KENDİNİ BİLMEK



أى كاش كه من بدانمى كيستمى
در داءرئه حياة با چيستمى
گر پنبئه غفلتم نبودى در گوش
بر خود به هزاران ديده بگرستمى

Ah keşke ben kim olduğumu bilseydim, hayatta kiminle olduğumu bilseydim,
Kulaklarım gaflet pamuğu ile tıkalı olmasaydı da aczimi farkedip kendime bin gözle ağlasaydım.

Gaflet pamuğu ve gaflet gözlüğü hakk’ı, hakikatı görmeye, duymaya hatta yaşamaya engeldir. Kulağa gafletten pamuk,göze perde, kalbe kılıf giydirilirse,o zaman doğrular görünmez, hakikatler duyulmaz ve anlaşılmaz olur, kişi kendini unutur gider.

وكيف ترى ليلى بعين ترى بها
سواها وما طهرتها بالمدامع
وتلتذ بالكلام وقد جرى
كلام سواها في خروق المسامع

(Ey Leylayı görmek için can atıyorum iddiasında olan kişi) bu gözlerle Leylayı nasıl görebilirsin ki,senin bu gözlerin Leylâ’dan başka çok kimselere bakmış,çok şeylere ve yerlere kaymış,
göz yaşı dökerek, pişmanlığını ilan ederek bu gözleri tertemiz hale getirmeden Leyla’yı nasıl görürsün.

Bir de sen Leylâ’nın sözlerini dinlemek ve lezzet almak istiyorum diyorsun öyle mi? Bu da mümkün değildir,zira senin bu kulaklarının içi
Leyla’nın dışında kalanların (ağyar/olmaması gerekenlerin) sesleri ile tıka basa dolmuş,hele kulaklarını o yabancı seslerden, gözlerini, yabancı görüntülerden, kalbini,zihnini yabancı fikir ve düşüncelerden, haram şehvetlerin ve haram şübhelerin fitnelerinden temizle de ondan sonra.

Leyla’yı görmek ve sesini duymak için bedel ödemek gerekiyor.
Cennete ve cemalullaha nâil olmak için de elbette gayret gerekiyor.

Rasulullah efendimiz bir hadiste şöyle buyuruyor:
“Dikkat edin Allah’ın malı pahalıdır, Allah’ın malı Cennettir”
Tirmizi: Hadis no: 2450 Bu Hadis-i Şerif bu gerçeğe dikkatimizi çekiyor.

Bilindigi gibi sadece kurban kesip et yemekle,bir mevlid okutmakla bir kişinin iyi bir mu’min olduğu anlaşılmaz.
Kur’an ve sünnet iyi bir mü’min’in vasıflarını anlatıyor,bu iki sağlam ve şaşmaz kaynağa müracaat…

ومن يطلب الحسناء يسخو بمهرها
وطالب شهد لم تخفه اللواسع
Güzel (birisin)e talib olan kişi,istenen mehir ve bedeli verirken cömert olmalı,eli titrememeli, Arı kovanından taze bal yemek isteyen kişi de arıların sokmasından ve iğnelerinden korkmamalı.

Yüce Allah Bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi gaflette olanlarımız varsa lütfu ve keremi ile uyandırsın,
ağyar ve mâsivâ’dan uzaklaştırıp kurb -i Ferâiz ve kurb- i Nevâfil ile mukaddes ve mübarek Zâtına manen yakınlık ikram ve hsan eylesin.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

30 Kasım 2021 Salı

DURMA HAREKET ET



عليك بالحركة غير السكون
Hareket et,bir şeyler yap, durma! Hayatında asla bir boşluk olmasın ve oluşmasın.

Bugün amel var, aşağı yukarı istediğin hayrı ve sevabı işleyebilirsin, yarın ahiret günü ise hesap var ama amel yapma imkanı kalmaz, bütün dünya senin olsa para etmez.

Dünya gitgide bizden biz de ondan uzaklaşıyoruz,
âhitet te gitgide bize,biz de ona yaklaşıyoruz.

Yüce Allah’a manen yaklaşmak,ahiret azığı toplamanın yeri dunya’dır.
Mümin 7/24 her an bu manevi yaklaşmayı yüce Allah’ın izniyle gayret ederek elde edebilir.

