TAZARRÛ ,İSTEK VE SENÂ İÇEREN DUÂ



فيا رب بالخل الحبيب محمد
نبيك وهو السيد المتواضع
انلنامع الاحباب رؤيتك التى
إليها قلوب الأولياء تسارع
فإنك مقصودى وفضلك زاءد
وجودك موجود وحلمك واسع

Feyê Rabbi bil hillil habîbi
Muhammedin,Nebiyyike
vehve sseyyid ül mutevâdiu enilnê meal
ehbêbi ru’yetekelletî ileyhê kulûb ül evliyâi tusâriu,feinneke maksûdî ve fadluke zâidün ve cûduke mevcudun ve hilmuke vâsiün.

Ey Rabbim ! Halil’in habîb’in ve bütün yaratılmışların efendisi, mütevazi olan- salât ve selâm O’na olsun- Allah
Rasülu Muhammed’in
hürmetine dostlarla be-
raber velilerin kalplerinin
iştiyakla ve hasretle beklediği mübarek cemalini görmeye bizi de
nâil eyle.
Ey Allahım! Maksadım sensin,fazl ü keremin pek ziyadedir, keremin ortada,hilmin ise çok geniştir.

Rasulullah efendimiz Yüce Allah ile kulları arasında en büyük vesile ve vasıtadır, yüce Allah’a giden yolda en büyük rehber O’dur.
Bütün bunlarla beraber Rasulullah efendimiz çok mütevazi idi, mütevazi olmayı ümmetine de emretmiş ve tavsiye etmiştir.
Hem Seyyid hem mutevâzî.Şeref ve fazilette zirvede, bununla beraber mübarek yaşayışı sıradan bir insan gibi.

Şair, Rasulullah efendimizin seyyit ve mütevazi oluşunu vesile kılarak dostlarla sevenlerle ve Yüce Allah’ın veli kulları ile beraber Yüce Allah’ın mübarek cemalini seyretmenin şerefini dile getiriyor.

Rasulullah efendimizi vesile kılarken, aynı zamanda yüce Allah’ın maksud olduğunu fazlını cömertliğini ve hilmini dile getiriyor.

Bu üslubu ile şair, hem yüce Allah’tan bir şeyler istiyor( İstek duası), hem de Yüce Allah’ı medh ü senâ ederek duanın her iki çeşidini cem’ ediyor birleştiriyor ve dile getiriyor.

Ey alemlerin Rabbi olan yüce Allah! En güzel isimlerinle, en güzel ve en büyük ism -i Azam’ ın ile sana yalvarıyor ve en büyük insan olan Rasulullah efendimizi vesile kılarak bizlerden ve iman ehli bütün mu’min kardeşlerimizden razı olmanı, dostlarla beraber Adn cennetinde cemalini seyretmeyi nasîb etmeni diliyor ve dileniyoruz, nasip eyle ya Rabbi! Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

30 Eylül 2022 Cuma

HAYATIN TADI YOK



لا طيب للعيش ما دامت لذاته
منغصة بالدكار الموت والهرم

Lê tîybe lil’ayşi mê dêmet
lezzêtuhü munğassaten
biddikêr il mevti vel heremi.

Dünya hayatının lezzetleri (ve tadı), ihtiyarlık,gam,keder hüzün,hastalık, yaşlılık ve ölümle beraber hakiki ve surekli birer lezzet olmaktan çıkıyor.Onun için dünyada (hakiki ve dâimi uzun vade yüz güldüren ) bir lezzet yoktur.
Başka bir ifade ile ölüm dünyayı rezil etmiştir ve hiç bir akıllıya zevk adına bir şey bırakmamıştır.

Bu dünyada görünen ve yaşanan bütün lezzetler fanî ve geçicidir
İhtiyarlığı ve ölümü unutan, ihmal eden bir kişi, kabristan ile kendi evi, ölüm ile kendi zevki ve yaşayışı arasında gafletten bir perde çekse bile, belki geçici bir lezzet yaşar ama, yaşlılık ve ölüm aklına gelsin gelmesin bir gün bu lezzetler kesinlikle yok olacaktır.

