اى كه بقافله اى
با همه رو بى همه شو
Ey ki bekâfileî, bâ heme rev,bî heme şev.
Ey kafile ile kervan ile kalabalıklarla hacca umreye veya herhangi bir sefere çıkan kişi herkesle yürü,beraber ol ama tek başına kal.
Elin kâr’da gönlün yâr’da olsun.
Beraber bulunduğun kimseler seni aldatmasın,mağrur etmesin önünde veya arkanda özellikle arkanda yürüyenler seni şaşırtmasın zira bazı
insanları arkalarında yürüyen insanların ayakkabı ökçelerinin sesi şaşırtmıştır ve haddini aşıp kendini başka alemlerde görmüş, zorluklara girmiştir.
Başka bir açıdan kişinin bedeni organları ne ile meşgül olursa olsun kalbi Allah’a ait olmalı kalp daima yüce Allah’ı zikretmeli ve onun murakabesinde olmalıdır.
Bazı tasavvuf taifelerinin kullandıkları terimlerden birisi:
خلوت در انجمن
Halvet der encümen şeklindedir,yani kalabalıklar içinde halvet ve yalnız olma hali.
“Öyleleri vardır ki onları ticaret ve alışveriş Allah’ın zikrinden alıkoymaz”
Nur Suresi: 37 Ayet.
Zannediyor ki kendine değer veriyorlar o da kendi kendine değer biçiyor kalabalıklara aldanıyor ve Yüce Allah’la olan irtibatı ya zayıflıyor ya kopuyor.
Bir yandan kişi tavus kuşu gibi olması gerekir tavus kuşu rengarenk tüylerine aldanıp kendini beyenince, hayır diyor ben kendimi beğenmem yersiz, evet tüylerim rengarenk fakat ayaklarım simsiyahtır.
Diğer bir açıdan kişi hangi durumda olursa olsun bedeni ve organlarıyla neyle meşgul olursa olsun kalbi Yüce allah’la beraber olmalı onu zikretmeli ondan ürpermeli onu sevmeli bekleyeceğini ondan beklemeli ve bu şuur’u canlı tutmalıdır.
Hac ve Umre gibi ibadetleri ifa ederken, gerek yolda gerek o Mukaddes topraklarda ve kalabalıklarda ve gerek döndükten sonra bu şuur ve derinlik korunmalı ve el kâr’da olunca gönülde yâr’da olmalıdır.
Yüce Allah bizlerin ve bütün mümin kardeşlerimizin kalplerini ve kalıplarını kendi hizmetinde zikrinde taat ve ibadetinde kılsın.Amin
Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü
31 Ağustos 2024 C.tesi
Monthly Archives: Ağustos 2024
MESCİD-İ HARAM
Şükürler mevlaya erdirdi bizi,
Uzaklardan alıp getirdi bizi,
Zemzem içip aldık niyetimizi.
Zemzemden içelim hem kana kana.
Evimiz bıraktık evine geldik,
Evin etrafını tavaf eyledik,
Hacer-ül esved’e elimiz sürdük,
Biat taşa değil sanadır Sana.
Binler tavaf eder binler namazda,
Binler seyran eder binler niyazda,
Ezelden ebede kışta ve yazda,
Yüzbinler katılır kutlu kervana.
Kimisi rükûda kimi secdede,
Kimisi Safa’da kimi Merve’de,
Kiminin elleri tutmuş perdede
Yalvarır yakarır tek yaradana.
Kimi üzgün kimi gözyaşı döker,
Kimi utancından boynunu büker,
Kimi bu dünyaya sevaplar eker,
Hasat günü uğratılmaz ziyana.
Kabe kalbe benzer yollar da damar,
İnsanlar kan gibi akar da akar,
Pak olup dönerler mutlu bahtiyar,
Kabe’nin bir anı değer cihana.
Doyamadım kabe’m senin seyrine,
Vurgunum perdenin siyah rengine,
Rabbim nasip etse geleyim yine,
Kaçsam günahlardan tutam halkana.
