وها قد حلت العشر الاواخر
فبادر ثم بادر ثم بادر
وان قصرت في ثلثيه فانهض
وقم وانصب وشد لها المآزر
Ve hê ked hallet il aşr ül evâhiru,febêdir sümme bêdir sümme bêdir,ve in kassarte fî sülüseyhi fenhad, ve kum vensab ve şüd lehel meêzire.
Hadi buyur Ramazan’ın son on gecesi girmiş bulunmaktadır elini çabuk tut acele et acele et,acele et.
Eğer Ramazan-ı Şerif’in üçte ikisi olan ilk yirmi gününde gayret etmemiş ve kusurlu davranmışsan,o zaman ayağa kalk paçaları sıyır kollarını sıvazla.
والفجر وليال عشر
“Yemin olsun sabah aydınlığına; On geceye:”
Fecir Suresi 1,2 Ayetler.
Hangi on gece? Zilhicce
ayının ilk on gecesi mı,veya Muharremin ilk on gecesi mi,yoksa
Ramazan ayı’nın son on
gecesi(ve gündüzü) mü?
Konumuzls en yakın ilgisi olan Ramazan’ı Şerif’in son on gecesinden bahsetmekte fayda vardır.
Kur’an-ı Kerim’de gecelere vurgu
yapılmaktadır, teheccüd, istiğfar,kadir ve bu gibi kıymetli hususlar hep geceyle beraber anılmaktadır.
Rasülullah Efendimiz O’na salât ve selâm olsun her gecenin hakkını vermiş ve ona önem atfetmiştir.
Rasulullah Efendimiz her geceye önem vermiş ama,Ramazan gecelerine daha çok önem vermiştir, Ramazan’ın son on gecesine ise ayrı bir önem vermiştir.
Her zamanı en güzel şekilde değerlendirmiş ama orucun zamanına ve özellikle ramazanın son on gecesinin zamanını değerlendirmek için daha çok çaba sarf etmiştir.
“Ramazan’ın son onu girince geceyi ihya eder
ailesini uyandırır ve ibadete odaklanırdı” Buhari Hadis no:2025
“Kâdir gecesini Ramazan’ın son on, veya son yedi tekli gecelerinde arayın buyurmuştur”
Müslim Hadis no: 1167.
Bu son on gün ve on gece eğer geregi gibi ihya edilir ve değerlendirilirse,
mü,minin hayatını
ve âhiretini müsbet manada etkiler.
Yüce Allah, bu son on gecenin birinde kadir gecesini nasib ederse bu bambaşka bir ticaret ve bambaşka bir bahtiyarlık ve saadet olur.
Yüce Allah bizleri ve bütün müminleri hayatı, zamanı gereği gibi kullanan,ramazanı da son ramazanmış gibi imânen ve ihtisaben tutan, Ramazan’ın son on gününü ve gecesini,dolu dolu geçiren,kadir gecesini idrak ve ihya eden bahtiyar kullarından eylesin.Âmin.
Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü
31 Mart 2024 Pazar
Monthly Archives: Mart 2024
SAHUR VE SEHER
والزم الباب ان عشقت الجمال
واهجر النوم ان اردت الوصال
Velzem il bêbe in aşiktel cemâle,vehcur in nevme in eradtel visâle.
Ey Yüce Allah’ın sevgisini iddia eden mümin!
“Allah cemildir, güzeldir, cemali güzelliği sever”
Müslim Hadis no: 91
Eğer yüce Allah’ı seviyorum iddiasında samimi isen ve yüce Allah’ın mübarek cemaline aşıksan, yüce Allahın kapısından ayrılma ve bu şerefli iddianın altını doldurmaya çalış.
Manen yüce Allah’a vasıl olmak istiyorsan ve ahirette O’na kavuşmak ve manen yakın olmak istiyorsan, uykudan fedakarlık yapmalısın
Zira:
هيهات لم يصل المطالب نائم
ولم يصل الكواكب راقد
Heyhête lem yasilil metâlibe nêimün ve lem yasilil kevêkibe râkidün.