Yüce Allah’ın kulları için mübah kıldığı güzel ve helal olan şeylerden lezzet almak ve hoşlanmak elbette dinen yasak değildir.
Haram olan ve yasaklanan lezzetler ise, nefse hoş gelebilir ancak bunun sonu hüsrân olur, zira yüce Allah’a gülerek isyan eden ağlayarak azab görebilir.
Onun için şöyle demişler: yüce Allah’a gülerek itaat etmek ağlayarak isyan etmekten daha iyidir.

Hayatını Kur’an’a ve sünnete göre yaşayan bir mümin, en akıllı en isabetli ve nimetleri yerli yerince kullanan bir kişidir.
Zira en büyük zevk, tat ve halavet Yüce Allah’ın taat ve ibadetinde bulunur.

İmanın tadına,İbadet ve taatın zevkine ve lezzetine varan bir mümin’in duyduğu ve hissettiği lezzeti ve huzuru dünyanın hiçbir lezzeti ve zevki bozamaz.

Rasulullah efendimiz bu hususta bir hadiste şöyle buyurmaktadır:
“Yüce Allah’ı Rab, İslam’ı din ve Rasullah efendimizi peygamber olarak(kabul edip) razı olan kişi imanın tadını almıştır.”
Müslim Hadis no: 34.

İnsan hayatı böyle bir rıza ile güzelleşir, süslenir, anlam kazanır ve böyle bir hayat dünyayı ahiretin tarlası kılar.

Yüce Allah bizleri ve bütün mü’min kardeşlerimizi yüce Zatını Rab, İslam dinini din, Rasulullah efendimizi Peygamber kabul edip bundan da razı olan ve böyle yaşayan ve bu yaşayış ruh boğaza gelinceye kadar süren, yüce Allah’ın rızasına mazhar olan kullarından eylesin.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

29 Eylül 2022 Perşembe

İŞİNİ KENDİN GÖR



ما حك ظهرك مثل ظفرك
فتولى انت أمر نفسك

Mâ hakke zahrake mislü
zufrike,fetevelle ente emra nefsike.

(Bak kardeşim iyi dinle) Senin sırtını(kaşındığı zaman)senin tırnağından daha iyisi kaşıyamaz, o zaman( bu ve benzeri durumlarda, hayati önem taşıyan gerek dünyaya ve gerekse de âhiret’e tealluk eden konularda) kendi işini kendin yap.
Tırnağın yetişiyorken sırtını kendin kaşı,dişlerin kesiyorken lokmanı kendi dişlerinle kendin çiğne ve rüzgâr senin lehine estikçe harmanını kendin savur).

Böyle yapmak lazım Çünkü, bir gün kesen ve çiğneyen dişler ve çene kesemez ve ciğneyemez hale gelir,sırt’a ulaşıp kaşıyan parmak ve tırnaklar bir gün gelir ulaşamaz ve kaşıyamaz olur, lehine esen rüzgar bir gün esmeyiverir,durur.

İnsanlardan hiç kimse seni senin kadar tanıyamaz,bilemez oğleyse kendine dön, kendine acı, kendine merhamet eyle, kendin için hazırlık yap.

Bu konularda Yüce Allah nefsi öne alarak şöyle buyuruyor:
“Ey iman edenler! Nefsinizi( kendinizi) koruyun.
Tahrîm suresi: 6.ayet.

Kâl ve kîl,dedikodu ve
ma lâ ya’nî, boş şeylerle oyalanma.
Luzumundan fazla insanlarla haşir neşir olmak acı sonuçlar doğurur, en azından zaman kaybına yol açar.

En zor kararı kişi kendi verecek ve: Yeter artık ömrüm boşa geçti hep Ali’den Veli’den, şundan bundan bahsettim, onları övdüm durdum, onları (insanları) memnun etmek için çırpındım durdum biraz da geri kalan ömrünü Allah’a vereyim O’na döneyim, onun rızası için bundan sonra gayret edeyim diyebilmelidir.

الاستئناس بالناس من علامة الافلاس
El isti’nâsu binnêsi min alamet il iflas.
Kişinin, yüce Allah’a vakit ayırmaması, yüce Allah’a dönmemesi, kendi nefsi için faydalı şeyler hazırlamaması, ama sadece insanlarla(veya dizilerle,filimlerle ve telefonla lüzumsuz boş vakit geçirmesi iflas alametidir.

