اذا هبت رياحك فاغتنمها
فإن لكل خافقة سكون
ولا تغفل عن الاحسان فيها
فما تدرى السكون متى يكون
وان تظفر يداك فلا تقصر
فإن الدهر عادته يخون
İze hebbet riyâhuke feğtenimhê,feinne likülli
hâfikatin sükûnün, ve la teğfel anıl ihsâni fîyhe fe mê tedrissükûnu metê yekunu,ve in tazfar yedêke felê tukassir feinneddehre âdetuhû yahûnu.
Rüzgar(ların) lehine esti mi, bunu ganimet bil ve değerlendir(harmanını savur),zira her hareket eden(esen rüzgar) bir gün durur, fırsat bulduğun an hemen iyilik yap,zira eline geçen bu fırsat ne zaman elinden çıkar bilemezsin, elinden
geldikçe ihmalkâr olma, zira zaman ihanet eder (yani zaman şartları ve imkanlarıyla Yüce Allah’ın tasarrufundadır)kişinin arzusu hilafına cereyan eder ve umulmadık zamanda kişinin arzu etmedikleri olur,arzu ettiklerini bir türlü elde edemeyebilir.
Dünyanın fırsatları insanın yaşadığı hayata bağlı olarak az ve kısadır, çok gibi görünse de öyle olmadığı er-geç anlaşılır.
İnsan ömrü mahdut ve nefesler de ma’dut olunca haliyle fırsatlar da buna bağlı olarak sınırlıdır.
Bu konuda şöyle demişler :
انتهز الفرص عند امكانها
İntehiz il furasâ inde imkênihe.
İmkan buldukça fırsatları kaçırma,zira;
الفرصة كضيف او كغيمة صيف
Elfırsatu kedayfin ev keğeymeti sayfin.
Fırsat eve gelen bir misafir gibidir veya yaz bulutu gibidir.
Misafir kısa bir müddet sonra gider,yaz bulutu da bir görünür sonra hemen dağılır.
İnsan, nasıl olsa ömür uzun benden daha yaşlı olanlar hala yaşıyor, şu anda hiçbir sıkıntı yok bütün imkanlar var rüzgar lehime esiyor gibi söylemlerle kendini avutup yapması gereken vazifeleri ve ahirete hazırlığı ihmal edebiliyor
mâlesef.
Günün birinde ve hiç beklemediği bir anda dönüşü olmayan sefere çıkarılabilir, elindeki imkanlar yarı yarıya düşer veya sıfırlanır, hastalık gibi fakirlik gibi meşgale gelebilir, daha başka engeller ve en büyük engel olan ölüm arız olabilir ki ölüm bütün beşeri planları bozar.
Engeller hücum etmeden, elimizden geldiği kadar iyi işler yapmayı Yüce Allah bizlere ve bütün mümin kardeşlerimize lütfu ve inayeti ile nasib eylesin.Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
31 Ağustos 2022 Çarşamba
Monthly Archives: Ağustos 2022
İSLÂMDA AHLAK
انما الامم الاخلاق أن بقيت
فإن هي ذهبت أخلاقهم ذهبوا
İnnemel ümemül ahlâku in bekiyet,fein hiye zehebet ahlâkuhum zehebû.
Ümmetler ancak ahlâkî hasletler ve ahlaki değerleriyle ayakta durur ve hayatlarını sürdürürler, bu ahlâkî hasletler ve değerler o ümmet(ler) de varsa, o ümmet vardır,bu değerler yoksa, o ümmet (ler) de yok olur ve varlığından söz edilemez.
İslamda ahlak Kur’an ahlakıdır, Kur’an ahlakı ise Allah merkezlidir. Bunun anlamı şudur: O’na salât ve selâm olsun Rasulullah efendimizin ve bütün insanların dar ve geniş anlamdaki bütün kulluk eylemleri, yaşam faaliyetleri Allah içindir.
Yüce Allah bir A’yet-i kerimede bunu şöyle ifade buyuruyor:
“De ki: Benim namazım, ibadetlerim, kurbanlarım, hayatım, ölümüm alemlerin rabbi olan Allah içindir”
En’âm suresi :163.ayet.