Gece gündüz, Yaz kış,
hazarda ve seferde,sağlık
içinde iken ve hasta iken,evde ve dışarıda, yürürken ve bir vasıtada iken kısacası her an ahirete azık toplayabilir.

سيروا إلى الله عرجا ومكاسير ولا تنتظروا الصحة فإن انتظار
الصحة من البطالة.

Allaha, rızasına, manen O’na yakın olmaya doğru yürüyün,yol alın, sakat da olsanız, kırık dökük de olsanız yürüyün, olduğunuz halde yürüyün, sakın, iyileşelim ondan sonra yürüyelim demeyin, hareket etmeden oturup iyileşmeyi beklemek
atalet ve tembelliktir, diyelim ki oturup bekledin sana iyileşeceğinin
garantisini kim verebilir, günlerce oturup bekledin, yarın iyileşsen bile bu birikmiş her çeşit ibadet borçlarını nasıl ödeyeceksin,bu oluşan boşluğu nasıl dolduracak ve nasıl telafi edeceksin? Hayır hayır boş boş oturamazsın,âhiret yolcusu, boş ve beyhûde oturamaz, faydasız ve boş şeylerle uğraşamaz.

Hareketten maksad hayırlı,verimli,getirisi olan
bir çaba ve bir gayret içinde olmaktır,beden de hareket etsin,kalb’te boş durmasın.
El kâr’da gönül yâr’da olsun.

Unutulmamalıdır ki insan
yaşlanınca, sorumluluğu artar,vakti daralır, gücü azalır, yapabileceği şeyler sınırlı kalır o zaman,o zaman ne yapalım?

O zaman بادر قبل أن تغادر
dönüşü olmayan bu uzun yolculuğa çıkmadan, cağırılmadan, göç çanı çalmadan elini nasıl
çabuk tutman gerekiyorsa öğle çabuk tut.

Yüce Allah bizlere ve bütün mümin kardeşlerimize hayırlı bereketli verimli bir hareket ve hazırlık, konusunda yardımcı olsun.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

29 Kasım 2021 P.tesi

TOPLUMUN FESADI



اذا كنت لا تدرى فتلك مصيبة
وان كنت تدرى فالمصيبة اعظم

Müslüman bir kişi İslam dinine göre bilmesi gerekeni bilmiyor ve buna rağmen bilmediğini öğrenmiyorsa bu bir musîbettir. Yok eğer bilinmesi gerekeni biliyor fakat onunla amel etmiyorsa bu daha büyük bir musîbettir.

Birincisi ilmî, ikincisi ahlâkî bir musîbettir ve her ikisi de toplumun bozulmasına
ve fesadına sebep olur,
toplumun düzenini ve huzurunu bozar.

Herhangi bir Müslüman ülkeye bakalım. Oradaki insanların bazılarının işlediği haramlar varsa (ki maalesef vardir) bu haramı işleyenler bunun haram olduğunu, bunun dünyada olmasa bile âhirette bir karşılığının olduğunu ya biliyorlar, ya da bilmiyorlar. Bilmeyen varsa kim öğretecek, bildiğ halde haramı işliyorsa kim buna dur diyecek? Yetkili kim varsa buna kafa yorup çare ve çözüm üretmek zorundadır.

Lazım olanı bilmemek ve öğrenmemek kişiye sorumluluk yüklediği gibi,
lazım olanı bilip yapmamak da kişiye sorumluluk yükler. Günümüzde olduğu gibi, bu iki husus diğer bazı hususlarla beraber insanların fesadına yol açar.

İnsanların fesadı ve düzenin bozulmasının ana sebeplerinden bazıları:

1) Bildiği ile amel etmemek (ahlakı zaaf),
2) Bilmediği ile amel etmek (cehalet),
3) Bilmesi gerekeni öğrenmemek (ilmi musibet) ve
4) Bilmediğini öğrenenlere engel olmak (şeddeli cehalet ve hamakat)
gibi hususlardır.

Yukarıdaki illetlere yakalanan bir fert, bir toplum, bir millet ve bir ümmet kendi gibi ve ayakları üzerinde kalamaz. Birilerine benzemek için çırpınsa da tam benzeyemez,
arada kalır.
Karga, ne yapıp yapıp kartal gibi olmak için çaba sarf eder, sonunda ne kartal gibi olur, ne de karga gibi kalır.