Ey Rahmân ve Rahîm olan yüce Allah’ım! Dünyada da ahirette de bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi müflis duruma düşmekten sen koru.Âmîn

Ahmet ÖZKAN

28 Eylül 2022 Çarşamba

YÜCE ALLAH’IN KUŞATICI RAHMETİ.


ورحمتي وسعت كل شيء

“Rahmetim herşeyi kuşatmıştır”
A’râf suresi: 156. Ayet.
Yüce Allah, yetmiş yıllık küfrü bir saatlık veya bir anlık iman ile yok ediyor.
“İnkar edenlere söyle eğer yaptıklarına son verirlerse geçmiş günahları bağışlanacaktır”.
Enfâl suresi:38. Ayet.

Hz.Musa ile savaşmaya gelen Firavun’un sihirbazları,Hz.Musa’nın gösterdiği ayeti (Mucizeyi) görünce,
hakkı tanıdılar ve içten inandılar,
“Secdeye kapandılar ve Harun’un ile Musa’nın Rabbine iman ettik dediler.
“Tâ-hâ suresi: 70. Ayet.
başka da salih bir amel
işlemediler.

Yüce Allah onların geçmiş bütün günahlarını affetti ve onları ebedi cennetlerde en üstün şehitlerden kıldı.

Ömür boyu küfrün içinde olan ashab-ı Kehf,
“Bizim Rabbimiz göklerin ve yerin rabbidir; O’ndan başkasına asla ilah deyip yakarmayız.
“Kehf suresi:14.Ayet. dediler, yüce Allah’a iltica ettiler Yüce Allah onları kabul etti onlara ikramda bulundu, yalnız onları
değil,birkaç kez kovdukları halde arka ayakları üzerine dikilip : “Ben Allah’ı sevenleri seviyorum” diye peşlerine takılan ve mağarada onları asırlarca bekleyen köpekleri de ikram gördü.
Yüce Allah birkaç kez mukaddes kitabında ondan bahsetti.
لاجل عين الف عين تكرم
Liecli aynin,elfü aynin tükramü.
Bir gözün hatırı için bin göz affedilir ve ikram görür.

Durum bu iken, yüce Allah kendisine iman eden, yetmiş seksen yıl dinine hizmet eden onu tevhid eden, ibadet eden, hatta ebedi yaşasa,ebedi iman edecek ve ibadet edecek olan kuluna kim bilir ne ikramlarda bulunacak.

Ashab-ı kehf’in köpeğini, kendilerine hizmet ettiği için onlarla beraber zikreden, onu bazı alimlerin ifadesine göre cennete sokacak olan Yüce Allah, dünyada kendi dostlarıyla gönül erleri ile, alimlerle, salihlerle kalben ve kalıben beraber olanları ahirette de inşallah kim bilir ne ilahî ltifatlarla ve ikramlarla ödüllendirecek ve dünyada yaptıklarının karşılığını fazlasıyla ve en güzel biçimde verecektir.

اللهم مغفرتك اوسع من ذنوبي
ورحمتك ارجى عندي من عملي
Allâhümme mağfiratüke evsa’ü min zunûbi,ve rahmetüke ercâ indî min amelî

Allah’ım senin mağfiretin benim bütün günahlarımdan daha geniş ve daha büyüktür,
ve senin rahmetin de benim yanımda amelimden daha çok güvenilir, ona daha çok umut bağlıyorum.

Ey Rahman ve Rahim olan, rahmeti gazabına sebkat eden yüce Allahım! Bizleri
ölmüşlerimizi ve bütün mü’min kardeşlerimizi kuşatıcı rahmetinle kuşat
Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

27 Eylül 2022 Salı

TESLİMİYET EN İYİSİ



كم عالم عالم أعيت مذاهبه
وجاهل جاهل تلقاه مرزوقا
هذا الذى ترك الأفهام حاءرة
وصيرالعالم النحرير زنديقا

Kem âlimin âlimin a’yet mezâhibuhu,ve câhilin câhilin telkâhu merzûkâ(n)
hêzellezi terak el efhême
hâiraten ve sayyar el âlimennihrîra zindîkâ.

