“Rabbim gerçekten istediğini yapar”
Hûd Suresi: 107.Ayet.
ايها المعرض عنا لم اعراضك منا
لو ارادناك جعلنا كل ما فيك يردنا
Eyyuhelmu’ridu annê lime i’râduke minnê,lev eradnêke ce’alnê külle mê fîyke yuridnê.
Ey bizden yüz çevirip başka tarafa dönen kul,
bize sırtını dönüp gitmenin sebebi nedir.?
Şunu iyi bilesin ki,biz
(Şanı yüce olan Allah) eğer dilersek,istersek,
senin herşeyin bizi ister,
(istersek bütün benliğinle bize dönersin,dönmek
mecburiyetinde kalırsın).
Çok şerefli ve önemli bir konu olduğu gibi uzun da bir konu olan
İRADE konusuna sözü
uzatmamak için şimdilik girmeyelim, ancak iki seçkin sahabi(yüce Allah
cümlesinden razı olsun)
arasında geçen çok önemli bir konuşmayı ve munazarayı burada nakletmek iyi olur.
Bu iki sahabi Ebu Musa
el-Eş’ari ve Amr b As’dır.
Amr b As şöyle dedi: Yüce Allah ile aramda
kim aracılık eder,kim hakem olur ve sulha vesile olur zira benim bir sorum vardır
(netleşsin ve çözülsün istiyorum).
Ebu Musa el-Eşari:
Buyur dedi ben yardımcı olurum.
Amr dedi ki: Şanı yüce olan Allah bir şeyi bana
takdir edip(alnıma yazıp)sonra ben o şeyi
dünyada yaptığımda
ben o şeyi işledim diye bana âhirette azap verir mi?
Ebu Musa dedi ki: Evet (isterse verir)
Amr:niçin?
Ebu Musa: Çünkü şanı yüce Allah sana(ve hiç kimseye)zerre miktarı bile olsa zulmetmez.
Bunun üzerine Amr b Âs sustu ve cevap vermedi.
Evet Şanı yüce Allah’ın
istediği olur, istemediği de olmaz.
İmam-ı Şafii (Allah rahmet eylesin) akaidi
şöyle hülâsâ eder:
Ey Allah’ım!
ما شئت كان وان لم اشأ
وما شئت أن لم تشأ لم يكن
Mê şi’te kêne ve in lem eşe’,ve mê şi’tu in lem teşe’ lem yekün.
Allahım!Senin istediğin şey (dilediğin şey)ben
istemezsem de olur,ama benim istedigim şey,sen istemezsen olmaz.
Allahım! Bizlere ve bütün mümin kardeşlerimize sahih selim,sarsılmaz bir iman ve güçlü bir irade lütfeyle,sana ve senin rızana rağbet eden kullarından eyle. Âmîn.
Ahmet ÖZKAN. Emekli Müftü
31 Mayıs 2024 Cuma
Monthly Archives: Mayıs 2024
BU BEDEN EMANETTİR
جسمك قد أفنيته تحتمى
دهرا من البارد والحار
وكان اولى بك أن تحتمى
من المعاصي حذر النار
Cismüke ked efneytehu tehtemî dehren min el bêridi ve lhâri,ve kêne evlê bike en tehtemî min el maâsî hazerannêri.
(Ey Âhiret yolcusu),Bir ömür boyu bedenini hasta düşmesin diye kâh sıcaktan,kâh soğuktan korumak için ömrünü geçirdin durdun (Beden sana emanettir,bu emaneti korumak için tedbir almış olman, sağlığını korumaya çalışman güzel bir şey,buna kimsenin itirazı olamaz),peki eğer bu böyle ise, senin ateşe (Cehennem azabına) gitmene sebeb olan günah ve ma’siyetleri
de terkedip, dolayısıyla haram şeylerden bu emanet olan bedenini koruman gerekmez miydi,hatta bedeni ateşten ve ahiret azabından korumak hastalıklardan korumaktan daha da önemli olmalı değil miydi?.
Elbette kişi kendini dünyada hastalıklardan, âhirette de cehennem ateşinden korumak için tedbir alması en iyisi,ama mutlaka biri olacaksa veya birine öncelik verilecekse bu ahirete hazırlık ve ahiret hesabı olmalı değil miydi?
