ا-وسخر لكم الشمس والقمر داءبين وسخر لكم الليل والنهار واتاكم من كل ما سالتموه وان تعدوا نعمة الله لا تحصوها ان الانسان لظلوم كفار
Düzenli seyreden güneşi ve ayı sizin için yararlı kılan, gece ile gündüzü faydalanacağınız biçimde yaratan O’dur.
O size istediğiniz her şeyi verdi. Allah’ın nimetlerini saymaya kalksanız başa çıkamazsınız. Şu bir gerçek ki insanoğlu çok zalim, çok nankördür!
İbrâhîm Suresi: 33,34 Ayetler.
Vakit Yüce Allah’ın en büyük nimetlerindendir çok önemli olduğu için Yüce Allah kur’an-ı Kerim’de müteaddid yerlerde vakitle kasem buyuruyor.
Dehr, an, hîyn, gündüz sabah,gece,imsak ecel,Asr ve daha başka kelimeler ile yemin ediliyor.
Onun demişler ki:
تضييع الوقت من المقت
Kişinin, vaktini boşa harcayıp beyhûde bir şekilde tüketmesi,bir yıkım ve helak olmadır.
Resulullah efendimiz de bir hadis-i şerifte şöyle buyurmaktadır:
نعمتان مغبون فيهما كثير من الناس الصحةوالفراغ.
İki nimet vardır ki insanların çoğu bu iki nimeti değerlendirme konusunda zarardadırlar sıhhat ve boş vakit.
Buhari hadis no:6412.
Bir insan ne zaman ilme,amele ve ibadete vakit ayırabilir? Eğer geçim sıkıntısı yoksa bedeni de sağlıklı ise, böyle bir kişi ibadete taate ilim tahsil etmeye ve salih amel işlemeye yeterince vakit ayırabilir.
Bazıları geçim sıkıntısı çekmiyor ama bedeni hasta, bazıları da sağlıklıdır fakat geçim sıkıntısı çekiyor dolayısıyla ilme ve amele tam vakit ayıramıyorlar işte bu iki nimet bir insanda varsa yani sıhhat ve boş vakit ikisi bir insanda mevcud ise ve buna rağmen ilim ile amele tâat ve ibadete vakit ayıramıyorsa işte mağbûn olan zarar gören budur.
Fecirleri, gündüzleri geceleri ikindi vakitleri kuşluk vakitleri ile, acıları ve tatlı yönleri ile
inişleri ve yokuşları ile
2022 yılı geride kaldı.
Ahiret yolcusu bir mü’min 2023 yılını (eğer ömrü kifayet ederse) daha verimli ve daha kârlı kılmak için mucahede etmelidir.
Ey sayılamayacak kadar nimetleri ve zaman nimetini kullarına lütfeden Yüce Allah! Bizlerin ve bütün mümin kardeşlerimizin bu günümüzü dünümüzden, yarınımızı bugünümüzden, önümüzdeki yılımızı da içinde bulunduğumuz ve geçmiş yıllarımızdan daha hayırlı daha feyizli daha bereketli eyle.
Miladi yeni yılın Cennet vatan ülkemiz ve bütün İslam alemi için bütün hayırların celbine bütün şerlerin define ve ref’ine vesile eyle.Amin.
Ahmet ÖZKAN
31 Aralık 2022 C.tesi
Monthly Archives: Aralık 2022
UMUT KESMEK YOK
ولرب حادثة يضيق بها الفتى
ذرعا وعند الله منها المخرج
ضاقت فلما استحكمت حلقاتها
فرجت وكان يظنها الا تفرج
Velerubbe hâdisetin yadîyku bihelfetâ,zer’an ve indellâhi minhel mahracu,dâkat felemme stehkemet halakâtuhê
furricet ve kêne yazunnuhe elle tufracu.
Nice olaylar, musîbet ve hastalıklar vardır ki, bunlara dûçar olanlar iyice daralır, bunalır ve çaresiz kalır,hâlbuki bu musîbetlerin hastalıkların ve
olayların yüce Allah’ın yanında ilacı çözümü ve çaresi vardır.
