NEFESLERİ SAYILI İNSAN


يا ايها المعدود انفاسه
يوشك يوما ان يتم العدد
لابد من يوم بلا ليلة
وليلة تاتي بلا يوم غد
Yê eyyuhel ma’dûdu enfêsuhu,yûvşikû yevmen en yetimmel aded,lê büdde min yevmin bile leyletin,ve leyletin te’ti bile yevmi
ğed.
Ey nefesleri sayılı olan insanoğlu! Nefes adedi’nin sayısının tamamlanmasına, nefeslerin tükenmesine  az bir zaman kaldı.
Bu nefesler, ya arkasında gecesi gelmeyecek bir gündüz vakti tükenecek, veya ertesi günü olmayacak bir gece vakti tükenecektir.
“Düşünüp ibret almak ve şükretmek isteyenler için geceyi ve gündüzü birbiri ardına getiren O’dur”
Furkân Suresi:62.Ayet
Kişi, gündüz yapmaya azmettiği halde  yapamadığı ibadetleri,zikir ve virdleri gece, yine gece yapmaya azmettiği halde yapamadığı ibadetleri taat ve hayırları imkan dahilinde gündüz yapabilir.
Bugün şu ameli yapacaktım ama yapamadım diye üzülme, önünde gece var, dün gece şu virdi, şu zikri çekemedim yapamadım diye üzülme,önünde gündüz var buyur yap.
Durum böyle olmakla beraber günün birinde nefesleri tükenen kişi için akşam olmayacak, gecenin birinde de sabah olmayacaktır. Gündüz ve sabah olacak, olacak ama, eceli gelen kişi dünyada olmayacaktır.
Bu hususta Abdullah b. Ömer r.a dan gelen bir rivayet şöyledir:
“Sabah olunca akşamı akşam olunca sabahı bekleme”
Buhari Hadis no: 6416
Seherde Teheccüdü duayı istiğfarı tilaveti ve buna benzer ibadetleri gönül huzuruyla yapan bir mümin,yine gönül huzuruyla fecrin çıkışını sabah namazı ve vakti için ezanın okunmasını beklerken duyduğu huzuru, tattığı halâveti ve zevki herşeyi bilen yüce Allah bilir,bir de o durumda olan bilir.
Bazıları gece namazından o kadar zevk alıyormuş ki,  şöyle dua ediyormuş : Allahım! Hangi cennette teheccüd namazı varsa ben o cenneti istiyorum, kaldı ki cennette zevk ü safa var, yeme içme var, ve gözlerin görmediği kulakların duymadığı, bir beşerin asla düşünemediği nimetler ile iç içedir cennet ehli.

Tasavvuf taifesinin Piri sayılan Cüneyd-i Bağdadi r.a vefatından sonra onu rüyada gören bir tanıdığı ona sormuş:  Yüce Allah sana nasıl muamelede bulundu?  Şöyle cevap vermiş : O ibareler,o konuşmalar uçtu gitti de, gece vakti  kıldığımız bir kaç rekattan istifade ettik.
DİKKAT! Bütün nimetler yüce Allah’tan olduğu gibi geceyi ihya edebilmek te Allah’ın bir nimetidir, lütfudur, dolayısıyla kişi bunu kendinden bilmemelidir,yoksa her an elinden alınabilir.
Bir gece Sa’di Şirazi ve oğlu bulundukları yerde teheccüde kalkıyorlar, orada teheccüde kalkmayan biri var, oğlu buna işaret ederek: Baba bu horul horul yatıyor, teheccüde  kalkmadı deyince Sadi Şirazi : Sen de kalkmasaydın da bu sözleri sarf etmeseydin, bu uyuyanın aleyhinde Kudret kalemi yazmıyor ama Kudret kalemi şu anda senin lehinde veya aleyhinde yazıyor haberin olsun.

