بقدر الكد تكتسب المعالى
ومن طلب العلا سهر الليالى
Bikadril keddi tukteseb ül meâlî, ve men talab el ulâ
seherelleyâlî.
Çaba ve gayrete göre (özellikle âhirette) yüksek makamlar elde edilir,(Yüce Allah’ın cennetindeki) yüksek derecelere göz diken,(uykusundan,rahatından,keyfinden fedakarlık yapıp Teheccüd, istiğfar,dua ve tazarru’ halka ve hakka hizmet için)gecelerini(bir miktarını değerlendirip) uyanık geçirmelidir.
Hz Ömer Efendimiz çok az uyurdu,sebebini soranlara şöyle cevap verirdi: Gece uyusam ahiretim, gündüz uyusam raiyyem,idare ettiğim halk tehlikeye girer.
Yani hak sahiplerinin haklarına ulaşmaları ve mağdur olmamaları için benim denetlemem gerekir derdi.
Dünyada kişi olsun toplum olsun millet olsun Ümmet olsun belli bir refah seviyesine ulaşmak için gayret etmesi gerekir ahiretin de durumu böyledir ahirette üstün derecelere cennetteki makamlara o makamda olan büyük insanlara kavuşmak ve onlarla cennette ebedi yaşamak için, ve hepsinin üstünde fevkinde ötesinde yüce Allah’ın rızasına ve cemaline nail olmak için üstün bir gayretin olması kaçınılmazdır.
Yüce Allah’ın, kulları’nın gayretlerine ihtiyacı olmadığını herkes biliyor, ama koyduğu kanun ve kurallar, müeyyideler, müjdeler ve ikazlar,Kur’an ve sünnet bunun böyle olduğunu gösteriyor.
Dünyada yüksek makamlara gelmek için süzülerek hakkıyla ve alın teriyle ekstra bir çaba gerektiği gibi, ahiretteki ulvî makamlara ulaşmak için de önce Allah’ın rahmeti ve inayeti daha sonra kişinin gayreti gerekmektedir.
Bütün bunlara rağmen neticeye razı olmak kulun şanına yakışandır.
Bize görünen budur ama, Allah’ın indinde ne var onu Allah daha iyi bilir. yani her gayret eden arzu ettiği makama ulaşacak
diyemeyiz. Bunun istisnaları elbette olabilir gerek dünya makamları için gerek ahiret makamları için durum budur.
Bu hususta yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
” Biz güzel iş yapanların ecrini asla zâyi etmeyiz”
Kehf suresi 30.ayet
Güzel iş, ancak yüce
Allah için ve Şer’i şerife, Rasulullah efendimizin sünnetine uygun yapılan iştir.
Ey yüce Allah’ım!Bizlere ve bütün mümin kardeşlerimize seni razı edecek amelleri işlemek için bize imkan ve gayret lütfeyle.Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
31Temmuz 2022 Pazar
Monthly Archives: Temmuz 2022
HİCRET VE HİCRAN
1-) HİCRET
Mekkeyle Medine arası yollar
Çizik çizik hasret yarası yollar
Vardığı her nokta yine başlangıç
Gitgide Allah’a varası yollar.
İslâm tarihinde dört büyük olay vardır.
Viladet,bi’set,hicret ve rihlet.
Rasulullah efendimizin dünyaya teşrifi, Nübüvvet ile müjdelenmesi,
Mekke’den Medine’ye göçü ve vefatı.
İşte bu dev olaylardan biri HİCRET’tir.
Alimler bir kaç hicretten bahsederler.
1-) Müşriklerden eziyet gören Müslümanların Habeşistan’a iki defa hicretleri
2-) Mekke’den Medine’ye hicret,
3-) İslam’ın esaslarını öğrenmek ve öğretmek için kabilelerin Rasulullah efendimize hicretleri,
4-) Mekke halkından müslüman olanların Rasulullah efendimize hictetleri ve sonra Mekke’ye dönüşleri,
5-) Allah’ın yasakladığı şeylerden uzak durmak demek olan hicret.
Başka bir açıdan hicret
1-) Fizîken bedenlerin hicreti.
2-)Kalblerin yüce Allah’a yönelmesi demek olan hicreti.
Kişinin tüm sevgilerin üstünde ve ötesinde yüce Allah’ı sevmesi, kula kul olmayı terkedip Allah’a hakiki kul olması, başkalarına tevekkülü bırakıp yüce Allah’a tevekkül etmesi, başkalarına boyun eymeye son verip yüce Allah’a boyun eymesi gibi.