Böyle bir olay,hâdise, hastalık ve musîbet sahibini dara sokup, kök salınca ve daha da perçinleşince,sahibi de bundan sonra herhalde bu gitmeyecek diye zanneder(bir de görür ki yüce Allah’ın izniyle hemen gidiverir, hayırlı sonuç ve ) kurtuluş geliverir,zira;
وسحاب الخير لها مطر
فإذا جاء الإبان تجى
Ve sehêb ül hayri lehê matarun,feize cêel’ ibbênü teci.
Hayır ve bereket taşıyan bulutlarda hayat veren ferahlatıcı yağmurlar var, Bulut’un yağmuru indirme zamanı gelince
o yere o bulutlar gelir ve yağmur da iner.
Çıkış kurtuluş ve şifa, yağmur yüklü bulutlar gibidir, yücelerden emir ve ferman gelince çıkış ve kurtuluş gelir, akıllı
insan musîbet, hastalık ve sıkıntıda sebeblere sarılır sonra da sabreder, yüce Allah’a teslim olur, yüce Allah hakkında hüsnü zan eder, tedirgin olmaz,
olmaz zira tedirginlik kalbe zarar verir,ve teslimiyeti zedeler, belki de faydalar şiddetlerin
içindedir, ve yüce Allah belki verince alır, alınca da verir.
“Belki hoşunuza gitmeyen şey sizin için
hayırlıdır”
Bakara Suresi :216. Ayet.
“Belki hoşunuza gitmeyen bir şeyde Allah çok hayır kılar”
Nisâ Suesi: 19.Ayet
Mazisi ve kendisi çok derin ve arka planı uzaktan görünen ve ortalıkta dolaşan
hastalıklar da böyledir, yüce Allah bu sanal ve maksatlı hastalıkları
inşaallah def’edecek,def’etti de ve ref’edecektir,ref’ etti de.
Yüce Allah’ın iradesi ve takdiri olmakla beraber dünyanın başına, müslümanların başına musallat edenlerin başına inşaallah aynısı ve belki fazlası
musallat olacak ve kazdıkları kuyuya
düşeceklerdir, asıl bu insan düşmanlarını bekleyen veyl ve ğayyâ, kıyamet günü tecellî edecektir.”
De ki:Bekleyin
biz de bekliyoruz”
En’am Suresi :158.Ayet
Allahım! Bizlere ve bütün mümin kardeşlerimize dünyada da âhirette de iyilik,huzur ve selamet
ihsan eyle, umduğumuza nail eyle korktuğumuzdan emîn eyle.Âmîn
Ahmet ÖZKAN
30 Aralık 2022 Cuma
YAŞAMAK BAŞKAÖZ VE SÖZ FARKI
شبى تاريك وبيم و موج وگردابى چنين هاءل
كجا دانند حال ما سبگباران ساحلها
Şebî tarîk ü bîm ü mevc
ü girdabî çünîn hâil.
Kücâ dânendi hâli mê sebükbârâni sahilhâ.
Gecenin karanlığı, alabildiğine ıssız gece ve korkular,denizin dalgaları,denizdeki girdaplar o kadar korkutucu ve o kadar
dehşetli ki(ve ben bütün bunlara rağmen aşk denizine dalmışım),
denizin sahilinde, kenarda bekleyen biri var, ayaklarının ıslanmasından bile korkuyor,ve su sadece ayak topuklarına deyiyor,bu adam benim halimi,aşk’a nasıl giriftar olduğumu ve aşka yakayı nasıl kaptırdığımı nerden
bilsin, nasıl anlasın? Anlayamaz tabi.
İşte işin farkında olan bir kul ile işin farkında olmayanın,şuurlu bir şekilde yaşayan ile rasgele yaşayanın, âhiret yolculuğunun ne demek olduğunu bilenle bilmeyenin,sathî ve yüzeysel yaşayan biri ile mükellef olmanın, mesûliyetin ve sorumluluğun ne kadar ağır olduğunun bilincinde ve çabasında olanların arasındaki fark da böyledir.
Biri Yüce Allah’ın rızası uğrunda yapabildiği kadar maddi – manevi fedakârlık yapıyor,
öbürü çekimser ve bir miktar yardım edecek ama eli titriyor.