Ey rahman ve Rahim olan yüce Allah! Ey bütün nimetlerin sahibi olan hakiki nimet verici Allah’ım! Bizlere ve bütün mü’min kardeşlerimize verdiğin hiçbir nimeti bizden çekip alma Allah’ım! Bütün nimetleri senden bilen ve bu nimetlerle sana yaklaşmaya çalışan,
kurb u feraiz ve kurbu nevafil ile sana manen  yakın olabilen mesut ve bahtiyar kullarından eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

29 Şubat 2024 Perşembe

SANA OLAN İYİLİĞİMİUNUTMA



تذكر جميلى مذ خلقتك مضغة
ولا تنسى تصويرى ولطفى فى الحشاء
سلم الى الأمر واعلم باننى
أدبر احكامى وافعل ما اشاء

Tezekker cemįylî muz  halektuke mudğaten ve lê tense tasvîyri ve lütfiye
fil heşê,şellim ileyyel
emra ve’lem bi ennenî udebbiru ehkêmî ve ef’alu mê eşê’

Seni bir mudğa
( çiynemlik et) olarak yarattığımı hatırla ve Anneyin karnında üç karanlık içinde (amnion zarı,korion zarı ve düşen zar) seni nasıl tasvir edip şekillendirdiğimi ve sana olan lutfumu iyiliğimi unutma.
Bütün işleri (ni) bana (evet) yalnız bana teslim et ve bilki ben verdiğim hükümlerimi tedbir eden,
her istediğimi yapanım.

Medine-i Münevverede vefat eden bir umreci kardeşimizin cenaze işlemleri için “Şerşure” diye isim verilen bir yere gitmiştim.
Duvara asılı heybetli bir levhada tüyleri ürperten yukarıdaki şiir yazılıydı

Evet Yüce Allah herşeyi ve herkesi yaratandır, herşeyi organize eden ve herkesin rızkını veren Rezzak- ı hakiki O’ dur.
Ezel- ebed onundur,
kâdir-i mutlak O’dur.

Yol onun varlık onun
Gerisi hep angarya.

Allah’ım! Bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi her şeylerini sana teslim eden,sana tevekkül eden,nimetlerine şükreden,intihanlara sabreden kulların cümlesine dahil eyle.
Amîn

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

28 Şubat 2024 Çarşamba.

NASİHAT ETMEK



الدين النصيحة
“Din nasihattır”
Müslim Hadis no:55

“İradet -ül hayrı lil ğayri”
Nasihat başkası için hayır dilemektir ve dinin direğidir.
Bu mübarek söz
“Hac Arafattır”
Ebu Davud Hadis no: 1949
mübarek sözüne benzer.
Yani hacı olmak için  kişi nasıl Arafatta
belli bir yerde,belli mekan ve zamanda
ihram giymiş olarak bulunması şart ise, İslam dininin ayakta
durması, müslümanların
kimliklerini koruması için nasihat şarttır ve hayatî bir önem taşımaktadır.

Nasihat, bal’ı süzmek ve yırtık elbiseyi dikmek manasına gelir.Nasihat eden kişi karşı tarafı rencide etmeden,
kınamadan hassas bir şekilde din ile yıpranmış alakasını mahir bir terzi misali işler,diker ve sağlam hale getirir,süzülmüş bal gibi takdim eder ve şifasını Allah’a havale eder.

Nasihat ile ilgili bazı hususları vardır; Kim kime,nerde  ne kadar
nasihat etmelidir, ne zaman nasihatı icrâ etmelidir, ona hangi konuda nasihat
etmelidir,nasihat
ederken nasıl bir
üslub kullanmalı,
birisine
nasihat ederken yalniz mı olmalı kalabalık içinde mi olmalı, doğasında ağır olan nasihatı yaparken doğruları ağır olmasın diye basit kalıp ve ifadelerle mi sunmalı, yoksa fazlaca ağırlaştırıp dağ misali mi kılmalı, yoksa nasihat ederken münakaşa ve mücadele kapısının açılmasına sebeb olabilirim diye  dikkat mi etmeli,nasihat eden kişi nasihat ederken hangi ruh
halinde olmalı,
nasihatının olumlu sonuç ve olgun semeresini görünce kendi kendine pay mı biçmeli, neşe mi duymalı, yoksa
nasihatımı dinleyen istifade etti ama mahrum kalan benim  diye kendi nefsini mi
levmetmeli ve
kendini başkasına nasihat makamında görmemeli ki bu en doğru olanıdır.
Nasihatı zahiren fayda
vermezse yine kusuru kendinde mi gõrecek, yoksa karşı tarafı mı kusurlu ilan edecek öyle bir hakkı ve
selahiyeti var mı,
herkese aynı dili aynı, üslubu mu kullanacak yoksa herkese
layık olduğu gibi mi hitap edecek?