Bir telaş var herkes koşturup durur,
Buna rağmen herkes tadar bir huzur,
Ka’beyi görende olur bir şuur
Ne mutlu şuuru canlı tutana.
Allah’ım tek mümin mahrum olmasın
Kabe’ye Ravzaya uzak kalmasın
Gelsin haremeynde zorluk bulmasın,
Sonunda kavuşsun sekiz Cinan’a.
Ey alemleri yaratan, rahmetiyle kuşatan nimetlerle ve acayiplerle donatan Yüce Allah! Bizlere ve bütün mümin kardeşlerimize Mekke’nin Medine’nin mescid-i Haramın ve mescid-i Nebevi’nin
Ka’be’nin Ravza’nın, sevgisini ihsan eyle.
Mescid-i aksa’yı en kısa zamanda iki kardeşi olan mescid-i Harama ve mescid-i Nebeviye ilhak eyle.Amin.
Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü
30 Ağustos 2024 Cuma
KÂBE ve KALB
وما سمى الانسان الا لنسىيه
ولا القلب الا انه يتقلب
Ve mê sümmiyel insênü
İllê linesyihi velel kalbu
İllê ennehû yetekallebu.
İnsan nisyan/unutkanlık
İle malul olduğu için ona insan ismi verilmiştir,kalb de dönüp dolaştığı ve bir kararda kalmayıp tekallub ettiği için, kalb diye isimlendirilmiştir.
Kalb, bedenin solunda
olunca, tavafta da Ka’be’nin solda oluşu belki de bu kararsız kalbin karar ve huzur bulmasına katkı sağlaması içindir.
Yakında ve uzakta olanların kendisine namazda yöneldiklrrinde bedenlerini birleştiren kabe-i muazzama/kible yakınında olunca kalpleri de birleştirme ve arındırma vazifesi görür.
Nasıl ki kalp kanı temizleyip damarlar vasıtasıyla diğer organlara iletiyor ve organlar da bundan hazzını payını ve tadını alıyorsa huzur buluyorsa, aynen Kâbe-i Muazzama da kalp misali kendisini tavaf eden ziyaret eden kan misali insanları temizliyor ve damarlara benzeyen yollarla memleketlerine arınmış tertemiz gönderiyor, geldiklerinden daha güzel dönüyorlar ki bu mesela mebrûr bir Haccın ve mebrûre bir Umrenin şartıdır.
Veyahut da Ka’be-i Muazzama Ay gibi, tavaf edenler de yıldızlar gibidirler.
Nasıl yıldızlar Ay’dan istifade ediyorsa,tavaf eden,Ka’beyi seyreden kişinin yüzü gözü kalbi ruhu parlar.
Mü’min elde ettiği ve edeceği kazanımları korur ve üstüne koyarsa kârlı bir mümin olur.
Bu kazanımları ölünceye kadar devam ettirmesi kendi gayreti ve lütfi ilahiye bağlıdır.
اللهم حسن العمل وبلغ الاجل
Allahümme hassin il amele ve belliğ il ecele.
Allah’ım bizlerin ve bütün mümin kardeşlerimizin amelimizi düzgün eyle ve bunu ruh boğaz’a gelinceye kadar devam ettirmeyi nasîb eyle.
Amîn
Ahmet ÖZKAN Emekli Müftü
29 Ağustos 2024 Perşembe
UMRE ZİYARETİ
Umre hakkında Yüce Allah kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:
واتموا الحج والعمرة لله
Haccı ve umreyi Allah için eksiksiz yerine getirin.
Bakara Suresi:196.Ayet
Lügattaki manası ziyaret olan umrenin ıstılahta manası,ibadet maksadıyla Kâbeyi ziyaret etmektir.
Umre Yüce Allah ile kul arasında bozuk olan irtibatı tamir etmek ve heder edilen zamanı telafi etmek manasına da gelmektedir.
Rasulullah Efendimiz de Umre ile ilgili bir hadisi şerifte şöyle buyurmaktadır:
العمرة الى العمرة كفارة لما بينهما.
Umreden umreye aralarında vukû bulan günahlara kefarettir.
