وخالف النفس والشيطان واعصهما
وان هما محضاك النصح فاتهم
Ve hâlifinnefse veşşeytâne ve’sihimê, ve in hümê mahhadâkennusha fettehimi.
Hem nefse,hem de şeytana muhalefet et, baş kaldır, uyma,ikisi ısrarla biz senin menfaatın için çalışıyoruz,senin için söylüyoruz diye sana nasihat etseler bile onları itham et,töhmetle suçla,inanma ve onları yalanla.
Şeytan ve nefs ile baş etmek, onlara baş kaldırmak elbette kolay bir şey değildir ama bu mücadelede kulun yardımcısı yüce Allah’tır ve bu şerefli bir mücadeledir,bu mücadeleyi kazanan zahirî düşmanlarla mücadelede başarılı olur,nefis ve şeytan ile mücadeleyi ve savaşı kaybeden’in diğer düşmanlara karşı yapabileceği bir şey kalmaz.
Yüce Allah yolu ve yordamı bildirmiştir insanoğluna akıl verip Peygamberler göndermiş kitaplar indirmiştir.,
Kul yüce Allah’ın yardımını dileyerek,bu mücadelede gâlib gelmek için çaba sarf edecek,bu iki azılı iki düşmanın vesveselerine karşı agâh olacak uyanık
olacaktır.
Yüce Allah’ın kur’ân’ı Kerim’de buyurduğuna göre,hem şeytan,hem de nefis ikisi de insana vesvese veriyorlar,
nefsin vesvesesi için:
“Andolsun insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine verdiği vesveseyi (fısıldadıklarını)
biliriz ve biz ona şah damarından daha yakınız”
Kaf suresi :16. ayet.
Şeytanın vesvesesi için de,
“İnsanların kalbine vesvese veren şeytan” Nas süresi: 5.ayet.
buyurmuştur.
Bu iki vesvese’nin arasında bir fark var mıdır? Vardır, şöyle ki;
Nefis,sahibinden istediği günahta diretiyor ve illâ bunu yapacaksın, başka günah işlesen de razı olmam diyor, şeytan ise kişiden istediği ma’siyeti kişi yapmazsa,ona diyor ki, bunu yapmadın,hiç olmazsa şunu yap der ve o ikinci ma’siyete razı olur.
Şeytan ve Nefis ikisi de insana düşmandır, isnadı zayıf bir hadiste şöyle buyuruluyor: Ey insan! “Düşmanlarının en azılısı iki yanın arasında olan nefsindir”
Aclûnî Keşf ül Hafâ: 1/160
“Muhakkak ki Şeytan sizin düşmanınızdır,siz de onu düşman edinin”
Fatır süresi: 6.ayet.
Daha iyi göreyim diye gözlük,daha iyi duyayım diye işitme cihazı,daha iyi konuşayım ve daha rahat yemeği çiyneyeyim diye mesela implant taktıran insanoğlu, dünya ve ahiret hayatını kendine zehir etmek isteyen şeytan ve nefs’e karşı imkanlar ölçüsünde tedbir alabilir mi? Allah’ın yardımı başta olmak üzere elbette alabilir,bu tedbir bir gözlük almak kadar kolay değildir tâbi, ama bu tedbir iki dünyanın saadetine de vesile olur.
Bu tedbirlerin başında yüce Allah’ın yardımı gelir,zikir gelir, ölüm ve ötesini düşünmek gelir, nasihat eden bir dost gelir,ham ve acemi olan tecrübesiz olan insanı eğitecek bir mürebbî gelebilir.
Unutmayalım ki aşkla zevkle ve şevkle kitaplarını okuduğumuz âlimlerin çoğu bu terbiye metodundan nasip sahibi
olmuşlardır.
Ey yüce Allahım! Bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi şeytan nefis, görünür görünmez, bildiğimiz ve bilmediğimiz bütün şerlere ve şer guruhuna ve grublarına galib eyle,din ve dünya maslahatı için meşrû sebeplere sarılan,sonra sana tevekkül eden kullarından eyle, sana yaklaştıran sebeplere sarılmayı nasib eyle Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
31 Mayıs 2022 Salı
Monthly Archives: Mayıs 2022
BİLMEK VE BİLMEMEK
اذا كنت لا تدرى فتلك مصيبة
وان كنت تدرى فالمصيبة اعظم
İze künte lê tedrî fetilke musîbetün,ve in künte tedrî felmusîbetu a’zamu
Kişi,bilmesi gerekeni bilmiyor, öğrenmiyor onun için yapılması gerekeni yapmıyorsa bu bir musîbettir،yok eğer biliyor da yapmıyorsa bu da daha büyük bir musîbettir.
Lazım olanı bilmemek ve öğrenmemek kişiye sorumluluk yüklediği gibi,
lazım olanı bilip yapmamak da kişiye sorumluluk yükler,ve bu iki husus diğer bir iki husus ile beraber insanların fesadına yol açar.
