimam gösteriyor ve özenerek sadaka veriyorum çünkü vereceğim sadaka fakirin eline ulaşmadan önce yüce Allah’ın ELİNE (kabulüne) ulaşır.
Hz.Fâtıma validemizin bu davranışında zerafet,nezaket,incelik, üstün murakebe şuuru, fakire değer verme,iman ve yakîn,, başkalarına örnek olma ve yol gösterme, salât ve selâm O’na olsun Rasülullah efendimizden gördüğü eğitim, mümkün olan en güzelini yapma ve güzellik adına ne ararsan burda vardır.
“Yüce Allah sizden birisinin verdiği sadakayı kabul buyurur, ve sizden birisinin tay’ını(At’ın yavrusu) besleyip büyüttüğü gibi yüce Allah o sadakayı nemalandırır.”
Buhari Hadis no:1410
Müslim Hadis no:1014
Ey mülkün mâliki ve sahibi olan Yüce Allah!bizi ve bütün mümin kardeşlerimizi, nimet olarak verdiğin mallardan senin rızan için olabildiğince sadaka veren, sadık olan, sana sıdk ile istediğin yoldan istediğin şeylerle mânen yaklaşmaya çalışan kullarından eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

26/5/2021 Çarşamba

DÖRT SÜRE’DE GEÇEN BİR AYET-İ KERİME.



رضي الله عنهم ورضوا عنه

“Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O’ndan razı olmuşlardır”
Mâide suresi 119 Âyet.
Bu mübarek ayet-i kerime, Tevbe suresi 100, Mücadele suresi 22,Beyyine suresi 8.Ayet-i kerimelerinde de geçer.
Bu mübarek ayet-i kerimede iki husus vardır:
1-) Birinci husus: Yüce Allah’ın kulundan razı olması, ki bu her kulun en büyük hayali, talebi ve arzusudur.
Kul’un yüce Allah’ın rızasını kazanmak için yaptığı her şey ibadettir.
2-) İkinci husus: Kulların yüce Allah’dan razı
olmalarıdır.Bu husus çok önemli ve bunun üzerinde durulmaya değer.Yüce Allah’ın tasarrufunda kul’un razı olmasına da ubudiyet denir.
Birinci husus belki ve aşağı yukarı Herkese malumdur.
İkinci husus çok önemli
ve bu önemli hususu soruya çevirelim!
Soru: Ey kul(mü’min) sen yüce Allah’dan razı mısın? Zor bir soru tabi.
Bu sorunun cevabı her kul’un kendisinde mahfûz
ve herkes kendini daha iyi bilir.O zaman şöyle soralım:
Kul’un yüce Allah’dan razı olması ne demektir?
Bu dünyada yüce Allah’ın, hayır ve şer adına taksim ve takdir ettiği her şeyden kul razı mıdır?
Kul’un başına bir sıkıntı gelirse bunun kendi lehine olduğuna inanarak yüce Allah’tan razı mıdır?
Kul’un, yüce Allah’ı kullara şikayet etmeden olup bitenleri Kur’an ve sünnet çerçevesinde tahlil ederek -meşrû sebeblere sarıldıktan sonra-halini yüce Allah’a havale edebiliyor mu?
Yüce Allah Kula verse de, alsa da zengin de etse fakir de etse sıhhat da verse hastalık ta verse kul Allah’tan razı mı?
Not: Bu Tasavvuf’un da bir rükündür.
Kul dönüp kendine ve etrafına baktığında kendi tipinden,boy- bosundan eşinden, Allah’ın ona verdiği şekilden,sesten, imkanlardan, toplumdaki kadr u kıymetinden dolayı Allah’tan razı mı?
Kul,Yüce Allah’ın kendisi için seçtiğini ve takdir buyurduğunu kendisi de kabul ediyor mu,razı mı? NOT: 1-) kişinin bir musibet veya hastalık karşısında üzülmesi,acı duyması ağlaması rıza’ya aykırı değildir, en büyük insan olan Rasulullah efendimiz oğlunun vefatına gözyaşı dökmüştür
2-) Rıza ve sabır ayrı ayrı şeylerdir, sabır başa gelen herhangi bir şeyden dolayı kulun yutkunması, acı çekse de sabretmesi şer-i Şerife aykırı herhangi bir şey yapmamasıdır. Bunu dışarıya yansıtmaması ise Sabr-ı cemil’dir. Rıza ise, bırakın itirazı,olup bitenlerden dolayı yüce Allah’a hamd etmek demektir.
3-) Çok büyük bir mertebe olan “Allah’tan razı olmak” ancak kalbin yüce Allah’ın sevgisi ile dop dolu olmasına bağlıdır.
Bütün bu gerçekler ve dahası karşısında mü’min şunu bilmelidir: Ben iki de bir yüce Allah’ı olup bitenlerden dolayı adeta kullarına şikayet mi ediyorum, yoksa her hal ü kar’da yüce Allah’tan razı mıyım, sözlerimle davranışlarımla kalbimle yüce Allah’dan razıyım
diyebiliyor muyum?
Unutulmamalıdır ki, yüce Allah’tan razı olmak yüce Allah’ın rızasını talep etmenin olmazsa olmaz şartıdır. Zira Allah’tan razı olmayan bir kul, nasıl onun rızasına talib olsun, ve nasıl Yüce Allah’ın kendisinden razı olmasını isteyecek yüzü bulsun?
Ey yüce Allah’ım! Bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi razı olduğun ve senden razı olan kullarından eyle.
Yüce zatından razı olmanın bizim gibi çok aciz kullar noktasından ćok çetin olduğunu en iyi bilen sensin,bu konuda ihatalı rahmetinle ve yardımınla bizlere rahmet eyle, bize yardımcı ol ya rabbî.