Buhari hadis no:1773
Peş peşe yapılan iki Umre’nin arasında vukû bulan(küçük) günahlar silinir ve kıyamet günü kul bu günahlardan sorumlu olmaz.
Başka bir hadisi şerifte:
وفدوا الله ثلاثه الغازي والحاج والمعتمر
Allah’ın konukları üçtür;
Gâzi, Hacı ve Umreci
Nesaî Hadis no: 2625
عمرة في رمضان تقضي حجة او حجة معي
“Ramazan’da yapılan bir Umre bir Hac ayarındadır başka bir rivayette benimle yapılan bir Hac ayarındadır”
Buhari hadis no:1863
Müslim Hadis no:1256.
Yüce Allah’ın rahmeti kuşatıcıdır gazve yapmak ve Allah yolunda cihada gitmeye gücü yetmeyenlere Yüce Allah fazlı ve kerem’i ile bu sevabı elde edecek ibadetler lütfetmiştir bunlardan birisi de Hac ve umredir bu hususta bir hadis-i Şerif şöyledir:
“Yaşlının küçüğün zayıfın ve kadının cihadı Hac ve umredir”
Nesaî Hadis no:2626
Bundan sonra artık kalbini açıp uyansın kendisine fayda veren şeyi dinlesin zarar veren şeyi terk etsin.
Fıkhi mezheplere göre hükmü farz vacip veya müekkede sünnet olan umre, yine fıkhi mezheplerden Şafii ve Hanbeli mezhebine göre bir yılda birkaç kez tekrarı müstehaptır.
Hanefi mezhebine göre yılda beş gün hariç (arefe günü kurban bayramı ve teşrik günleri) umre’nin tekrarı müstehaptır
Maliki mezhebine göre ise bir yılda tekrarı mekruh görülmüştür.
Bugüne kadar bizlerin ve bütün mümin kardeşlerimizin yaptığı ve bundan sonra yapacağı umreleri Yüce Allah fazlı ve keremi ile kabul buyursun.
Amin.
Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü
28 Ağustos 2024 Çarşamba
MEDİNE’DE SABAH
Medine’de sabah başka,
Onu yaşayanlar bilir,
Unu tadan gelir aşka,
Aşk ile insan dirilir.
Medine’nin her zamanı,
Fırsatları ve imkanı,
Hele okunan ezanı,
Büyük bir zevkle dinlenir.
Son Nebi’nin hatırına,
Yanında iki dostuna,
Sonsuz selam ruhlarına,
Selam kesin iletilir.
Renkler diller ayrı ama,
Gönüller burda yan yana,
Herkes burda yakın cana,
Sevgiyle günah dökülür.
Okunur ezan beş vakit,
Allah’la tutulur akit,
Mümin der ki vakit nakit,
İbret buradan alınır.
Pervane gibi insanlar,
Sel gibi Taybe’ye Akar,
Hürmetle kubbeye bakar,
Epey ayakta dikilir.
Doyulmuyor Medine’ye,
Zaman dardır çare neye,
İkinci sefer Mekke’ye,
Dünya başkenti bilinir.
Medine’den ayrılık zor,
Gönülleri yakan bir kor,
Ateşini bilene sor,,
Bilmem nasıl söndürülür.
İman kaynağı Medine,
Canan durağı Medine,
Aşkın yumağı Medine,
Aşkın Naatlarla söylenir,
Allah’ım! Medine’nin her vaktini mübarek eyle bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi ölünceye kadar medine’den ayırma Raslullah’ın ve Medine’nin beketine nail olanlardan eyle Amin
Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü
27 Ağustos 2024 Salı
YOLCULUK
Yine sefer yine Nurlu Medine,
Sonra Umre,bu Allah’ın nimeti,
Dünyanın başkenti Mekke şehrine,
Gelenler hisseder inen rahmeti.
Hasret kaldık haremine Allah’ım,
Sonsuz şükür keremine Allah’ım
Bir şeyler ver boş elime Allah’ım
Hissedeyim o doyumsuz lezzeti.