İnsanların fesadının ve bozulmalarının ana sebebleri arasında;
1)- Kişinin bildiği ile amel etmemesi,
2)-Bilmediği ile amel etmesi,
3)- Bilmesi gerekeni öğrenmemesi,
4)- Bilmediğini öğrenmek isteyenlere engel olması gibi hususlar sayılmaktadır.
Yukarıdaki illetlere yakalan fert,toplum, millet, ümmet kendi gibi kalamaz, birilerine benzemek için çırpınsa da benzeyemez,arada kalır.
Karga,ne yapıp yapıp kartal gibi olmak için çaba sarf eder,sonunda ne kartal gibi olur,ne de karga gibi kalır.
Bazı milletler veya ümmetler,şan ve şerefin,izzetin zirvesinde iken çeşitli nedenlerden dolayı meselâ doğunun en önde gideni iken, batı’nın en sonuna düştüler,hatta orada bile kendilerine yer bulamadılar, şu söz bu konuya ne kadar da mutabık ve muntabık oluyor.
من تردى برداء غير رداء أبيه
سوف يأتيه زمان يتمنى الموت فيه
Men teraddê biridâin ğayri ridâi ebîyhi,sevfe ye’tîhî zemênün yetemennel mevte fîhî
Kim ki babasının elbisesinden başka bir elbise giğerse,( başına gelenlerden dolayı) ölümü temenni edeceği günleri yaşayacaktır.
Yani Kur’an’ı, sünneti,birlik ve beraberliği,kendi örf ve geleneklerini feda edip taklid ve özenti hastalığına yakalanan bir toplum, bir millet ve bir ümmet kendine ve kendi sabitelerine dönmeden gün yüzü göremez.
Zira:
وكل خير فى اتباع من سلف
وكل شر فى اتباع من خلف
Ve küllü hayrin fittibâi men selefe,ve küllü şerrin fittibâi men halefe.
Bütün hayır ve güzellik, selef- i sâlhin’in ittibâinda onları takip etmekte mevcuttur, bütün şer ise, dine, örf ve geleneklerimize uymayan
mecralara,sonradan ortaya çıkanlara girmekte mevcuttur.
“Şüphesiz bu benim dosdoğru yolumdur.Buna
uyun(başka) yollara sapmayın; sonra onlar sizi Allah’ın yolundan uzaklaştırır işte korunmanız için Allah bunları size emretti”
En’âm suresi: 153.ayet.
Allahım! Bizlere ve bütün mümin kardeşlerimize Kur’an ve sünnete, Kur’an ve sünnete uyan örf ve adete,salih selefin yoluna dönmeyi,o yola girmeyi ve ölünceye kadar bu kutlu ve mustakîm yolda sabit kalmayı nasîb eyle Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
30 Mayıs 2022 Pazartesi
ÖMÜR KAR MİSALİ
عمر برف است وآفتاب تموز
أندكى مانه خوجه غرة هنوز
Umr berf est u âfitabi temmuz,endeki mâne hoceh ğurra henûz.
Ömür temmuz güneşinin erittiği kar gibidir,yani seri bir şekilde eriyor,kendisi zaten kısa olan bu ömrün elde kalan azını dolu dolu geçirmesi beklenen bizim beyefendi ( herhangi birimiz) de, hâlâ oyun oynaş ve gaflet içinde bulunuyor.
Oyun oynaş ve gaflet içinde olan bilmelidir ki
الفرصة كضيف أو كغيمة صيف
Elfırsatu kedayfin ev ke ğeymeti sayfin.
Hayatın fırsatları bize gelen ve en fazla iki üç gün kalıp gidecek olan bir misafire,veya yaz mevsimindeki gölgeye benzer,misafir de bir iki gün veya üç gün sonra gider,yaz mevsiminin gölgesi de hemen yer değiştirir veya yok olur.
Misafire ikram etmek, yazın gölge bulunca gölgelenmek fırsattır bu fırsatlar kaçtı mı ya çok geç bir daha ele düşer veya ömür tükenir yine de bir daha bu fırsat ele geçmez.
O’na salât ve selâm olsun Rasulullah efendimiz bir gün Ashab-ı kirama hitap buyurdular,o esnada güneş batmaya doğru yaklaştı ve güneşin ziyası dağların ve tepelerin üzerindeydi,tam o esnada buyurdular ki:
“Geçmiş zamana göre dünyanın ömrü,bu gün’e göre güneşin batmasına (az) kalan şu vakit gibidir”
Tirmizi Hadis no:2191 İbn-i Mace Hadis no: 4000.
Akıllı insan, aklını kullanıp iyi düşünmeli, geçen ömründen ne elde etti,istikameti nasıl, yönü doğru mu,yerinde mi sayıyor,geri mi gidiyor,ve varsa geri kalan ömrü için hangi planı uygulamalı,var mı bir planı iyi düşünsün ve ahireti için en faydalı radikal bir karar versin.