Nice âlim insan var ki, dünyada geçimini güçlükle temin ediyor (bu hususta çok zorlanıyor, buna karşılık) nice cahil(bilgisiz belki de ahmak ve nefsi arzularının esiri kimse de vadır ki), rızkı bol bol eline geliyor (ve parayı ne yapacağını bilemiyor).
İşte bu konu bazılarının zihnini yoruyor ve bunun izahı da bir bakıma zor oluyor.
(İnancı kıt,itirazcı bir ruha sahip ve yüce Allah’ın canlılar ve özellikle insanlar arasında rızkı nasıl ve ne gibi hikmetlerle taksim ettiğinin iç yüzüne hikmetine ve derinliğine vakıf olmayan ve belki Kur’an ve Sünnete itiraz eden bazı) kapasiteli âlimleri,(Yüce Allah’a ve kerim kitabına,sevgili Peygamberine ve parlak sünnetine itiraz ettikleri için) zındık duruma (Allaha ve ahiret gününe inanmama derekesine) düşürür.

Bir mü’min’in yüce Allah’a, Allah’ın kitabına, Rasulullah efendimize ve sünnetine itiraz etmesi ve karşı gelmesi düşünülemez.

Kul’un bi şeyin hükmünü ve hikmetini öğrenmek istemesi güzel bir şeydir, ama itiraz etmesi başka bir şeydir.

Özellikle kaza ve kader konularında doyurucu bilgi sahibi olmayanlar küllü( tümü) bilmedikleri için cüz’ü( parçayı) de bilemiyorlar zira meşhur bir kaidedir
“küllü bilmeyen cuz’ü bilemez” ve parçalar bir araya gelince tam bir fotoğraf ancak o zaman ortaya çıkar.

Bu dünya hayatı her şeyiyle bir imtihandır ve inişli yokuşludur, dolayısıyla rızık ta ezelden taksim edilmiştir, belki çalışmadan elde edilen rızık olduğu gibi, ancak çalışarak elde edilen rızık da olabilir rızık helal de olabilir haram da olabilir.
Az da olabilir,çok da olabilir.
Rızık var insanı arar ve onu gölge gibi takib eder,insan var o rızkı arar.

Bir insan kıt kanaat geçinir ama rızkı helaldır,
bir başkasının rızkı boldur ama tümü veya bir kısmı haram olabilir.
“Allah’ın sizi birbirinizden üstün kıldıgı şeyleri iç çekerek arzu etmeyin”
Nisâ suresi: 32.ayet.

Rızık alime veya cahile göre,renge,boya bosa veya şuralı buralı olmaya göre değil, ezelî taksimata göredir.
Kimse kimsenin rızkını yiyemez hiç kimse rızkından fazlasını yiyemez ve hiç kimse rızkını yemeden ölmez.
Rızık akla göre değildir ve rızık ne artar ne de eksilir.

Ey alemlerin rabbi olan Yüce Allah’ım! Bizlere ve bütün müminlere seninle mutmain olan verdiğine kanaat eden sana kavuşmaya iman eden bir nefis ile helal temiz ve bol rızık ihsan eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

26 Eylül 2022 P.tesi

EN BÜYÜK ŞEREF



وضم الإله اسم النبي إلى اسمه
اذا قال فى الخمس المؤذن اشهد
وشق له من اسمه ليجله
فذوو العرش محمود وهذا محمد

Ve dammel ilêhusmennebiyyi ilesmihî,ize kâle filhamsil müezzinü eşhedü,ve şakke lehû min ismihi
liyücillehû,fe zül arşi mahmûdün ve hêzê muhammedün.

Müezzin günde beş defa ezan okuyup
“Eşhedü ellâilâhe illellâh ve eşhedü enne Muhammederrasûlullah” deyince, Arş’ın sahibi olan yüce Allah, O’na salât ve selâm olsun Rasülullah efendimizin ismini kendi ismi ile beraber kıldığı (hakikati zahir oluyor), Yüce Allah, Rasulullah’ı İclal ve yüceltmek için kendi mübarek isminden ona isim çıkardı,(şöyle ki) Arşın sahibi (olan yüce Allah)Mahmud’dur
(övülendir). Bu’nun (yani Rasülullah’ın adı) ise Muhammed’tir ve iki mübarek ismin kökü birdir, aynıdır.

Hâmid,Ahmed,Mahmud ve Muhammed mübarek isimlerinin iştikak ve kökleri birdir,yani hepsinin aslı, ح م د hâ mîm,dâl harfleridir.