Kaynağını kur’an’dan alan ahlak ilkeleri toplumdan topluma çağ’dan çağ’a özü değişmeden çeşitli isimlerle karşımıza çıkabilir evrenseldir ve bütün insanlara hitap eder.
Örnek olarak bir iki ayetin mealini verelim:
” Ey iman edenler Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun bir topluluğa duyduğunuz kin sizi adil davranmamaya itmesin adaletli olun bu Allah korkusuna daha çok yakışan bir davranıştır Allah’a isyandan sakının Allah yaptıklarınızı hakkıyla bilmektedir”
Mâide süresi: 8.ayet
“Ey iman edenler kazandıklarınızın iyilerinden ve rızık olarak yerden size
çıkardıklarımızdan hayr’a harcayın, size verilirse gözünüzü yummanız hariç severek alamayacağınız derecede kötü ve değersiz şeyler vererek sakın hayır yapmaya kalkışmayın biliniz ki Allah zengindir övülmüştür”
Bakara suresi: 267.ayet.
Yüksek ahlaki değerler İslam’ın hedefidir bu değerler insanı olgunlaştırır olgun müslüman ise dünyada da ahirette de mutlu olur.
Sevgi güven vefa çalışkanlık bilgi inanç saygı yüksek değerlerden sadece birkaç tanesidir.
Araç değerlerden ise çıkar, kuşku, çekememezlikve hased gibi hasletleri saymak mümkündür.
Araç değerler tarafından yönlendirilen eylemler yüksek değerlerin eylemlerine müdahale edebiliyor.
Örneğin insan mesleğini çok sevdiği için, ya da kendisini çok ilgilendirdiği için değil de, maddi kazanç ya da itibar elde etmek için seçmesi araç değerlerin yüksek değerlere müdahelesidir.
Çağdan çağa toplumdan topluma değişen gelenek ve zevke bağlı olan alışkanlıklar da vardır ki onlar da alışılan değerlerdir.
Ahlak,bir ümmetin ayakta durması zinde ve aktif olması İslam’ı temsil etmesi ve müslüman olmayan insanların İslam’a girmelerine örnek olması açısından çok ama çok önemlidir.
İnanc ve ibadetlerimiz bizi İslam’ın,Kur’an’ın ve Rasulullah efendimizin üstün ahlakına daha da yaklaştırmalıdır.
Eğer sahib olduğumuz iman, yaptığımız kulluk ve mensubuyuz diye iftihâr ettiğimiz İslam bize bu üstün bu fâhir ahlakı sağlamıyorsa, kalbin tezkiyesine ve aklın olgun olmasına katkısı olamıyorsa, insanlarla alışverişimize ve davranışlarımıza yansımıorsa,Yüce Allah’ın dininde bir kusur,bir eksiklik olmadığına göre,o zaman kusur ve eksiklik bizdedir ve böyle birisinin istikameti de yanlıştır.
Bu yanlış gidişata dur demeli ve kusurlarımızı telafi etmeliyiz,kusurları imkan ve zaman varken telafi etmemek ayrıca daha büyük bir kusurdur.
ولم ار فى عيوب الناس عيبا
كنقص القادرين على التمام
Ve lem era fi uyûbinnêsi ayben,kenaksil kâdirîyne alattemâmi.
İnsanların kusurları içinde kusurunu
giderebildiği halde gidermeyenin kusuru gibi hiç bir kusur görmedim.
Ahlak zayıflığı,iman zayıflığına işaret eder.
Utanmadan,hayâ etmeden çirkin ve rezil işleri yapanlar için, ahlakı Kur’an olan,mekârimi ahlakı itmam ve dağınıklığı ilmam için gönderilen en üstün ahlak sahibi Şanlı
Peygamber ona salât ve selâm olsun Resulullah efendimiz bakın ne buyuruyor?
“Haya ve iman ikisi birdir,biri yoksa, öbürü de yoktur”
Hakim müstedrek Hadis no: 58
Ah keşke! Toplumları milletleri ve ümmetleri her türlü hastalıktan daha fazla kemiren,içten içe çökerten bu haya ve ahlak eksikliğine ilgililer duyarlı olsalar ne kadar iyi olurdu.