Ahmet ÖZKAN

25/5/2021 Salı

İZZET VE ZİLLET



الا انما التقوى هي العز والكرم
وحبك للدنيا هي الذل والسقم
وليس على عبد تقي نقيصة
اذاحقق التقوى وان حاك او حجم

Takva sahibi olmak İzzet, şeref ve kerem’dir, dünyayı sevmek ise, zillet ve hastalıktır.
Bir insan takva sahibi olur da, gerçekten bunu
gerçekleştirirse, sanatı yün ve pamuk dokuyup örmek veya hacamat (kan
aldırmak) bile olsa,bu ona bir nakısa getirmez, ona zarar vermez,zira takva sahibi olduktan sonra işi, mesleği, sanatı ne olursa olsun önemli değildir.
Yüce Allah’ın övdüğü bir kavmin bir iki vasfı şöyledir:
“Mü’minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı ve vakarlıdırlar”
Mâide suresi 54.Âyet.

Dünkü yazımda, kibir ve tevazu’nun tarifine kısaca değinmiştim,bu yazımda da izzet ve zillet
kelimelerine kısaca değinmeye çalışayım.
İzzet ve zillet yüce Allah’ın elindedir
” Dilediğini yüceltirsin,
dilediğini alçaltırsın”
Âl-i imrân suresi 26.Ayet.
Halife Harun Reşit hapsettiği birisini bahçede görünce sorar: kim çıkardı seni? Adam: beni hapseden çıkardı, kim hapsetti? Çıkaran hapsetti deyince vezirini çağırıyor ve diyor ki:bu adamı arkana katıra bindir ve Şam sokaklarında dolaştır ve de ki: Allah birisini aziz yapmak isterse kimse zelil kalamaz, zelil yapmak isterse kimse aziz kılamaz.
Yüce Allah’ın Muizz ve Muzill mübarek isimleri vardır, beraber yazılır ve beraber okunurlar.
“Halbuki asıl güç ve İzzet Allah’ındır, resülünündür, mü’minlerindir; fakat münafıklar bunu bilmezler!”
Münâfıkûn 8.Âyet
“Müminleri bırakıp kafirleri dost edinenler onların yanında izzet mi arıyorlar? Bilsinler ki bütün İzzet Allah’a aittir.”
Nisâ suresi 139 Âyet.
Kudüs’un anahtarlarını teslim almak üzere Şam’a girmek üzere olan Hz.Ömer r.a,önüne çıkan suyu,devesinden inerek,terliğini omuzuna atıp yalın ayakla geçti.
İleri gelenler ile onu karşılamaya gelen Ebu Ubeyde b Cerrah Hz Ömer’e : Niye böyle yapıyorsun, herkes seni bekliyor Hıristiyan din adamları,seni müminlerin emiri olarak bekliyorlar dediğinde şu cevabı verdi: en zelil kavim biz idik, Yüce Allah bizi İslam dini ile şereflendirdi, izzeti ve şerefi başka yerde ararsak o zaman Yüce Allah bizi tekrar zelil kılar. Ey Ebu Ubeyde bunu sen değil de başkası söyleseydi keşke.
Şafiilerin her sabah namazında kunut olarak okudukları dua’da şöyle bir cümle geçiyor;
لا يذل من واليت ولا يعز من عاديت
Allah’ım senin koruduğun ve yardım ettiğin kimse asla zelil olmaz senin düşmanın olan kimse de, asla izzet ve şeref sahibi olamaz.
Ebu Davûd Hds no: 1425
Zillet,izzet’in zıddı’dır ve iki yönlüdür.Allaha karşı zelil olmak dünya ve ahirette İzzet ve şereftir,mü’minlere karşı yumuşaklık,Anne-baba’ya karşı gösterilen ve merhamet manasına gelen zelil olmak övülür. İnanmayanlara,sırf malı için zenginlere karşı zillet rezalettir ve kınanır.
DİKKAT : İzzet, imanda islam’da,Allah’ın emirlerini yerine getirmede, yasaklarından kaçmada müminleri dost edinmede, salih amel işlemede,kafirlere karşı vakarda’dır.Zillet ve rezalat, bunun zıddı ve zıddında’dır.
Müslümanlar Allah’ın kitabından, dininden gönderdiği kutlu Elçiden başka yerlerde izzet-i ararlarsa ömür boyu bulamazlar.
İnanmayanlar, küreselciler Firavun İblis ve Deccal’in temsilcileri, her birinin dünya dolusu parası olsa islam’a inanmadıktan sonra zilletten kurtulamazlar.
NOT: En büyük zulüm ve cehalet, yüce Allah’a, kitabına, peygamberine ve dinine saygı göstermeyenlerin, başkalarından saygı hürmet ve takdir beklemeleridir.
Allah’ım bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi dünya ve ahirette aziz eyle, bizleri dünya ve ahiretin zilletinden ve rezaletinden koru.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