Peygamberin lisanıyla duyurdun,
Rahmetim gazabım yendi buyurdun,
Sel misali rahmetini indirdin,
Daldır rahmetine lütfet izzeti.
Rahmetin her şeyi sardı kuşattı
Kulların çok kere tadını tattı
Umuduna Umut ekledi kattı
Bizlere nasip et ali himmeti.
Affedilmez günahımız kalmasın,
Umudumuz hayalimiz solmasın,
Gelişimiz en son geliş olmasın
Gelip gitsin peygamberin ümmeti.
Kabeyle Ravzayla olsun irtibat
Zinde kalır böyle İslami hayat
Kapındayız eyle bizleri Alazad
Zordur bu dünyanın her esareti.
Erhamurrâhimîn olan Allah’ım
Ey rabbilâlemîn olan Allah’ım
Senin elindedir benim felahım
Müminlerden uzak eyle zilleti.
Allah’ım takvayı sen azık eyle
Her türlü zorluğu sen uzak eyle
Kabe’ye ravza’ya gidelim böyle
Bizlerden ref’eyle her meşakkati.
Esmaı Hüsna’nın İsmi A’zam’ın
İnan kitapların Yüce Kur’an’ın
En sevdiğin Nebi Rasul zîşânın
Hatırına lütfet bize cenneti.
Allah’ım dünyada Haccı Umreyi Kabe’yi Ravzayı Mukaddes yerleri bizlere nasip ettiğin gibi ahirette cennetini ve mübarek cemalini temaşayı nasip eyle. Amin.
Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü
26 Ağustos 2024 P.tesi
EDEN BULUR
لا يخافن العبد الا ذنبه
ولا يرجو العبد الا ربه
La yahâfennel abdu illê zenbehu،ve lê yercul abdu ille rabbehû.
Her kul, başka şeyden değil, kendi yaptığı günahtan korksun, başka kimseden değil, umduğunu da Yüce Allah’tan umsun.
Kişi kendi yaptığından sorumludur zira yüce Allah’ın fermanlarından bunu anlıyoruz, şöyle buyuruyor :
1)-” Kim doğru ve yararlı bir iş yaparsa kendi iyiliği için yapmış olur,kim de kötülük işlerse kendi aleyhine işlemiş olur.
” Fussilet Suresi:46. Ayet.
2)-“Doğrusu size rabbiniz tarafından basiretler (idrak kabiliyetleri) verilmiştir artık kim hakkı görürse faydası kendinedir kim de kör olursa zararı kendinedir (De ki:)” ben üzerinize bekçi değilim.
” En’âm Suresi:104. Ayet.
3)-“Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur, nankörlük edene gelince o bilsin ki rabbimin hiçbir şeye ihtiyacı yoktur Kerem sahibidir
“Neml Suresi:40. Ayet.
4)-“kim arınırsa sadece kendi yararına arınmış olur,her şeyin sonu Allah’a varır.
“Fâtır Suresi:18. Ayet.
5)- “Her kim mücahede eder iyilik için elinden gelen çabayı gösterirse kendi iyiliği için çabalamış olur
“Ankebût Suresi: 6. Ayet.
6)-Artık kim hidayete erer doğru yolu tutarsa kendi lehine bu yolu seçmiş olur, kim de saparsa kendi aleyhine sapmış olur.
” Yûnus Suresi: 108.Ayet.
7)- ” Cimrilik yapan ancak kendine karşı cimrilik yapmış olur”
Muhammed Suresi: 38. Ayet.
8)- “kim Allah’a verdiği sözü bozarsa ancak kendi aleyhine bozmuş olur.Fetih Suresi:10.Ayet
9)- “kim bir günah işlerse onu ancak kendi aleyhine işlemiş olur
” Nisâ Suresi:111. Ayet.