Zaten “Muhacir Yüce Allah’ın kendisine yasakladığı şeylerden uzak duran kimsedir.”
Buhari Hadis no :6484.
2-) HİCRAN
Hicret yurt dışından aranan destek,
Dava sahibine öz yurdu köstek.
“Kim bir şeyi Allah için terkederse,Allah ona daha hayırlısını nasîb eder”
Hicab ül mar’eti,Elbani:49
Örnek: ” Harama bakmak şeytanın zehirli oklarından bir oktur,kim onu Aziz ve Celil olan Allah’ın korkusu için
terkederse,Allah ona tadını kalbinde bulacağı bir halavet verir”
Hâkim.Müstedrek:8088
Başta Rasulullah efendimiz olmak üzere Ashab Allah rızası için doğup büyüdükleri Mekkeyi, evlerini,var olan herşeylerini bırakıp Medine’ye hicret edince yüce Allah onlara dünya ve ahiret izzetini, şerefini ikram etmiştir.
Hicran ve ayrılık yüce Allah’ın emri ve rızası için olunca, ikram ve vuslata,
maddi- manevi futuhata, dünya ve ahirette saadete dönüşmüştür.
Bugün de Müslümanlar
haramları, günahları,
ma’siyetleri terkedip hem Allah’ın rızasını hem de Rasulullah efendimizin hoşnutluğunu ve hicretin şerefini yaşayabilirler.
Bu şeref,her anlamda futuhât ve iki cihan saadeti Kur’an’ı Kerim’e ve parlak sünnete uymakla olur,emirleri yerine getirmek ve yasaklardan uzak durmakla olur.
İnanan bir ferd,aile,grub,
topluluk,millet ve ümmet için tek çıkar yol budur.
Allah’a dayan sa’ye sarıl
hikmete râm ol.
Yol varsa budur bilmiyorum başka çıkar yol.
Allah’ım! Rızanı cenneti, rızana ve cennetine yaklaştıran sözleri ve amelleri istiyoruz bizlere ve bütün mümin kardeşlerimize nasib eyle.
Hoşnutsuzluğundan ve ateşten,hosnutsuzluğuna ve ateşe yaklaştıran söz ve amellerden sana sığınıyoruz bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi koru, Rasulullah efendimizin tarif ettiği muhacirlerden eyle.1444 Hicrî yılımızı Mübarek eyle .Amin.
Ahmet ÖZKAN
30 Temmuz 2022 C.tesi
MUHARREM AYI ,AŞURE GÜNÜ,HİCRÎ YIL,HİCRETVE HİCRÂN.
1-) MUHARREM AYI VE AŞURE GÜNÜ
شهر الحرام مبارك ميمون
والصوم فيه مضاعف مسنون
وثواب صاءمه لوجه الهه
فى الخلد عند مليكه مخزون
Şehr ül harâmi mubarekün meymûnün
vessavmu fîhi mudâafun
mesnûnün,ve sevabu sâimihi livechi ilêhihî fil huldi inde melîkihi mahzûnün.
Haram aylardan biri olan Muharrem ayı bereketli bir aydır,bu ayda oruç sünnettir ve sevabı katlanır,bu ayda Allah’ı için oruç tutanın sevabı Melîk olan Allah’ın katında Huld cennetinde bekletilir.
Allah’ın katında sayıları on iki olan aylardan dördü haram aylardır
Tevbe suresi:36.ayet
Bunlardan üçü serd peşpeşe,biri ferd tektir.
Buharı Hadis no:1679
Rasulullah efendimiz bu dört aydan biri olan Muharreme “Allah’ın ayı” ismini vermiştir.
Müslim Hadis no: 1163
Orucu Ramazan ayından sonra en faziletli olan bu ayda 7,8,9 Ağustos (9,10,11 Muharrem) oruç tutulabilir, ayrıca 11,12,13 Ağustos (13,14,15 Muharrem Eyyâm- ı bîyz) oruç tutulabilir.
Muharrem ayının onuncu
günü olan Aşure gününü Rasulullah efendimiz oruç tutmuştur ve bir önceki yılın günahlarına kefaret olacağını umuyorum buyurmuştur
Müslim Hadis no:1162.