Bu hususu Yüce Allah şöyle buyuruyor:
“Ee iman edenler kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun”
Tahrîm Suresi: 6.Ayet.
Bu beden şehri bizlere emanettir, emaneti korumak da Yüce Allah’ın emridir.
Bu emri ihlal eden ve cennete hazırlaması gereken bedenini cehenneme hazırlayan kişi, Yüce Allah’ın emrini terketmiş,emanete hıyanet etmiş ve kendine zülmetmiş olur.
Ey “hastalandığımda bana şifa veren O’dur”
Şuarâ Suresi: 80.Ayet buyuran Yüce Allah! Hasta kullarına şifa ihsan eyle,bu nazik,zarif ve ahsen’i takvîm üzre yarattığın bedenlerimizi ateşten cehennemden âzâd eyle,Amin.
Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü.
30 Mayıs 2024
Perşembe
ALLAHIN DEDİĞİ VE DİLEDİĞİ OLUR
اصبر على حلو الزمان ومره
واعلم بان الله بالغ امره
Isbir alâ hulvi zzemâni ve
murrihî,ve’lem biennellâhe bâliğu emrihi.
Eskiden beri âlimler,
şâirler,edibler bazı şiirlerinde bir beyt’in ilk yarısına,veya ikinci yarısına bir âyet-i kermeyi
veya âyet-i Kerimenin bir
kısmını yerleştirirlerdi,
bunun çeşitli sâik,sebeb ve hikmetleri olabilir.
Yüce Allah’ın bir âyetini bu vesileyle hayatın gündemine taşımak kendi şiirlerine daha çok kıymet kazandırmak
gibi ve daha başka hikmetleri olabilir.
İşte bugün konumuzun serlevhası olan beyt’in yarısını bir âyet-i Kerimenin bir bölümü oluşturuyor, “Şübhesiz Allah dilediği şeyi sonuca
ulaştırır”
Talâk Suresi 3.Ayet.
Peki yarısı bir âyet-i kerime’nin bir bölümü olan bu beyit ne demek istiyor, ne anlatıyor? Şunu demek istiyor:
Ey insan, özellikle ey mü’min ve ey âhiret yolcusu zamanın zorluklarına,( Sultan’ın zorbalıklarına) acıya da, tatlıya da sabret, şübhesiz Yüce Allah dilediği şeyi sonuca ulaşatırır.
Her gün,ve her zaman şartlar aynı şekilde kul’un yüzüne gülmez,
من سره زمن ساءته أزمان
Men serrahu zemeün, sâethu ezmânün.
Bazı zamanlar bir insanı sevindiriyorsa, bazı zamanlar da onu üzebilir.
Dünya bir imtihan yeridir, imtihanda kolay sorular olabileceği gibi, çok zor sorular da olabilir, bütün dünya ve özellikle İslam dünyası, müslümanlar her zaman imtihanda olmakla beraber, bugün daha büyük bir imtihana ve sınava tabi tutulduklarını söylemek abartı olmaz.
Kişi, ailesi çocuğu malı ile sınava tabi tutulurken, şehvetlerin ve şübhelerin fitneleri ile de sınava tabi tutuluyor.
Kaza ve kader konusunu iyi okuyup anlayan bir mü’min, yukarıda Ayet- i Kerimede ve şiirde geçtiği gibi, olup bitenlerin yüce Allah’ın kaderi ve yaratmasıdır, iradesidir diye acıya ve tatlıya sabraderken, Yüce Allah ne dilerse o olur diye inanırken,bir taraftan da aklını kullanıp
olup bitenleri düşünecek tahlil edecek zararın nereden ve kimden geldiğini tesbit eecek meşrû tavır takınacak ve oynanan oyunları,kurulan tuzakları, dönen dolapları görebilecektir.
Hatıra binaen İyiyi çirkin, çirkini iyi görmeyecektir,
Herşeye ve herkese layık olduğu değeri vermeyi bilecektir.
Zira insan sadece yaptığı yanlışlardan değil, yapabildiği halde yapmadığı doğrulardan da sorumludur.