Biri Allah yolunda gayret edip çaba sarf ederken,öbürü daha akîl bâliğ olmayan çocuk misali işin farkında değildir, o da kul,o da kul bunlar bir mi?
Bir değil tabii.
Camdan bakan ile candan bakan bir olur mu? sadece konuşan ile icraat yapan bir olur mu?
Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu,? Olmaz tabi.
Sözünde durmayan bir kisi, ahde vefa göstermeyen, yüce Allah’a ve kullara verdiyi söze ve va’de aldırış etmeyen ile bunlara ne pahasına olursa olsun değer veren ve verdiği sözü yeine getiren bir olur mu? Bir olmaz.
İslama dinine, mukaddesata ve ulvî değerlere özde dört elle sarılan ile ,bunlarla hiç ilgilenmeyip sözde öyle görünen aynı mı? Değil tabii.
Şairin dediği gibi:
وكل يدعى وصلا بليلى
وليلى لا تقر لهم بذاك
Ve küllün yeddeî vaslan bileylâ ve leylâ lê tukırrru lehüm bizêke.
Herkes diyor ki: Ben dün gece Leylâ( Sevgili) ile beraberdim,Leylâyâ sorsan diyecek ki: Yalan söylüyorlar, bunlardan hiçbirini ben dün gecee görmedim.
Kimin nasıl olduğu ve ne yapmak istediği bir gün ortaya çıkar.
Ama o gün (kıyamet günü) sırlar ortaya çıkacaktır.”
Târık Suresi: 9 Ayet.
Allahım! Bizleri ve tüm mü’min kardeşlerimizi özü sözü bir olan,ahde vefa gösteren,İslam dinini elinden geldiği
kadar samimî yaşamaya çalışan,bu dini neşreden, gerektiğinde fedakarlık yapan ve sırlar ortaya çıkacağı o kıyamet gününde mahcup olmayacak olan kullarından eyle Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
29 Aralık 2022 Perşembe
KİTAB VE SÜNNET
من لم يقف عند الكتاب والسنة
فجوابه الا تجيب وتسكت
Men lem yekif indel kitebi ve ssünneti,
fecevêbuhû ellê tucîybe
ve tesküte.
Eğer bir insan, kitab ve sünnet gibi iki ana kaynak ona, dur dediklerinde hala durmuyorsa,(yürü dediklerinde yürümüyorsa),( böyle bir kişiyi bağlayıcı ne kaldı ki), böyle birisine verilecek cevap,cevap vermeyip susmaktır.
Yüce Allah’ın kitabı olan kur’an-ı Kerim ve Rasulullah efendimizin parlak sünneti olmazsa olmaz iki ana kaynaktır.
Kur’ân-ı kerim,ne yapacağımızı, Sünnet ise nasıl yapacağımızı bildiriyor.
O’na salât ve selâm olsun “Rasulullah efendimiz’in ahlakı Kur’andı” ne demek? Kur’an’ı Kerim yürü dediğinde yürüyor,dur dediginde duruyordu,kur’ân-ı Kerim’in bak dediği yerden bakıyor ve yüce Allah’ın gör dediğini görüyordu.özetle manası budur.
Bir mü’min,bir efendi,bir şeyh,bir mürşid,bir rehber ve davetçi ve buna benzer kimseler
biz kur’ana ve sünnete tabiyiz diyorlarsa yol budur, Kur’an-ı Kerim ve Rasülullah efendimizin parlak sünneti ortada, bu iki mübarek ana kaynağın bak dedikleri yerden bakacak,yürü dediklerinde yürüyecek,dur dediklerinde duracaklardır.
Söylenen bir sözün, işlenen bir fiilin,veya yapılan bir amelin doğru olup olmadığını iki şahit ile tevsîk etmek gerektiğinde işte bu iki şâhit Kur’an ve sünnettir.
Kur’an ve sünnet yukarıda saydığımız ve sayamadığımız kimseleri ve inanan tüm mü’minleri
bağlamıyorsa,kim bağlayacak,bu iki ana kaynak onlar için bir anlam ifade etmiyorsa olara İnsanlar nasıl güvenecek?