O’na salât ve selâm olsun Rasulullah  efendimiz”Din nasihattır” buyurunca kime diye sorana “Allah’a, Kitabına,
Rasülüne, müslümanların
idarecilerine ve tüm müslümanlaradır” buyurmakla neyi kasdetti
Âlimler bu hususta ne gibi izahlar yaptılar
şübhesiz İslam dininin
bu büyük rüknü olan
NASİHAT’ı
anlamak için önemlidir.

Elbette bu konuda her bir soruya Kur’an’ı Kerim,
Rasülullah’ın parlak sünneti ve değerli âlim ve irşad erbâbının doyurucu,irşad edici
cevapları vardır.Soruları bol cevapları az olan bu kısa yazıyı bir dua ile bitirelim.
Bu büyük rükün ve
esas olan nasihattan(nasihat etme ve nasihat dinleme  konusunda) Yüce Allah
Lütfü ve keremiyle hisse ve nasibimizi
bol eylesn.Amin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

27 Şubat 2024 Salı

İBRETLİK BİR KISSA, İLK GÖZ AĞRISI VE VATAN SEVGİSİ



Evli olan bir kişi bir gün ikinci evliliğini yapar,her iki eşin birer bayan hizmetçisi vardır.
Bir gün yeni eşin hizmetçisi,eski eşi kapıda görür ve der ki:
وما تستوى الرجلان رجل صحيحة،
ورجل رمى فيها الزمان فشلت
Ve mê testevirriclêni riclün sahîyhatün,ve riclün ramâ  fiyhezzemênü feşülleti.

Sağlam bir ayak ile
(yeni eş )zamanın yorup hasta hale getirdiği ve felç ettiği ayak( eski eş )elbette bir olmaz.
Şunu demek istedi: Yeni olan eş sağlam ayak gibidir,sen ise felçli ayak misali artık bir işe yaramazsın, yüksün.
Bunu duyan birinci eşin  hizmetçisi de ikinci eşin  cariyesine şöyle cevap verdi:
نقل فؤادك حيث شئت من الهوى
ما الحب الا للحبيب الاول
كم منزل فى الارض يالفه الفتى
وحنينه ابدا لاول منزل
Nekkil füêdeke heysü şi’te minelhevê melhubbu illê lilhebîybil evveli,kem menzilin filardi ye’lefuhul fetê ve hanînuhu ebeden lievveli menzilin.
Gönlünü istediğin yere veya kişiye kaptır, gönder, istediğini sev,(asıl ve hakiki) sevgi ilk sevgiliye(ilk eşe) aittir.
Yeryüzünde nice yerler var ki kişi oralara alışır orada ikamet eder ama hep ilk yeri,doğup büyüdüğü yer için inler ve orayı özler.
Şunu demek istedi:
Kişi ikinci eşini sever,o da onu sever ama ne olursa olsun ilk göz ağrısı olan eşini unutmak şöyle dursun, doğup büyüdüğü yeri özlediği ve andıkça derin bir ah çekip inlediği gibi birinci eşini de öyle özler.

Elinde tesbih bulunduran Cüneyd-i Bağdadi’ye bir kişi sorar: Bu elindeki nedir? Der ki:Bu tesbihtir, karşıdaki kişi devam eder ve :Sen manen  Allah’a ulaştın kavuştun bu tesbihi niye atmıyorsun?  Cüneyd şöyle buyurdu: Bizi manen Yüce Allah’a yaklaştıran bir şeyi bir vasıtayı atmak ve işlevsiz hale getirmek vefa değildir,vefa da dindendir.