Mahmûd övülen demektir,Muhammed ise, övülecek çok hasletleri olan ve çok övülen demektir.
Hâmid öven demektir,Ahmed ise, öven manasına gelen Hâmid kelimesinin ismi tafdilidir, ve en çok öven demektir.
Rasulullah Efendimiz hem en çok övülen, hem de en çok övendir.
Hem yerde hem gökte en çok övülendir, yüce Allah’ı da en çok övendir.

Yüce Allah, Rasulullah efendimiz için hem ıstıfâ makamını, hem de mücahede makamını cem’ etmiş ve ona vermiştir.
Yüce Allah’ın, Rasulullah efendimizi ıstıfâ etmesi(seçmesi) makamından dolayı Rasulullah efendimiz Mahmut ve muhammed’dir.
Rasulullah efendimiz, mücahede ve gayret etme makamı itibariyle de hem hâmid ve hem de Ahmed’tir.
Sadece bu yönü ve bu özellikleri dolayısıyla bile yüce Allah’ın Resulullah efendimize ne kadar değer verdiğini anlamak mümkündür.
Bütün dünyada şu ana kadar okunan ve kıyamet sabahına kadar okunacak olan ezanlarda Rasulullah efendimizin en güzel ismi olan Muhammed, Yüce Allah’ın mübarek ismi olan Allah ile beraber anılıyor.

Gayrimüslim iken müslüman olmak isteyen bir insan kelime-i şehadet getirmesi şarttır ve bu kelime-i şehadet, bilindiği gibi hem Yüce Allah’ın mübarek adını hem Rasulullah efendimizin pâk ismini içermektedir.
“Şahitlik ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur ve yine şahitlik ederim ki Hz Muhammed Allah’ın kulu ve Rasuludur”
Dünyada bundan büyük bir şeref olamaz.

İşte bizlerin de Müşerref Mükerrem, dünya ve ahirette herkesin nazarına muhtaç olduğu bu büyük Peygamberin ümmeti olma bahtiyarlığına erişmemiz,
benzeri bulunmayan eşsiz bir nimettir.

Bize bu devleti, bu nimeti lütfeden yüce Allah’a gökler dolusu yerler dolusu aralarındaki mesafeyi dolduracak kadar Allah’ım yine sen istediğin kadar sana çok güzel pâk mübarek hamd u senalar olsun.

Eskiden beri bazıları parazit çıkarıp şunu söylerler : Müslüman olmak için Allah’tan başka ilah yoktur demek yeter Muhammed’in adı geçmese de bir engel yok derler.
Yüce Allah peygamberini hep korumuştur, bunların şerrinden de korur, dolayısıyla yüce Allah, bu gibilerin seslerini ve nefeslerini kısmaya ve kesmeye kâdirdir.

Ey yüce Allah’ım! Bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi Allah’a, meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahiret gününe, kadere, hayr’ın ve şer’rin Allah’tan olduğuna tepeden tırnağa iman eden kulların cümlesine ilhak eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

25 Eylül 2022 Pazar

CEHD VE GAYRET



بقدر الجهد تكتسب المعالى
ومن رام العلى سهر الليالى

Bikadr il cehdi tükteseb ül meâlî,ve men ramel’ulâ
seherelleyâlî

(Asıl kasdedilen ahiretteki yüksek derece ve makamlardır ama, dünyadaki)yüksek makam ve dereceler de ancak ve ancak cehd ve gayretle kazanılır, dünyada gösterilen çabaya göre sonuç şekillenir.
Tabi adil bir yaklaşım ve hassas kriterler varsa dünyadaki herhangi bir makamı hakkedene tevdî etmek gerekir.

Bu makam ve mertebeler bedel ister, kim gerek dünyada ve gerekse de ahirette yüksek mertebe ve makama talib ise,(gözünü oralara diktiyse, fedakarlık yapıp) geceleri dolu dolu geçirmek için(bir miktar). uykusundan fedakarlık yapacak( beşer olarak elbette dinlenecek ama önündeki uzun yolculuğu ve hedeflediği-eğer hedeflediyse tabi- yüksek ve şerefli makam ve mertebeleri hesaba katarak gayret etmelidir.)