Bazı milletler veya ümmetler, şerefin, şan ve izzetin zirvesinde iken, mesela doğunun en önde gideni iken, bazı nedenlerden dolayı batının en sonuna düştüler. Hatta orada bile kendilerine yer bulamadılar.

Şu söz bu konuya ve bu sıkıntıya ne kadar da mutabık ve muntabıktır.

من تردى برداء غير رداء أبيه
سوف يأتيه زمان يتمنى الموت فيه

Kim ki babasının elbisesinden başka bir elbise giyerse (doğru yolda olan babasının, dedesinin ve atalarının yolunda yürümez de başına sıkıntılar gelirse bu pişmanlıktan dolayı) ölümü temenni edeceği günleri yaşayacaktır.

Yani Kur’an’ı, sünneti, birlik ve beraberliği, kendi örf ve geleneklerini feda edip taklit ve özenti hastalığına yakalanan bir toplum, bir millet, bir ümmet kendine ve kendi sabitelerine dönmeden dünyada gün yüzü göremez. Ahiretin yolu da dünyadan geçtiğine göre
ahireti de yüce Allah affetmezse tehlikeye girer.
Dolayısıyla;

وكل خير فى اتباع من سلف
وكل شر فى اتباع من خلف

Bütün hayır ve güzellik, selef-i sâlihinin ittibâında onları takip etmekte mevcuttur. Bütün şer ise, dine, örf ve geleneklerimize uymayan
mecralara ve yollara sapmakta mevcuttur.

“Şüphesiz bu benim dosdoğru yolumdur. Buna
uyun, (başka) yollara sapmayın. Sonra onlar sizi Allah’ın yolundan ayırır. İşte korunmanız için Allah bunları size emretti.”
En’âm suresi, 153. ayet.

Allahım! Bizleri ve bütün mü’min kardeşlerimizi Kur’an ve sünnete uyan doğru olan örf ve adete, salih selefin yoluna dönmeyi, o yola girmeyi ve ölünceye kadar bu kutlu ve mustakîm yolda sabit kalmayı nasîp eyle. Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

28 Kasım 2021, Pazar

KARINCA’DAN AL İBRETİ



فاعتبروا يا اولى الابصار
“O halde ibret alın ey akıl sahipleri”
Haşr suresi : 2.ayet.

Aklını kullanan, tefekkür
eden insan ibret alır.
اذا المرء كانت له فكرة
في كل شيء له عبرة
Eğer insanoğlunda (azıcık)tefekkür varsa,her şey’de onun için ibret vardır ve her şey’den ibret alır.

Bugün bu yazımızda ibret dolu bir âyet-i kerimeyi derinden düşünelim ve bu mübarek ayet’ten ibret alalım.

Nihayet karınca vadisi’ne geldiklerinde bir karınca şöyle söyledi: “Ey
karıncalar! Yuvalarınıza girin; Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin”
Neml suresi: 18.âyet.

Hz. Süleyman’ın cinlerden insanlardan ve kuşlardan oluşan orduları Süleyman’ın emrinde toplanmış birlikte sevk ve idare ediliyordu.
Neml suresi: 17.ayet
Yukarıdaki ayet-i kerime:de belirtildiği gibi Hz. Süleyman ve orduları karıncaların vadisi’nden geçerken karıncaları sevk ve idare eden, onlara liderlik yapan karınca dünya durdukça okunacak olan bu mübarek ayet’teki ibretli ve hikmetli sözleri söyledi.
Ne dedi?

1-)Yâ diyerek nidâ etti, seslendi.
2-) Eyyu diyerek Kinayeli konuştu.
3-) Hâ diyerekTenbih etti, uyardı.
4-) Karıncalar diyerek isim verdi.
5-) Girin diyerek emretti.
6-) Yer göstedi ve yuvanıza girin dedi.
7-) Süleyman ve ordusu sizi ezmesin diyerek uyardı.
8-)Süleyman diyerek tahsis etti.
9-) Orduları diyerek genelleme yaptı
10-)Onlar diyerek İşaret etti.
11-) Farkına varmadan diyerek gadretti.