Şöyle bir söz nakledilir: Ey Adem oğlu! Ahirete değer ver,hem âhireti hem dünyayı kazan, âhireti ihmal edip dünya’ya yüklenme ikisini kaybedersin.
Yukarıda zikrettiğimiz ve Tirmizi’nin sünen’inde geçen hadis-i şerifte geçmiş zamana göre dünyanın ömrü nasıl ki az kaldıysa, bazılarımızın
da bu dünyada yaşayacağı ömrü belki de az,hatta çok az kalmış da olabilir.
Eğer yaşarsak yarınımızı bu gunümüzden daha iyi ve verimli geçirmek için ciddi ve sürekli bir gayret ile salih amellere sarılmamız ve ahiret azığı toplamamız dünyada da,âhirette de yüzümüzü güldürecektir.
İnsanlara faydalı olalım diye çırpınırken kendimizi ihmal etmeyelim.
Bu hususta bir gönül eri şöyle buyurmaktadır:
كن مؤما ولا تكن مؤما
Kün mûmen, ve lê tekûn mûmen.
Mum ol mum olma yani çıra ol etrafa aydınlık ver ama kendini de yakma.
Yüce Allah bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi bu eriyen kar misali olan kısa ömrünü erimeden ve heder olmadan önce dolu dolu geçirip ebedi olan âhiret hayatını ma’mur edenlerden ve mümkün olduğu kadar da başkalarına faydalı olanlardan eylesin,Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
29 Mayıs 2022 Pazar
DÜNYA MENFAATI İÇİN DİNDEN TAVİZ VERMEK
نرقعوا دنيانا بتمزيق ديننا
فلا ديننا يبقى ولا ما نرقعوا
Nurakki’û dünyênê bitemzîyki dîyninê,felê dîynünê yebkâ ve lê mê nurakki’û
Dinimizi, inancımızı,
dinimize ve inancımıza göre dantel dantel ördüğümüz hayat tarzımızı paramparça edip yırtılan dünyamıza yama yaparsak, elimizde ne din kalır, ne dünya kalır,ne de yama parçaları kalır.
“Sizin için din olarak İslamiyet’i beğendim (seçtim, razı oldum) Mâide süresi: 3. ayet.
Bu mübarek âyet- i kerimede de buyurulduğu gibi yüce Allah’ın bizlere seçtiği, beğendiği,dünyâ ve ahiret saadetine kefil olan İslâm dini’ni bir müslüman nasıl olur da Rasulullah efendimiz’in
“Eğer dünya Yüce Allah’ın nazarında, katında, indinde bir sivrisineğin kanadı kadar değeri olsaydı yüce Allah
dünyadan kafire bir damla(su) bile içirmezdi” İbni Mace Hâds no: 3334 diye tavsif buyurduğu deni ve kıymetsiz dünyaya ve dünyalıklara nasıl deyiştirir? Mü’min ve müslüman kişi bunu yapamaz.
Yalan söyleyen, yalancı şahitlik yapan, insanları aldatan, hakederek ve süzülerek değil,rüşvet vererek ve sürünerek bir makama ehil ve layık olmadığı halde gelen, insanların inancını,temiz
duygularını istismâr eden, menfaatperst İnsanlar dinini yırtıp dünyasına yama yapmıyor da,ne yapıyor?
Haramların, günah ve ma’siyetlerin içinde yüzerken,farzları kılı kıpırdamadan terkeden, İnsanların hakkını ihlâl eden, onları yersiz ve gereksiz, haksız yere ürküten,korkutan,
tedirgin eden, neyi neye satıyor acaba?
Bütün bunlardan daha tehlikeli olan şudur: kişi dinini parçalayıp dünyasının hatırı kırılmasın diye ona yama yaptığının farkında bile değilse, işte bu en büyük tehlikedir.
Bakın bu konuda şâir şöyle diyor:
من يهن يسهل الهوان عليه
ما لجرح بميت ايلام
Men yehün yeshulil il hevânu aleyhi, mâ licurhin bimeyyitin îylêmün.
Pasif olana pasiflik kolay gelir,ölen kişiyi bir şeyle yaralamanın veya ona sivri bir şeyle dürtmenin ona acı vermediği gibi.
Ayrıca insan inandığı gibi yaşamazsa,yaşadığı gibi inanmak zorunda kalır ve yaşadığını din zanneder, onu başkalarına din diye dayatır.
Bu kısa yazımızı hazreti Ömer ile Ahnef b.Kays arasında geçen bir konuşma ile bitirelim:
Hz.Ömer soruyor : Ey Ahnef insanların en kalitesizi, en itibarsızı kimdir?
Ahnef : Dinini dünyasına satıp değiştirendir.
Hz Ömer : Bundan daha düşük ve daha itibarsız olan da kimdir
biliyor musun? Dinini başkasının dünyasına satandır buyurdu.