Allahım kaza ve kaderin acısına ve tatlısına inanan,sabreden, yüce
Allah ne derse ve ne dilerse o olur hakikatına iman eden, aklını kullanan kim tarafından olursa olsun insanlara
müslümanlara
ve ülkemiz insanına kurulan tuzakları gören,bunlara insanca müslümanca ve mesrû bir tavır alan firesat ve basîret sahibi kulların cümlesine bizleri de ilhak eyle.Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü
29 Mayıs 2024 Çarşamba
BİR HİKMET
ليست بلذة لذة بعدها عذاب
وليست بمشقة مشقة بعدها راحة
Leyset bilezzetin lezzetün ba’dehê azâbün, ve leyset bimeşakkatin meşakkatün ba’dehê râhetün
Sonunda azab olan lezzet,lezzet değildir, sonunda huzur olan meşakkat de meşakkat değildir.
Asrımızın alimlerinden birisine,ömrün boyunca okuduğun en hikmetli konu nedir diye soruyorlar,o da şöyle cevap veriyor: Yetmiş yıldır okuyorum şu hikmet beni en çok etkileyen hikmet olmuştur, Bir insanın dünyada işlediği günahların peşin ve âcil olan lezzeti yok oluyor fakat günahların dünyadaki rezaleti ve âhiretteki cezası kalıyor, yine bir insanın dünyada işlediği taat ve ibadetlerin meşakkati zorluğu gidiyor fakat dünyadaki şerefi âhiretteki ecri ve huzuru, derecesi ve sevabı kalıyor.
كن مع الله ولا تبالي
ومد يديك اليه فى ظلمات الليالى
Kün meallâhi ve la tübêli,ve mudde yedeyke fî zulumâtilleyâlî.
Sen( ey mümin ve ey ahiret yolcusu)! mânen yüce Allah ile beraber ol, başka şeylere aldırma, gecenin karanlığında tazarru’ ve niyaz ederek ellerini uzat duâ et ve şunu söyle:
Allahım bu dünya ancak senin zikrinle,âhiret de ancak senin affınla, Cennet de ancak mübarek Cemâlini temâşâ etmekle güzelleşir.
ودع الخلق للخالق فأنت وهم راحلون
Ve da’il halka lillhâliki feente ve hüm râhilûn.
Halkı Hakka bırak O,na
havale et,sen de,onlar da yüce Allah’ın huzuruna varacaksınız, dolayısıyla halkın menfaatine olanı söyle geç ve sen asıl olan (kulluk) görevine odaklan.
ولا تترك الخير مهما استصغرته
فانك لا تدرى أى حسنة تدخلك الجنة.
Velâ tetruk il hayra mehmestasğartehû feinneke le tedrî eyye hasenetin tudhilukel cennete.
Küçük diye hiç bir hayrı ihmal edip terketme, hangi amelin senin cennete gitmene sebeb olacağını bilemezsin.
Ey celal ve ikram sahibi olan yüce Allah! Günahların her türlüsünden bizleri koru,küçük büyük tüm hayırları yapma azim ve gayretini nasib eyle, dünyaya anlam ve ruh veren zikrini, âhirete anlam veren affını, Cennetin bütün nimet ve lezzetlerini unutturan mübarek Cemâlini bizlere ve tüm mü’min kardeşlerimize nasib eyle. Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü
28 Mayıs 2024 Salı
ASALET
وحسن نبات الارض من كرم البذر
Ve Hüsnü nebêt il ardi min kerem il bizri.
Bitkilerin güzelliği,
tohumun cömertliği ve asâletinden kaynaklanıyor
Asaletten gelir asil
Asîl çekirdekten nebât
Yetişsin dersen hür nesil
Gerek gayret ve isti’dât.
Sağa sola savrulanlar
Boş kulvarda yorulanlar
Hedefi Hak olmayanlar
Nesil yetiştirmez heyhat.
Temiz nesil helal lokma
Yerse gerisinden korkma
Değilse kusura bakma
Olmaz böyle ilim sanat
Bedende iki parça var
Verirler bedene ayar
Biri kalb biri dil bunlar
Salihseler olur necât
Bunlar fesad olurlarsa
Bedene yayılırlarsa
Fesat toplumu sararsa
Her yerden duyulur feryat
Lokması haram olanlar
Yanlış oturup kalkarlar
Doğruya şaşı bakarlar
Yaşarlar mutsuzca hayat
Vahyin gölgesi olursa
Taşlar yerine konursa
Kur’an Sünnet söz alırsa
Uçurur bu iki kanat.
Hür nesil hedefleyenler
Hakk’ı severiz diyenler
Geleceği düşünenler
Buyurun hâla var fırsat
Ey en büyük ve en Azim!