Şöyle veya böyle mazereti olsun olmasın ikinci evliliği yapan kimselerin bu ve benzeri ibretlik kıssalara kulak verip vefakâr olmaları sadece dünyaları için değil, ahiretleri için de önemlidir.
Zira iki eşi arasında mümkün olan adaleti sağlamayan kimse ahirette insanların  huzuruna bir yanı çökmüş olarak gelir.

Ey alemlerin rabbi olan Yüce Allah! Bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi gücümüzün yettiği kadar adil ölçülü ve vefâkâr eyle.Amin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

26 Şubat 2024 P.tesi

İNSANIN(MÜ’MÎN)ÜÇ GÖREVİ



وظائف الانسان في دنياه
اي يعبد الله وان يخشاه
وان يكن راضيا بما قضى
ولم يكن لحكمه معترضا
Vezâif ül insêni fi dünyêhu,en ye’budellahe ve en yehşêhu,ve en yekün râdıyen bimê kada,ve lem yekün lihükmihi
mu’tarizen.

İnsanoğlunun dünyada en baş vazifesi, yüce Allah’a ibadet etmesi ve ondan haşyet duyup korkmasıdır.
Ana görevlerinden biri de, yüce Allah’ın hükmüne razı olup hiçbir zaman onun emrine ve hükmüne, kaza ve kaderine itiraz etmemesidir.
Bu Temel görevi yanında insanoğlunun elbette bu dünyada çok önemli görevleri daha vardır,bunlar sırasıyla şöyledir :
1-) HİLAFET : A’raf Suresi 129 Âyet,Bakara Suresi 30,Âyet,En’am Suresi 165,Ayet.
2-)  İBADET : Zariyât Suresi 56,Âyet.
3-) İMARET : Hûd Suresi 61,Âyet.
  
Herşeyi insanoğlu için yaratan,musahhar kılan ve bir ölçüye göre takdir eden, güzel yaratan Yüce Allah’tır.
Alemin zübdesi olan  insan da elbette başıboş yaratılmamıştır, boş yaratılmış olması da düşünülemez.
Nedir peki görevi?Özetle görevi üçtür
1)- HİLAFET:
“Sizi yeryüzünün halifeleri kılan,size verdiği şeylerde sizi denemek için kiminizi kiminizden derecelerle üstün kılan O’dur. Şübhesiz Rabbin cezası çok çabuk olandır; yine O,gerçekten bağışlayan merhamet edendir.” En’am Suresi 165.Ayet
Mukaddes yük’e hamal olan bu insandır. Bu insan(özellikle mü’min) yeryüzünü onarmak ma’mur kılmak gibi bir görevi vardır.Ama bu insan, önce kendini, içini ve dışını inşa ve ta’mir edecek ve sırasıyla etrafına hizmet verecek.işte bu insanoğlunun birinci görevidir.
2)- İMARET
“O sizi yerden varetti ve size orayı ma’mur hale getirme görevi verdi” Hûd Suresi:61.Ayet
3)-İBADET
“Ben Cinleri ve insanları başka bir şey için değil,sırf bana kulluk etsinler diye yarattım.
Zariyât Suresi:56.Ayet.

İbadet Allah’ın razı olduğu ve sevdiği her
şey’dir, sadece oruç, namaz değildir.
Her ibadetin kendine hâs özellikleri vardır,butün ibadetlerde olmazsa olmaz üç husus ve üç unsur vardır, Yüce Allah’a boyun eğmek,O’ndan korkmak ve O’nu sevmek.

