أى أهل مناجات كه در محرابيد
منزل دور است يك زمان بشتابيد
وى أهل خرابات كه در غرقابيد
صد قافلة بگذشت وشما در خوابيد
Ey ehli munâcât ki der mihrabîyd,menzil dûrest yek zemân biştabîyd,ve(e)y ehli harâbât ki der ğarkâbîd
sad kafile beguzeşt ve şumâ der hûbîyd.
Ey mihraba yönelmiş ibadete soyunmuş, yüce Allah’a dua eden yalvaran, O’na dönen
münacât ehli!Sizin varacağınız ve hedeflediyiniz yer çok uzak,birazcık olsun acele edin.
Ve ey gaflete dalmış, batmış,vaktini ve servetini boş yere
tüketen harabât ehli!
Sizden önce bu dünyadan yüzlerce kafile göçtü gitti,
ve siz hâlâ uykuda
bulunuyorsunuz.
Burada her iki kesime uyarı ve nasihat var, vaktini, beş’e ayıranlara da nasihat var, vaktini boş’a harcayanlara da nasihat var, zamanını, namaza, kur’an-ı Kerim tilavetine,ibadete ve
zikre tâat’e, iyiliğe ayırıp değerlendirenler
de elini çabuk tutmalı, zira yol uzun engeller
her an çıkabilir.
Hastalık, ihtiyarlık,ölüm arız olur.
zamanını ve kazancını boşa harcayan, hala derin bir uykuda ve gaflette olanlar da uyanmalı kendilerinden daha önce bu ebedî ölüm seferine çıkmış ana babaları,akrabaları ve diğerlerine bakıp giden dost ve ahbâb kervanından ders çıkarmalıdırlar.
Yüce Allah bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi engeller arız olmadan,ölümle uyanmadan bizleri daha önce uyandırsın. Vaktini boşa değil, beş’e, beş vakit farz
namaza, cumaya, cemaate,hayra, iyiliğe, ümmetin derdiyle dertlenmeye, Allahın kullarının ihtiyaçlarını
görmeye ve gidermeye
ayıranlardan eylesin Âmin.
Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü
30 Kasım 2024 C.tesi
Monthly Archives: Kasım 2024
TESLİMİYET
اسلم تسلم
Eslim teslem.
Teslim ol kurtulursun.
Hayatta vukû bulan acılar, zorluklar üzüntüler, geçmişi kabullenmmemekten kaynaklanıyor.
Vuku bulan korkular tedirginlikler ürpertiler geleceği kabullenmemekten kaynaklanıyor.
Yok olmaktan korkmak usanmak ve ruhî bunalım içinde yaşamak mevcudu kabullenmemekten kaynaklanıyor.
Bütün bunların çaresi ve ilacı, kabul etmek ve( Yüce Allaha, kaza ve kadere) teslim olmaktır,ama yerine göre de sebeblere sarılmak ve işlemektir.
Yüce Allah bu hususta bir iki Âyet -i Kerimede şöyle buyurmaktadır :
” Bilakis kim iyi niyet ve davranış sahibi olarak kendini Allah’a teslim ederse Rabbinin katında onun mükafatı vardır. Õylelerine korku yoktur onlar üzülmeyecekler de” Bakara Suresi 112 Âyet
“Her kim kendini iyiliğe adayarak özünü Allah’a teslim ederse sağlam kulpa yapışmıştır demektir, işlerin sonu Allah’a varır.
” Lokman Suresi 22. Âyet.
Mesela İnsanoğlu yüzüne bir kapı kapandığı zaman üzülür,halbuki bütün kapılar ve bu kapıların anahtarları kapıların ardındaki hazineler yerde ve gökte Yüce Allah’ın tasarrufu iledir.
Bunu böyle bilen ve inanan bir mümin ya hiç üzülmez veya kısa vadeli üzülürse de bu gerçeklerle kendini teselli eder.
ولاتحزن اذا ما سند بابا
فان الله يفتح الف باب
Bir kapı kapandığı zaman üzülme Yüce Allah her şeye kadir olarak bin kapı açar ve istediği zaman açabilir.