Mesela ; Bir insan dünyevi bir menfaatı için yalan söylerse, dinini bir nevi dünyasına satmış ve değiştirmiş olur, fakat başkasının menfaati için yalan söyleyip yalancı şahitlik yaparsa kendi dinini başkasının dünyasına ve menfaatına satmış ve değiştirmiş olur.
Ey dünyayı, ahireti, yerleri gökleri ve aralarında olan her şeyi yaratan,kudreti ile ayakta tutan yüce Allah! Bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi, ahiretini dünyasına tercih eden, dünyayı ahirete vesile kılan,hak ettiği yere süzülerek gelen bulunduğu makamın mevkînin hakkını veren, insanları müslümanları aldatmayan, onlara kucak açan, bulunduğu makama aldanmayan, ahiretin hesabını yapan ve ona göre yaşamını sürdüren kullarından eyle.Amin.
Ahmet ÖZKAN
28 Mayıs 2022 C.tesi
İNSAN YOLCUDUR
حملت العصا لا الضعف اوجب حملها
علي ولا اني تحنيت من كبر
ولكنني الزمت نفسي حملها
لاعلمها ان المقيم على سفر
Hameltul asâ leddı’fu evcebe hamlehê,aleyye ve lâ ennî tehenneytü min kiberin.
Velâkinnenî elzemtü nefsî hamlehê,liü’limehê ennelmukîme alâ seferin.
Ben değnek taşıyorum, fakat zayıflığımdan taşıyor değilim, şükürler olsun daha benim belim de ihtiyarliktan dolayı iki büklüm olup bükülmedi,
bununla beraber kendi kendime dedim ki : Ben ne pahasına olursa olsun değnek taşımalıyım, taşımalıyım ki nefsime şunu dedirteyim ve şunu hatırlatayım : Her mukîm(bir yerde ikamet eden) bir gün sefere çıkacaktır,sefere hazır olmalıdır bunu nefsime anlatmak için değneği taşıyorum, çünkü değneğini eline alan bir kimse bir yere gitmek için hazırlanan kimse demektir.
Bununla beraber
لان الدنيا دار ممر لا دار مقر والناس سفر فمبدا سفرهم بطون امهاتهم
Lienneddünyê dâru mamarrin,le dâru makarrin.
Vennêsü süfrün mebdeü
seferihim butûnu ümmehêtihim.
Bu dünyaya gelen herkes seferidir, sefer’in başlangıç noktası kişinin annesinden doğması ile başlar ve bu yolculuk ölümle biter, o halde bu dünya bir geçiş yeridir karar kılınacak ve ebedi kalınacak yer değildir.
Bir misafir kendini ev sahibi saymamalıdır.
Ahiret yolcusu olan mümin, kendini aşırı güvende hissedip bu yolculuğu ve seferi, sefere hazırlığı ihmal etmemelidir,zira her her an sefere çıkarılabilir.
مرا در منزل جانان چه أمن عيش چون هر دم
جرس فرياد مى دارد كه بر بنديد محملها
Mera der menzili cânân çi emni ayşi çün her dem,ceres feryadi mîdared ki ber bendîdi
mahmilhâ.
Ben cananın diyarında ne kadar güven içinde oturabilirim ki,zira her an yolculuk feryadı ve çanı çalabilir pılını pırtını, yükünü topla gidiyorsun diyecekler.
O’na salat ve selam olsun Rasulullah Efendimiz bir gün Abdullah Bin Ömer’in omzuna elini atıyor ve diyor ki
” Dünyada bir garip gibi, veya bir misafir gibi ol,ve kendini ölülerden say”
Buhari Hadis no: 6416.
Başka bir rivayette sabah olunca akşamı akşam olunca sabahı bekleme, yani her an ölecekmiş gibi ölüme ve bu dönüşü olmayan yolculuğa hazırlıklı ol, bu tavsiye ve öğüt sadece Abdullah Bin Ömer’e değildir, şüphesiz herkesedir, hasseten ahiret yolcusu olan bütün müminlere bir uyarı,bir öğüt ve nasihattır.
Yüce Allah bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi kur’an-ı Kerim’in ve Resulullah efendimizin nasihatlerini ikazlarını ve emirlerini dinleyip dönüşü olmayan bu yolculuk için hazırlığını yapan gözü arkada kalmayan kullarından eylesin.Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
27 Mayıs 2022 Cumâ
NEFESİN YOLU TIKANMADAN
دمى چند كفتم بر ارم بگام
دريغاكه بگرفت رآه نفس
دريغاكه بر خوان الوان عمر
دمى چند خوردم وگفتند بس
Demî çend goftem berârem begâm,deriğâki bigireft râhi nefes.
Deriğâki ber honi elvâni umr,demi çend hordem ve goftend bes
Biraz daha keyfime bakayım dedim,ne yazık ki nefesin yolu tıkandı. Rengarenk hayat sofrasından(elimi uzatıp) bir müddet daha yiyeyim dedim, çek elini yeter yediğin dediler.
Bu sözler, hikmet sahibi edip,şâir, mutasavvıf olan Sâ’di Şirazi’nin, bir pir-i fani’den naklettiği sözlerdir.