Hakikati gören veya kör olup görmeyen, salih amel işleyen veya kötülük yapan, şükreden veya nankörlük eden, nefsini tezkiye eden veya günahlarla örtüp helâk eden, dinde gayret eden veya etmeyen, hidayet bulan veya dalalete düşen,cimrilik yapan veya yapmayan, yüce Allah’a verdiği sözü bozan veya bozmayıp sözünde duran, günah işleyen veya taat ve ibadet yapan, kısacası Kim neyi kazanırsa veya kaybederse kendisi sorumludur,zira:
10)- ” Her nefis yaptıklarına karşı tutulan bir rehindir
” Müddessir Suresi: 38. Ayet.
Yüce Allah’ın bu fermanları, ikazları ve ayetleri karşısında ahiret yolcusu bir kişinin rehavete kapılması ve nasıl olsa filan falan ahirette bizim avukatlığımızı yapar,o bizi kurtarır demesinin bir izahı ve anlamı var mı, biz Yüce Allah’ın, başta Rasulullah efendimiz olmak üzere kendilerine şefaat yetkisi vereceği kimselerin şefaatlarına inanıyor ve umuyoruz fakat, şunu da bilmek lazım ölüm ve ötesi ahiret ve safhaları, hesap hak ve hukuk sorgusu ve bunu takib eden meselelere de çok büyük önem vermek gerekiyor.
Özet : Mesele belki korktuğumuzdan kolay,ve belki tahmin ettiğimizden ve umduğumuzdan zordur, herşey ve herkes yüce Allah’ın tasarrufundadır.
Ey alemlerin rabbi olan Yüce Allah! Ölüm ve ötesini, mahşer ve devamındaki bütün zorlukları bize ve tüm müminlere kolay kıl,
Kul olduğunun idrak ve şuurunda olduğunu hiç unutmayan, dâr- ı bekâ’ya hazırlık yapan kullarından eyle. Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü
25 Ağustos 2024 Pazar
DÜŞEN UÇAKTA ATEİST OLMAZ(MIŞ)
كلى اليك مع الأنفاس محتاج
لو كان فى مفرقى الاكليل والتاج
Küllî ileyke meal enfêsi muhtêcün,lev kêne fi mefrakil iklîylü vettêcu.
Allahım! Başımda dünyanın en pahalı, baha biçilmez, altın ve kıymetli şeylerle süslü olsa da tacım, tepeden tırnağa,tümüm, aldığım nefesler dahil herşeyimle (her zaman her yerde) sana muhtacım.
İnsanoğlu dara düşünce, onu bu darlıktan kurtaracak yüce Allah’a dayanmak ister,hatta gözlerini dua’nın kıblesi olan gökyüzüne diker.
Ot ve yem bulamayan, aç ve susuz kalan, vahşi olan ve olmayan hayvanlar bile başlarını gökyüzüne ve âdeta yalvarır bir şekilde
kaldırdıkları çok görülmüş ve müşahede edilmiştir.
Küçük çocuklar da, bir bela ve musibet esnasına şehadet
parmaklarını göğe doğru kaldırdıkları vaki’dir.
Bu, insanın ve diğer bazı canlıların fıtratında vardır.
İnsanların çoğu sağlık ve âfiyet içinde yüzerken bu hakikatten gafildirler de,dara
düştüklerinde bu çareye sığınıyorlar.
Yüce Allah bu hususta şöyle ferman buyuruyor
“Denizde bir tehlike ile yüzyüze geldiğinizde O’ndan başka bütün yardıma çağırdıklarınız kaybolup gider”
İsrâ Suresi:67.Ayet.
Dara düşen gayri müslim olsa bile o anda taptığı putlar aklına bile gelmez,gelse de onların ismini anmaz,ansa da fayda vermez.
Burada, en tehlikeli yer olan deniz,dev dalgaları ve korkunç heybetli şeyleriyle zikredilmiş ise de,insan az önce geçtiği gibi her an, her yerde her zaman karada denizde havada yüce Allah’a muhtaçtır.
Gayrimüslimler bile dara düştüklerinde böyle yapıyorlar,düşen uçakta ateist bulunmaz diye de meşhur olmuştur.Hayvanların da çocukların da dara düştüklerinde, hayvanların gökyüzüne doğru başlarını kaldırıp gözlerini diktikleri, çocukların parmaklarını göğe doğru kaldırdıkları da tecrübe ve müşahede ile biliniyor.