Ayrıca geçmişi geleceği ve şimdiki hali kabullenmemek bir mümin için çok ciddi sıkıntılara ve hayatın cendereye dönüşmesine sebep olur, buna meydan vermemek için yüce Allah’a, kaza ve kaderine boyun eğmek kalben teslim olmak ve yine gerektiği zaman sebeplere sarılmaktan başka çare yoktur.
Sahih-i Müslimin
şartlarına uygun sahih bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmaktadır : “Yüce Allah kuluna verdiği şeylerle onu imtihana çeker, kim Yüce Allah’ın kendisine verdiği ve taksim ettiği şeye razı olursa, Allah o şeye bereket verir ve o kulun üzerindeki nimetini arttırır, kim de Yüce Allah’ın kendisine taksim ve takdir ettiğine razı olmazsa bu onun için bereketli olmaz.
“Es silsilet us sahîha : 1658.
Allah’ım sana, Meleklerine kitaplarına peygamberlerine kaza ve kadere ahirete Rasulullah efendimizin getirdiği bütün mesajlara kesin ve samimi iman eden kulların cümlesine bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi de ilhak eyle.Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü
29 Kasım 2024 Cuma
RIZIK
وما من دابة فى الارض إلا على الله رزقها
Yeryüzünde kımıldayan hiç bir canlı yoktur ki rızkı Allah’ın üzerinde olmasın!
Hûd Suresi: 6. Ayet.
Bu rızık yüce Allah’ın üzerinde farz vacib veya mecburi olmayıp, yüce Allah’ın fazl ü keremi iledir
ما للعباد عليه حق واجب
كلا ولا سعى لديه ضاءع.
Mê lilibêdi aleyhi hakkun vêcibün,kellê ve lê sa’yün ledeyhi dâi’ün
Hiç bir kul’un, yüce Allah’dan asla alacağı bir şey olamaz.Kullara ait hiç bir şey O’na vacib değildir.
Hiç bir gayret ve çaba da yüce Allah’ın yanında boşa gitmez.
Rızık helal olsun haram olsun Yüce Allah’ın canlılara yemeleri,(içip kullanmaları) için
sevkettiği şeylerdir.
Rızık,mazmun(kesin ve garanti)maksûm
(bölünmüş)Memlûk ( mülk edinilmiş)ve mev’ûd(vâdedilmiş) olmak üzere dört çeşittir.
Mazmûn, bünyeyi ayakta tutan, sebeblere bağlı olmayan vucudun gıdası olan rızıktır.
Yüce Allah’ın garanti kıldığı rızık budur.
Şer’i şerife ve akla göre mazmun rızık hususunda kişinin yüce Allah’a tevekkül etmesi vacib’tir.
Zira Yüce Allah kendisine bu beden ile hizmet, ibadet ve taat etmemizi emrettti, dolayısıyla, emredileni yapabilmek için bu bünyenin yaşaması için bu rızkı garanti altına aldı.
Maksûm rızık, Yüce Allah’ın Taksim ettiği, Levh-i Mahfuza yazdığı kişinin yiyeceği içeceği belli bir vakte kadar kullanacağı rızıktır ki, ne artar ne eksilir ne öne alınır ne gecikir.
“Bu rızkı bir muttakinin takvası arttırmaz, bir facirin fücuru da onu eksiltmez.
Aclûni keşf ul hafâ: 1/279
Memlûk rızık: kişinin dünya malı adına Yüce Allah’ın kendisine takdir ettiği kadar ve ölünceye kadar malik olduğu şeylerdir. Bu da Allah’ın rızkındandır zira yüce Allah şöyle buyurmaktadır “Size rızık olarak verdiğimizden infak edin”
Munâfikûn Suresi 10.Ayet
Muv’ûd rızık: Yüce Allah’ın kullarına
muttakî olmaları şartıyla helalinden zahmetsiz lütfettiği rızıktır. Bu konuda da Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
” kim Allah’tan ittika ederse yüce Allah ona bir çıkış yolu verir ve ummadığı yerden onu rızıklandırır”
Talak Suresi 2,3 Ayetler.