Heyhat! Horul horul uyuyan kimse maksadlarına ulaşamaz, gece gündüz gaflet içinde atalet içinde yatan kimse de yıldızlara kavuşamaz.
Hak aşığı, gerçek derviş Yunus Emre bu hususta şöyle der:
Yatma seherde,
uğrarsın derde.
Söyle her yerde
Elhamdülillah.
Seherdeki ibadet ile elhamdülillah arasında kurulan bağ’ı, Rasulullah efendimiz kendi hadisinde de dile getirmiştir.
Gece bütün heybeti ve haşmeti ile tecellî ederken, karanlığıyla her şeyi örterken, biraz sonra çıkacak olan fecr’i ve yaklaşan sabahı karşılamak üzere imsaktan önce
uyanan bir mümin
الحمد لله الذي رد الي روحي وعافني في جسدي واذن لي بذكره
“Ruhumu bana geri veren, vücudumda bana afiyet lütfeden, ve mübarek zat’ını zikretmek için bana izin ve fırsat veren Allah’a hamdolsun”
Tirmizî Hadis no: 3401
diyerek, Allah’ın kendisine verdiği ömür nimetini dile getirerek ve bu nimeti değerlendirerek hayatında her anlamda kurtuluşu isteyen için hayatın bir fırsat olduğunu söyler ve bu nimetleri o seher vaktinde dile getirirse, çok anlamlı kabule şayan ve getirisi pek çok hayırlı bir amel yapmış olur.
Bu konuda Hafız’ı Şirazi (Sa’di Şirazî değil) geceye ve seher’e vurgu yaparak şöyle der:
هر كنج سعادت كه خدا داد حافظ
از يمن دعاء شب ؤوردى سحرى بود
Her kenci saadet ki Hudâ dâd Hâfız,ez yümni duâ-i şeb u virdi seherî bûd.
Yüce Allah’ın Hafız’ı Şirazi’ye verdiği bütün Saadet hazineleri gece vakti yapılan duanın ve Seher vaktinde çekilen virdin(zikr’in) bereketidir.
Ramazan orucu, yıl boyu tutulması sünnet olan oruçlar,Teravih namazı, yıl boyu kılınması sünnet ve vacib namazlar,
Sahura kalkmak seherde kılınan teheccüd namazı, dua’ya ve Kur’an tilavetine vesile olan bir temrin ve alıştırmadır.
Ey Kerim olan Yüce Allah! bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi dünyada bütün müminlerin yaptığı dualardan hissedar eyle,
Seher’in ve gecenin bereketinden azami derecede istifade edenlerden eyle.Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü
30 Mart 2024 C.tesi
TASAVVUFUN BİRKAÇ TARİFİ.
١- ان يعتبر المرءكل نفس اخر الانفاس
En ye’tebir el mar’u külle nefesin âhir el enfêsi.
Kişinin alıp verdiği her nefesi son nefesmiş gibi görüp ona göre hayat sürmek.
٢-تجريد القلب لله عز وجل واحتقار ما سواه
Tecrîyd ül kalbi Lillêhi azze ve celle vehtikâru mê sivêhu.
Kalbi Yüce Allah’a ve Allah için temizleyip faydayı ve zararı sadece O’ndan bilmek.
٣- صرف الوقت لما هو اولى
Sarf ül vekti lime huve evlê.
Vakti en hayırlı olan şeye harcamak.
٤- صدق التوجه الى الله بما يرضاه من حيث يرضاه
Sıdk üt teveccühi ilellâhi bimê yerdâhu min heysü yerdâhu.
Yüce Allah’a sadakat ile razı olduğu yoldan ve razı olduğu şeylerle yönelmek.
Tasavvufun yüzlerce tarifinden sadece dört tanesi.
Bunların tümünü yarısını hatta birini yaşayan bir mümin mutlu bir mümin olur.
Her aldığı nefesi son nefesmiş gibi kabul eden,kıldığı her namazı son namazmış gibi addeden ve tuttuğu her orucu son oruçmuş gibi tutan bir mümin kârlıdır ve mutludur.