Hayatta kalırsam dukuzuncu gününü de tutarım buyurmuştur
Müslim Hadis no: 1134 ama gelecek yılın dokuzuncu günü gelmeden irtihal buyurdu.
Aşure gününün ta’zîmi oruç iledir,bidatlarla değildir,hele birilerinin kendilerine eziyet vermesi ve bazılarının ruhları cennette gezenlere atıp tutmaları hiç değildir.
“Allah’ın günlerini (nimetlerini) onlara hatırlat”
İbrâhim suresi: 5.ayet.
Aşure günü, Allah’ın büyük günlerinden (nimetlerinden) bir gündür(nimettir).
Müslim Hadis no:1892
Elbette Muharrem ayı sevindirici ve üzücü olaylara sahne olmuştur.
Sırların ortaya çıkacağı KIYAMET GÜNÜ
Târık suresi: 9 ayet.
Yüce Allah herkese dünyada yaptıklarını haber verecektir.
Mü’minler her zaman ama özellikle dört haram ayda farzları terkedip veya aksatıp, yasakları ve haramları işleyip kendilerine zülmetmesin.
Tevbe suresi: 36.ayet
İbn-i Kesir tefsiri: 4/148
2-) HİCRÎ YIL
Muharrem ayı hicri yılın ilk ayı ve hicrî yılbaşıdır.
Ebu Musa el – Eş’ari
(r.a) Hz Ömer’e (r.a)
yazar,der ki: Mektupların
bize geliyor ama tarihsiz ne yapalım?
Hz.Ömer ashabı topluyor ve Rasulullah’ın O’na salât ve selâm olsun mübarek hicretini esas alarak Hicri tarih tesbit ediliyor.
El – kamil fittârih.İbn ül Esîr: 1/12
Hicret ve hicranı -nasib olursa – yarın ki yazıya bırakırken, yüce Allah’ın 30 Temmuz Cumartesi günü ( 1 Muharrem 1444.günü başlayan Hicri yılını) bizlere ve bütün mümin kardeşlerimize cennet vatan ülkemize hayırlara bereketlere, birlik ve beraberliğe,daha güzel günlere,Kur’an’ı Kerim’in ve Rasulullah efendimizin parlak sünnetinin daha çok söz sahibi olmalarına vesile kılsın.Âmin.
Ahmet ÖZKAN
29 Temmuz 2022 Cuma
BÜYÜK KÜÇÜYÜN AMİR DE MEMURUN HATIRINI SORAR
تفقد السادات خدامهم
مكرمة لاينقص السؤددا
هذا سليمان على ملكه
قد قال ما لى لا أرى الهدهدا
Tefekkudussêdêti huddâmehüm
mekrametün lê yunkısussü’dede,hêzê Süleymênün alâ mülkihi,
kale me liye lê eralhudhude.
Büyük ve âli cenab kimselerin hizmetçilerini âmirlerin de memurlarını ve maiyetinde çalışanları arayıp hal hatır sormaları Kerim ve güzel bir haslet olup büyüklerin makamlarına hiçbir zarar ve nâkısa getirmez.
Peygamberimize ve ona salat ve selam olsun Hz.Süleyman bir Peygamber olduğu halde, ve bunca mülk ve saltanata sahip olduğu halde
“Hüdhüd kuşunu göremiyorum ”
Neml suresi: 29.ayet. buyurarak Hüdhüd’ün halini sorar ve bu onun peygamberliğine ve saltanatına herhangi bir nâkısa getirmemiştir.
Enes b. Malik anlatıyor Resulullah Efendimiz en üstün ahlak sahibi idi insanların hal hatırını sorar gönüllerini alırdı annemiz bir olan bir kardeşim vardı onun da bir kuşu vardı, bir gün kuşu öldü kardeşimin üzüldüğünü duyan Rasulullah Efendimiz şöyle buyurdu:
يا ابا عمير ما فعل النغير
Ya ebâ umeyr mâ faele nnuğayr?
Ey Ebâ Umeyr Nuğayr(kuşçuk) nasıldır,ne yapıyor? Buhârî Hadis no: 6129.
Küçük bir çocuğun hatırını soran, gönlünü almak için kuşundan haber almak isteyen Rasulullah efendimizin insanlara karşı olan üstün ahlakı şefkati merhameti kadirşinaslığı, hal ve hatır sorması Kur’an’da, sünnette şemâil,siyer ve sîyret kitaplarında anlatılmıştır.