Yüce Allah,Rasulullah efendimizin en büyük vasfı olan güzel ahlakını örnek almayı bu güzel ahlakı yaşamayı ve başka nesillere taşımayı bizlere ve bütün mümin kardeşlerimize nasib eylesin, imkanları ve insiyatifi elinde tutan kim varsa bu tahribatı önleme ve tedâvi konusunda kalblerini harekete geçirsin. Âmîn
Ahmet ÖZKAN
30 Ağustos 2022 Salı
GELİN-MEZARMUTFAK-TENEŞİR
مثل الؤمن مثل الشاة المأبورة
Meselül mü’min’i,mesel üs şêt il me’bûrati.
Mü’min’in misali,yediği yemin (otun)içinde bulunan iğneyi yutan koyun gibidir.
Malik bin Dinar’a izafe edilen bu sözün anlamı şudur: Bu koyun pek yem yiyemez,yerse bile pek et toplayamaz.
Mü’min de makam ve mevkisi, yaşam durumu ne olursa olsun ölümü aklından çıkarmamalı mezarı ve teneşiri unutmamalıdır.
Gelinin ve damadın (Arûs ve Arîsin) en neşeli günleri nikahlarının kıyılıp evlendikleri gündür.
Bir zamanlar(Yaşayan bazılarımız gördü) gelin ata bindirilip damadın evine götürülünce genellikle köyün veya kasabanın ortasında bulunan mezarlığın etrafında bir iki tur dolaştırılırdı.
Bazı dergahlarda mutfak ile ölünün üzerine konup yıkandığı teneşir yanyana bulunmaktadır.
Bu hususlardan şu anlam çıkıyor:
Ey damad ve ey gelin! Ne kadar neşe ve sürur için de uzun yaşarsanız yaşayın en son bir gün ölecek ve şu veya bu kabristana getirilecek ve defnedileceksiniz.
Ey dergahtaki sofiler ve dervişler bu mutfakta neyi ve ne kadar yerseniz yeyin,en son ölecek ve bu veya benzeri teneşirin üzerinde yıkanacak ve herkesin gittiği yere gideceksiniz.
Bu derin ve kaliteli anlam
düğünlerimizde ve dergahlarımızda
zayıflayınca veya yok olmaya yüz tutunca, zahiri beraberlik olan evlilikten ile manevi beraberlik olan tarikat ve dergah beraberliğinden
arzu edilen sonuç tam hasıl olmuyor.
Mü’minlerin en sevinçli günlerinden olan Kurban Bayramı günlerinde getirilen tekbirler ile en hüzünlü gün olan bir dostun cenazesinde getirilen tekbirler yukarıdaki anlamı ifade ediyor.
Mü’min her iki durumda
yani en sevinçli ve en hüzünlü günlerinde Yüce Allah’ı ta’zim ederek iltica ediyor,tekbirler getiriyor ve ona dönüyor.
Böyle olmalı mü’min.
Mümin sevinçte
kendini ölümü ahireti unutup şımarmamalı,bir üzüntü ve musibette âdeta yasa boğulup umutsuz olmamalıdır.
Ey alemlerin rabbi olan Yüce Allah! Bizlere ve bütün mümin kardeşlerimize dengeli yaşamayı, sözlerimizde ve davranışlarımızda ölçülü olmayı nasib eyle.
Amin.
Ahmet ÖZKAN
29 Ağustos 2022 P.tesi
SADECE YAŞLILAR VE HASTALAR ÖLMÜYOR
وكم من صغار يرتجى طول عمرهم
وقد أثقلت أجسادهم ظلمة القبر
وكم من صحيح مات من غير علة
وكم من سقيم عاش حينا من الدهر
Ve kem min sığârin yurtecê tûlu umrihim,ve kad eskalet ecsêdehüm zulmet ül kabri.
Ve kem min sahîhin mête min ğayri illetin ve kem min sekîmin âşe hiynen mineddehri.
Uzun yaşamaları umud edilen nice küçük çocuklar var ki, çocuk yaşta öldükleri için şu anda bedenlerinin üzerinde kabrin karanlığı çökmüş toprağın ağırlığı hüküm sürmektedir.