Sâ’di anlatıyor: Şam’da Emevi camisindeydim bir iki kişi yanıma gellip dediler ki: Yüz kırk yaşlarında birisi son nefeslerini alıp veriyor,biz Arapça biliyoruz ama galiba Farsça konuşuyor, ne dediğini anlamıyoruz, yardımcı olur musun.
Yanına vardığımızda bir şeyler mırıldandıyordu, doktor çağıralım dedim, dedi ki:Ecel gelince
doktorlar şaşırır ve ilaçlar ihanet eder, arkasından da yukarıdaki beyitleri okudu ve son nefesini teslim etti.
Her dakikada aşağı yukarı altmış yetmiş defa alınıp verilen nefes insanın ömrünü oluşturuyor ve bitince bitiyor, sayılı çünkü,rızık gibi,su gibi ve ekmek gibi hepsi sayılı.
Bu eşsiz nimeti,yani alıp verdiğimiz nefesi gafletle alıp vermemek gibi ciddi bir görevimizin olduğu yanında her alınıp verilen nefeste iki ni’metin mevcud olduğunu yine Sâ’di anlatıyor ve şöyle diyor:
هى نفسى كه فرو مى رود
دو نعمت موجوداست وبر هر
نعمت شكرى واجب
Her nefesî ki furû mi reved du ni’met mevcûdest ve ber her ni’met şükri vâcib.
Alınıp verilen,inip çıkan her bir nefeste iki nimet vardır ve her nimet için bir şükür gereklidir, birinci şükür, nefes aldığımızın şükrü,ikinci şükür nefes verdigimizin şükrü.Eğer herhangi bir nimete şükür edebiliyorsak, bu da yüce Allah’ın bir nimeti olduğuna göre, o halde şükürden aciziz.Aciz olduğumuzu bilmemiz de ayrı bir nimettir.
İnsan farkında olsa da, farkında olmasa da bu sayılı ve yüce Allah’a malum olan nefesler bir gün tükenecek,o halde huzurla,dolu dolu tükensin, beyhûde bir şekilde ve yanlış yerlerde tükenmesin.
Her alıp verdiğimiz nefesi son nefesmiş gibi alıp verelim çünkü bir an gelecek ya alıp veremeyeceğiz, veya verip alamayacağız.
O’na salat ve selam olsun Rasulullah Efendimiz bu hususta bir hadis-i şerifte şöyle buyurmaktadır;
“Lezzetleri yıkan’ı yok edeni (ölümü) çok çok zikredin”
İbn-i Hibbân Hadis no: 2994.
Ölümü hatırlamaktan hiç korkmayalım,zira ölümü anmak ömrü kısaltmaz, ölümü unutmak da ömrü uzatmaz.
Uzakta ve yakında olup biten olaylara, sıkıntılara, yanlışlara, işlenen haramlara masiyet ve günahlara dünya için verilen mücadele ve kavgalara baktığımızda tüm bunları ve dahasını yapanların, ölümü gözardı ettiklerini ve Rasulullah efendimizin bu kiymetli emir ve tavsiyesini ihmal ettiklerini rahatlıkla anlayabiliriz.
Yoksa aldığı nefesi son nefesmiş gibi alıp veren, bu nazik ve zarif bedenin bir gün toprak olacağını bilen, sıra’nın her an kendisine gelebilceğine kanaat eden bütün yaptıklarından sorumlu olacağnı kesin bilen ve buna iman eden bir mü’min nasıl başkasını aldatır, nasıl başkasına yalan söyler, nasıl başkasının kuyusunu kazar,ve nasıl dünya için ortalığı böyle tarumar eder.
Ey yüce Allah’ım! Bize lütfettiğin nefesler tükenmeden, ömrümüz hitam bulmadan, seni razı edecek ve ahirette geçerli olacak, terazide bizi mahcup etmeyecek amelleri işlemeyi bizlere ve bütün müminlere nasip eyle.Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
26 Mayıs2022 Perşembe
DAMLAYA DAMLAYA GÖL OLUR
وقطر على قطر اذا اجتمعا نهر
ونهر على نهر اذا اجتمعا بحر
Ve katrun alâ katrin izectemeâ nehrun,ve nehrun alâ nehrin izectemeâ bahrun.
Damla damla nehir,nehir
nehir deniz olur. “Damlaya damlaya göl olur”Atasözü hepimizin malumudur,bu sözün
altını doldurup hakkını
vermek gayret sahibi mü’minlere düşer.
Bu sözün hakkı nasıl
verilir,ve bunun altı nasıl dolar ve neyle nasıl doldurulur?
Her konuda bize rehber olan ve yol göteren yüce
Allah’ın kitabı ve O’na salât ve selâm olsun Allah Rasulü bu konuda da bizlere yol gösteriyor,
Yüce Allah bu hususta bir kaç ayet-i kerimede şöyle buyuruyor:
“Azık toplayın,muhakkak ki azığın en hayırlısı takvâdır”
Bakara suresi :197.ayet.