Farzdır bize seni ta’zim
Zatından arzumuz bizim
Gazabından eyle azat.
Allahım! Bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi azabından gazabından azad eyle, temiz ve afif, Kur’an ve sünnete hizmet eden, kadir kıymet bilen, geleceğe umutla bakan ve en son geleceğe hazır olan bir nesil yetiştirmeyi nasip ve müyesser eyle.Amin.
Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü
27 Mayıs 2024 P.tesi
ZALİME GÖZDAĞIMAZLUMA TA’ZİYE
وما كان ربك نسيا
“Senin rabbin unutkan değildir”
Meryem Suresi :64.Ayet
İmam-ı Şafii r.a bu mübarek âyet hakkında şöyle buyurdu:
Kur’an’ı Kerim’de bir âyet vardır ki zalimin kalbine bir ok gibi saplanır onu (korkutur), mazlumun da ( kırık)
kalbini âdetâ ilaç gibi tedavi eder.
Yüce Allah başka bir ayet-i kerimede de şöyle buyuruyor:
وانتظروا انا منتظرون
“Bekleyin! Şübhesiz biz de beklemekteyiz.”
Hûd Suresi: 122.Ayet.
Evet yüce Allah asla unutmaz. “Ne yanılır ne unutur”
Tâ-hâ Dures: 52.Ayet.
Yüce Allah, İslama, mukaddesâta, Kur’an ve sünnete dil uzatanların söylediğini ve yaptığını,zalimlerin mazlumlara yaptıkları zulmü asla unutmaz onları : Bekleyin,biz de beklemekteyiz” diye tehdit ediyor, zira yüce Allah
يمهل ولا يهمل
Yumhilü ve le yuhmilü
İmhal eder, mühlet verir,fakat asla ihmâl etmez.
Başka bir Ayet-i kerimede de şöyle ferman buyurur:
“Haksızlık edenler neye nasıl dönüşeceklerini yakında görecekler”
Şu’arâ Suresi: 227.Ayet
Bu zalim gurûh açığa vurdukları kabîh söz ve fiillerden daha fazlasını
göğüslerinde saklarlar,bu konuda da:
“Onların ağızlarından nefret taşmaktadır; kalplerinin gizlediği ise daha büyüktür” buyurdu.
Âl-i imrân Duresi :118.
Ayet.
Mukaddesâta ve dinî değerlere dil uzatan ve hafife alan kişi ve kişiler, bütün din mensuplarına,hâsseten iki milyar müslümana ve bu cennet vatanın sakinlerine haksızlık yapmış ve onlara zülmetmişlerdir.
Cahil,ahmak,gerici, yobaz,mutecâviz
zalim,gaddâr,nâdân
saygısız edeb ve görgü fakiri insanlara, en azından altı şehitlerle, üstü gazilerle baştan başa dolu olan Anadolu ve fedâkâr Anadolu insanı adına şu şiir ithâf olunur.
Zamanı kokutanlar mürteci diyor bana.
Yükseldik sanıyorlar
alçaldıkça tabana.
İlk günden kıyamete kadar kim nerde olursa olsun,bu ve buna benzer tehlikeli sözleri söyleyenler tövbe ederek söylediklerine pişman olmaz ve buna son vermezlerse, kırdıklarını tamir edip yüce Allah ile sulh olmazlarsa, şairin dediği alçak tabandan daha derin ve yakıcı bir tabanı olan cehennem azabı tabandan tavana onları ve onlara razı olanları bekliyor.
Allahım! Bizleri ve bütün mü’min kardeşlerimizi imkanlar el verdikçe hakkı ve sabrı biribirine tavsiye edenlerden,sırf senin rızan için nasihat edenlerden eyle.Amin.
Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü
26 Mayıs 2024 Pazar
YETMEZ Mİ?
ما ذا الصبى والشيب غير لمتى
وكفى بتغيير الزمان نذير
Mê ze ssıbâ veşşeybu ğayyere lümmetî,ve kefê
biteğyîyrizzemêni nezîyrün.
İhtiyarlıktan dolayı saçlarım bembeyaz olduğu halde (Bu oyun ve oynaş içinde olduğum, boş şeylerle uğraştığım ve hâlâ çoçukluk’tan kurtulmadığım artık yetmiyor mu bana?