Sağlık ve afiyet içinde yaşayan nice insan da vardır ki hiç bir hastalığı olmadan (eceli gelince) ölmüştür,nice hasta insanlar da vardır ki( uzun sürmez yakında ölür diye zannediliyordu ama) bu hastalığının akabinde(sağlığına kavuşup) epey uzun yaşamıştır.
Şu bir gerçektir ki kimin hangi yaşta nerede nasıl ne zaman öleceği ancak yüce Allah tarafından ve(Yüce Allah onlara bu bilgiyi verdiyse)ölüm meleği ile yardımcıları tarafından bilinmektedir.
Görüldüğü ve bilindiği gibi çok ağır hasta olan bazı insanlar iyileşip sıhhat bulurken, hiç hastalığı olmayan nice insan da vardır ki belki aniden düşüp ölmüştür.
Niceleri de vardır ki çocuk yaşta ölürken, bazılar da epey uzun yaşamıştır.
Ahiret yolcusu olan müminlerin bu gerçeklerden ibret almaları gerekir.
İbret almak tetikte olmak, hazır olmak,ölüm ve ötesi için hazırlık yapmak demektir, yoksa ibret bir eşya bir meta’ değildir ki insan onu bir marketten veya bir dükkandan satın alsın.
İbret, uzaktan yakına,
gefletten uyanıklığa günahtan tâate,heva ve hevese uymaktan vahye uymaya,derin uykudan fayda veren yakazaya dönmek demektir.
Hastalıklara,ihtiyarlığa, ölüme,ölüm ötesine, dirilmeye,neşre, haşre hesab vermeye teraziye, sırata, cennete ve cehenneme inanan,her yaşta insanların öldüğünü gören duyan ve bilen bir insanın hâla gaflette kalıp uyanmaması ciddi olarak sorgulanması gereken bir meseledir.
Yüce Allah bizlere ve bütün mümin kardeşlerimize bu anlamda gafletten uyanmayı, ibret almayı tetikte olmayı ve zamanı gelince Azrail aleyhisselam’a hoş geldin diyebilmeyi nasib eylesin.
Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
28 Ağustos 2022 Pazar
TETİKTE OL
تزود من التقى فإنك لا تدرى
اذا جن ليل هل تعيش الى الفجر
وكم من فتى أمسى وأصبح ضاحكا
وقد نسجت اكفانه وهو لا يدرى
وكم من عروس زينوها لزوجها
وقد قبضت أرواحهم ليلة القدر
Tezevved minettukâ feinneke lê tedrî ize cenne leylün hel teîyşu ilel fecri.
Ve kem min feten emsê ve asbaha dâhiken ve kad nüsicet ekfênuhû vehve lê yedrî.
Ve kem min arûsin zeyyenûhe lizevcihe ve kad kubidat arvahuhum leylet el kadri.
(Seri bir şekilde) Takva azığı hazırla,zira gece karanlık basınca senin sabaha kadar yaşayacağın kesin mi ki? (gaflete dalmışsan gafletten uyan ve kendine gel),
baksana nice genç vardır ki sabah akşam gülüp eyleniyor ama kefeni ( kumaş fabrikasında) dokunmuş ( belki de manifaturacı dükkanına gelmiş rafta onu bekliyor), ama o bundan habersiz.
Hatta nice gelin vardır ki gelinliğini giyip süslenmiş kocasının evine gitme heyecanı duyuyor, fakat hem gelinin hem kocasının (damadın) ruhları (evlilik yaptıkları yıl’dan bir önceki yıldaki kadîr gecesinde, ikinci bir kadîr gecesi gelmeden önce ölecekleri bilgisi ilgili meleklere verilmiş) ruhları kabzolunmuş (olunacak) bile(ama gelin ve damat bundan habersizdirler.)
Bütün bu gerçekler şunu gösteriyor; tetikte olmak ve hazır beklemek akıllı insanın işidir gaflete dalmak ölümü uzak görmek dünyaya dalmak da akıllı olmayan insanın işidir.