Dünyada makam ve mekî sahibi olanların, yüksek makamlarda oturanların bu makamlara layık olup olmadığını bizler bilmesek bile yüce Allah her şeyi biliyor.
Dünyadaki mevkî ve mertebeleri isgâl edenlerin bazıları süzülerek,bazıları da sürünerek buralara gelmiş olabilirler.
Süzülerek makam elde edenler ve bu aşamaya gelenler, alın teri dökmüş, çalışıp çabalamış ve hakkıyla buralara gelmişlerdir.
Bundan sonra onlardan beklenen,makamın hakkını vermek ve yüce Allah’ın kullarına yardımcı olmaktır.
Dünyadaki mevkilere tavassut ile ve bedel ödemeden sürtünerek gelenler ise hem kendileri,hem de kendilerini buralara haksız yere getirenler âhirette sorumlu olacaklardır.

Şâir’in bahsettiği ahiretteki makam ve cennetteki dereceler ise, sadece ve sadece yüce Allah’ın rahmeti ve kişinin taat ve ibedeti, bedel ödemesi ve salih amelleri ile elde edilir.
Mesela âhiret günü cennette “Rayyan” isimli kapıdan ancak oruç tutanların girebileceği gibi.
Sehl b.Sa’d es Sâidi’den gelen bir rivayette Rasulullah Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Cennette bir kapı vardır ona Reyyan diye isim verilir, kıyamet günü denir ki: Hani oruç tutanlar? Reyyan kapısından cennete girmek ister misiniz? Hadi buyurun kim o kapıdan cennete girerse bir daha asla susamaz(susamaz ama ondan sonra içtiği şeyleri lezzet olsun diye içer susadığı için değil) Rayyan kapısından cennete girenler girdikten sonra kapı kapanır ve onlardan başka hiç kimse o kapıdan cennete girmez”
Buhari Hadis no : 1896

Yüce Allah dünyada iken gayret edip çaba sarf edenlerden bahsediyor ve buyuruyor ki :
“Korku ve ümit içinde rablerine ibadet ve dua etmek üzere vücutları yatak görmez”
Secde Suresi:16 ayet.

Ey âlemlerin rabbi olan yüce Allah’ım! bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi çok şükredenlerden ve çok sabredenlerden eyle, ahirette dereceleri taksim ederken katında ve indinde derecelerimizi âlî eyle,Rayyân kapısından cennete girecek olanlardan eyle. Amîn.

Ahmet ÖZKAN

24 Eylül 2022 C.tesi

ĞÂFIR,ĞAFÛRĞAFFÂR



الهى عبدك الضعيف قد اتاك
مقرا بالذنوب قددعاك
فإن تغفر فأنت أهل لذاك
وان تطرد فمن يرحم سواك

İlâhî abdukeddaifu kad etêke,ve câe râciyen yercû rıdâke,fein teğfir feente ehlün lizêke ve in tadrud femen yarham sivâke.

Allahım senin(en) zayıf kulun olan ben(ve benim gibi her bir kul’un)sana
(affına ve kapına)geldi,
Günahkâr olduğunu itiraf ederek sana dua ediyor ve (yalvarıp yakarıp sesleniyor), eyer
(kuluna) mağfiret edersen senin mağfiret etmeye gücün yeter ve mağfiret etmek senin şânındandır,yok eğer tard eder de (Allah korusun kapıyı yüzümüze kapatırsan),senden başka kim bize merhamet edecek? (hiç kimse merhamet etmez de edemez de).

Yüce Allah’ın esma’ül hüsna’sından olan üç mübarek isimden burada bahsetmek münasip olur.

Kur’an-ı Kerim’de hiç bir ayet diğer ayetin, hiçbir kelime diğer kelimenin yerine geçmez, dolayısıyla iştikakları ve kökleri aynı olsa bile Ğâfır, Ğafûr ve Ğaffâr mübarek isimlerinin anlamları farklılık arz edebilir.

Bu mübarek isimlerin ortak anlamı günahları örtmek ise de, alimler ve dil bilginleri bazı farkları dile getirmişlerdir.

Birçok alim,mağfireti, af’tan daha belîğ ve kulun lehine daha yakın görmüşlerdir.
Zira Yüce Allah bir kulunu yaptığı günahtan dolayı affettiğini düşünelim, affettikten sonra o kuluna niye bu günahı yaptın diye kınayıp zemmetmez ve mahcup etmez,etmez ama sevap vermeyebilir.
Mağfirette ise, onun günahını örttüğü gibi bunun yanında ona sevap da verir, rahmet ise kulun ikinci defa o günaha girmesini engeller, önler.