Yüce Allah bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi yüce Allah’a karşı görevlerini yerine getiren, bu  özelliklere ve güzelliklere sahip olan,  razı olacağı ibadetleri ruh boğaza gelinceye kadar yapıp sürdüren kullarından eylesin. Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

25 Şubat 2024 Pazar

ŞABAN ‘IN ORTASI



اذا كانت ليلة النصف من شعبان فقوموا ليلها وصوموا يومها فان الله- تعالى- ينزل فيها لغروب الشمس الى سماء الدنيا فيقول الا من مستغفر فاغفر له الا  مسترزق فارزقه الا مبتلى فاعافيه الا كذا الا كذا حتى يطلع الفجر
İbnu Mace:1388
Şaban’ın orta gecesi gelince,gecesini ibadetle, gündüzünü oruçla geçirin.
Zira Allah Teâlâ o gece akşam olunca(Zatına layık olduğu gibi) dünya gökyüzüne iner, Şöyle buyurur: Mağfiret isteyen yok mu ona mağfiret edeyim, rızık isteyen yok mu ona rızık vereyim müptela olan yok mu ona afiyet vereyim şöyle yok mu böyle yok mu buyurur, ve bu fecre kadar devam eder.

Berat gecesi ile ile ilgili en kuvvetli hadis-i şerif budur,bu da alimlerin ittifakı ile zayıf veya çok zayıf olarak biliniyor.

Elbette geçen hususları ayrı ayrı başka hadislerde ve Ayetlerde güçlü bir şekilde bulmak mümkündür.

Mesela :Yüce Allah’ın her gece gecenin üçte ikisi geçince dünya gökyüzüne indiğini ve dua eden yok;mu kabul edeyim isteyen yok mu vereyim istiğfar eden yok mu mağfiret edeyim buyurduğu hadisi.
Buhari Hadis no:7494
Buna benzer hadisler ve istiğfarı ,duayı emreden ve teşvik eden Ayet ve hadisler çoğumuzun malumudur.

Yüz rekât namazdan bahsedenler ve kılınmasını teşvik edenler bu namazın adını ve kaynağını verebiliyorlarsa diyeceğim yok, ismini ve Kurandan, sünnetten,alimlerin icmâindan,fakihlerin kıyasından delilleri yoksa yapılacak bir şey yok.

Yüce Allah mağdur mazlum biraz da uykuda olan Rasulullah efendimizin icabet ve hidayet ümmetinin muîni olsun, uyandırsın,
davet ümmetine de hidayet nasîb eylesin.
Her yaklaşan geceyi Kadir,her kavuşma gününü cuma gibi ihyâ etmeyi nasîb eylesin.
Amin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

24 Şubat 2024 C.tesi

AH KEŞKE


لهونا عن الايام حتى تتابعت
ذنوب على آثارهن ذنوب
فيا ليت أن الله يغفر ما مضى
وياذن فى توباتنا فنتوب.
Lehevnê anıl eyyêmi hettê tetêbeet,zünûbun alâ êsêrihinne zunûbun,
feyê leyte ennellahe yeğfiru mê madâ ve ye’zenu fî tevbêtine fe netûbu.

Günlerimizi ihmal ettik,
geriye dönüp baktığımız
zaman günahların üst üste biriktiğini gördük.
Keşke yüce Allah geçmişte yaptığımız günahları bağışlasa,,bir de tövbe etmek için bize
İzin verse  de tövbe
etsek( ne kadar iyi olur)
Yüce Allah tövbeye
muvaffak etmezse kul
tövbe edemez.

Suç ve cezadan Kurtulmak manasına gelen, mubarek olan Şaban ayında bulunan Berat gecesinde yapılacak en hayırlı şey belki de samimi bir tövbedir.

Hayat ömür geceler ve gündüzler saatler ve anlar, başta farzlarla, sünnetler ve nafilelerle Kur’an tilaveti, güvenilir kimselerin sohbeti,zikir, ilim, emri bil maruf,nehyi anıl münker ve benzeri amellerle dolu dolu geçmelidir.

Allah’ım! Bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi her türlü hayra ve Nasûh bir tövbeye muvaffak eyle.
Amel defterini ve Beratını sağ eliyle alanlardan eyle.Amin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

23 Şubat 2024 Cuma

SERAB’IN ŞARABI VEDÜNYA’NIN VEFASI



ومن يرجو من الدنيا وفاء
كمن يرجو شرابا من سراب
Ve men yercû mineddünye vefêen,
kemen yercû şarâben min serâbin.
Dünya’dan vefâ beklemek Serab’dan şarab (içecek su) beklemek kadar boş ve beyhûde’dir.