Aslında zamanın (benim ihtiyar ve yaşlı olmam, belli bir yaş’a gelmem sebebiyle beni) uyarması,(ve her şey’in değişmesi) uyarıcı olarak bana
yeter(yetmelidir de).
Güneşin ve Ay’ın doğup batmaları ve tekrar doğup çıkmaları, zamanın su gibi akması ve gür sesle haykırması, insanoğlunun içinde bulunduğu gafletten uyanması içindir.
“Üstelik size uyarıcı
gelmişti”
Fatır Suresi: 73.Ayet.
Uyarıcılar çok olmakla beraber,bu Ayet-i Kerimede “uyarıcı” kelimesinin manalarından ve tefsirlerinden biri de, saçların ağarmasıdır.
Bir insanın saçları ağarmış,beli iki büklüm olmuş, gözleri ve görmesi zayıflamışsa hala elini eteğini günah ve masiyetten çekmemişse buna şöyle denir: ” Kulum benden utan (artık günah işleme) ben de senden utanıyorum ( şu ağaran saçlarınla sana azab vermekten utanıyorum).
Mevsûat ül i’câz el ilmi
Nabulsi: 1/185
İş işten geçmeden,
“Artık kendileriyle arzuladıkları arasında bir sed çeklimiştir”
Sebe’ süresi:54. Ayet tecelli etmeden Yüce Allah bol bol İstiğfarı ve nasûh tövbesini bizlere ve bütün mümin kardeşlerimize nasib eylesin.Amin
Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü
25 Mayıs 2024 C.tesi
İNSANLAR ÇOK AMA
ما اكثر الناس لا بل ما اقلهم
الله اعلم انى لم اقل فندا
انى لافتح عينى حين افتحها
على كثير ولكن لا أرى احدا
Mê ekserennêsu lê bel mê ekellehumu,Allahu e’lamu enni lem ekul feneden,,innî leeftehu aynı hiyne eftahuhe,alâ
kesîrin velakin lê erâ ehede.
Bazı şiirler ve yazılar sitem kokar, yukarıdaki şiir de böyledir.Şöyle
diyor şair:
İnsanlar sayıca ne kadar da çoktur, hayır hayır
insanlar çok değil aksine insanlar çok azdır. Yüce Allah biliyor ki ben bunu böyle söylerken boşu boşuna konuşmuyorum ve asla abartmıyorum
Peki bununla ne demek
istiyorsun diye sorulursa, şunu demek istiyorum: Etrafımda çok insan var
diye gözlerimi açtığımda,
bir de ne göreyim! etrafımda hiç kimseyi göremiyorum,hiç kimse kalmamış.
Şair yaşadığı asrı,veya yaşadığı şehri,veya çevreyi,veyahutta kendi akrabalarını kasdediyor olabilir,sitem ediyor da olabilir, doğruluk payı
ne kadar bilmeyiz fakat doğruluk payı vardır.
Bugün dünyada sekiz milyar insan vardır, dörtte üçü gayri müslimdir, dolayısıyla geri kalan dörtte biri müslüman olsa bile şimdilik sonuç ortada.
Bugün müslümanlara baktığımızda,bir ve beraber olmadıklarını üzülerek söyleyebiliriz,
hâlbuki mensup oldukları İslam dini onların bir ve
beraber olmalarını emrediyor.
Yüce Allah
“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın, bölünüp parçalanmayın” buyurur.
Âl-i imrân Suresi:103. Ayet.
Başka bir ayeti kerimede:
“Kim de benim zikrimden(kitabımdan ) yüz çevirirse,ona dar ve sıkıntılı bir maişet ve geçim vardır”
Tâhâ Suresi : 124.Ayet diye ferman buyuruyor.
Müslümanlar bunun neresinde acaba? yoksa bu ayet gayri müslimler için indi mi diyorlar,ama öyle olsa bile gayri müslimler için inen her ayet gölgesini günahkar ve ihmalkâr müslümanlara da sarkıtıyor, kaldı ki Kur’an’ı Kerim’in her ayeti müslümanlara da bir şeyler söylüyor.
Bugün imkanlar çok ve herşey var,peki niye insanlar mutlu değil? Bunun sebebleri çok ama başta gelen sebeb tefrika ve kur’an’dan uzak kalmaktır.