Bu karınca böyle demekle beş tane hak ve görev ifâ etti.
1-) Yüce Allah onu karıncalara idareci kıldığı için düzgün idarecilik ve çobanlık yaparak yüce Allah’ın emrini yerine getirdi.
2-) Allah’ın Peygamberi olan Hz. Süleymanı uyararak hakkını yerine getirdi.
3-)mâiyetinde olan karıncaları tehlikeden koruyarak sorumluluğunu ifâ etti.
4-) Karıncalar onun mâiyetinde olunca onları tehlikeden korumak için ikaz etti onların hakkını ödedi.
5-)Karnca, karınca ordusuna,Hz Süleyman’ın ordularına ve bütün insanlara şunu haykırdı: Kim emri altında birilerini bulunduruyorsa,
onları korumak ,himaye etmek ona farz olur.

Tasavvuf tâifesinin piri olan Cüneyd-i Bağdadi k.s. der ki:Hz.Süleyman karıncaların liderlerine dedi ki: Niye karıncalara yuvanıza girin dedin bizim onlara zülum edeceğimizden mi korktun? Karıncaların lideri şöyle cevap verdi: Hayır bundan endişe etmiş değilim fakat senin mülkünü ve haşmetini bu Karıncalar görürse bu gördükleri mülk ve heybet onları yüce Allah’a itaat ve ibadetten alıkoyar(oyalar) diye endişe ettim.
Zerkeşi Burhan 3/228.

Allahım: Bizlere ve bütün mümin kardeşlerimize olaylara iretle bakmayı,
ibret almayı ve alınan bu ibretlerden istifade etmeyi nasip ve müyesser eyle.

Ahmet ÖZKAN

27 Kasım 2021 C.tesi

HANGİSİ ÜSTÜN

رب زاءدة هى نقصان فاءدة
والكف ينقصها الاصبع الزاءدة
Nice ziyadesiyle fazla ve çok gibi olan bazı şeylerin faydası hem az,hem de sahibine nâkısa getirir, elinin
avucunda fazaladan bir parmağı olanın özürlü ve kusurlu sayıldığı gibi.

زيادة المرء فى دنياه نقصان
وربحه غير محض الخير خسران
İnsanoğlunun dünyadan kazanıp biriktirdiği, çok olmasını istediği ve onu yüce Allah’tan meşgül eden her fazlalık, noksanlıktır, dünyada iken kazandığı ve elde ettiği şeyler eğer âhirette terazinin sevap kefesinde olmayacaksa bu kâr ve fazla görülen fazlalık noksanlığın tâ kendisidir, zarardır.

İnsanoğlunun,büyüdüm dedikçe küçüldüğü gibi.
Dünyaya geldiğinde bir insanın ömrü Seksen beş yıl olduğunu varsayalım,
bu kişi büyüdükçe küçülüyor, yaşı ilerledikçe ömrü azalıyor ve Seksen beş yıl dolunca ölüyor.

Hayırlı bir insan olmak için yaş sınırı veya şartı var mı?
Bu konuda Rasulullah efendimiz şöyle buyurur:
خير الناس من طال عمره وحسن عمله
İnsanların en hayırlı olanı
ömrü uzun,ameli güzel olandır.
Tirmizi Hadis no : 2329

Her fazlalık ve her çok olan şey faydalıdır,iyidir denemez,

Lüzumundan fazla çok uyumak, çok yemek, çok konuşmak,dünya için çok mesaî harcamak,insanlar
ile haşır neşir olmak, kendi gibi fâni bir insana aşırı güvenmek veya çok ve aşırı, hakketmediği kadar buğzetmek,ve sanki anneler böyle birini doğurmaz artık diyerek aşırı itimad etmek,sonuç
itibariyle yüz güldürmez.

Nefsini aşarak, gerekirse nefsini yenerek yüce Allah’ın taat ve ibadetine vakit ayıranın ihtiyaçlarını Allah giderir.

İnsanlara çok fazla ve fuzûlî vakit ayıracağına o vakti kısarak yüce Allah’ın taat ve ibadetine, gerektiğinde insanların hizmetine ayıranın işini yüce Allah görür.

Nefsinin menfaatlerini ön plana alıp yüce Allah’ın taat ibadetine vakit ayırmayanı yüce Allah nefsine havale eder.

İnsanların sevgisini kazanmak ve onlardan dünyevi menfaat elde etmek için onlarla uğraştığından dolayı Yüce Allah’ın taat ve ibadetine vakit ayırmayan bir kimseyi de yüce Allah o insanlara havale eder.