Böyle bir mümin kalbi Allah’a bağlı olduğundan manen Yüce Allah ile beraber yaşar. Vakti en hayırlısına harcamış yüce Allah’a sıdk ile razı olduğu şeylerle razı olduğu yoldan yönelmiş demektir.
Allah’ım! bizlere ve her mümine tasavvufun bu tariflerinden tümünü,bir veya birkaç tanesini yaşamayı nasip ve müyesser eyle.Amin.
Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü
29 Mart 2024 Cuma
EKİN MEVSİMİ
غدا توفى النفوس ما كسبت
ويحصد الزارعون ما زرعوا
Ğeden tuveffennüfûsu mê kesebet,ve yahsudu zzâriûne mâ zaraû.
Yarın (ahiret günü) her nefis kazandığını tastamam alacaktır,(dünyada iyi veya kötü) ekin ekenler,(salih veya kötü amel işleyenler de) ektiklerini biçeceklerdir.
Yüce Allah bu hususta şöyle buyurmaktadır:
“O gün, herkes gelip kendi canını kurtarmak için uğraşır ve herkese yaptığının karşılığı eksiksiz ödenir, onlara asla zülmedilmez”
Nahl Suresi: 111.Ayet
Bir mükellef için bütün ömür ekin ekme yeri, ekin ekme zamanı ve mevsimidir,bu ömrün içinde oruç, takva, dua,nefsi tezkiye, Kur’an ayı olan Ramazan ayı ise, bambaşka bir öneme hâizdir.
İşte yaşayan bizler yüce Allah’ın fazl ü keremiyle Hicri 1445 ve Miladi 2024 yılı Ramazan ayına kavuştuk ve bu mübarek ayın ikinci üçte ikisinin orucunu tutuyoruz.
Bu baha biçilmez fırsatı çok iyi değerlendirelim.
Ne güzel söylemişler:
اذا انت لم تزرع وابصرت حاصدا
ندمت على التفريط فى زمن البذر.
İzê ente lem tezra’ ve ebsarta hasiden nedimte alattafrîytî fî zemen il bizri.
Eğer sen ekin ekme zamanı ekin ekmezsen, ekin biçenleri görünce zamanında tohum atıp ekin ekmediginden dolayı yaptığın ihmal sebebiyle nedamet
ve pişmanlık duyarsın.
Pişman olmamak için Yüce Allah’ın fazl ü keremi ile idrak ettiğimiz bu Ramazan ayı’nın gündüzlerini sâim,gecelerini kâim geçirelim.
Son Ramazan imiş gibi geçirelim,zira gelecek Ramazan ayına kadar yaşar mıyız bilinmez.
Geçen sene aramızda olan ve oruç tutan onbinlerce kardeşimiz bu sene aramızda değiller.
Bu Ramazan’a kavuşmadan vefat ettiler.
Bu kardeşlerimize Yüce Allah rahmet eylesin.
Allah’ım! Bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi Ramazan ayını ve ömrünün tümünü fırsat bilip değerlendiren
dünyada da ahirette de zarar ve ziyandan, nedametten uzak olan kullarından eyle.Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü
28 Mart 2024 Perşembe
MAGFİRET GÜNLERİ veĞAFFÂR ĞAFÛR ĞAFIR
الهى عبدك الضعيف قد اتاك
مقرا بالذنوب قددعاك
فإن تغفر فأنت أهل لذاك
وان تطرد فمن يرحم سواك
İlâhî abdukeddaifu ked etêke,ve câe râciyen yercû rıdâke,fein teğfir feente ehlün lizêke ve in tadrud femen yarham sivâke.
Allahım senin(en) zayıf kulun olan ben(ve benim gibi her bir kul’un)sana
(affına ve kapına)geldi,
Günahkâr olduğunu itiraf ederek sana dua ediyor ve (yalvarıp yakarıp sesleniyor), eyer
(kuluna) mağfiret edersen senin mağfiret etmeye gücün yeter ve mağfiret etmek senin şânındandır,yok eğer tard eder de (Allah korusun kapıyı yüzümüze kapatırsan),senden başka kim bize merhamet edecek? (hiç kimse merhamet etmez de edemez de).