Kökleri aynı bile olsa, madem manaları değişiktir o halde bu üç mübarek ismin manaları nedir?
ĞÂFIR : müminin günahını divanı’ndan
( amel defterinden) siler. Bu mübarek isim,ilm-el yakin sahipleri içindir. Yine bu mübarek isim kendi nefsine veya başkasına zülmedenler içindir. Ayrıca Yüce Allah’ın bir tek günahı mağfiret etmesi noktasından bu mübarek ismin tecellisi vardır.
ĞAFÛR : Kul’un günahlarını meleklere unutturur, ayn-el yakîn sahipleri içindir çok zulmedenler içindir.Aynı zamanda aldırış etmeden günahları mağfiret edip gunah sahibini de sorgulamadan öne tecellî eden mübarek isimdir.
ĞAFFÂR : kul’u mahcup etmemek için kendi günahını kendisine bile unutturandır. Hakk-al yakin sahipleri içindir. Aşırı zulmedeni affettiği için ve kul’un mağfiret edileceğini tahmin etmediği büyüklükteki günahları bu isimle mağfiret ettiği için, bu mübarek isim ile tecelli etmiştir.

Ey Ğafûr Ğâfır ve Ğaffâr olan Yüce Allah’ım! Bizlere ve bütün müminlere, hayatta olan ve vefat edenlere mağfiret eyle.
ربي اغفر لي ولوالدي وللمؤمنين يوم يقوم الحساب
“Rabbimiz! hesap kurulacağı gün beni anamı babamı ve müminleri bağışla”
İbrâhim suresi:41.ayet.
ÂMÎN.

Ahmet ÖZKAN

23 Eylül 2022 Cuma

NİMETE ŞÜKÜR

اذا كان شكرى نعمة الله نعمة
على له فى مثلها يجب الشكر
فكيف بلوغ الشكر الا بفضله
وان طالت الايام واتصل العمر

İze kêne şükrî ni’metellahi ni’metün,
aleyye lehû fi mislihe yecibuşşükru,fekeyfe bulûğuşşükri ille bi fadlihî
ve in tâlat il eyyâmu vettesalal umru.

Yüce Allah’ın (tek bir) nimetine bile şükretmem yine Allahın bana bir nimeti ise,o zaman bu nimete şükretmek yine bana vacib olur.
Durum böyle olunca (çok çok uzun yaşayacak kadar) ömrüm ve günlerim biribirine bitişip uzasa bile, yüce Allah’ın fazl ü keremi olmasa, ben nasıl yüce Allah’ın nimetinin(nimetlerinin) şükrünü eda eder, nasıl hakkını ödeyebilirim?(Mümkün değil tabi).

Şükür nimeti bilmenin adıdır,zira nimet, Mün’im
(nimet verici) olan Yüce Allah’ı tanımaya bir vesiledir.
Abdullah bin Abbas r.a şöyle buyurdu: Hz Ömer’den çok bahsedin çünkü ondan bahsederseniz(adil olduğu için) adaleti seversiniz, adaleti severseniz adaleti emreden Yüce Allah’ı seversiniz.

Şükür de böyledir, şükretmek için nimeti anmak, anmak için tanımak lazım insan nimeti tanıdı mı nimeti veren ve lütfeden yüce Allah’ı tanımaya ve sevmeye başlar ki şükrün bir anlamı budur.

Rivayet edildiğine göre Hz.Musa yüce Allah’a şöyle seslendi: “Allahım! Verdiğin nimetler için sana şükretmeyi bana emrettin,(Emrin başım gözüm üstüne),zaten sana şükretmem de senin nimetlerinden bir ni’mettir.
Bundan dolayı şöyle denmiştir: Yüce Allaha şükretmenin zirvesi, kişinin Allah’a şükretmekten aciz olduğunu itiraf etmesidir.
Bu konuda şu tesbit ne kadar da yerindedir,

ولو أن لى فى كل منبت شعرة
لسانا يبث الشكرعنى كنت مقصرا
Velev enne lî fî külli menbeti şa’ratin lisênen yebussuşşükre anni kuntu mukassiran.
Eğer benim(bedenimde bulunan) kılların herbirinin yerinde bir dil olsa ve bu dil benim adıma yüce Allaha şükretse,yine kendimi kusurlu sayarım.