Kısaca su görüntüsü diye tarif edilen serap, uzaktan su görünse de çöldeki kumdur,hayal ve
hülyâ’dır.

İşte insana parlak ve berrak bir biçimde  görünen dünya da aslında göründüğü
gibi değildir, aldatıcı, oyalayıcı, vefasız olduğu,arkasını dönüp gittiğinde ensesinin çikinliğinden anlaşılır.

Konu daha iyi anlaşılsın diye şu mânidâr kıssayı arz etmekte fayda vardır.

Bir yolculuğa çıkmak isteyen Hz İsa’ya beni İsrail’den bir kişi yol arkadaşı olmak ister. Hazreti İsa bunu kabul eder,yol azığı olarak üç tane ekmekleri  vardır.

İki ayrı yerde verdikleri mola’da iki ekmek yediler, üçüncü mola’da Hz İsa üçüncü ekmeği ister, arkadaşı üçüncü ekmeği  görmedim der, inkar eder.

Hz. İsa arkadaşına iki mucize gösterir ve der ki: Sana bu mucizeleri gösteren Allah için doğru söyle üçüncü ekmeği ne yaptın? Arkadaşı tekrar inkâr eder.

Gecelemek için vardıkları bir mağarada Hz İsa üç yığın toprak oluşturur ve yüce Allah’a: Bunları altın eyle diye dua eder ve duası kabul olur.

Hz İsa arkadaşına döner ve: yığınlardan biri benim, biri senin, üçüncüsü de üçüncü ekmeği kim yediyse o’nun olsun değince, arkadaşı üçüncü ekmeyi senden habersiz ben yedim diye itiraf eder ve
üçüncü yığını alır.

Hz. İsa, vefasız gördüğü arkadaşını terk edip gider ve üç yığın altını ona bırakır.

Altınlara yapışıp kalan adam ne yapacağını bilemez,o kadar altını da taşımak mümkün değildir.

Mağaraya iltica etmek için iki kişi daha gelir,orada bulunan kişiyi öldürmek isterler ama, sonunda aralarında her yığın birimizin olsun diye anlaşırlar.

Bir müddet kaldılar, acıkınca kura çektiler ve en yakın köye birisini yemek getirsin diye gönderdiler.

Yemek almak için giden kişi hazırlattığı yemeğe zehir koydu, ikisinin altınları benim kalsın diye, diğer iki kişi de geleni öldürelim altınlarını bölüşelim dediler, öyle de oldu, yemek getireni önce öldürdüler, sonra da yemeği yediler öldüler.

Hz İsa bir münasebetle o mağaraya uğrayınca, o üç kişinin cansız bedenini görüyor ve şöyle diyor: İşte  yakasını dünya’ya
kaptıranların,vefâ yoksunu dünyanın ve dünya’dan vefâ bekleyenlerin sonu.

Ey dünyayı ölümü ve hayatı kullarını imtihan etmek için yaratan yüce Allah!  Bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi dünyaya ve sana gelen yolda engel olan  herşeye galib eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

22 Şubat 2024 Perşembe

BİR AÇIDAN AKIL



رأيت العقل عقلين فمطبوع ومسموع
فلم ينفع مسموع اذا لم يكن مطبوع
كما لا تنفع الشمس وضوء العين ممنوع
Reaytülakle akleyni,fe matbûün ve mesmûün
felem yenfeu mesmûün
ize lem yekün matbûün,keme lê tenfeuşşemsu ve dav’ul  ayni memnûün.
Aklı iki akıl olarak gördüm,biri matbû’
(doğuştan Allah’ın verdiği akıl) ve mesmû’ ( tecrübeyle kazanılan akıl).
Matbû’olan akıl yoksa mesmû’akıl fayda vermez.
Gözü görmeyen birisine
Güneşin fayda vermediği gibi.