Yüce Allah’ın esma’ül hüsna’sından olan iki mübarek isimden ve bir mübarek sıfatından burada bahsetmek münasip olur.
Kur’an-ı Kerim’de hiç bir ayet diğer ayetin, hiçbir kelime diğer kelimenin yerine geçmez, dolayısıyla iştikakları ve kökleri aynı olsa bile Ğaffâr Ğafûr ve Ğâfir anlamları farklılık arz edebilir.
Bu mübarek isimlerin ortak anlamı günahları örtmek ise de, alimler ve dil bilginleri bazı farkları dile getirmişlerdir.
Birçok alim,mağfireti, af’tan daha belîğ ve kulun lehine daha yakın görmüşlerdir.
Zira Yüce Allah bir kulunu yaptığı günahtan dolayı affettiğini düşünelim, affettikten sonra o kuluna niye bu günahı yaptın diye kınayıp zemmetmez ve mahcup etmez,etmez ama sevap vermeyebilir.
Mağfirette ise, onun günahını örttüğü gibi bunun yanında ona sevap da verir, rahmet ile ise kulun ikinci defa o günaha girmesini engeller.
Kökleri aynı bile olsa, madem manaları değişiktir o halde bu iki mübarek ismin ve bir mübarek sıfatın manaları nedir?
ĞÂFIR : müminin günahını divanı’ndan
( amel defterinden) siler. Bu mübarek sıfat, ilm-el yakin sahipleri içindir. Yine bu mübarek isim kendi nefsine veya başkasına zülmedenler içindir.Ayrıca Yüce Allah’ın bir tek günahı mağfiret etmesi noktasından bu mübarek sıfatın tecellisi vardır.
ĞAFÛR : Kul’un günahlarını meleklere unutturur, ayn-el yakîn sahipleri içindir çok zulmedenler içindir.Aynı zamanda aldırış etmeden günahları mağfiret edip gunah sahibini de sorgulamadan öne tecellî eden mübarek isimdir.
ĞAFFÂR : kul’u mahcup etmemek için kendi günahını kendisine bile unutturandır. Hakk-al yakin sahipleri içindir. Aşırı zulmedeni affettiği için ve kul’un mağfiret edileceğini tahmin etmediği büyüklükteki günahları bu isimle mağfiret ettiği için, bu mübarek isim ile tecelli etmiştir.
Ey Ğafûr ve Ğaffâr olan Yüce Rabbimiz! Ğâfır mübarek sıfatın hürmetine
ربي اغفر لي ولوالدي وللمؤمنين يوم يقوم الحساب
Hesap kurulacağı gün beni anamı babamı ve müminleri bağışla”
İbrâhim Suresi:41.Ayet.
ÂMÎN.
Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü
27 Mart 2024 Çarşamba
ZEKAT VE SADAKA
ان الزكاه طهرة مباركة
تقيك من كل اذى ومهلكة
İnnê zzekête tuhratün mubârekeh,tekîyke min külli ezen ve mehlekeh
(Ey mü’min)! Zekat(başta olmak üzere sadaka ve kendin için ahirete gönderdiğin her iyilik)senin için bir temizlik ve berekettir, seni her eziyet veren şeyden ve tehlikelerden korur.
Namaz kılın Zekat verin
Bakara Suresi:110 Ayet
Kıyamet günü insanların hesabı görülünceye kadar herkes sadakasının gölgesinde olacaktır.
İbni Huzeyme Hadis no:
1776
Rasulullah efendimiz bir hadis-i şerif’lerinde şöyle buyuruyorlar:
“Yarım hurma ile bile olsa kendinizi ateşten koruyunuz”
Buhari Hadis no: 1417
Zekat kulun kulluk görevine ve sadakatine delalet eder bu yöndendir ki zekata sadakada denmiştir.