Abdullah bin Ömer r.a anlatıyor bir gün Resulullah efendimiz mübarek eliyle omuzumu tuttu ve dedi ki :
” Dünyada bir garip gibi veya bir yolcu gibi ol. Abdullah bin Ömer de şöyle diyordu: Akşam olunca sabahı bekleme sabah olunca akşamı bekleme sıhhatinden hastalığına hayatından ölümüne vakit ayır” Buharî Hadis no:6416.
Şeri Şerif’in,evrensel aklın ve örfün uygun gördüğü ölçülerde bir insanın tebessüm etmesi, yerine göre gülmesi, sevinmesi, etrafındaki insanların gönlüne sevgi ve sürur ilka etmesi dinen sakıncalı değildir.
Ölümü, kabri, hazırlığı ve ahireti unutturan aşırı gülmek ise hoş karşılanmaz ve kalbi de zayıflatır.
Bununla beraber Yüce Allah’a taat ve ibadet ederek gülmek,isyan ederek, günah işleyerek ağlamaktan iyidir.
Allah’ım ! Bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi ahirette geçerli akçe olan takva azığını hazırlayan Rasulullah Efendimizin buyurduğu gibi kendini dünyada misafir gören ve ne için yaratıldığının farkında olan kullarından eyle.Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
27 Ağustos 2022 C.tesi
MUHARREM BİTMEDEN
Hicrî yıl hicretle başlayınca, Hicri yılın ilk ayı da Muharrem ayı olunca, bu mübarek ay bitmeden bir kaç beyitle tekrar hicreti, hicrânı, hicri yılı ve Muharrem ayını analım istedim.
Bitmeden Muharrem ayı,
Analım meşhur olayı.
Hicret öyle bir olay ki,
Meşgul etti tüm dünyayı.
İslam’da dört dev olay var:
Doğum, bi’set, terk- i diyar.
Dördüncüsü vuslat-ı yâr,
İster refîk-i âlâyı.
Hicretle hicrî yıl oldu.
Hicret huzura bir yoldu.
Hicret destek veren koldu.
Bilen bilir bu manayı.
Hicret bir tohum ekmektir,
Hicret mukaddes emektir,
Bir de hicret terketmektir,
Yârı, yârânı, sılayı.
Hicret hasret ve hicrandır.
Hicret bi emr-i Kur’an’dır.
Hicrete sâik imandır.
Yaşayan tadar sevdayı.
Muhacir en büyük hâcir,
Günahı terkeden tâcir,
Hicrette hesapsız ecir,
Kazanır bâkî ukbâyı.
Muhacire ensâr olan,
Kucaklayıp da yâr olan,
Kutsal medhe nâil olan,
Gözünden vurur turnayı.
Ya ilâhi sen bizlere,
Ve de bütün müminlere,
Yaşayan ve ölenlere,
Lütfet cenneti ûlyâyı.
Allahım, sen rahmet eyle!
Lütfunla mağfiret eyle.
Mü’minlere nasîb eyle.
Cemâlini temâşâyı.
ÂMÎN.
Ahmet ÖZKAN
26 Ağustos 2022 Cuma
TEZATLAR DİYARI DÜNYA
ولو كانت الدنيا جزاء لمحسن
اذا لم يكن فيها معاش لظالم
لقد جاع فيها الانبياء كرامة
وقد شبعت فيها بطون البهائم
Velev kânetiddünyê cezâen limuhsinin,izen lem yekün fîhê meâşün lizâlimin,lekad câ’e fiyhel enbiyâü kerâmeten ve kad şebiat fiyhê butûn ül behâimi.
Eğer dünya iyilik yapan insanların iyiliklerinin karşılığı olsaydı, zalimlerin (özellikle gayri müslimlerin, inanmayanların) dünyada yiyecek bir şey bulamamaları gerekirdi.(Bunun böyle olmadığı şuradan belli) Dünyada yaşadıkları zaman zarfında seçkin ve Allah’ın ikramına mazhar Peygamberler(çokça) aç kalmışlardır,buna mukabil hayvanlar ( ve Allah’a inanmayan nice insanlar varlık içinde yaşamışlardır, açlık nedir tatmamış) karınlarını hep doyurmuşlardır.