Ahiret yolcusu olan ve cennete müşteri olduğunu iddia eden, yüce Allah’ı seviyorum diyen bir mümine şunu söylemek uygun olur: Bunlardan hangisi uygun? “seç beğen al”

Allahım! Bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi rağbeti ve maksadı yüce Allah olan, tercihe zorlandığında tercihini yüce Allah’tan Rasulullahtan dinden imandan birlik ve beraberlikten yana koyan,
Ömrü uzun ameli güzel olan kullarından eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

26 Kasım 2021 Cumâ

BASRA’NIN YÜZAKI



Hicri 22 de doğdu,Hicri 110 da vefat etti,
Mü’minlerin annelerinden olan Ümmü Seleme r.a dan süt emme şerefine nail oldu, Annesi Ümmü Seleme validemize hizmet ediyordu.

Hz.Ömer r.a O’na şöyle duâ etti: Allahım! onu dinde anlayış sahibi kıl ve insanlara sevdir.

Kendisi Ashab’a, sözleri ise Peygamberlerin sözlerine benziyordu.

“Ölüm dünyayı rezil etti ve akıllı kişiye neşe bırakmadı” diyordu,evine giren biri evinde bir sedirin üzerinde bir miktar kum’dan başka hiç bir şey göremedi.

O’nu her gören sanki başına yeni bir musibet gelmiş gibi hazin ve üzgün görürdü.

Vefatından önce bayıldı,
uyandırılınca “Cennetlerde ırmaklar’da ve iyi bir konumdaydım”
Duhân suresi 24,25 ayetler.
uyandırdınız buyurdu.

Her zaman’a ve özellikle zamanımıza ışık tutan bir nasıhatı ve irşadı ile kısa yazımızı bitirelim.


Basra halkı,Irak valisi Haccac Basra’ yı işgal etmek için ordu hazırladı diye Hasan’ı Basri’ye haber verdiler ve: Biz de çıkıp savaşalım dediler, Hasan’ı Basri buyurdu ki:Durun! Diyelim ki onu mağlub ettiniz,dünyada Haccac gibileri çok,biri gider,öbürü gelir size şunu öneriyorum:
1-) Mallarınızın içinde haram olan miktarın sahibini biliyorsanız verin, bilmiyorsanız mescid’e koyun fakirler gelip sahiplerinin adına sadaka olarak alsınlar.
2-) Hanımını boşadığı halde onunla aynı evde yaşayan,ya ric’at yapsın hanımını geri alsın veya aynı evde beraber olmasınlar.
3-) Yüce Allah ile aranızda Nasuh tövbesi yapın.
4-)Mescitte oturun kıbleye dönün ve Kur’an’ı Kerim tilavet edin.

Basra halkı bunları yaptı,bir müddet sonra Haccac’ın Basra’ya gelmekten vazgeçtiği ve geri döndüğü haberi geldi, Hasan’ı Basri r.a dediki: Sonucun böyle olacağını biliyordum, çünkü bir topluluk yüce Allah’a böyle yaklaşırsa yüce Allah dualarını kabul eder ve belâyı savar.

Sadece Basra halkı için değil, herhangi bir toplum bu ve benzeri amelleri yaparsa, yüce Allah’a iltica edip tövbe ederse yüce Allah sıkıntılarını giderir.

Her türlü dini ve dünyevi sıkıntılardan kurtulmak isteyenlere yol açık…

Allahım! Bizleri ve bütün Mü’min kardeşlerimizi başta Rasulullah efendimizin ashabının tabiin’in tebe-i tâbiîn’in yolundan ayırma.
Din ve dünya sıkıntılarımızı gider. Ülkemizi,Cennet vatanımızı görünür görünmez kaza ve belalardan fitnelerden kargaşalardan mahfuz ve masûn eyle.Âmin.

Ahmet ÖZKAN

25 Kasım 2021 Perşembe

ELBETTE FARK VARDIR



يبنى الرجال وغيره يبنى القرى
شتان ما بين قرى وبين رجال

Birileri güzel nesiller yetiştiriyor, öbürleri de evler, köyler,binalar yükseltiyor, bu iki kişinin veya iki kesimin yaptıkları arasında elbette ciddi farklar vardır.

Hayırlı,verimli, imanlı, dinini kitabını ve Peygamberini, vatanını ve bayrağını,
ezanı ve mukaddesâtı seven,büyüklere saygı ve küçükkere sevgi gösteren
çıtayı yüksek tutan,
himmeti âli ve gelmesi gereken makamlara ve zirvelere sürtünerek ve sürünerek değil, süzülerek gelen,âhirete
ve âhirette hesap vereceğine inanan bir nesil yetiştirmek millet ve ümmetin birinci hedefi olmalıdır.