‘Hayır işleyin ki
kurtulasınız”
Hac suresi: 77.ayet
“Kim zerre miktarı hayır
yapmışsa onu(karşılığını)
görür”
Zilzal süresi: 7.ayet
O’na salât ü selâm olsun
Rasulullah efendimiz de bu konuda bir kaç hadiste şöyle buyurdular:
“Kardeşini güler yüzle
karşılaman”,
Müslim Hadis no: 2626
,”Kovandan onun
su kabına su dökmen ile
bile osa bir iğiliği küçük
görme”
Tirmizi Hadis no: 1970
“Yarım hurma veya güzel
bir söz ile bile olsa
Nar’dan(ateşten) kendinizi koruyun”
Buhari Hadis no :7443
Müslim:1016
Bu ve benzeri ayet-i Kerimeler ve Hadis-i
şerifler azık toplamamızı ve küçük büyük demeden, şu küçük bu
değersiz,şu ufak
bundan ne çıkar demeden âhirette sevap
fakiri olmamak için gayret gostermemizi
emrediyor.
İçinde bulunduğumuz ve muteâkib aylarda ve
günlerde yapılacak her kalemden taat ve ibadet, Pazartesi ve Perşembe günü oruçları,her ayda üç gün oruç tutmak,Kurban Bayramı öncesi Dokuz
gün olan zilhicce ayının ilk dokuz gününde yapılacak ameller, tutulması sevab olan tatavvu oruçlar
ki hiç bir amel bu dokuz
günde yapılan amel
ayarında olamaz, hele
hele kendisinden bir yıl önceki ve kendisinden bir yıl sonraki günahları silip süpüren Kurban Bayramı öncesi tutulan Arefe günü orucu,sadaka vermek güzel söz söylemek,nafile namazlar zikirler
tesbihler, Kur’an-ı Kerim tilaveti gece namazı,bol bol duâ,zira dua iki çeşidi ile -senâ ve taleb duası- ibadettir ve daha nice rengarenk sevap ve hayırlar.
Unutmayalım ki ahiret
zengini olmanın yolu,bu
dünyadan geçiyor ve biz
yüce Allah’a hadsiz hamd
ve senâ ediyoruz ki hâlâ
imkanların, fırsatların ve
nimetlerin sayısız olduğu
bu dünyada yaşıyoruz.
Kurtuluş için hayır yapmamızın gereğini unutmayalım ve yine
unutmayalım ki damlaya
damlaya göl,gölden göle
deniz olur.Ahirette Yüce
Allah’ın rahmetine, rahmet diyarı cennetine ve bütün nimetleri
unutturan mübarek
cemaline kavuşmanın yolu bu dünyadan,bu dünyada yapılacak taat ve ibadetlerden geçiyor.
Allahım! Bizi ve bütün mümin kardeşlerimizi her hayra ve her güzel amele muvaffak eyle, her şer’den,her hastalık ve keder’den uzak eyle.Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
25 Mayıs 2022 Çarşamba
GECE SEHER DUÂ
يا رجال الليل جدوا
رب داع لا يرد
لا يقوم الليل الا
من له عزم وجد
Ya ricalelleyli ciddû
Rubbe dâin le yuraddû
Lê yakumulleyle illê
Men lehû azmün ve ciddün.
Ey gecenin adamları ve âbidleri,ey gecenin tecelli avcıları, gecelerini değerlendiren İhya eden, ahiret için hazırlık yapan, kendisine ailesine ölmüşlerine, çevresine, inananlara hatta bütün insanlara hidayet bulsunlar diye ve bütün mü’minlerin bilcümle geçmişlerine dua etmesi istenen, dua eden kimseler,gece seherlerde ibadete,teheccüd namazına ve duâya tazarru’ ve niyaza ciddiyetle dört elle sarılın.
Zira bu vakitlerde nice dua eden insan vardır ki, duaları reddolmaz, er veya geç yüce Allah onların dualarını tazarru ve niyazlarını
kabul eder,bunlar gecenin âbidleri olunca gündüzün de yiğitleri olurlar.
Doğrusu gecelerin hakkını ancak azim ve sebat sahibi, kararlı insanlar, ciddi insanlar Kur’an’a ve sünnete ciddi sarılanlar müminlerin ve insanlığın haline acıyanlar kendine acıyanlar, hazırlık telaşında olanlar verir.
Seherde kılınan gece namazı, yapılan tazarru ve niyazlar, yüce Allah’a takdim edilen dualar ayrıca kabrin aydınlatılmasında kilit rol oynayan bir projektör ve nur’dur,ahiret yolcusu ölmeden kabrine kendisini rahat ettirecek amelleri takdim etmelidir, hem kendine hem başkalarına faydalı olmalıdır.
