الجار ثم الدار
Önce komşu sonra ev.
Durum buysa,o zaman önce komşularımızı tanıyalım,sonra evimize ve evlerimize bakalım.
Küfe’li biri, bir gün Hz Ali efendimize gelir ve yeni satın aldığı evin akdini(tapusunu) daha bereketli olur inancıyla eli ile yazmasını söyler.
Hz.Ali r.a ve k.v Kağıt kalem ister, kağıt kalem gelir ve Hz Ali efendimiz akdi şöyle yazar:
Rahman ve Rahîm olan Allahın adıyla, Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a aittir,salât ve selâm Rasulullah
(efendimiz)e,âli’ne ve
ashabına olsun.
Bütün bunlardan sonra derim ki: Bir ölü bir
ölü’den bir ev satın
almıştır,bu ev günahkarlar mahallesinde,gafiller sokağında bulunmaktadır, evin dört cephesi ve dört hududu mevcuttur.
Bir tarafı ölüme,bir tarafı
kabre,bir tarafı sırat köprüsüne, dördüncü
tarafı da, ya cennete ya da cehennem’e bakıyor.
Bunu duyan yeni ev sahibi Hz.Aliye şöyle dedi: Bu yeni aldığım ev’in komşuları ve hudud’u bunlarsa,şahid ol ya Ali bu evi ben fakirlere vakfediyorum.
Tabi ki konumuz vakıf değil, dolayısıyla kim
neyi ne zaman kime vakf
eder bu ayrı bir meseledir.
Konumuz ve bundan kasdımız şudur: Bilinmelidir ki içinde oturduğumuz evlerimiz müstakil de olsa, apartman dairesi de olsa,mütevazi veya çok pahalı,meselâ köşk ve saray da olsa, bize hoş da gelse,ağır da gelse komşularımız ve evimizin hududu bunlardır.
Dünyada komşularımız ve
evimizin hudud’u budur,
ölüm,kabir sırat.Bu her evin, dolayısıyla her ev sahibi’nin vazgeçilmez komşuları ve hudud’udur
son ve kalıcı komşu olan cennet veya cehennem ise,insandan insana değişir.
Bizler imtihan ve fırsatlar dünyasında evimizin akdini ve tapusunu Hz.Ali gibi zat’lara yazdırma imkanımız yok,Din, bunu da bize emretmiyor,.
Bizim, yüce Allah’ın izni ve tevfîk’i ile kabrimizden önce evimizi cennet bahçesine ve mescide çevirmek,ilim irfan yuvası haline getirme imkânımız vardır.
İşte o zaman ihtiyaç dışı bir gayri menkul’u ister vakfeder ister etmeyiz,bu ayrı bir mesele,ama yine biz yüce Allah’ın rahmeti ile Kur’an ve sünneti takib ederek hayatı ömrü anlamlı ve bereketli hale getirirsek, son ve ebedi, dördüncü komşumuz Cennet olur, cennette komşumuz Rasulullah efendimiz olur,Hatta en caiz ve Yüce Zatına yakışan şekli ve anlamıyla komşumuz YÜCE ALLAH olur.
“Allah iman edenlere Firavun’un karısını misal vermektedir: O,”rabbim!” demişti,” Yüce katında cennette benim için bir ev yap; beni Firavun’dan ve yaptıklarından kurtar ve beni bu zalimler topluluğundan da selamete çıkar”!
Tahrîm suresi 11,ayet.
Allah’ım bizleri ve bütün müminleri dünya’da komşu hakkını gözeten,evini her anlamda ma’mur kılan,son ve ebedi komşuları, cennet olan,sevdikleri olan, Rasullah ve O’nun izini takib eden gönül erleri olan,en munasib ve caiz olan manasıyla mucaviri YÜCE ALLAH olan BAHTİYÂR kullarından eyle.ÂMÎN.
Ahmet ÖZKAN
26 Haziran 2021 Cumartesi
EVLERİMİZİN HUDUDU