Mekke’de İnen Kur’an-ı kerim ayetleri, Rasulullah efendimizin mübarek şahsiyetini inşâ ederken ve O’na yön verirken,
âdetâ gökyüzünün talebesi olan Rasulullah efendimiz, kâinatın muallimi olmuştur ve Medine’de muazzam bir nesil yetiştirmiştir.

Rasulullah efendimizin
bir çok ta’limatı yaşantısı ile yakından ilgilidir,yani insanlara yapın diye emrettiği şey’i önce kendi yapmıştır,sonra insanlar O’ndan öğrenmişlerdir.

Dolayısıyla öğrendikleri on ayetin gereğini yaşamadan ikinci on ayete geçmeyen
nesiller yetişmiştir.
“Allah’ın elçisi ve mü’minler rabbinden O’na indirilene( önce
kendileri) iman ettiler”
Bakara suresi:285 âyet

Öğreten ve eğitenler yaşamadan,yaşatamaz, yanmadan yakamaz, pişip olgunlaşmadan başkasına faydalı olamaz, uyanmadan
başkasını uyandıramaz sevmeden sevdiremez.

كحال ذو عمش
وسقاء ذو عطش
Kör olan başkasının gözüne sürme çekemez susuz olan başkasını sulayamaz.

Onun için şöyle demişler:
حال رجل في الف رجل
خير من الف رجل في رجل
Yaşayan bir kişinin bin kişiye tesiri, yaşamayan bin kişinin bir kişiye tesirinden hayırlıdır.

Bunca okula üniversiteye öğretmene kariyer sahibi kimselere rağmen arzu edilen kıvama aşamaya ulaşılamıyorsa yolu ve yordamı programı ve bir şeyleri yeniden gözden geçirmek gerekir.

Dört eğitim kurumu tesanüd içinde
olmalıdır, okul cami aile çevre ve sokak bu dört eğitim kurumu beraber çalışacak ve hayırlı nesiller yetiştirme niyeti çabası gayreti ve hırsı içinde olacaklardır ki bu kurumların beraber çalışmasını elbette devlet temin edecektir.

Allah’ım bizleri ve bütün müminleri hayırlı verimli, dünü bugünü ve yarını sentez yaparak geleceğe bakan geçmişini unutmayan planlı proğramlı nesiller yetiştirme konusunda elimizden geleni yapmaya ve bu dört eğitim kurumuna yardımcı olmaya bizleri muvaffak eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

24 Kasım 2021 Çarşamba

AH KEŞKE DEMEDEN



الا ليت الشباب يعود يوما
فأخبره بما فعل المشيب
Ah keşke o gençlik geri gelseydi de ihtiyarlığın başıma neler getirdiğini ona bir anlatsam.

ليت الكواكب تدنو لي فانظمها
عقود مدح فما ارضى لكم كلمى
Ah keşke yıldızlar bana yaklaşsaydı ve ben de onları elime aıp tesbih gibi bir ipe dizsem ve bir kolye gibi sizin boynunuza taksam(ne iyi olurdu) çünkü dil ile sizi medhetmek beni doyurmuyor.

Araplar bir şeye pişmanlıklarını bildirmek için “ليت شعرى” Leyte şi’rî diyorlar, yani keşke şuurlu bir şekilde davransaydım da bugün bu hale düşmeseydim.

Geri gelmesi tenennî edilen gençlik geri gelmez, yaklaşması (ve inmesi) temennî edilen yıldızlar da çare yok inmez ve kişiye yaklaşmaz.

İnsanlar dönüşü olmayan kıyamet gününde keşke dememeleri için yüce Allah peygamberler gönderdi ve kitaplar indirdi, Kitapları ve peygamberleri anlayacak akıl verdi.

Yüce Allah bu hususta kullarını bir çok ayette uyarmıştır bu ayetlerden biri şöyledir:
“Yakın bir azaba karşı sizi uyardık insanın önceden yapıp ettiklerine bakacağı inkarcının da
keşke toprak olsaydım diyerek dövüneceği gün”
Nebe’ suresi: 40.âyet.