Allahım! bizlerin ve bütün mümin kardeşlerimizin rızkını bol,helal ve bereketli eyle, helalinden
kazanmayı,infak etmeyi, verdiğin helal
rızık ile yetinmeyi ve haramdan uzak durmayı nasîb eyle.Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü
28 Kasım 2024 Perşembe
APAÇIK YOL
كل بدعة ضلالة
Küllü bid’atin daleletün
Her bid’at dalalettir.
Müslim Hadis no:867
Kur’an Sünnet İcmâ kıyas,
Bunlar şer’i delillerdir,
Bu dört delil dinde esas
Bid’atlara engellerdir.
Her kim ne diyorsa desin,
Kulak verip de dinlesin
Şu kesin gerçeği bilsin
Kitab en büyük rehberdir.
Bu yüce kitap kur’an’dır,
Sünnet kitabı beyandır,
Vahiy ise bir umman’dır,
Muhatabı son Nebîdir.
Şer’î deliller dururken
Kitap ve peygamber nurken,
Bu kutlu kervan yürürken
Sapanlar nefse esirdir.
Emanettir şehr-i beden,
Yazıktır ihanet eden
Sünnet varken bid’at neden
Sünnet Kur’an’ı tefsirdir.
Bid’at ehli küllü zarar
Salih selefte hayır var
Bid’atı sevmek intihar
Akıllı Hakkı seçendir.
Şübhelerin fitnesinden
Bid’at ehli herkesimden
Huzur vermeyen sesinden
Uzak kalmak selamettir
Toparlamaz dağıtırlar
Hem batar hem batırırlar
Eyip büküp uzatırlar
Sözler ayrı maksat birdir
Bilmem nasıl buluşurlar
Her yanlışta anlaşırlar
Gece gündüz konuşurlar
Bal dedikleri zehirdir..
Ey alemlerin rabbi olan Yüce Allah!
Bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi kur’an’dan sünnetten Kur’an’ı ve sünneti takib eden salih seleften ve günümüze kadar uzanan bu altın silsileden dünyada da ahirette de ayırma.Amîn.
Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü
27 Kasım 2024 Çarşamba
GAYRET OLMAZSA OLMAZ.
هيهات لم يصل المطالب نائم
ولم يصل الكواكب راقد
Heyhête lem yasıl il metâlibe nêimün ve lem yasıl il kevêkibe râkidün.
Heyhat, horul horul yatan bir kimse, uyanıp harıl harıl çalışmadan arzû ve isteklerine kavuşamaz, derin derin uykulara dalan ve gafletler içinde olan insan da zirvelere, yıldızlara, gezegenlere ulaşamaz.
“Ey kavmim(ey ümmetim) elinizden geldiği kadar cenneti isteyin,taleb edin, ve elinizden geldiği kadar cehennemden kaçın, uzak durun, cenneti taleb eden ve isteyen ile cehenneme gitmek istemeyen ve uzak durmak isteyen (horul horul) uyumaz”
Taberânî Mu’cem el – evsat 4/74
Sadece cenneti değil, Firdevs cennetini de istememizi bizzat Rasulullah efendimiz emrediyor, çünkü Firdevs cenneti cennetlerin a’lâsı ve ortasıdır tavanı da yüce Allahın Arşıdır.
Ahiret yolcusu olan mü’min çıtayı yüksek tutmalı, himmeti âli olmalı ve ihmâlkâr olmamalıdır.
Hepimiz Kevser suresini okuyoruz, Kevser Yüce Allah’ın Rasulullah efendimize ikram ettiği cennette bir havuzdur, veya çok çok hayırdır. Kevser havuzundan bahsedilirken tefsirlerde orada içmek icin yıldızlar sayısınca kaseler bulunduğu rivayet edilir, Bu kaseler hangi hikmetle yıldızlara benzetilmiştir acaba? Bu konuda müfessirler şöyle bir anlamı var diyorlar : Yani mü’min cennete girmek Havz- ı kevser’e ulaşmak ve ondan su içmek için dünyada iken o kadar çalışmalı o kadar gayret etmelidir ki, dünyası ve dini için adeta yıldızlara gitmek gezegenleri fethetmek gerekiyorsa bunu da yapmalı zaten müminin bir görevi de imardır, kendini, dünyayı ve ulaşabildiği her yeri ma’mur ve bayındır hale yaşanır hale getirmektir.