Celaleddin Rumî Allah rahmet eylesin gece kalkar namaz kılardı dua eder geceyi İhya ederdi, yaşlısın hastasın ne diye kendini yoruyorsun diyenlere : Ben dua etmezsem sen dua etmezsen bu ümmeti Muhammed’e kim dua edecek derdi, bir başkasına sorarlar nefsinizi niye bu kadar yoruyorsunuz? Ben aslında onun rahatını istiyorum diye cevap verirdi.
Dolayısıyla
من دق الباب يوشك ان يفتح له
Men dekkelbêbe yûşiku en yuftehe lehû
Kim kapıyı çalar, kapıda bekler sabreder sebat gösterir kararlı ve azimli olur istekli ciddi ve samimi bir müşteri olursa,yüce Allah’ın kapısı mutlaka ona açılır,
الجد يدني كل امر شاسع
والجد يفتح كل باب مغلق
Elciddu yudnî külle emrin şêsiin, vel ciddu yeftehu külle bêbin muğlakin.
Azim ve ciddiyet her uzak şeyi yakın eder, azim ve ciddiyet her kapalı kapıyı açar.
Ey Celal ve ikram sahibi olan Yüce Allah! Bizleri ve bütün müminleri kapından ayırma, yaptığımız ve yapacağımız duaları tazarru ve niyazları kabul buyur.
Müslümanları ve ülkemizin insanlarını her sıkıntıdan her darlıktan sahili selamete ve huzura kavuştur. Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
24 Mayıs 2022 Salı
TEANNÎ VE TEMENNÎ
بقدر ما تتعنى تنال ما تتمنى
Bikadri mê teteannê
tenêlü mê tetemennê.
Kişinin temennisi gayretine göredir, kişi ne kadar bir şeye ilgi duyar, gayret eder ve samimi olursa,ona göre iyiliği, istikbali, geleceği temenni edebilr, bunun dışındaki temennî ve beklenti kuruntu ve hayal olur.
O’na salat ve selam olsun Rasulullah efendimiz akıllıyı ve akıllı olmayan cahili tarif ederken şöyle buyuruyor :
الكيس من دان نفسه وعمل لما بعد الموت والجاهل من اتبع نفسه هواها وتمنى على الله الأماني.
Akıllı insan nefsini muhasebe eden, mağlup eden ve ölümden sonrası için hazırlık yapandır, cahil insan ise nefsinin, hevasının ve nefsin arzularının peşinden gidip sonra yüce Allah’a karşı boş temennilerde bulunandır.
Tirmizi Hadis no : 2459.
Bir mümin kendi işini kendisi yapacak, yapabildiği halde başkasına havale edip ısmarlama yapmayacak zira:
ما حك ظهرك مثل ظفرك
فتولى انت جميع امرك
Mâ hakke zahrake mislu zufrike,fetevelle ente cemîe emrike.
Senin sırtını parmağın ve tırnağın gibi hiç kimse güzel ve doyurucu kaşıyamaz o zaman sen bütün işlerini kendin halletmeye bak ve sırtını kendin kaşı.
Birisi şunu diyebilir : Ben öldükten sonra filan kişi, falan kişi beni unutmazlar, ihmal etmezler benim için hayır işler yaparlar şöyle ederler böyle ederler diye kendini avutabilir teselli edebilir.
İnsanlar o kişi için onun amel sahifesine yazılacak şekilde iyi ameller hayır işler işleyebilirler,ama ya işlemezlerse,o zaman kişi hesabını ona göre yapacak arkasında hiç kimseden bir menfaat göremeyecekmiş gibi kendi işini kendisi halledecek,amel defterini kapatmayacak ameller işleyecek çünkü öldükten sonra bir daha dünya’ya dönüş yoktur.
Şu husus mübalağa kabul edilmemelidir. günümüzde insanlar yakınını defnettikten hemen sonra tahminen gelip etelevizyonu açarlar,dizi veya başka şeylerle, gülerek vakit geçirirler ,herkes şine gücüne bakar, dolayısı ile kişi ben ölürsem kırk gün kırk gece yas tutarlar beni unutmazlar bilmem şunu yaparlar bunu yaparlar diyebilir ama o günler geride kaldı.
Dinimiz geride kalanların ibret almalarını emreder yas tutmalarını değil,din ne istiyorsa doğrusu odur.
Rasulullah efendimiz bir hadis-i şerifte şöyle buyuruyorlar:
” Her insan sabah olunca nefsi ile ilgili alışveriş yapıyor yani ya nefsini satıp helak ediyor ,veya nefsini satın alıyor kurtarıp hürriyetine kavuşturuyor, nefsini yüce Allah’a satar O’na feda ederse emirlerini tutup yasaklarından kaçarsa bu nefsi yüce Allah’a havale etmiş kurtarmış ve hürriyetine kavuşturmuş olur, buna mukabil nefsini yüce Allah’a teslim etmeyip şeytana ve nefsinin hevasına teslim ederse onu da şeytana satmış
ve nefsini helak etmiş olur artık herkes her gün bu alışverişin neresinde bir baksın.