Kim olursa olsun takib ettiği yol bu değilse er geç pişman olacak, Kendisine umud bağlayan ve iğvâ ettiği kimselerin hesabı ondan sorulacaktır.
Harun Reşid’ in bir hizmetçisi Kendisine yemek getiriyor,ayağı takılıp sıcak yemeği Harun reşid’in kucağına döküyor, halifenin sinirlendiğini fark eden hizmetçisi o anda ayeti hatırlatıyor ve “öfkesini yutanlar yok mu”?
Âl-i İmran Suresi: 134.Ayetini okuyor, Harun Reşid öfkesini yutuyor ve seslenmiyor, hizmetçi arkasından: “insanları affedenler yok mu” ? diye ayeti okumaya devam ediyor,Harun Reşid diyor ki : Seni affettim, hizmetçi akabinde âyetin devamını söylüyor :
“Allah iyilik yapanları sever”. Harun Reşid bunun üzerine diyor ki:Ben seni azad ettim, Allah rızası için hür’sün işte Kur’an’ın hakkını veren, dur dediği yerde duran,irşadı ile doğru yolu bilen, hidayeti ile hidayet bulan kişinin
durumu ve davranışına bir örnek.
Parmağında altın yüzük olan bir sahabiye Rasulullah efendimiz:
“Ahirette ateşten bir yüzük sana taksınlar istiyorsan bunu takmaya devam et” buyurunca,sahabi yüzüğü çıkardı ve attı oradakiler dediler ki:Rasulullah at demedi,sadece çıkar dedi niye attın, bunu alıp eşine kızına verebilirsin,buyurdu ki: Madem Rasulullah bana çıkar buyurdu ben almıyorum.
Kaldı ki elbette eşine verebilirdi, İşte sünnete
Rasulullah’ın emrine irşâdina kulak veren bir sahabenin bir müminin bir müslümanın
örneği ve bunlar gibi onbinlerce misal.
Yüce Allah bizlere ve bütün müminlere Kur’an ve sünnet ahlâkını yaşamayı nasip etsin, Kur’an-ı ve Parlak sünnetin sahibi Rasulullah efendimizi cümlemize şefaatçi eylesin.Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
28 Aralık 2022 Çarşamba
MUSÎBETLER ÇOK AMA
فجاءع الدهر انواع منوعة
وللازمان مسرات واحزان
وللحوادث سلوان يسهلها
فما لما حل بالإسلام سلوان
Fecâiuddehri envâün
münevveâtün velil ezmêni meserrâtün ve ehzênün,ve lil havâdisi sülvenün yüsehhilühe fe mê lime helle bil islêmi sülvênün.
Zamanın çok büyük musîbetleri vardır ve bu musîbetler çeşitlidir, kısaca dinî ve dünyevî musîbetler diye ikiye ayrılır, zaman içinde insanı sevindiren olaylar olduğu gibi hâliyle onu üzen olaylar da vardır.
İnsanoğlunu üzen ve sıkıntı veren olaylara karşı onu teselli eden,
acısını gam ve kederini hafifleten şeyler de vardır ama, İslam dininin( müslümanların)
başına gelen musibet ve belaları, imtihanları hafifletip teselli edecek teselli verecek hiç bir şey yoktur.
İslam’ın ve müslümanların başına gelenleri,şu kıssa ile daha iyi anlamak mümkündür.
Bir zamanlar padişahın biri hastalanıyor gittiği doktorlar padişahın şifa bulması için şu yaşta, şu ağırlıkta şu evsafta bir çocuğun kesilip beyninin içilmesi gerektiğini söylüyorlar. Böyle bir çocuk bulunuyor annesine babasına çok para verilerek razı ediliyor çocuğa da oyuncaklar alınıp gönlü alınıyor o günün âlimleri da padişahın hayatı için çocuk feda edilebilir diye fetva veriyorlar ve çocuk kesilmek üzere herkesin görebilecegi yüksek bir yere çıkarılıyor,onu kesecek kişiyi çağırıyorlar,cellad bıçağı çıkarıyor, çocuk bıçağı görünce gülmeye başlıyor soruyorlar: Niye gülüyorsun,senin gibi biri ağlaması korkması titremesi gerekirken sen niye gülüyorsun?Demiş ki: Padişah ve sizler başı kuyruğa değiştirdiniz ona gülüyorum,beni koruması gereken annem babam, doktorlar ve hocalar ve padişah bakıyorum hepsi aleyhime dönmüşler,beni koruması ve sahip çıkmasını gereken herkes padişahın yaşaması için beni feda ediyor,annem babam, doktorlar, âlimler hatta hakkımı en son koruması gereken padişah bile artık beni korumuyor,ben buna gülüyorum,bunu duyan Padişah insafa gelip şöyle diyor: Çocuğu salıverin şifa Yüce Allah’ın elinde ister
verir,ister vermez.