Yüce Allah verince alabilir, alınca da verebilir hikmetleri çoktur hikmetlerinden ve fiillerinden yüce Allah sorumlu tutulmaz O ne yaparsa güzel yapar neylerse güzel eyler.
Yüce Allah bu konuda şöyle buyurmaktadır: “Allah, yaptığından sorumlu tutulamaz; onlar ise sorguya çekileceklerdir”
Enbiyâ suresi :23,ayet.
Yüce Allah dünyayı sevdiğine de sevmediğine de veriyor ama ilmi dini ve ahireti yani cenneti razı olduğuna,sevdiğine veriyor.
Dünyada varlık sahibi olmak Allah’ın sevdiğinin bir alameti olmayabilir, bu ancak bir imtihandır buna mukabil dünyada sıkıntı çekmek yüce Allah’ın o kuldan razı olmadığı anlamına da gelmez.
Allahu Teâlâ hazretleri imtihan için, sınamak için kulun kendisine dönmesi için, belki o kulun tazarru’ ve niyazını,sesini sevdiği için onu kendine muhtaç ediyor ona yokluk veya fakirlik veriyor.
Bu dünyada Yüce Allah’ın ikram ettiği üstün tuttuğu ve beşerin en seçkin insanları olan peygamberler aç kalabiliyor nitekim aç kaldı da buna mukabil hayvanlar genelde rızkını bol bol bulabiliyor hayvanlardan belki daha aşağı olan ve inkarcı gayrimüslimler çokça varlıklı olarak yaşayabiliyorlar, bunun hikmetini Yüce Allah daha iyi bilir.
Rasulullah efendimizin mübarek vücuduna yattığı hasır iz bırakınca şöyle buyurmuştur
“Ne yapacağım dünyayı, ben bir ağacın altında oturup dinlenen ve sonra onu bırakıp giden bir yolcu gibiyim”
Tirmizi Hadis no:2377
Başka bir hadis-i şerifte de “Rasulullah efendimiz eşlerinden bir ay kadar ayrılmıştı, Hz Ömer geldi baktı ki Rasulullah Efendimiz bir odada yatıyordu, hasır mübarek vucudunda iz yapmıştı bunu gören Hz Ömer dedi ki :
Ey Allah’ın Rasulü! Kisra altın tabaklarda gümüş tabaklarda su içerken senin durumun böyle diye üzüntüsünü belirtince Rasulullah efendimiz buyurdu ki: Dünya lezzetleri onlara peşin verildi”
Ahmet b.Hanbel,Müsned Hâdis no: 7963.
İslam dini çalışmayı helal kazanmayı veren el olmayı infakı ve iyilik yapmayı emrederken, dünya’ya ve dünyalık şeylere yakayı kaptırma diye uyarıyor.
İyiliğin ölçüsü zenginlik veya fakirlik,tok olmak veya aç kalmak değildir.
İyiliğin ölçüsü Bakara suresi ayet 177 de buyurulan hususlarla ve hasletlerle süslenmektir.
Bu mübarek ayette Yüce Allah iman,İslam ve ahlak esaslarından bahsediyor ve bunları yerine getiren kim olursa olsun “İşte onlar sadık ve muttaki olanlardır” buyuruyor.
Elbette iyi bir kul olmanın daha başka kriterlerini Kur’an ve sünnette çokça bulmak mümkündür.
Allah’ım dünyada da ahirette de bizlere ve bütün mümin kardeşlerimize iyilikler ver ve bizleri cehennem azabından koru.Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
25 Ağustos 2022 Perşembe
İBRETLE BAKMAK
خاب الذى قد يرى ذالقبح كالحسن
وفاز من كان فيه حدة البصر
النيل كان للقبطي دما ولبنى
يعقوب ماء وذا من أعظم العبر
Hâbellezi ked yerâ zelkubhi kelhasani, ve fêze men kêne fîhi hiddet ül basari,en nîylu kâne lilkıbtiyyi demen ve libeni ya’kûbe mêen ve zê min a’zam il iberi.