Allah’ım! Bizlerin ve bütün mümin kardeşlerimizin sa’yimizi meşkur,günahımızı mağfûr,din ve dünya ticaretimizi len tebûr (( zarar görmeyen ticaret) sırrına mazhar eyle.Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
23 Mayıs 2022 Pazartesi
FARZ VE NAFİLE
من شغله الفرض عن النفل فهو معذور
و من شغله النفل عن الفرض فهو مغرور
Men şeğelehul fardu aninnefli fehuve ma’zûrun, ve men şeğelehunneflu anıl fardı fehuve mağrûrun.
Farz olan amellerle uğraştığı için nafile’ye vakit bulamayan kişi, mazurdur, özrü yerindedir,ve bu olabilir, fakat nafilelerle uğraştığı çin farzlara vakit bulamayan ve böyle iddia eden mağrurdur, gurur sahibidir ve aldanmıştır.
Yüce Allah’ın bir kuldan yüzünü çevirmesinin alameti o kul’un kendisine fayda vermeyen şeylerle vakit gecirmesidir.
Farzı kılmayana nafile ne yapsın ve ne yapabilir, kendisine zekat farz olan kişi bilerek amden ve özürsüz zekat vermiyorsa bir kaç fakire sadaka vermesinin anlamı ne olabilir?
Tirmizinin bu hususta rivayet ettiği bir Hâdis-i Şerif şöyledir:
“Kişinin kendisini ilgilendirmeyen şeyleri terk etmesi islamiyetinin güzelliğindendir”
Tirmizî Hadis no: 2317
Farzlardan bir farz dururken, kişinin nafilelerden bir nafile ile uğraşması ve farzı terk etmesi aynı anlama
geliyor.
Meâd(âhirete hazırlık yapan bir) akla sahip olan insan, mühim olanı mühim olmayana tercih eder, hatta daha mühim olanı mühim olana tercih eder,meâş (sadece dünya için çabalayan , dünyayı elde etmek için planlar yapan bir ) akla sahip olan kimse’nin yanında mühim ve daha mühim’in ölçüsü ahiret hesabı ve sevap ile değildir, dünya menfaatına göredir.
Meâd(âhirete hazırlık yapan) bir akla sahip olmak, sağlıklı düşünebilmek ve mühim olanı mühim olmayana, daha mühim olanı mühim olana tercih edebilmek için:
1)- Ehli sünnetin mezhebine göre akaid bilgisini doğru öğrenmek,
2)- İmkan dahilinde kişinin şeriatın hükümlerini,özellikle kendi uğraştığı meslek ile ilgili hususları, helali haramı öğrenmek,
3)- Öğrendiği akaid ilmine ve şeriat ilmine göre yaşamak ve hayatını buna göre tanzim etmek
4-)
خذ ما صفى دع ما كدر
Huz mâ safâ da’ mâ keder
Net ve safi olanı al, bulanık karışık kuruşuk olanı terket kaidesine göre tezkiye ve tasfiye yolunu seçmek, çirkin şeylerden arınmak güzel şeylerle süslenmek gerekiyor.
Birinci maddedeki yoksa iknci işe yaramaz, birinci ve ikinci yoksa üçüncüsü hiç işe yaramaz ve fayda da vermez.
Bu üç önemli unsurun eksikliği toplumda ve toplumun fertlerinde maalesef vardır ve bu bariz bir şekilde ortaya çıkıyor, kimi inancı sakat,kimi bilmesi gereken şeriat ilmi hsusunda bilgisi sakat, kimi de ne kadar sıkıntılı vasıf varsa onunla muttasıf olmuş,ne kadar güzel vasıf varsa inad edercesine ondan uzak kalmıştır, koca koca adamlar daha imanın şartlarını iyice bilmiyor doğru dürüst nasıl ibadet edeceğini bilemiyor, kalbî tezkiyeyi ve tasfiyeyi gerekli bile görmüyor, tabii buradaki kusur başta onun olsa da bu kusur hepimizindir.
Erdemli bir topluma kavuşmanın yolu sağlam bir inanç, yeteri şeriat bilgisi tezkiye ve tasfiye, iledir.
Eğitimciler, öğretmenler cami, sokak ve aile gibi eğitim ve öğretim kurumları buna dikkat etmeleri gerekir, onlar bir vadide eğitim ve terbiye başka bir vadide olursa o takdirde havanda sadece su dövülür.
Ey yüce Allah’ım! Bizlere ve bütün mümin kardeşlerimize ve çocuklarımıza gençlerimize meâd aklı,meaş aklı,nefis tezkiyesi ve tasfiyesi lütfeyle,hem dünyamızı hem ahiretimizi lütfunla ve kerem’inle ma’mur edelim, iki dünya saadetini elde edelim, net olanı alalım da,bulanık olanı terk edelim.
Ey Rabbimiz bizi buna muvaffak eyle.Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
22 Mayıs 2022 Pazar