İşte bugün Yüce Allah’ın bize emaneti olan İslam dini bu cocuğa benziyor .
Müslümanlar bugün hayat dini, huzur ve aladalet dini
barış ve hak din olan İslamı pek az yerde hariç,pek az kişi ve kişiler hariç yalnız bırakmışlar, dolayısıyla kendileri de yalnız ve güçsüz kalmışlardır.
Yeryüzünde ümmetimden bir taife’nin, kınayanların kınamasına
aldırış etmeden, kınayanların zararından emin olarak İslam dinini ve hakkı savunup ikame edeceğinin müjdesini veren Rasulullah efendimize sonsuz salât ve selâmlar ederken,bizlerin ve her mü’min’in bu kutlu kervanda,bu bahtiyar tâifede bizlere de yer ve nasîb kılmasını,bu kubbenin içinde bir habbe,ve bu muazzam ikrâm-ı ilahî sofrasının içinde azıcık bir tuz olabilmeyi yüce Allah’dan niyaz ediyorum.Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
27 Aralık 2022 Salı
GECE GÜNDÜZ
هل الدهر الا ليلة ونهارها
والا طلوع الشمس ثم غيابها
Heliddehru illê leyletün ve nehêruhe,ve illê tulû’uşşemsi sümme ğiyêbuhe.
Uzun zannettiğimiz zaman (hele hele ömür)aslında öyle çok uzun falan değildir, zira zaman dediğimiz şey,bir gece ve o gecenin gündüzünden ibarettir,o gün çıkan güneşin doğup batmasından ibarettir.
Gece, sonra gündüz, sonra yine gece,sonra yine gündüz. Var mı başka bir şey, yok.
Güneş doğuyor,sonra batıyor, sonra yine doğuyor, yine batıyor. Var mı başka bir şey,yok.
İşte uzun gibi görünen bir asır, veya asırlar, zaman,hepimizin bildiği yaşadığı bir gece ve bir gündüz ile güneşin doğması ve batmasından ibarettir.
Şöyle demişler zaman için:
كل آت قريب والبعيد ليس بآت
Küllü êtin karîybün vel beîydu leyse biêtin.
Her gelecek yakındır, eğer bir şeye uzak diyorsak,deniliyorsa o zaman o şey gelmeyecek demektir.
Âhiret var ve gelecek mi? Evet âhiret kesindir ve gelecektir,o halde ahiret yakındır,hatta o kadar yakındır ki yüce Allah ahiret için yarın tabirini kullanıyor.
“Ey iman edenler! Allah’a itaatsizlikten sakının. Herkes yarın için ne hazirladıgına bir baksın.
Allah’a itaatsizlikten sakının.Şübhesiz Allah
Yapıp ettiklerinizden tamamen haberdardır. “Haşr Suresi:18. Ayet.
Görüldüğü gibi yüce Allah kıyamet günü için yarın buyuruyor.O zaman?
O zaman bu şuur ve bu inanç içinde itaatsizlikten sakınıp yarına hazırlık yapalım ve ne hazırladık,bu hazırladığımız Kur’an ve sünnete uygun mu,değil mi,ihlas oranı ne kadar, şer’i şerife uygun mu dikkat edelim,zira ahirete intikal ettikten sonra eksik olan veya kusurlu olan amelin telafisi mümkün değildir.