Geçen  günlerde bir yazımda Meâd aklı demiştim,âhiret için
hazırlık yapan ve yaptıran akıl demektir.
Bir de Meâş aklı vardır,
dünyanın maişetini organize eden akıl.
Bu iki akıl bir mü’minde olursa bu büyük bir nimettir,
Mü’minde  olursa dedim mü’min olmayanda meâş aklı var ama mead
aklı yoktur, olmadığını veya var olan aklı kullanmadıklarını
kendileri itiraf
ediyorlar.
“Aklımızı kullansaydık
şimdi cehennemde olmazdık” Mülk Suresi: 10. Ayet .
O zaman aklı
kullanma  yönünden insanlar dört kısımdır;
1-) Âhireti dünyaya tercih edenler akıllı.
2-) Dünyayı ahirete tercih edenler ahmak.
3-)Âhireti  tam terkedenler deli.
4-) Dünyayı tam terkedenler ebleh.
Ebleh meczub denilen ve hile bilmeyen
Yerde meçhul gökte meşhur kimselerdir. Verilen aklı hayırlı
işlerde kullanan
gökte, Yüce Allah’ın nezdinde,Meleklerin arasında meşhur olanlardan olmak dua ve temennisiyle.

Allah’ım bizlere ve bütün mümin kardeşlerimize verdiğin akıl nimetini korumayı rızan ve sevgin yolunda kullanmayı nasîb ve müyesser eyle.Amin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

21 Şubat 2024 Çarşamba

FA’AL-İ HAKİKİ



اذا ما رأيت الله فى الكل فاعلا
رأيت جميع الكائنات ملاحا
وان لم تر الا مظاهر صنعه
عجبت فصيىرت الملاح قباحا
İzê me raaytellahe filkülli fâilen,raayte cemîelkêinêti milêhen,ve in lem tera ille mezâhira sun’ihi acibte fesayyart el milêhe kibêhen.

Herşeyde Yüce Allahı fa’âli hakiki olarak görür (ve inanır) isen,kâinatı
( ve içindekilerini)
güzel görürsün,yok sadece Yüce Allah’ın sun’unun zahirine ve dış görünüşüne bakarsan,o zaman hayrete düşer ve güzel olan şeyleri kabih(çirkin) görürsün.

Mü’min, üstün,olumlu ve muhteşem bakış sahibi olursa güzel bakar ve güzel görür.
Yüce Allah’ın bak dediği yerden bakan kimse,gör
dediğini görür.

Ayrıca rıza ile bakan göz,var olan veya varmış gibi görünen kusurları görmez veya görmezden gelir,fakat hoşnutsuzluk ile bakan göz ise kusurları açığa çıkarır (habbeyi kubbe
yapar).
Yüce Allah’ı razı eden şey ibadettir, Yüce Allah’ın bütün tasarruf ve yaptıklarından razı olmak ise ubudiyyettir.

Mü’min, acele ve telaş yapmadan kâinatta olup bitenleri Yüce Allah’ın iradesi ve ilmi,
hikmetleri ile cereyan ettiğini görür bilir ve inanır.
هو الفعال لا تغتر با سباب و الات.
Hüvel fa’âlu le teğtarr bi esbêbin ve êlêtin.
Fa’âli hakiki Yüce
Allah’tır,sen sebeblere ve vasıtalara takılma.
Bununla beraber kişi sebeblere tevessül eder
sonra işini Allah’a havale eder.
Sebeblere sarılmalı fakat sebeblere tapmamalı, Yüce Allah’a tevekkül etmeli fakat altını doldurmalı.

Ey alemlerin rabbi olan Yüce Allah!
Bizlere ve bütün mü’min kardeşlerimize bak dediğin yerden bakmayı,gör dediğini görmeyi, buyurduğunu
fehmetmeyi,dolayısıyla
sözlerimizde doğruluğu,
amellerimizde ihlası
davranışlarımızda saf ve netliği nasîb eyle.Amin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

20 Şubat 2024 Salı