O gün keşke diyecek ve pişman olacaklar, bugün dünyada iken Kur’an’a ve peygamber’e kulak tıkayankardır,akıl nimetini
kendi âhiret menfaatleri için kullanmayanlardır.

Kıyamet günü’nün bir adı da Hasret(Pişmanlık) günü’dür
Meryem suresi : 39.ayet.
Bu güne pişmanlık ( ve hasret ) denmesinin sebebi o günde insanların sergileyeceği nedâmet ve pişmanlık sebebiyledir.

O gün pişmanlık duyup hasret çekecek,âh-vâh edecek olanlar,âhirete ve ahirette hesap vereceklerine iman etmeyenler ile bir kısım inanıyorum diyenlerdir.

İmandan,insaftan,vicdân ve iz’andan mahrum olan
dünya’ya,heva’ya helvâ’ya ,harama,gunah’a şöhrete,makam ve şatafata,taş’a, güc’e kuvvete tapan, üzerine bindiyi,etini yediği, sütünü içtiği hayvanı telef etmek isteyen ve bu hayvanlardan daha daha aşağı olan kör,sağır,
meâd akıl noksanlarının
A’râf suresi :179. ayet
çekecekleri hasreti anladık,peki inanıyoruz diyenlerin çekecekleri hasrete ne demeli, inandıkları halde niye kıyamet günü pişmanlık duyacaklar?

Bunun da cevabını bugün bir kısım inanıyorum diyenlerin,uzak- yakın,
zengin- fakir,âmîr-memur, siyah- beyaz, ayırımı yapmadan yaşantılarına ve yaptıklarına bakıp vermek mümkündür.

Bugün bir çok İslam ülkesi ve epey müslüman
bir vadide, Kur’an sünnet İslam ve hakikat başka bir vadidedir,kimi bilmediği öğrenmek istemediği için İslam’dan uzak,kimisi de, bildiği halde yaşamıyor.

Allahım! Bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi dünya ve ahirette hasret ve nedâmet çekmekten koru, Kur’an, peygamber ve akıl nimetlerinden
a’zâmî dercede istifâde
edenlerden eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

23 Kasım 2021 Salı

MEKTÛB VE MESAJ



واذا الإخوان فاتهم التلاقى
فما صلة احسن من كتاب
Dinde kardeş olan mü’minlerin mulakî olmaları ve bir araya gelmeleri eğer zor veya muhâl olursa,( irtibatı kesmemek için) bir şeyler yazmaktan daha güzel bir sıla ve bağ kalmaz.

Nitekim,
المراسلة نصف المواصلة
Mektuplaşmak, yazışmak
mesajlaşmak,Telefon ile konuşmak veya başka vesilelerle irtibatı en yakın akraba,dost,ahbâb ve arkadaşlardan kesmemek mulâkât ve görüşmenin yarısıdır ve güzel bir ameldir.

Hatta,
التحسر يقوم مقام الوصال
Filan akraba veya falan dost ile, görüşemedim diye üzülmek ve hasret çekmek, kavuşmak,
buluşmak ve vâsıl olmak kadar sahibine sevap kazandırır,yeter ki niyet güzel olsun ve sevgi sâfî olup netleşsin.

Zira’
اذا صفى الود حمل فراق البعد
Eğer sevgi sâfî olup netleşirse ( ve kavuşma niyeti de güzel olursa)uzak kalmanın ayrılığını (ve uzaklığın hasretini giderip yükünü) taşır.

Günümüzde insanların büyük bir kısmının çok kullandığı cep telefonu ve ona bağlı imkanların sıla-ı rahim ve buna benzer faydalı ve hayırlı işlerde,irşâd ve hak’ka dâvet için kullanılması esastır,bu imkanlar, boş ve faydasız işlerde, eğlence ve İslam Dini’nin tasvib etmediği alanlarda kullanılmamalıdır.

Bugüne kadar parmaklar faydasız boş ve vebal getiren şeyler yazdıysa,
gözler nahoş, çirkin ve bakılmaması gereken şeylere amden baktıysa,
Kulaklar duyulması kalbe ve zihne zarar veren,
zihni meşgul eden bazı şeyleri amden dinlediyse bilelim ki tövbe kapısı açıktır, tövbe edilebilir edilmelidir de.