Yüce Allah bizlere ve bütün mümin kardeşlerimize her zoru ve zorluğu kolay kılsın, yarına yapacağımız hazırlık konusundaki muînimiz olsun,
âcizâne,nâçizâne hazırladığımız ve hazırlayacağımız amelleri lutfuyla
ve keremiyle kabul buyursun.Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
26 Aralık 2022 P.tesi
HAKİM-İ HÜKMİ EZEL
اذا اراد الله أمرا بامرء
وكان ذا عقل وسمع وبصر
وحيلة يعملها فى دفع ما
يات به اسباب مكروه القدر
غطى عليه سمعه وعقله
وسله من ذهنه سل الشعر
حتى اذا انفذ فيه حكمه
رد عليه عقله ليعتبر
İzê erâdellahu emran bi imriin,ve kêne zê aklin ve sem’in ve basar,ve hîyletin ye’meluhê fi def’i mê ye’ti bihî esbêbu mekruh il kader
ğattâ aleyhi sem’ehu ve aklehu ve sellehû min zihnihî selleşşa’ar,hettê izê enfeze fihi hukmehû
radde aleyhi aklehû liya’tebir
Yüce Allah’ın irade sıfatı vardır,dolayısıyla bir kul’un bir şey yapmasını dilerse,o kul akıllı, kulakları duyan ve gözleri gören, kendi kaderinin gereği başına gelecek olan bir şeyin sebeblerini savmak ve kendisinden uzaklaştırmak için çeşitli sebeblere ve vesilelerle teşebbüs edebilen bir kul ise, yüce Allah o kul’un
kulaklarına ve gözlerine perde indirir,(hamurdan) kıl çeker gibi o kulun zihninden, aklından o alacağı tedbirleri alır ve kendi hükmünü infaz eder, dilediğini yapar, Yüce Allah’ın diledigi şey
olduktan sonra ibret alsın ( ve Alllah ne dilerse o olur,dilemediği de olmaz inancı ile) diye aklını ona geri verir.
Tercümesi biraz uzun olan bu beyitlerin daha anlaşılır anlamı şudur:
Hâkim-i hükmi ezel infaz için takdirini,
selbeder erbâb-ı aklın fikrini tedbîrini.
Nitekim;
1-اذا جاء القضاء ضاق الفضاء
İzê cêel kadâu,dâk el fedâu.
Kaza gelecekse,
geldiğinde geniş olan çöl daralır ve Yüce olan Allah’ın iradesi tecelli
eder.
2-اذا جاء القدر عمى البصر
İzê cêel keder amiyel
basar.
Kader vuku bulacaksa,vukû
bulduğunda göz görmez olur.
3-ومن كتبت منيته فى أرض
فلا يموت فى أرض سواها
Ve men kütibet meniyyetuhu fî ardin,fe lê yemûtu fî ardin sivêhe.
Kimin mukadderâtı filan yerde ölecek diye takdir
edilip yazıldıysa, başka
yerde ölmesi mümkün değildir.
Buna yapılacak en ufak
bir itiraz yersizdir ve bu itirazı yapan konunun dışına çıkmış başka bir konuya girmiş olur.
Yüce Allah’in dilediği olur, dilemediği olmaz inancı hem İslam inancıdır,hem de mü’minin cüz’î iradesini dışlamaz,tedbir almasını ve aklını kullanmasını engellemez,aksine rahatlatır.
Allahım! Ruhumuzu teslim edip sana kavuşuncaya kadar bizi kurtuluşa,rızana
felâha erdirecek,sana kavuşturacak kâmil bir imanı, özellikle bizi rahatlatacak sağlam bir kazâ ve kader inancını bizlere ve bütün mümin kardeşlerimize nasîb eyle.Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
25 Aralık 2022 Pazar
ZARARLI ALIŞVERİŞ
فيا خسارة نفس فى تجارتها
لم تشترى الدين بالدنيا ولم تسم
ومن يبع آجلا منه بعاجله
يبن له الغبن فى بيع وفى سلم
Feyê hasârata nefsin fî ticâretihe,lem teşteri ddiyne biddünyê ve lem tesimi.
Ve men yebi’ êcilen minhu biâcilihi,yebin lehulğabnu fî bey’in ve fî selemin.