Makam mevki mal mülk sahibi kimselerin ve râî(çoban) olanların- ki herkes bir çeşit çobandır- kaza ve kader gereği amir olanların, süzülerek veya sürünerek bir makama gelenlerin mâiyetinde çalışanları kollayıp gözetmesi, mümkünse yediğinden yedirmesi içtiğinden içirmesi, yumuşak ve merhametli davranması,onlara nasihat ve rehberlik etmesi dinimizin emridir.
Rasulullah efendimiz bu konuda şöyle buyuruyor:
” Allah kimin mâiyetine birilerini verse,o da onlara dini ve dünyevi faydalarına olacak hususlarda onlara nasihatını esirgerse, cennetin kokusunu alamaz”
Buhari Hadis no: 7150
Amir olan kişi halihazırda kendisinin de bir âmirin memuru olduğunu veya bir gün olacağını unutmamalıdır, dolayısıyla hiç kimseye, özellikle beraber çalıştığı kimseleri hor ve küçük görmemelidir.
لا تهن الفقير علك أن
تركع يوما والدهر قد رفعه
Lê tuhinil fakîre alleke en
terka’e yevmen veddehru kad rafeehu.
Fakiri(maiyetindekini,hiç bir kimseyi) hor görme,
olur ya bir gün sen rükûa giderken(makamından ve
olduğun iyi durumdan mahrum kalıp sıkıntılar senin belini bükerken) o hor gördüğün kimse, kıyama kalkar(o hor ve zor durumdan kurtulup amir olur,durumu düzelir ve dimdik durur.)
Ey alemlerin rabbi olan Yüce Allah! Bizlere ve her kesimden her makamdan mü’min kardeşlerimize her alanda ve anlamda Rasulullah efendimize ittibâî ve sünnetine uyumayı nasîb eyle. Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
28 Temmuz 2022 Perşembe
NE ZAMANA KADAR
إلى متى وانت باللذات مشغول
وانت عن كل ما قدمته مسؤول
İle metê ve ente billezzêti meşğûlün,ve ente an külli mê kaddemtehû mes’ûlün.
(Ey insanoğlu) daha ne zamana kadar böyle (özellikle haram, oyalayıcı, gaflete sürükleyici ve gaflete batırıcı) lezzetlerle meşgul olacaksın?
Halbuki bilmelisin ki sen(ey âhiret yolcusu olan mu’min) Meleklerin yazdığı ve amel defterinde bulunan her şey’den hesab günü sorulacaksın.
Haramlar ve günahlar kötülüğü emreden nefsin meyveleridir, nefsin hoşuna gider.
Lezzet sadece yenen ve içilen şey değildir, göze, kulağa hitap eden, dilin meşgul olduğu ve insana hoş gibi gelen nice şeyler vardır ki insanı oyalıyor.
İnsanın iki kalbi olmadığı
için bu lezzetlerle oyalanan, yakasını bunlara kaptıran ve yorgun düşen kalb huzur bulamaz, düzgün bir ibadete vakit ayıramaz zikre,gece ibadetine ve duâya,dostlarla sohbete bile vakit bulamaz, vakit ayırsa bile ibadetin ve zikirin tadını alamaz, fakat kendisine faydalı olmak şöyle dursun zarar veren şeylere ve yerlere saatlerini, günlerini verir de farkında olmaz.
Yüce Allah kime neyi soracağını en iyi bilendir.
Helal olanı haram kılma ve yasaklama yetkisi hiç bir insana verilmemiştir, verilmemiştir doğru ama, gülerek ve eylenerek
haramları işleyenler, tövbe edip bundan vazgeçmezlerse yarın azab’ın acı ve elem veren tadını tadarlar, yasakları yaparken eylenenler ahirette bunun da hesabını ağlayarak verirler, bunu unutmamak gerekir.
“Haram lezzetlerin azabı,mubah lezzetlerin de hesabı vardır.”
Nihayet o gün nimetlerden elbette sorguya çekileceksiniz.
“Tekâsür süresi: 8. âyet.
Bu nimetler mesela sıhhat,afiyet, hürriyet yiyeceker, içecekler, boş vakit,beden şehrinin eşsiz organları, göz kulak kalb ve bedenin görünür görünmez a’zaları, benzeri nimetler ve her şey.
Haram lezzete dair
herkesin bildiği türden ve dilden bir örnek vermek gerekirse, mesela gıybet.