24/5/2021 Pazartesi

KİBİR TASLAMAK



ملأ السنابل تنحني بتواضع
والفارغات رؤوسهن شوامخ

Tanesi bol ve dolu başaklar tevazu’dan eğilir, boş ve kuru olanlar ise dimdik ve baş kaldırır.

Kibir,hakka ve hakikate, doğruya baş kaldırmak ve hakkı reddetmektir. bitmedi,kibir aynı zamanda insanları hakir ve küçük görmektir.
Kibrin bu tarifi O’na salat ve selam olsun Rasulullah efendimiz tarafından yapılmıştır.
Kendisine gelip ey Allah’ın Rasulü! Ben boylu boslu birisiyim güzel şeyleri severim hatta terliğimin bile güzel olmasını istiyorum, bu kibir midir diye soran birisine Rasulullah efendimiz şöyle cevap vermiştir:

الكبر بطر الحق وغمط الناس

“Kibir, hakkı reddetmek ve hak’tan uzaklaşmaktır insanları hakir ve küçük görmektir”
Müslim Hadis no;91
Toplumda en yanlış bilinen kelimelerden biri kibirdir, kibir düzgün ve temiz giyinmek değildir, fâhir ve pahalı binitlere binmek değildir, Kibir Kur’an’ın ve sünnetin karşısında, dinin hak saydığı şeylere karşı baş kaldırıp hak hukuk tanımamaktır.
Bunu yapan kimse pek tabii karşıdaki hak sahibine hakkını ona vermemiş, ona teslim etmemiş, onu küçük ve hakir görmüş sayılacağından tam kibirli sayılır.
Kibrin zıddı tevazudur, tevazu İslam dinine ve din’in hak dediği şeylere boyun eğmektir.
Tevazu,düşmanından gelse bile hakkı ve doğruyu kabul etmektir.
Tevazu İslam’ın kesin emirleri ve nehiyleri karşısında kişinin nefsini, hevasını ve arzularını ortaya koymaması ve kafa tutmamasıdır.
Hak olan şey’e kalbi ve kalıbıyla, bütün benliği ile teslim olmasıdır.
Tevazu Rahmân’ın kullarının bir özelliği ve sıfatıdır
“Rahmân’ın hâs kulları yer yüzünde vakarla yürüyen, cahiller onlara laf attığı zaman “selam” deyip geçen kullardır.
Furkân suresi 63.Âyet.
Kibr’in ve tevazû’nun kısa tariflerini öğrenince etrafımızda ve yaşadığımız ortamda başta kendimizin,sonra da başkalarının kimin kibirli,kimin mutevâzî olduğunu daha iyi anlamış oluruz.
Ey yüce Allahım! Bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi kibrin her çeşidinden muhafaza eyle, senin rızan için tevâzû gosterip mütevazi olan ve senin katında makamı, kadr u kiymeti artan yücelen ve yükselen kullarından eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

23/5/2021 Pazar.