Allahım bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi hem şâkirlerden, hem de “kullarımdan çok şükreden az’dır”Sebe’ süresi: 13.ayette buyurduğun ve medhettiğin şakûr(çok şükreden) kullarından eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

22 Eylül 2022 Perşembe

HERŞEY GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİL



ايا دهر ويحك ما ذا الغلط
لئيم على وكريم هبط
حمار يسيب فى روضة
وطرف بلا علف يرتبط

Eyê dehru veyhake mê zelğalat,leîmün alâ
ve Kerim’in habat(e) Himârün yesîybu fî ravdatin,ve tarfün bilâ alafin yurtabat(u).

(İslam’da zamana dil uzatılmaz ve zamana kahredilmez,zira zaman Yüce Allah’ın tasarrufundadır ama) Ey zaman! (çözemediğim bir düğüm var bana bunu nasıl izah edersin, zira sen vukû bulan, olup biten bütün olaylara şahitsin her şey sende cereyan ediyor) bir yanlışlık var ve bu yanlışlık nereden kaynaklanıyor?
Değersiz ve aşağılık bir insan nasıl oluyor el üstünde tutuluyor da,buna karşılık Kerim âlicenap insan değersizleştiriliyor ve toplumda hakkettiği değeri bulamıyor,
toplumda layık olduğu yerde olamıyor.
(Bitmedi şunu da anlayamıyorum)! Bir eşek en güzel çayırlarda,
bahçelerde serbestçe otluyor,keyfine göre dönüp dolaşıyor da, iyi ve asîl bir at (yularından) bağlanmış, üstelik önünde yem adına hiçbir şey bulunmuyor.

İşte Bütün bunlar benim dikkatimi çekiyor beni hayrete düşürüyor ve bir türlü bunların cevabını bulamıyorum.

Şu gerçeği kabul etmek lazım ki, kâinatta hiçbir şey göründüğü gibi olmayabiliyor,bizim değer yargılarımız, beklentilerimiz ile yüce Allah’ın takdiri, kaza ve kaderi ayrı düşebiliyor.
Bir Bedeviye sormuşlar:
Allah’ı neyle ve nasıl tanıdın ?
Şöyle cevap vermiş:
بنقض العزاءم وصرف الهمم
Bi nakd il azâimi ve sarf il himemi.
Kararların bozulması ve himmetlerin başa ulaşmaması ile tanıdım.
Yani kul kesin karar verip filan işi yapacağım diyor ve bir şeyi arzuluyor ama,hiç bir engel olmadığı halde yapamıyor.
Demek ki Yüce Allah bu işin yapılmasını ve bu arzu edilenin tahakkukunun istemiyor ve bu iş olmuyor.

Her İzzet ve ikram gören
değerli demek değildir, ve her itilip kakılan hor görülen de değersiz demek değildir.
Bu hususta Rasulullah efendimizin bir hadis-i Şerifi şöyledir :
“Nice üstü başı yırtık pırtık ve dağınık insan vardır ki kapılardan da kovuluyor, ama yemin etse Yüce Allah onun yeminini doğru çıkarır”
Müslim Hadis no: 2854
Böyle bir kişiyi düşünün, elbisesi yırtık pırtık üstü başı dağınık,insanlar ona pek değer vermiyor, birisinin kapısına gitse ya söz ile, ya el ile itilip kakılıyor, kapılar ona açılmaz, ama bu kişi vallahi Allah böyle yapar veya böyle yapmaz diye yemin etse yüce Allah onu mahcup etmez onun yemininin altını doldurur.

Dünyada her arzu edilen olmuyor ve kişi hakkettiği yerde olamayabiliyor.
Dünya, süzülerek hakkettiği yerlere gelenlerle
sürtünerek hakketmediği yerlere getirilen insanlar ile dopdoludur.
Ahirette ise herkes hakkettiği yerde olacaktır.

Ey alemlerin rabbi olan Yüce Allah’ım! Bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi herkese ve her şeye hak ettiği değeri veren hiç kimseye küçümseyici gözle bakmayan, herkesi kendinden iyi bilen ve senin yanında değeri olan kullarından eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

21 Eylül 2022 Çarşamba