Ahiret yolcusu bir nefis( kişi),âhirette geçerli olacak azığı,akçeyi toplamak için kendi ticaretini yaparken eğer dünyayı verip âhireti satın almıyorsa (ahiretini ma’mur etmek ve kazanmak için dünyada infak edip,gerekirse dünyayı âhiret için feda etmiyorsa), vay o ticarete, böyle bir ticaret ne kadar da zararlı bir ticarettir.
Her kim âhiret müecceldir diye( yani ölüm,berzah, diriliş,muhasebeden sonra cennet veya cehenneme girilir ama daha epey zaman var, şu anda ahiret elimizin altında değildir deyip,âhireti uzak görüp) dünya ise muacceldir,(peşindir, hazırdır,hemen elimizin altındadır, istediğimiz zaman ulaşırız )deyip âhireti satıp,fedâ edip, dünyayı satın alırsa, dünyaya yakasını kaptırırsa,bu alış verişi yapan kişi, peşin de olsa,veresiye ve vadeli de olsa mübadele usulü ile de olsa bu alışverişte zararlı çıkacağı kesindir,mağbun olacağı(zararlı çıkacağı Teğabûn günü) ortaya çıkacaktır.
Dünyayı vesile yapıp ahireti kazanan,
mudârât yapmış ve
uygun davranmış,kârlı bir iş yapmış olur, fakat dini vesile yapıp dünyayı elde etmek isteyen kişi mudahene
(yağcılık) yapmış olur.
Mudârât işi idare etmek, yönetmek ve dünyayı dine vesile
kılmaktır ki uygun bir davranıştır,mudâhene ise yağcılık yapmaktır ve dini dünyaya alet etmektir ki mü’mine yakışmaz.
Ey yüce Allahım! Bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi dünyaya aldanmayan ve dünya ile başkalarını aldatmayan dolayısıyla kendi kendini de aldatmayan,üç günlük dünya için ebedi ahireti feda etmeyen, insanlara zarar vermeyen kullarından eyle.
En büyük rağbetimizi, cennetin,sevgin, rızan
ve mukaddes mübarek Zat’ın Eyle.ÂMÎN.
Ahmet ÖZKAN
24 Aralık 2022 C.tesi
FIRSATI DEĞERLENDİR
اغتنم ركعتين اذا كنت فارغا مستريحا
واذا هممت بالنطق بالباطل فاجعل مكانه تسبيحا
فاغتنام السكوت افضل من خوض وان كنت بالكلام فصيحا
İğtenim rak’eteyni izê künte fêriğen musterîhe
ve izê hememte binnutki bilbatili fec’al mekênehu tesbîhe,
feğtinêm üs ssukûti efdalu min havdin ve in künte bilkelêmi fasîhan.
Eğer müsait olursan, sağlığın da yerinde ise (ki bu iki nimet çok büyük iki nimettir) o zaman şöyle iki rek’at namaz kıl(bu senin için bir fırsattır ve) bunu ganimet bil.
Kötü,günah veya boş bir şeyi ağzına alarak eğer konuşmak istersen
bundan vazgeçip hemen onun yerine “Sübhanallah” de.
Çok güzel,fasih, açık seçik konuşuyor olabilirsin, ama bil ki öğle olsan bile günah batıl, boş,mâ lâ ya’ni şeyler konuşmaktan senin için bu daha iyidir.
Bu arada “söz gümüş ise sükut altındır” Atasözünü hatırlayalım, şöyle anlaşılabilir; Doğruyu konuşmak gümüş gibi kıymetli
ise, batılı konuşmamak için susmak altın gibi daha kıymetlidir.
Mürsel olduğu söylenen bir rivayette şöyle buyurulmuştur kim İki rekat namaz kılar da dünya adına hiçbir şey düşünmez ve konuşmazsa onun geçmiş günahı bağışlanır.
İhya- u ulumiddin:
1/204.
Sadece iki rekat namaz ve tesbih değil ahiret yolcusu azık toplama ve yüce Allah’ı razı etme derdinde olmalıdır derdi ahiret olmalıdır derdi ahiret olan bir müminin boş şeyleri konuşması boş şeylerle vakit geçirmesi ve uğraşması kendi lehine değildir, tam tersi aleyhinedir.
Ömrünün tükendiğini ecelinin yaklaştığını ve geldiğini bilen bir insan, bir gün daha yaşamak için bütün servetini verir ama kabul edilmez.