Peki,en azından akîl- bâlîğ olan bir müslüman,inkarcı birisinden -bağışlayın- bir hayvandan ve küçük bir çocuktann biraz farkı olması gerekmez miydi?
Sadece dara düştüğünde mi Allah diyecek ve sadece o zaman mı yüce Allah’a yalvaracak?
Müslüman her konuda O’na salât ve selâm olsun Rasulullah efendimizi ve örnek şahsiyetler olan peygamberleri örnek almalıdır. Örneğin Hz yunus’u taklid etmelidir.
“Eğer o(Hz.Yunus) balığın karnına girmeden önce tesbih edenlerden ( yüce Allah’ı zikredenlerden veya namaz kılanlardan) olmasaydı, kıyamete kadar balığın karnında kalacaktı.”
Sâffât Süresi: 143,144 Ayetler.
Firavun ise,tam denizde boğulacak zaman ölüm emareleri kendine açıkça ayan beyan olunca;
“Şöyle dedi:”Elhak inandım ki israiloğulları’nın iman ettiğinin dışında ilah yokmuş”Ben de kendimi ona teslim edenlerdenim.
Şimdi, öyle mi? Halbuki daha önce hep baş kaldırmış ve bozguncular arasında yer almıştın.
Yûnus Suresi: 90,91 Ayetler.
Hz.Yunus kurtuldu firavun ise boğulup gitti.
Mümin ,müslüman kimse Allah demeyi Allah’a yalvarmayı O’na yakarmayı, O’na iltica etmeyi,O’na dua etmeyi O’nunla sulh olmayı son ve tehlikeli bir ana, tam ölecek zamana tam dara düştüğü aşamaya bırakmaması kendi menfaatınadır.
İki çarpıcı örnek
1-) Birisi çok pahalı olan yatında denizde keyif sürerken bir arı dilini sokuyor, ulaşılması gereken yere ulaşmadan dili şişiyor, nefes alamıyor ve milyon dolarlı yatında ölüyor.
2-) ikincisinin helikopteri var uçağı var doktorlar emrinde, yok yokların içinde yaşıyor ama ulaşması gereken yere ulaşamadan ölüyor.
Her zaman her yerde her münasebette Allah demesi gereken, O’na dönmesi gereken ve herşeyini yüce Allah’a borçlu olan mümin günlerce, haftalarca bir kez bile Allah demiyorsa İnşallah demiyorsa, şifa Allah’tan demiyorsa bu olup biten Allah’ın kaza ve kaderidir,inşallah atlatırız diyemiyorsa buna ve bunun gibi olanlara ne diyelim?
Dünyaya çıplak geldigi halde,sonra yüce Allah’ın imtihan için ona verdiği servetinin hesabını bilmiyecek kadar her tarafı servet,her tarafı şatafat,her tarafı imkan oldugu ve ölürken beraberinde kefenden başka hiçbir şey götüremeyecek gerçeğini bildiği halde kibir gurur ucb yapıyor ve baş kaldırıyorsa, adeta Allah demeye tenezzül etmiyorsa buna ne demeli?
Böylelerinin, Azrail a.s ve yardımcı melekler etrafını kuşatınca ve can boğaza gelince Allah demesi onun ne kadar işine yarar? Bunun o anda bir işe yarayıp yaramayacağı bilgisini, her şeyi bilen, her şeye hakim ve kadir olan yüce Allah’a havale ediyoruz.
Allahım! Mağrur olmaktan aldanmaktan aldatmaktan sana sığınıyoruz bizleri ve bütün müminleri uyanık yaşayan uyanık ve imanla ruhunu teslim eden akyüz ile huzuruna gelen bahtiyar kullarından eyle.
ÂMÎN
Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü
24 Ağustos 2024 C.tesi
İYİLİKLERİYLE YAŞAYANLAR
قد مات قوم وما ماتت فضاءلهم
وعاش قوم وهم فى الناس اموات
Ked mête kavmün ve mê mêtet fedâiluhum, ve âşe kavmün ve hüm finnesi emvêtün.