Sadaka sözü zekattan daha geniştir,vacibleri ve nafileleri de içine alır.
Toplumdaki gerilimi ve sosyal kanamayı gideren en faydalı ibadet zekat ve sadakadır.
Namaz bireysel ahlakı gerçekleştiriyor, zekat ise toplumsal ahlakı gerçekleştiriyor.
İslam insanın hayatını kuşatan bir sistemdir ve insan rahat yaşasın diye Yüce Allah insanı İslam’la şereflendirmiştir.
Şerefli yaşamanın sebeplerini araştıranlar gördüler ki bunun için yardımlaşma ve dayanışma şarttır bu da karşılıklı sevgi ve saygı ile mümkündür işte zekat bu saygı ve sevgiyi temin ediyor.
Rızık, gelir, kazanç elde etme yönünden insanların arasında fark olması normaldir, zekat farizası, gelir dağılımında bu farklılıkların çözümünde ilk tedbirdir. Zekat islamda sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı gerçekleştirir ve insan yaşamını tesadüfe bırakmaz.
Zekat hatıra gelebilecek risklere karşı insanı emniyete alan SOSYAL GÜVENCEDİR.
Allah’ım! Bizlerin ve bütün mümin kardeşlerimizin her zaman, özellikle Ramazanda verdikleri verecekleri zekatları sadakaları sadakayı fıtır ve fidyeleri takdim ettikleri ve edecekleri ve her türlü iyi ve güzel ameli yüce dergahında kabul eyle.Amin.
Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü
26 Mart 2024 Salı
BUGÜNKÜ HALİMİZ
كالعيس في البيداء يقتلها الظمأ
والماء فوق ظهرها محمول
Kel iysi filbeydêi yektuluhezzameu,vel mêu fevke zahrihe mehmûlün.
(Birilerinin misali) sırtında su olduğu halde susuzluktan helak olan Ceylana benziyor.
يك سپت پر نان ترا بر فوق سر
تو همى خواهى لب نان در بدر
Yek sepet pür nân tura ber fevki ser,tü hemi hvahi leb nân der be der.
Başının üstünde ekmek dolu bir sepet olduğu halde sen hala kapı kapı dolaşıyor bir dilim ekmek istiyorsun.
در سر خود پيچ هل خير سرى
رو در دل زن چرا بر هر درى
Der seri hûd pîyç hil hayr serî,rev deri dil zen çıra ber her derî.
Sersem iyi bak! ekmek sepeti başında, yürü gönül kapısını çal,niye kapı kapı dolaşıyorsun.
تا به زانويئ ميان آب جو
غافل از خودزين وآن تو اب خو.
Tâ be zânuîy meyan âb cu,ğafil ez hôd zîyn ü ân tu âb ho.
Bir dereye girmişsin su dizine kadar çıkmış sen ise gaflet içinde kendinden haberin yok şundan bundan su isteyip duruyorsun.
Bu dört şiir ve cümleler,
müslümanların bugün içinde bulundukları acı durumu anlatıyor.
Müslümanlarda Kur’an ve sünnet var,ekonomik imkan var, hiç bir yerde ve hiç bir ümmette olmayan imkanlar var
her alanda tecrübe var,var da var ama mesela en zalimi sadece kınamakla yetiniyorlar ve daha ileri gidemiyorlar, hatta en zalimi ve en gaddarı kınamak için kendi aralarında anlaşamıyorlar.
Bir şiir:
Sen gideli’den beri güçsüzler köle garip.
Her bir ümmet bin türlü sıkıntıyla muzdarip.
Zalimler hep el ele dünyayı inletiyor.
Müslümanlar düşünmez şöyle baş başa verip.
Ey her şeye kadir olan Yüce Allah! Kur’an, İsmi A’zam,Ramazan Rasulullah efendimizin ve hürmetine, müslümanların dağınıklığını gider,Yöneten ve yönetilen kim varsa onları Kur’an ve sünnet ile buluştur.
Onlara yön veren nefsin arzuları hevaları dünyalıkları değil,Kur’an ve sünnet olsun.Amin.
Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü
25 Mart 2024 P.tesi
DİNİN ESASI DÖRT HADİS
عمدة الدين عندنا كلمات
اربع من كلام خير البرية
اتق الشبهات وازهد ودع
ماليس يعنى واعمل بنية
Umdet üd dîyni indene kelimêtün erbaün min kelêmi hayr il beriyyeti ittekişşubuhêti vezhed ve de’ mê leyse ya’ni
ve’ mel biniyyetin.
Hadis âlimlerinin yanında,bütün müslümanların nezdinde o’na salât ve selâm olsun Rasulullah efendimiz’in Hadis-i şerifleri baş tacıdır,ama özellikle dört Hadis-i şerif vardır ki, bunlar İslam Dini’nin direkleri ve dayanağı sayılır; Bunlardan
Birincisi:
“Şübheli şeylerden sakının, kaçının,kim şübheli şeylerden sakınırsa, dinini ve ırzını sağlama almış olur”
Müslim Hadis no:1099 diye başlayan Hadis-i şerif.
İkincisi:
“Dünyaya değer verme Allah seni sevsin, insanların elindeki olan şeye de değer verme insanlar seni sevsin”
İbnu Mace Hadis no: 3326
Üçüncü:
“Kişinin güzel bir müslüman olduğunun delili,kendisini ilgilendirmeyen kendisine fayda vermeyen şeyi terketmesidir”
Tirmizi Hadis no:2317
Dördüncüsü:
“Ameller niyetlere göredir,her kese niyet ettiği vardır”
Müslim Hadis no: 1907
Nasıl ki sadece “Asr” süresi bile tek başına dünya ve âhiretteki kurtuluşun reçetesini ihtiva ediyorsa,hatta İmam-ı Şafii’den r.a nakledildiğine göre şöyle buyurmuştur: Kur’an-ı Kerim’den tek bu süreyi(Asr suresi) bile insanlar iyi düşünse (ve gereğini yapsa) onların hepsine yeter.
Nasıl Fatiha suresi Kur’anın esası ise,bu dört hadis de sünnetin esasıdır. İnsanlar
sadece bu sayılan dört Hadis-i şerifi
hayatlarında uygulasalar,iki cihanda
mutlu olurlar.
Kaldı ki mü’min kur’an-ı Kerim’in tümünü her fırsatta okumalı,onu mümkün olduğunca anlamaya çalışmalı, yaşamalı ve kur’an-ı Kerim’in kâinatta tatbik edilmesini can u gönülden istemeli ve meşrû’ çaba sarfetmelidirler.
Aynı şekilde mü’min kendisine ulaşan bütün hadisleri ömründe bir defa bile olsa uygulamalı
onlarla amel etmeli ve bereketinden mahrum kalmamalıdır.
Zira Rasulullah efendimiz bu hususta şöyle buyurmuştur:
” Size bir şeyi emrettiysem,ondan gücünüzün yetiiği kadarını yerine getirin”
Buhari hadis no: 7288
Mü’min her zaman ve her anlamda uyanık olmalı, Kur’an’ı sünnetten, sünneti kur’an’dan ayırmak isteyen şer güçlerin ve onların maşası aldanmışların oyununa gelmemelidir.
Kur’an’ı Kerim ne yapacağımızı emrediyor, ferman buyuruyor, Rasulullah efendimiz’in sünneti ve hadisleri de nasıl yapacağımızı bize öğretiyor, eğer hadisler ve sünnet olmazsa neyi nasıl yapacağımızı bilemeyiz,o zaman Haçlıların ve onlara bilerek veya bilmeyerek hizmet eden ahmakların insafına kalırız,onlarda da insaf yoktur.
Basit bir dünyevi meselede biz bize yeteriz diyoruz da, Kur’an-ı Kerim
ve Sünnet bizde ve bizim iken,âlimlerin icmâı ve fakihlerin kıyası varken, alabildiğine zengin bir medeniyet ve kültüre, birikime sahip iken niye acaba biz bize yetmeyelim ki? Kaldı ki dinimiz her faydalı olanı ve hikmeti kimden gelirse gelsin almamızı engellemiyor,aksine alın diyor.