Yüce Allah bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi vaktini, sağlığını,Allah rızası istikametinde isti’mal eden,diline sahib olan, Rasulullah efendimizden ulaşan hadis-i şeriflerle ömrümde en az bir kere amel eden ve:
“Size bir şey emrettiysem ondan gücünüz yettiği kadarını yapın” buyuran Rasulullah’ın emrini yerine getiren kullarından eylesin.Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
23 Aralık 2022 Cuma
DERVİŞ’İN FİKRİ NEYSE,ZİKRİ DE ODUR
يا رب قاءلة بوماوقد تعبت
اين الطريق الى حمام منجاب
Yê rubbe kâiletin yevmen ve ked teibet,
eynettarîku ile hammâmi mincêbin.
Ey geçmiş günün birinde Mincab hamamı’nın
yolu nerede diye soran,Mincab hamamını ararken yorulan(o güzel bayan) nerdesin,nerede kaldın?
Bu cümleler, ölüm döşeyinde olan ve son nefeslerini alıp veren bir kişi’nin ruhunu teslim etmeden önce,kelime-i tevhid,kelime-i ihlas yerine söylediği ve sayıkladığı son cümlelerdir,son kelimelerdir.
Bu niçin böyle oldu? Çünkü derviş’in fikri neyse zikri de odur.
Peki bu ne demek? Bu’nun bir kıssası ve bir hikayesi vardır. Kıssa kısaca şöyle:
Evlerde banyonun olmadığı eski günlerde bayanın biri Mincab isimli bir hamama gitmek üzere evden çıkar, hamamı epey arar ama bulamaz, kapısının önünde duran bir adama sorar:Mincab hamamı nerede?, ona nereden yol gider? Adam : İşte burası geldin diyerek onu içeri alır, kapıyı kilitler ve ondan gayrimeşru ve kötü bir iş ister,kadın akıllı zeki ve iffetlidir. Der ki:Zaten benim de niyetim bu, fakat çocuklarım beni arayıp bizi rahatsız etmesin diye onlara haber edip geleyim, hamam kalabalıktır sıra bana geç gelir onun için beni beklemeyin derim diyerek ayrılır, niyeti dönmemektir, ve gerçekten dönmedi. Veya o bayan demiş ki o adama: Git bize bir şeyler al gel ben zaten bunun için evden çıktım,birinci ihtimale göre kadın gidip dönmüyor,ikinci ihtimale göre adam aklı şehvetine mağlub olduğunu için kadının dönmeyeceğini düşünemiyor ve tamam diyor.O kadın oradan ayrılıyor ve bir daha dönmüyor.Sonra o kadını göremeyen adam,sayıklayıp duruyor ve diyor ki:Ey Mincab hamamının yolunu sorup yorulan kadın,bayan neredesin,nerde kaldın?
Bu sayıklama ölüm döşeğine kadar devam eder,adam hastalanıp yatağa düşünce pek tabii komşuları onun yanına gelip ölmeden önce kelime-i tevhid’i kelime-i ihlası telkin etmeleri sünnettir, hasta ziyareti sünnettir, karşısında oturup: Hadi Lailâhe illallah diyelim dediklerinde o adam devamlı “Ey hamamı arayan, yolunu şaşırıp hamamı bulamayan yorulan kadın neredesin diye sayıklayarak ruhunu teslim ediyor.
Kalbimizin tahtında kim var,zikrimiz,hayalimiz, düşüncemiz,fikrimiz çok önem kazanıyor, zira derviş kişinin- erkek bayan farketmez- fikri neyse son anda diline dolanacak olan zikri o’dur.
Yüce Allah bizleri zâkirlerden,şâkirlerden, istikamet üzere
Yaşayan,hayat süren aldanmayan ve kimseyi aldatmayan akıllı ve firaset sahibi kullarından eylesin,
perdelerin kalkıp, başka perdelerin indiği ölüm döşeyinde kelime-i tevhidi ve kelime-i ihlası,Kâmil imanı
nasîb eylesin.ÂMÎN.
Ahmet ÖZKAN
22 Aralık 2022 Perşembe