Gayri müslimler hakiki manada mutlu olamaz, peki müslümanlara ne oluyor, müslümanlar niye mutsuz?Bunun cevabını az önceki ayette bulmak mümkün.
Dünyadaki mutsuzluk bir tarafa, Yüce Allah’ın kitabından,Rasulullah
Efendimizin sünnetinden uzak kalmanın darlığını ve sıkıntısını asıl berzahta ve ahirette çekecek ile ilgili ayetin tefsiri de vardır.
Herkes etkisine, yetkisine, gücüne, yapabildiği kadar sorumlu olduğunu unutmamalıdır,ya bu deveyi güderiz ,ya bu diyardan gideriz sözü doğrudur, ama bu diyardan yani sorumluluktan kurtulma da yoktur,o zaman? O zaman ya bu deveyi güderiz ya da bu deveyi güderiz, başka yol yok bir müslüman için.
Olup bitenlere bakınca hayretler içinde kalıyoruz mevki makam ve dünya hırsının neler yaptırdığını görüyoruz.
Ey âlemlerin rabbi olan yüce Allah! Biz
müslümanları bir ve beraber kıl,razı olacağın kaliteli bir müslüman olmamız için bizlere yardımcı ol, dünyada, berzahta ve ahirette bizlere darlık gösterme,dünden bugüne müslümanları ve islam dünyasını parçalayan ve hâla bu kötü niyet ve çaba içinde olanların sen mustehaklarını ver,arzu ve isteklerini kursaklarında kıl.Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü
24 Mayıs 2024 Cuma
SENDEKİ SENDEN BELLİ
ما فيك ظهر على فيك
Mê fiyke zahara ala fiyke
İnsanoğlunun içi ve iç dünyası nasılsa bedenine yansıyan, ağzında ve dilinde dönüp dolaşan ve dökülen de o’dur.
İşte insan’ın nefsinde ve hatırında dönüp dolaşan düşünceler,değirmendeki taneler gibidir, kimin değirmeni buğday öğütüyorsa,kendine ve başkalarına fayda veren un elde eder,kimin de değirmeni çakıl taşı veya saman öğütüyorsa netice ona göre olur, ekmek yapma zamanı gelince tatlı veya acı sonuç ortaya çıkar.
Peki insanoğlu bu düşüncelerden sorumlu olur mu? sorumlu olmaz ama, kişinin düşünceleri sözlerine,düşünce ve sözleri duygularına, duyguları, alışkanlıklarına, alışkanlıkları değerlerine, değerleri karakterine, karakteri de kaderine etki eder ve dönüşebilir.
Bu hususta “dervişin fikri neyse zikri de odur demişler”.İnsan içinden geçen kahrî(elinde olmayan)düşücelerden sorumlu olmasa bile,istiğfar getirmesi müstehabtır.Kasd’ın aşama ve mertebeleri ve kişinin hangi aşamadan sorumlu olduğu konusunu yazı uzamasın diye başka bir derste işlenebilir, şu hususa da değinmekte fayda vardır.
şeytan’ın ve nefsin vesveselerini tanımak ve bu vesveselerden korunmak için,suyu, kuyunun başını, içine düşmesi muhtemel kirli ve zararlı şeylerden korumak lazımdır.
Bu(suyun kaynağı ve ağzı) korunduğu zaman hangi vesvesenin kime ait olduğunu dahi bilmek mümkündür bu vesvese şeytanın mı nefsin mi temyiz etmek mümkün olur.
Aynı şekilde insana görünmeden yaklaşanın melek mi şeytan mı olduğu Allah’ın izniyle insan bunu anlayabilir.
Abdullah b.Mesud’tan rivayet edildiğine göre Rasulullah efendimiz bu hususta bir hadis-i şerifte şöyle buyurmaktadır:
“Âdemoğluna şeytan da Melek de yaklaşır şeytanın yaklaşması kötülüğe yönlendirmek ve hakk ile aldatmak içindir, Meleğ’in yaklaşması ise ehli olana yönlendirmek ve hakkı doğrulamak içindir.