İlk günden bugüne ve kıyamet gününe kadar güzellik ve iyilik adına dünyada ne varsa gökyüzünün yeryüzüne emanetidir, değilse kimin nesi var? Hiç.
Yüce Allah bizleri kur’an ve sünneti düstur ve hayat edinenlerden, imkanı kadar yaşamaya çalışanlardan, selefi salihin’in çizgisini takib edenlerden eylesin,
tam yaşamasa bile bazen;
“Efendim, kurtarıcım,
mujdecim peygamberim!
Sana uymayan ölçü hayat olsa teperim”
diyebilenlerden eylesin.Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü
24 Mart 2024 Pazar
YOL BELLİ
و نهج سبيلي واضح لمن اهتدى
ولكنها الاهواء عمت فاعمت
Ve nehcü sebîyli vâdihün limen ihtedê,
Velêkinnehelehvêü ammet fee’meti.
Yüce Allah’ın doğru yolu olan sırat- ı mustakim üzerinde yürümek,
hidayet bulup son durağa ve son konaklama yeri olan cennete varmak isteyen kişi için yol apaçık ve kolaydır,muheyyâdır aydınlık ve dosdoğru bir yoldur fakat, insanların kötülüğü çokça emreden emmâre
nefislerinin dine uymayan arzuları o kadar çoğaldı ve yaygın hale geldi ki,bu heva ve hevesler İnsanları(bir kısmını) kör etti, bu dosdoğru yolu göremiyorlar.
Bu yol yüce Allah’ın :
“De ki: Bu benim dosdoğru olan yolum’dur, bu yola tabii olun, başka yollara tabi olmayın ki o başka yollar sizi tefrikaya düşürür.Bu yol, Yüce Allah’ın
“En’âm Suresi:153.Ayet Ayet-i kerimesinde buyurduğu, ve bizim de namazda ve namazın dışında her gün onlarca kez
“Bizi sırat-ı mustakime ( dosdoğru yola)hidayet et ”
Fatiha Suresi: 6.Ayette geçen ve bizim de ısrarla istediğimiz yoldur.
Yol ve yordam belli, Sırat-ı Müstakim.
Bu yol Sevâd-ı A’zamın yani Allah’ın emrini uygulayan,O’na salât ve selâm olsun Rasulullah efendimiz’in sünnetine sımsıkı sarılan, Raşit halifelerin ve onlardan sonra hidayet üzere olanların yoludur, ona salat ve selam olsun Rasulullah Efendimiz bu yolun yolcuları için şöyle buyurur : Ümmetimden hakkı yaşayıp yaşatacak ve ikame edip izhar edecek ve Yüce Allah’ın emri gelip çatıncaya kadar buna devam edecek bir taife mutlaka bulunacaktır Buhari Hadis no:7311.
Hedefe giderken yanımıza neyi almamız gerekiyor o da bellidir, takva azığı, yolcu da belli, her birimiz yani hepimiz,kime gidiyoruz, Yüce Allah’a, bütün bunlar belli de, bunları heva heves menfaat makam mevki, hırs tama’ perdeliyor, cinlerin ve insanların şeytanları ve şeytanların adına yeryüzünde fesat çıkaranlar ve daha başka şeyler de engelliyor.
Bütün bu engellere ve hakikati perdeleyen şeylere uyan bir insan aslında hevasına uyuyor, hatta puta tapan,ineğe tapan, şeytana tapan, güneşe ay’a ve yıldızlara tapan, paraya tapan menfaata ve kendisi gibi fani günahkar belki gayrimüslim insanlara tapan onlara değil, hevasına tapıyor çünkü nefsin hevası ve kötü arzuları ondan bunu istiyor.