Çirkin olan(şey)i güzelmiş gibi gören (yamuk bakış sahiplerin)’e yazıklar olsun,isabetli( ve keskin bir ) bakışla bakanlar ise (yanlıştan ve yanlış görmekten) kurtulmuşlardır.
Nil nehrinin suyu (Firavun’un taraftarları) kıbtiler için kan olurken,Hz.Yakub’un evlatları (beni İsrail) için (tertemiz) su kalıyordu,(bu da üzerinde durulması gereken) en büyük ibretlerdendir.
Bakışta ve bakan gözlerde ihtişam olunca ibretle bakar, eşyanın hakikatını olduğu gibi görür ve boş şeylerle uğraşmaktan vazgeçer.
Nil nehri Firavun’un taraftarları için su değil kan oluyordu ve Nil nehrinden su içemiyorlardı.
Hz Musa’nın kavmi için ise Nil nehri çok berrak bir su olarak kalıyordu.
Bir kiptî(Firavun’un taraftarı) Nil nehrinden Su içmek için Hz Musa’nın taraftarlarından birisinden yardım istedi, İsrailli suyu alıyor, suyu kıptinin ağzına döküyor su yine kan oluyordu.
İşte bu Yüce Allah’ın en büyük ibretlerinden biridir, bir su birileri için su kalırken öbürleri için kan’a dönüşüyordu.
Bu durumdan kurtulmanın tek yolu, hakka dönmek, Allah’a rucu’ eetmek, tövbe etmek Yüce Allah’la sulh olmak, şirkten günahlardan vazgeçmektir.
Kibti o gün müslüman olup İslam’a girince, o da suyu artık su olarak içebiliyordu.
Allah’ım! Bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi hakkı hak gören tabi olan, batıl batılı görüp ictinâb eden kullarından eyle.
Ey Allahım! bizleri boş şeylerle uğraşmaktan koru ve bize eşyanın hakikatini göster.Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
24 Ağustos 2022 Çarşamba
EY NEFSİM DİNLE!
بالله يا نفس اسمعى واعقلى
مقالة قد قالها ناصح
لا ينفع الإنسان في قبره
الا التقى والعمل الصالح
Billêhi yê nefsu ismeî ve a’kilî,mekâleten kad kâlehê nâsihün,le yenfe’ül
insâne fi kabrihî illettukâ vel amelussâlihu.
Ey nefsim akıllı ol ve Allah için sana nasihat edenin şu nasihatını dinle (iyi kulak ver)! İnsanoğluna kabrinde takva’dan ve salih amelden başka hiçbir şey fayda vermez.
Kişinin kendi nefsine va’z etmesi nasihat etmesi onu hayra yönlendirmesi ve şer’den engellemesi güzel bir aşamadır, bu aşama tasavvuf ehli tarafından nefsin levvame makamına ulaşması ile tarif etmişlerdir.
Eğer nefis sahibinin dikkatini çekiyor,onu eleştiriyor ve kınıyorsa bu nefse levvâme yani sahibini çok kınayan nefis denir.
Emmare yani kötülüğü emre’den nefis, kolay kolay sahibinin sözünü dinlemez, tam tersi nasihatini reddedip kendi arzu ve isteklerini kabul ettirmeye çalışır.
Levvame nefis ise sahibini kınayan, öz eleştiri yapan bir nefistir.
Bu hususta yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
” Öğle değil, kendini kınayan nefse yemin ederim”!
Kıyâme suresi :2.ayet.
Kuvvetli olan görüşe göre bu nefis yaptığı kötülüklerden dolayı kendini sahibini kınayan bir nefistir.
Böyle bir nefis sahibine, kabirde geçerli olacak şey ancak takva ve salih ameldir diyor nasihat ve akıl veriyor.
Aynel yakın görüyoruz ki kabre defnettiğimiz bir insanın yanına bir müddet sonra çürüyecek olan kefenden başka hiçbir şey girmiyor, görmediğimiz şey ise amelidir o amel yani takva ve salih amel veya kötü amel kişiyi Allah’ın huzuruna götürünceye kadar bırakmaz.