kim böyle meleğin telkînini hissederse bunu Allah’tan olduğunu bilsin ve Allah’a hamd etsin kim de şeytanın vesvesesini hissederse taşlanan ve kovulan şeytandan Allah’a sığınsın. Rasulullah efendimiz bunu buyurduksonra “Şeytan içinize yoksulluk korkusu düşürür ayetini” buyurmuştur
Sahih-i İbn-i Hibbân Hadis no: 997
Allah’ım bizlerin ve tüm mümin kardeşlerimizin içini dışını pâk eyle, fikirlerimizi düşüncelerimizi sözlerimizi hal ve hareketlerimizi davranışlarımızı Yüce kitabına ve peygamberin sünnetine uygun eyle.Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü
23 Mayıs 2024 Perşembe
NASİHAT EDEN DOST
ما ضاع من كان له صاحب
يقدر أن يصلح من شأنه
فإنما الدنيا بسكانها
وانما المرء بإخوانه
Mê dâ’e men kene lehû sahibün,yekdiru en yuslihe min şe’nihî.
Feinnemeddünyê bı sükkênihe ve innemel mar’ü bı ihvânihi.
Ayna vazifesi gören ve hizmet icrâ eden iyi dost büyük bir nimettir. kırmadan, dökmeden, kınamadan, usulüne uygun, sessiz ve hassas bir şekilde uyarır, ona bakan kişi de hatasını görür ve düzeltir ve bu düzeltme kişinin kendini muhasebe etmesine katkı sağlar.
İnsanın, hatasını böyle İslah eden, düzelten bir arkadaşı varsa o zayî olmaz,sırtı yere gelmez, zira dünya icindekilerle dünyadır, insan da ancak arkadaşları ile insandır.
Bir insanın iyi bir dostu varsa ayna taşımasına gerek yok demişler.
Haliyle, sözüyle,ve faydalı bilgisiyle, kişiye Yüce
Allah’ı,ahireti ve ahirete
hazırlığı hatırlatacak, onun dağınıklığını toparlayayacak bir dost zamanımızda daha da önem kazanıyor.
Hz. Ömer efendimize her gün ücret karşılığında ölümü hatırlatan biri vardı, Hz.Ömer efendimizin mübarek saçlarına ak düşünce o kişiye artık gelmene gerek kalmadı bu ağaran saçlar bana ölümün varlığını, yaklaştığını hatırlatıyor buyurdu, ölümü hatırlamak faydalı olmasaydı Farûk u Ekber ücret verip adam tutar
mıydı? Tutmazdı ve bize bu nasihatı asırlar boyu belki ulaşmazdı,aynı Hz.Ömer efendimizin bizlere başka bir nasihatı daha vardır. Kendinizi,âhirette hesaba çekilmeden önce daha dünyada iken hesaba çekin,âhirette tartılmadan önce dünyada kendinizi tartın,o gün görülecek olan büyük mahkemeden
önce hazırlığınızı yapın, tedbir alın,zira o gün yaptığınız hiç bir şey gizli kalmayacak ve
herşey ayan beyan ortaya dökülecektir, bugün kendini hesaba çekenin o gün muhasebesi daha kolay olacaktır.
Bir kişi, iş ortağını sorguladığı gibi kendini
sorgulamalı ve en azından bir nefs-i levvâme(kendi kendini sorgulayan ve kınayan nefis)sahibi olmak için gayret etmelidir,bunun için de sadık bir dost ve rehber’e ihtiyaç varsa istifade edilmelidir.
Hâris el-Muhasibî diye ehli tasavvuf’tan bir zât vardı,çok kitabı var, kendini sık sık hesaba çektiği için ona kendini muhasebe eden manasına “Muhasibî” denmiştir, günümüzde bir yerde muhasebeci olararak çalışmak bu iş için yetmiyor,âhiret muhasabesi, para muhasebesine benzemez,bu da olsun,o da olsun biribirine engel olmaz.
Kısa yazımızı şu Hadis-i şerif ile bitirelim”İyilik eskimez, günah kayda alınmıştır unutulmaz,Din günü’nün sahibi olan deyyân(yüce Allah) ölmez,o zaman sen ey insanoğlu, istediğini yap,zira ne yaparsan onu görür ve ona göre muameleye tabî tutulursun”.
Allahım! O çetin gündeki çetin muhasebeye çekilmeden önce kendini
muhasebeye çeken kullarından eyle,bu konuda bize yardımcı olacak ibretler,ayna misali sadık ve samimi
dostlar nasib eyle senden korkmayan ve bize merhamet etmeyenleri bize musallat etme,Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü
22 Mayıs 2024 Çarşamba