Saatlarce bir mecliste birilerinin giybeti yapılıyor,yapanlar da hizmet ediyoruz zannediyorlar, güle yıkıla vakit öldürüyorlar,belki birisi, lütfen giybeti bırakalım diye uyarınca da,gıybet etmiyoruz diye ikinci bir günaha giriyorlar v.b gibi.
Ölmüş kardeş eti yeme, zamanı boşa harcama kardeşin de olsa bile kusurunu dile getirme demek olan gıybetten nefis lezzet alıyor rengarenk meyve yer gibi iştahla saldırıyor.
Zaman, bu gafletten belki uyanır diye insanoğlunun etrafında haykırarak dönüp dolaşıyor, Güneş,Ay, Yldızlar ve herşey,evet herşey.
Kimbilir belki olup biten ve çoğu zaman hikmetini çözemediğimiz olaylar,
musibetler,sel, yangın,
deprem, gerçek ve sanal hastalıklar gibi şeyler gafletten uyanıp
kendimize gelmemiz
içindir.
“İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden Karada ve denizde düzen bozuldu, böylece -Allah- dönüş yapsınlar diye işlediklerinin bir kısmını onlara tattırıyor”
Rum suresi: 41 ayet.
Zayıf olduğu rivayet edilen bir hadiste Rasulullah efendimiz’in zamanında Medine-i münevverede bir deprem oluyor, bunun üzerine Rasulullah efendimiz şöyle buyuruyor:
” Allah sizin kendisinden memnun olmanızı (kendisine dönmenizi ve O’nu razı etmenizi istiyor)Allah’tan memnun olun( Allah’ı razı edin ve O’na dönün)”
Askalâni,Telhis ül habîr.2/632
Mü’min uyanır yüce Allah’a döner hazırlık içinde olursa kendine iyilik etmiş olur,yok uyanmaz veya geç uyanırsa kendine haksızlık yapmış olur.
Kur’an’ı kerim ve Allah Rasülu en gür bir sadâ, ve en mübarek bir davetle insan ve cinlere sesleniyor ve onları uyanmaya, başkalarını da uyandırmaya,hakka uymaya ve hakkı uygulamaya davet ediyor.
Yüce Allah bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi, ölümle uyanmadan önce uyandırsın, lehimize olacak işleri ve amelleri yapmak için bu kutlu sadâ ve davete icabet edip mutlu olanlardan eylesin, ölmeden önce kendi arzu ve isteyi ile haramlardan ve her türlü günahtan el etek çekmekte mu’înimiz olsun.Âmîn
Ahmet ÖZKAN
27 Temmuz 2022 Çarşamba
NİMETLER ALDATMASIN
يا صاحبى لا تغترر بتنعم
فالعمر ينفد والنعيم يزول
واذا حملت إلى القبور جنازة
فاعلم بأنك بعدها محمول
Yê sahibi le teğtarir bi
tene’ümin,fel’umru yenfedü venne’îmu yezûlü,veizê humilet ilel kubûri cenezetün fe’lem bienneke ba’dehê mahmûlün.
Ey dostum! (kardeşim) Nimet (ve lezzet) lere mağrur olup(dalıp) aldanma,zira bu ömür bitecek ve bu lezzetler yok olacatır.
Kabristana mezarlığa bir cenaze taşınıp gitti mi,bil ki arkasından (er veya geç) sen gideceksin.
Din nasihattır, mü’min mümin’in hem kardeşi hem dostudur ona bildiği doğruları yeri ve zamanı gelince münasib bir şekilde söylemesi, ona yol göstermesi rehberlik etmesi onu gafletin derin uykusundan uyandırması son derece yerinde bir iştir ve savabtır.
Şurası da önemli, nasihat ederken dikkatli ve ölçülü olmakta fayda vardır, çünkü nasihat ağırdır sen onu daha da ağırlaştırıp bir dağ gibi din kardeşinin göğsüne veya sırtına çökme, yine nasihatı münakaşaya yol açacak derecede polemiğe çevirme.
Ömrün bir gün biteceğini ve bütün nimetlerin yok olacağını ispat etmek için fazla söze ve delile gerek var mı, yoktur zannediyorum.
Zira bu herkesin malumu gözle görülen müşaade edilen ve aşağı yukarı her gün vuku bulan bir gerçektir.