Yüce Allah, bizimle ve bütün mümin kardeşlerimizle beraber kabre girecek olan arkadaşımızı takvâ ve salih amel eylesin ve yüce Allah’ın huzuruna varıncaya kadar takvayı ve salih ameli yoldaşımız kılsın.Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
23 Ağustos 2022 Salı
KARINCA’DAN AL İBRETİ
فاعتبروا يا اولى الابصار
“O halde ibret alın ey akıl sahipleri”
Haşr suresi : 2.ayet.
Aklını kullanan, tefekkür
eden insan ibret alır.
اذا المرء كانت له فكرة
ففي كل شيء له عبرة
İzel mar’u kênet lehû fikratün,fefî külli şey’in lehû ibratün.
Eğer insanoğlunda (azıcık)tefekkür varsa,her şey’de onun için ibret vardır ve her şey’den ibret alır,dolayısıyla istifade eder.
Hiçbir şeyin hikmetsiz ve abes yaratılmadığını görür, boş ve anlamsız yaşamaktan da kurtulur.
Bugün bu yazımızda ibret dolu bir âyet-i kerimeyi derinden düşünelim ve bu mübarek ayet’ten ibret alalım.
Nihayet karınca vadisi’ne geldiklerinde bir karınca şöyle söyledi:
“Ey karıncalar! yuvalarınıza girin; Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin”
Neml suresi: 18.âyet.
Hz. Süleyman’ın cinlerden insanlardan ve kuşlardan oluşan orduları emrinde toplanmış birlikte sevk ve idare ediliyordu.
Neml suresi: 17.ayet
Yukarıdaki ayet-i kerimede belirtildiği gibi Hz.Süleyman ve orduları karıncaların vadisi’nden geçerken karıncaları sevk ve idare eden, onlara liderlik yapan karınca dünya durdukça okunacak olan bu mübarek ayet’teki ibretli ve hikmetli sözleri söyledi.
Ne dedi?
1-)Yâ diyerek nidâ etti, seslendi.
2-) Eyyu diyerek Kinayeli konuştu.
3-) Hâ diyerek tenbih etti, uyardı.
4-) Karıncalar diyerek isim verdi.
5-) Girin diyerek emretti.
6-) Yer göstedi ve yuvanıza girin dedi.
7-) Süleyman ve ordusu sizi ezmesin diyerek uyardı.
8-)Süleyman diyerek tahsis etti.
9-) Orduları diyerek genelleme yaptı
10-)Onlar diyerek İşaret etti.
11-) Farkına varmadan diyerek onları mazur gösterdi.
Bu karınca böyle demekle beş tane hak ve görev ifâ etti.
1-) Yüce Allah onu karıncalara idareci kıldığı için düzgün idarecilik ve çobanlık yaparak yüce Allah’ın emrini yerine getirdi.
2-) Allah’ın Peygamberi olan Hz. Süleymanı uyararak hakkını yerine getirdi.
3-)Mâiyetinde olan karıncaları tehlikeden koruyarak sorumluluğunu ifâ etti.
4-) Karıncalar onun mâiyetinde olunca onları tehlikeden korumak için ikaz etti onların hakkını ödedi.
5-)Karnca, karınca ordusuna,Hz Süleyman’ın ordularına ve bütün insanlara şunu haykırdı: Kim emri altında birilerini bulunduruyorsa,
onları korumak ,himaye etmek ona farz olur.
Tasavvuf tâifesinin piri olan Cüneyd-i Bağdadi k.s. der ki:Hz.Süleyman karıncaların liderleri olan karıncaya dedi ki: Niye karıncalara yuvanıza girin dedin bizim onlara zülum edeceğimizden mi korktun? Karıncaların lideri şöyle cevap verdi: Hayır! Bundan endişe etmiş değilim fakat senin mülkünü ve haşmetini bu Karıncalar görürse bu gördükleri mülk ve heybet onları yüce Allah’a taat ve ibadetten alıkoyar(oyalar) diye endişe ettim.
Zerkeşi Burhan 3/228.
Allahım! Bizlere ve bütün mümin kardeşlerimize olaylara iretle bakmayı,
ibret almayı ve alınan bu ibretlerden istifade etmeyi nasip ve müyesser eyle.
Ahmet ÖZKAN
22 Ağustos 2022 Pazartesi