Nice insanlar vardır ki, vefat edip berzah âlemine göçüp gitmişlerdir ama, yaptıkları hizmetler, hayır ve iyilikler itibariyle sanki aramızda yaşıyorlarmış gibi yaptıkları iyi şeyler ölmemiştir, iyilikleri yaşıyor ve isimleri dillerden,sevgileri kalplerden,hayalleri gözlerden kaybolmuyor.
Nice insanlar da ( geçmişte ve zamanımızda) vardır ki, dünyada yaşamış ve yaşıyorlar ama, ne kendileri ne de başkaları için bir iyilik ve hayırlı amel yapmadılar, bunun için bunlar yaşarken de
ölü gibidirler, gerçekten ölünce de pek anılmaz ve hatırlanmazlar.
Öldükten sonra hayırla
yadedilmek ve iyilikle anılmak, insanoğlu için ikinci,bazen de üçüncü bir hayat olur, haliyle amel defteri açık kalır ve yüce Allah’ın dilediği kadar o deftere sevaplar devamlı yazılır.
Bu konuda asrın şairlerinden biri şöyle diyor:
دقات قلب المرء قاءلة له
ان الحياة دقائق وثوان
فارفع لنفسك بعد موتك ذكرها
فالذكر للإنسان حياة ثان
Dekkêtü kalb il mar’i kâiletün lehû innelheyête dekêikun ve sevenin,
ferfa’ linefsike ba’de mevtike zikrahe fizzikru lilinsêni heyetün sênin.
Ey hâlâ çalışan ve atan kalb sahibi insan! Bilesin ki kalb atışları insana diyor ki: Kişinin hayatı ve ömrü dakikalardan ve saniyelerde ibarettir,( durum böyle olduğuna göre)sen ey insanoğlu! Öldükten sonra hayırla yâd edilmeğe ve anılmaya bak,zira öldükten sonra
hayırla yadedilmek ve anılmak ikinci bir
ömürdür.
İşte bu, bir anlamda ömrün uzaması demektir.
Yüce Allah bizlerin ve bütün mümin kardeşlerimizin yaşantımızı ve ömrümüzü, yaptığımız ve yapacağımız amelleri bu anlamda verimli ve bereketli eylesin,amel
defterlerimiz hayırlara ve iyiliklere açık kalsın hiç kapanmasın,Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü
23 Ağustos 2024 Cuma
MURAKABE’NİN ALAMETLERİ.
اذا ما خلوت الدهر يوما فلا تقل
خلوت ولكن قل علي رقيب
İzê mê helevteddehre yevmen felê tekul helevtü velêkin kul aleyye rakîybün.
Günün birinde tek başına ve yalnız kaldığında deme ki ben yalnızım, bilakis deki biri beni gözetliyor.
Tasavvuf ehlinin ileri gelenlerinden Zünnun- u Mısrî bu hususta şöyle der: şu hususlar murakabenin alametlerindendir Yüce Allah’ın indirdiğini her şeyden üstün tutmak Yüce Allah’ın tazim ettiğini tazim etmek Yüce Allah’ın küçük saydığı şeyleri küçük görmek.
Murakabe sahibi kişi Yüce Allah’ın Hafîyz Rakîyb Alîym Semî’ Basîyr mübarek isimleriyle karşı karşıya kalmış demektir.
Zira kişi konuşunca Yüce Allah duyar çünkü Semi’dir hareket edince Yüce Allah görür çünkü Basirdir bir şeyi gizleyince yüce Allah bilir çünkü Alîymdir, kişi evinden çıkınca Yüce Allah onu gözetler zira Yüce Allah Rakîbtir, gözetleyicidir kişi bir amel işlerse Yüce Allah onu yazar ve yazdırır zira Hafîyzdır.
Ey alemlerin rabbi olan Yüce Allah! Bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi, hayatını murakabe şuuru içinde yaşayan,, ömrünü İhsan ile iç içe geçiren kullarından eyle.Amin.
Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü
22 Ağustos 2024 Perşembe