Kabristana götürülen bir cenaze kalabalığında bulunanlardan biri yanındakine soruyor : Bu cenaze kim? Öbürü cevap veriyor: Sen, kızıyorsen ben,yani bugün bu kardeşimiz, yarın ben, öbür gün sen,sırası gelen, eceli gelen gider.
Bu kesin,keskin ve çetin hakikatı geçici olan dünya metaı unutturmamalıdır.
Şâir’i meşhur ve merhum unutmayalım diye
şöyle der:
Minarede “ölü var”diye bir acı sala.
Er kişi niyetine saf saf namaz ne a’lâ
Öğledir de ölüme kimse inanmaz hâlâ
Ne tabutu taşıyan ne de mezarı kazan.
Diyelim ki birileri ölümü az çok, devamlı veya arasıra unuttu,peki sen ey tabutu taşıyan ve ey mezarı kazan! Nasıl unutursun?
Yüce Allah bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi dünyanın ve içindeki nimetlerin geçici olduğuna inanan işin farkına varan ve her an ölüme hazır olan muteyakkız kullarından eylesin.Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
26 Temmuz 2022 Salı
ZITLIKLAR DİYARI GİZEMLİ DÜNYA
تموت الاسد فى الغابات جوعا
ولحم الضأن تأكله الكلاب
وعبد قد ينام على حرير
وذو نسب مفارشه التراب
Temût ül üsdü fil ğabeti
cû’en,ve lahmudda’ni te’kuluhelkilâbu,ve abdün kad yenêmü alâ harîrin ve zû nesebin
mefârişuhuttürâbu.
(Ormanların kralları) Aslanlar ormanlarda
(Olabilir ki) açlıktan ölüyor da,(en güzel ve en taze kuzu ve) koyun etlerini köpekler yiyor.(Gerçi Allah katında üstünlük takva iledir ama) bir köle ipek yataklar üzerinde yatar da neseb-i âli ve hür birisi dünyada yattığı yer(yatak bulamadığı için belki de) topraktır.
Yüce Allah’ın katında beş kuruş değeri olmayan bazıları, Dicle nehrinden istediği gibi içerken Rasulullah’ın torunları çölde susuz vefat ediyor.
Yüce Allah’ın hikmetinden sual olmaz, ne yaparsa güzel yapar neylerse güzel eyler ezelde kime neyi takdir ettiyse,kime neyi nasip ettiyse onun dışında ona hiçbir şeye ulaşamaz.
O’na salat ve selam olsun Rasulullah efendimizin bir hadisinde konumuz ile ilgili bir cümle şöyledir:
“Ve bil ki sana ulaşacak olan şey seni şaşırmaz, sana ulaşmayacak olan şey de asla sana ulaşmaz”
Hâkim Hadis no : 6304.
Bu durumda bir kul sebeplere sarıldıktan sonra müsebbib ül – esbâb olan yüce Allah’a işini havale edecek tevekkül edecek teslim olacak kaza ve kadere inanacak yüce Allah’tan da razı olacak.
Ubudiyetin gereği budur.
Ayrıca
“Allah,yaptığından sorumlu tutulamaz; onlar ise sorguya çekileceklerdir”
Enbiyâ suresi 23.ayet
Bir kul,kendisine yapılan bir haksızlıktan dolayı hakkını almak için gerekli makamlara müracaat etmesi ayrıdır, Yüce Allah’ın takdir ettiği bir şeye itiraz etmeyip razı olması ayrıdır bunları biribirine karıştırmamak lazımdır.
Ona salat ve selam olsun Rasulullah efendimizden üstün bir insan yoktur,hasır’ın üzerinde yatar,hasır onun mübarek vücudunda izler yapardı ama, bindiği araba belki bir servet olan nice insan vardır ki,yüce Allah’ın indinde katında nezdinde kriterlerinde saman çöpü kadar değeri yoktur.
Günümüzde de bunu görmek mümkündür,nice muttaki insanlar çeşitli alanlarda sıkıntı çekerken
nice gayri müslimler ve nice tâat ve ibadetten uzak insanlar görünürde hiç bir sıkıntı ve darlık görmüyorlar.
Bu konuya ışık tutacak bir hadisi şerif ile kısa yazımızı bitirelim.