Hidayet yüce Allah’tan olmakla beraber ahiret yolcusu olan ve inanıyorum diyen bir mümin iş işten geçmeden başını iki elinin arasına alıp kendini sorgulamalı ve kendi kendine şu soruyu sormalıdır;
” Beni yönlendiren, hareket ettiren, konuşturan, iş yaptıran, bana hakim olan, kalbimin tahtında olan ve oturan şey vahiy midir,kitap ve sünnet midir, yoksa nefsimin kötü arzu ve istekleri midir, bu sorgulamayı insaflı vicdanlı kapsamlı bir şekilde yapan ve buna devam eden kişiye doğru cevabı yüce Allah ilham eder, ona yardımcı olur ve sırat-ı müstakime yönlendirir Çünkü nefsini büyük muhasebeden önce sık sık muhasebeye çeken inşallah kurtulur.
Allah’ım bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi sıratı müstakimden apaçık olan İslam yolundan hidayetten ayırma, emmare olan nefsimize hevamıza, bizi tehdit eden ve bu yoldan saptırmak isteyen görünür görünmez düşmanlarımıza bizleri gâlib eyle. Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü
23 Mart 2024 C.tesi
NEFSİ ARINDIRMA
والنفس كالطفل ان تهمله شب على
حب الرضاع وان تفطمه ينفطم
Vennefsü kettıfli in tühmilhü şebbe alâ hubbi rredâi ve in taftimhu yenfatimi.
(Emmâre nefis) Çocuk gibidir, çocuğu ihmal eder de sütten kesmez isen sütü severek tâ gençliğine kadar emer, yok zamanı gelince sütten kesersen kesilir.
İslam dini nefsin tezkiye edilmesine ve arı duru olmasına çok itina göstermiştir, kulun kurtuluşunu nefsin tezkiyesine bağlamıştır.
Nefsi,tevhid ile, farz olan ibadetler ile ve nafile olan ibadetler ile tezkiye etmek mümkündür.
Böyle bir nefsin sahibi kararlı ve vakur duruşu ile bir yerdedir ama aslında bir çok yerdedir.
Hacılara baksan onların ortasındadır mücahitlere baksan onların arasındadır alimlere baksan onların yanındadır ona sorulursa niye böylesin diyecek ki Rabbimin taatı beni bu seçkin taifelerle beraber kıldı işte hayırda yarışma budur Yüce Allah’ı razı eden her amele koşmak budur.
Süt emen çocuk misali günahlara,haramlara ve gaflete dalıp bundan da zevk alan kişi bu nefsi tezkiye etmedikçe kurtuluşu zordur.
Yüce Allah Şems suresinde on şeyle yemin ederek “Nefsî tezkiye” etmenin önemine dikkat buyurdu.
“Güneşe ve kuşluğuna; ışığı onun ardından geldiğinde aya; Onu( dünyayı) aydınlattığında gündüze;
onu karanlıkla örttüğünde geceye; Göğe ve onu kurana;Yere ve onu yayıp döşeyene; Nefse ve onu şekillendirip düzenleyene; Ona iyi ve kötü kabiliyetini verene!
Nefsini arındıran elbette kurtuluşa ermiştir.”
Şems Suresi: 1-9 Ayetler.
Rasulullah efendimiz de bu hususta bir duasında şöyle buyururdu:
“Allah’ım nefsime takvasını ver,onu arındır,onu arındıranların en hayırlısı sensin,sen onun velisi ve mevlâsısın.”
Müslim Hadis no: 2722
Başta yüce Allah’ın lütfu ve rahmeti, sağlam bir iman, farzları yaparak, nafileleri işleyerek,her türlü günaha son vererek
nefsi arındırmak mümkündür.
Yuce Allah’ın fazl ü keremiyle kavuştuğumuz ve içinde bulunduğumuz Ramazan ayı nefsi arındırmanın en güzel mevsimidir.
Allah’ım! Mübarek ay olan Ramazan, bu ayda inen Kur’an ve alemlere rahmet olarak gönderilen Rasul-i
zi şan hürmetine
bizlere ve bütün mümin kardeşlerimize nefsimizi arındırma, tezkiye imkan ve fırsatını nasib eyle.Âmin.
Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü
22 Mart 2024 Cuma