Yanlışa bulaşan bu azaların( el,parmak, göz kulak v.b.gibi) da bir tövbesi vardır.
El ve parmaklar yanlış ve günah’a sebeb olan şeyler yerine sıla-ı rahim gibi, irşad gibi faydalı şeyler yazacak, göz ve kulak bakıp dinledikleri yanlışların yerine, Kur’an’a,Hadis kitaplarna,
Anne- Baba yüzüne v. b. gibi şeylere bakacak, kulaklar dinledikleri mâ lâ ya’ni ile vebâl olacak şeylerin yerine Kur’an’ı,
va’z ü nasıhatı,sohbeti,
ibret veren şeyleri dinleyecek.
Genel bir tövbe yeterli olmakla beraber bu tip organ tövbesi de güzeldir

Rasulullah efendimiz bir hadiste şöyle buyurur:
“Yapılan bir kötülüğün arkasında hemen bir iyilik yap ki yapılan bu iyilik,kendisinden önce yapılan kötülüğü mahvetsin( silsin)”
Tirmizi Hadis no: 1987.

Bu mübarek hadis’ten anlaşılan şu ki: kişi yanlış bir şey konuştu, yanlış bir şey dinledi(duydu değil), yanlış bir şeye baktı ( gördü değil) o zaman bu yanlışın arkasında mesela iki rekat namaz kılsın,bir fakire sadaka versin, Esteğfirullah deyip yüce Allah’tan af ve mağfiret dilesin.

Rasulullah efendimiz başka bir hadisi şerifte de şöyle buyuruyor:
” Kim ( din ) kardeşine gel kumar oynayalım derse,
(oynamasalar bile) bir sadaka versin”
Buhari Hadis no: 4860.
Müslim Hadis no:1648.

İslam dini, kalbi ve kalıbı ile içi ve dışı ile ruhu ve bedeni ile dili ve tüm organları ile Kamil bir mümin hedefliyor.

Allahım! Bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi razı olduğun ameller ile meşgul eyle, Hak’kı hak dostunu dost, batılı batıl düşmanını düşman bilenlerden eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

22 Kasım 2021 P.tesi

KENDİMİZE SORALIM



يا نفس ما لى وللاموال اجمعها
خلفى وأخرج من دنياى عريانا
ابعد خمسين قد قضيتها لعبا
قد آن تقصيرى قد آن قد آن

(Nefsi Levvame sahibi insan,şanslı bir insandır,zira nefsini kınıyabiliyor, onu azarlayabiliyor ve hesaba
çekebiliyor,işte burada bu beyitleri söyleyen kişi,hem kendini eleştiriyor,hem de bizlere nasihat ediyor,diyor ki):

Ey nefsim ne oluyor bana? Bir taraftan dünya malını (Helal olsa bile, kaldı ki helal haram dinlemeden) biriktirip topluyorum ama, yarın dünyadan çırçıplak ölüp giderken bu malı arkamda bırakıp gideceğim(Helal ise hesabı var, haram ise azabı var).

Eğer mümkün olursa insan bu dünyadan âhirete uğurlanırken, doğduğu zaman bir bez parçasına sarıldığı gibi yine bir bez parçasına (kefen)sarılacak.
“Andolsun ki,sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geleceksiniz”
En’âm suresi: 94.âyet

(Ey nefsim) peki yaşım elli oldu hatta elliyi de geçti (bazılarımız elli yaşı çoktan geçti) ve bu ömrüm oyunla oynaşla geçti,bu kadar boş yaşadıktan sonra kusurlu ve ihmâlkâr yaşadığım yetmiyor mu? (Levvame olan nefis sanki sahibinin bu haklı serzenişine şöyle cevap veriyor): Evet yetiyor,evet yetiyor.

الى متى وانت فى لهو وفى لعب
يغرانك الخادعان الحرص والامل

İki aldatıcı olan dünya hırsı ve uzun yaşama arzusu daha ne kadar seni mağrur edecek,daha ne zamana kadar oyun ve oynaş içinde kalacaksın, yetmiyor mu?

Çok çetin olan Âhiret günü hesab’a çekilmeden önce,daha dünyada iken
hiç olmazsa belli aralıklarla nefsini hesaba çekenlerden, dolayısıyla kıyamet günü hesabı kolay olacaklardan olmak dileği ve duasıyla…

Allahım! Bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi iş işten geçmeden âhiret hazırlığını yapma çabasında ve gayretinde olanlardan eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

21 Kasım 2021 Pazar