AMELLERİN FAZİLETİ



يسر المرء ما ذهب الليالي
وكان ذهابهن له ذهابا

İnsanoğlu geceler (ve gündüzler) geçtikçe seviniyor,halbuki gecelerin (ve gündüzlerin) geçip gitmesi(zamanın su gibi akması) insanoğlunun gitmesi( ve
ecelinin yaklaşması) anlamına gelir.
İnsanoğlunun belini büken, yüz hatlarını ve alnını çizgi çizgi yapan şakaklarına kar yağdıran, gözlerin altını mor halkalarla donatan, zamanla medeniyetleri yok eden, insanları hayrete düşüren zaman, ahiret hayatına salih amel hazırlamak,iyi işler yapmak için büyük bir fırsattır.
“İyi işler yapın ki kurtuluşa eresiniz
“Hac suresi 77.Âyet.
Mükellef olan mu’minden salih amel işlemesi gücü nispetinde her zaman istenir.
Birçok hadis kitabında yer alan bir Hadis-i şerifte
salih amellerin fazileti ile
İlgili çarpıcı ifadeler vardır
Abdullah b Şeddat ve Talha b Ubeydullah ikisi
buyurdu: Beni Üzre kabilesinden üç kişi Allah
Rasülüne gelip müslüman
oldular,Rasülullah dedi ki:
Kim bunlara kefil olur,evine götürüp yedirir içirir? Talha diyor ki;
Ben kefil olurum dedim.
Alıp evime götürdüm;bir
ara Rasülullah Efendimiz cihad için birilerini bir yere gönderdi,o üç kişiden
biri de katıldı ve gittiği cihatta şehit oldu,bir müddet sonra yine bir cihad’a çağrı yapıldı ikincisi gitti,o da şehit oldu,üçüncü kişi bir müddet sonra benim evimde ve yatağında vefat etti.
Bir ara(rüyada)üçünü cennette gördüm ve yanımda beraber idiler,
evimde ve yatağında ölen diğer iki kişinin önünde (yürüyor) idi,ikinci şehit
bunun arkasında,ilk şehit
,olan ise en arkada idi
hayret ettim ve hemen geldim Rasulullah efendimize gördüğüm rüyayı anlattım,buyurdu ki:
(Ey Talha) ! Sen hayret mi ettin? İslam’da
Allahın indinde daha fazla tesbih,tekbir,tehlil getirip uzun ömür süren kişiden daha üstün kimse yoktur.
Miskât ül Mesâbîh Hadis no: 5223.
İbni Mace rivayetinde ise; Son ölen diğerlerine
göre bir ay daha fazla Ramazan orucu tuttu,bir yıl her gün beş vakit namaz kıldı kaydı vardır.
Ruh isimli kitapta İbni
Kayyım il Cevziyye õlen
bir kızdan bahseder; Baba kızını rüyada görür ve ona sorar: Haber ver berzahta durumun nasıl? Berzah âlemindeki kız şöyle der:
Baba öyle büyük,öyle
heybetli bir yer ve durum ki,biliyoruz ama bir salih amel yapamıyoruz,siz ise yapabilirsiniz ama salih ameli gereği gibi çok ve uygun yapmıyorsunuz(bazılar ise hiç yapmıyor) Allah’a yemin ederim ki bir sübhanallah,bir secde,bir zikir veya iki rekat namaz benim amel sahifemde olsa bütün dünya ve içindekilrden daha hayırlı olur.ama heyhat,o fırsat kalmadı.
Durum bu.İmkan ve fırsat varken ihmal etmemeli mü’min.
İnsanların kusurları içinde en büyük kusur,bir şeyi tamamlayabildiği halde eksik bırakmaktır
Herşeyin telafisi var ama
ömrün telafisi yoktur.
Rüzgar lehimize estikçe harmanımızı savuralım,
dişlerimiz kesiyorken lokmamızı ciğneyelim, elimiz ulaşıyorsa sırtımızı kendimiz kaşıyalım
Yüce Allah bizleri ve bütün müminleri buna muvaffak eylesin.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

22/5/2021 Cumartesi