“Dünya mü’min’in zindanı,kâfirin de cennetidir”
Müslim Hadis no:2906
Mümin dünyada yüce Allah’ın emirlerini yapar yasaklarından kaçar haramlara karşı kendi nefsine gem vurur onu kontrol altında tutar ve adeta kayıtlıdır, sansüre tabidir cennete gidince dünyada zindanda olduğunu anlar gayrimüslim ise onu bağlayan bir şey yok, inanmadığı için istediği haramları masiyetleri yapıyor haddi ve bütün kırmızı çizgileri aşıyor cehenneme gittiğinde dünyanın onun için bir cennet gibi rahat olduğunu görecektir.
Bir Müslüman Allah’ın emirlerini dinlemez kırmızı çizgileri aşar nefsine gem vurmazsa eğer tövbe etmez,yüce Allah da onu affetmezse ahirette durumunun Çetin olacağı muhakkaktır.
Şüphesiz en doğrusunu yüce Allah bilir.
Allah’ım! Bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi kaza ve kaderine boyun eyen,sana teslim olan, yerde insanların yanında meçhul olsalar bile, gökte seçkin meleklerin yanında meşhur olanlardan eyle.Amîn.
Ahmet ÖZKAN
25Temmuz 2022 Pazartesi
EZAN NAMAZ ARASI ÖMÜR
اذان المرء حين الطفل ياتى
وتأخير الصلاة إلى الممات
دليل على أن محياه قصير
كما بين الاذان إلى الصلاة
Ezân ül mar’i hîynettıflu ye’tî,ve te’hîyrussalâti ilel memâti delîlün ala enne mehyâhu kasîyrun kemâ beynelezâni ilessalâti
Çocuk doğunca (kulağına) ezan okunur(madem ezan okundu peki hani namaz) namaz, ölünce kılınacak olan cenaze namazıdır).
Cenaze namazı kılınınca şöyle bir soru akla gelebilir hani ezan? Ezan doğduğunda okunmuştu kulağına.
Bundan anlaşılıyor ki insanoğlunun ömrü çok kısa, tıpkı ezanla namaz arasındaki zamanın kısalığı gibi.
Not: Her hangi bir ezanla bu ezanın akabinde kılınacak namaz arasındaki zaman genel olarak bir saati geçmez,cuma günü öğlen vakti okunan ezanla kılınan cuma namazı arası gibi.
Biz ömrün kısa olduğunu, sadece çocuğun doğduğunda kulağına ezanın okunması öldüğünde cenaze namazının kılınması ile değil, yaşantımızda çevremizde ailemizde akrabalarımızda bunu görüyoruz bizden sonrakiler bu gerçeği bizde göreceklerdir.
Ona salat ve selam olsun Resulullah Efendimiz Bu konuda bir hadis-i şerifte şöyle buyuruyor : “Ümmetimin (fertlerinin) ömrü altmış yetmiş arasındadır pek azı bunu aşar”
İbn-i Mace Hadis no : 4236
Rasulullah efendimizin buyurduğuna biz inanıyoruz, ama bu inancın yanında bir de bu inancın altını doldurmamız lazım,yani bu kısa ömrü nasıl değerlendiririz de ikinci hatta üçüncü bir ömrü yaşarız bunun için
gayret göstermeliyiz.
Mü’min kişi salih amel yaparak, salih evlatlar yetiştirerek, hadisi şeriflerde geçen ve amel defteri açık tutan hayırlar yaparak -en anlaşılması gereken anlamıyla- ikinci ve üçüncü,hatta muteakib ömürleri yaşayabilir.
Yüce Allah bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi ömrünü dolu dolu, Kur’ana ve sünnete uygun bir şekilde geçiren kullarından eylesin.Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
24 Temmuz 2022 Pazar
SIKINTILARIN BİR HİKMETİ
جزى الله الشدائد كل خير
وان كانت تغصصنى بريقى
وما شكرى لها حمدا ولكن
عرفت بها عدوى من صديقى
Cezellahu şşedâide külle hayrin ve in kânet tuğassisünî birîykî, ve mê şükri lehê bihamdin velâkin araftu bihê aduvvî min sadîykî.
Ağzımda tükrüyümün kuruyup yutkunma zorluğu çekmeme sebep olsa da, yüce Allah sıkıntılara çok hayır versin(sıkıntılara teşekkür ederim). Sıkıntılara teşekkürümün sebebi sıkıntıları övdüğümden deyil, sıkıntılar sayesinde dostumu ve düşmanımı (sevenimi ve sevmeyenimi) ayırt edebildim.
Çok özet olarak denebilir ki: Kişinin dostu sevincine sevinen üzüntüsüne üzülendir,
kişinin üzüntüsüne
sevinen ve sevincine üzülen ise bir çeşit düşmanı sayılır.
Mâlesef mü’min mü’min’in dostudur gerçeğini unutup biribirine yabancılaşan müslümanların da var olduğunu kabul etmek gerekir.
İnsanoğlunu ve başına gelecek olan her şeyi yüce Allah bilir.
“Oysa sizi de yaptıklarınızı da Allah yarattı”
Sâffât suresi: 96. ayet- i kerimesine göre ezelden ebede her şeyi, insanları yaptıklarını işlediklerini yüce Allah yaratmıştır, Kimin kime dost, kimin kime düşman olduğunu da şüphesiz ihatalı ilmiyle biliyor bundaki hikmetleri ve görünmeyen incelikleri veya sıkıntıları da biliyor.
Araçlar amaçlar gibidir
للوسائل حكم المقاصد
Lillvesêili hükm ül mekâsidi.
Maksadların hükmü ne ise vesilelerin de hükmü odur, bir insan dostunu düşmanından ayırt edip tanımak isterse, herkes benim dostumdur zannedebilir ama öyle olmadığını sıkıntılar sebebiyle anlar,hem bu ,hem de daha başka hikmetler sebebiyle sıkıntıların böylece iyi yönleri de vardır.
Bazıları şöyle demişler:
İyi koca hanımı hastalanınca,iyi hanım kocası fakir olunca,iyi dost sıkıntıya girince,iyi evlâd Annesi babası yaşlanınca,iyi kardeş aralarında miras taksim edilince,hakiki sevgi menfaat bitince,iyi mü’min musîbeter ve zorluklar gelince belli olur.
Sıkıntı ve zorluklar ile insan bir şeyi İlmel yakin, aynel yakîn, hatta hakkalyakin anlar.
Musibetler sıkıntılar belalar hastalıklar darlıklar insanı zorlar ama insan sebeblere sarılıp sonra sabredince sevap yanı bir tarafa, sizi kimin çok sevdiğini kimin az sevdiğini sizinle kimin ilgilendiğini veya ilgilenmediğini başka bir ifade ile dostunuzu ve düşmanınızı ortaya çıkarması bakımından ayrıca hikmetleri vardır.
Hastalıkların ve musibetlerin elbette hikmetleri çoktur birisi de budur sonuç itibariyle yüce Allah’tan gelen her şeyi iyi okumak ve yüce Allah’ın rızasına uygun hareket etmek kulun aslî görevidir.
Hastalıklar, musibetler ve benzer sıkıntılar kırbaçlar gibi acı verip incitse de, sebeblere sarılıp sonra sabreden bir mü’min için ilaçlar gibi tedavi edicidir.
Yüce Allah bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi tüm iman ehlini kardeş ve dost bilen, kardeşlik ve dostluk hukukununu gözeten kullarından eylesin.Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
23 Temmuz 2022 Cumartesi
HADDİ AŞIP İTİRAZ EDENLER
Bir mü’min bir müslüman
Rabbini sorgulamaz.
Varsa azıcık iman.
Niye diye soramaz.
Mevkisi ve makamı
Rütbe, şöhret ve şanı
Kariyer ve ünvanı
Ona sahib çıkamaz
Enbiyâ suresinde
Bir ayet var içinde
Ayet sarih biçimde
Bilen gafil kalamaz.
Der ki: Allah lâ yüs’el
O,mâ yeşâü yef’el
O, kadiri lem yezel
O’nsuz bir kuş uçamaz
Allah dilerse olur
Onu arayan bulur
Ona uyan kurtulur
İnatkâr kurtulamaz.
Ey itiraz edenler
Kör kötürüm gezenler
Kötü imaj çizenler
Bu yol size yaramaz.
Ey haddini aşanlar
Ey boş yere koşanlar
Kur’an’a sataşanlar
Cennetlere varamaz.
Allahla ve kur’anla
Peygamberi zîşanla
Mukaddes din İslam’la
Edebli olun biraz.
Ey mutlak yaratıcı
Ey ebedi kalıcı
Rahmetin kuşatıcı
Rızan en büyük niyaz.
Ahmet ÖZKAN
22 Temmuz 2002 Cuma.