Bunu mü’minler yapmazlarsa inanmayan kimseler yaparsa uzayı, yıldızları ve gezegenleri ele geçirip kirletirler ve başkalarına, hatta
hayvanlara faturayı kesip hayvanlara iftira bile ederler.
Şer güçler dünyayı uzaydan kontrol etmek ve dünyayı yaşanmaz hale getirmek için her zararlı çare’ye ve hileye başvuruyorlar.
Hayvanlar uzayı kirletiyor diyerek sentetik et’ten bahsediyorlar ve eti yenen hayvanları telef etme projesi yapıyorlar.
Mümin, dünyadan nasibini unutmadan âhiretine de hazırlık yapan kimsedir, yüce Allah’ın kendisine yaptığı iyiliği unutmaz ve kendisi de yüce Allah’ın kullarına iyilik yapar böylece dünyada da ahirette de yüce Allah’tan iyilik bekler.
ربنا اتنا في الدنيا حسنة وفي الاخره حسنة وقنا عذاب النار
“Ey rabb’imiz bize dünyada da ahirette de iyilik ver bizi cehennem azabından koru”
Bakara Suresi: 201 Ayet.
İslam’ın parolası olan bu mübarek ayeti ve duayı çokça yapar ve bunun altını doldurmaya çalışır.
Ey rabb’imiz! bizlere dünyada da ahirette de iyilik ver bizi (ve bütün mümin kardeşlerimizi) Cehennem azabından koru.Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü
26 Kasım 2024 Salı
HANGİSİ ÜSTÜN?
Sabreden fakir mi, şükreden zengin mı?
Her ikisinin faziletine delalet eden ayet-i kerimeler vardır,bir iki ayet-i kerimeye bakalım:
Yüce Allah hem bir Peygamber hem de mal ve mülk sahibi olan Hz. Süleyman için:
“Biz Davud’a Süleyman’ı armağan ettik.O ne iyi bir kuldu! Yönü hep Allah’a dönüktü.”
Sâd Suresi: 30. Ayet.
Bütün servetini ve aile fertlerini-İlahî imtihan sonucu- kaybeden Hz.Eyyub için de:
“Gerçekten biz onu sıkıntılara dayanıklı bulduk.O ne güzel bir
kuldu! Yönü hep Allah’a dönüktü.buyurmaktadır
Sâd Suresi: 44. Ayet.
O’na salât ve selâm olsun Rasulullah efendimiz zayıf olduğu bildirilen bir hadiste şöyle buyuruyor;
“Ey Allah’ım! Beni çok sabreden(bir kul) eyle,Allahım! Beni çok şükreden(bir kul) eyle, Allah’ım! kendi gözümde küçük, insanların gözünde büyük eyle.
Bezzâr Hâdis no: 4439.
Sıhhat derecesi buna yakın bir hadiste de;
“İman iki kısımdır, yarısı sabrın içinde, diğer yarısı şükrün içindedir.” buyuruluyor.
Beyhakî Hâdis no: 9715
Birisine,hangisi olmak istersin sabreden fakir mi, şükreden zengin mi? diye sorulmuş.
Cevab olarak şöyle demiş:
Yüce Allah fakirlik çeken ve sabreden Hz.Eyyub için de,mal mülk sahibi olan, cinlere ve kuşlara hükmeden ve şükreden Hz.Süleyman için de:
O ne güzel bir kuldu! Yönü hep Allah’a dönüktü buyurdu.
Madem ikisi de aynı şekilde medhedildi,ben de şükreden varlıklı bir insan olmak istiyorum.
Sabır ve şükür ne demek,fakirlik ve şükür ne demek bunların tarifleri geniş bir şekilde ele alınırsa elbette konu daha iyi anlaşılmış olur ama Yazıuzamasın diye bu kadarla iktifa edelim.
Şükür ve sabır mü’min’in iki kandıdır, bu iki kanadı takınca ulaşmak istediği mertebelere ulaşır.
Semerkantlı Şeyh Ubeydullah Ahrar’a sormuşlar: Kur’an okumak mı daha faziletli zikir yapmak mı? Buyurmuş ki: Kim mânen Allah’a daha yakın olabiliyorsa o daha faziletlidir.
Fakirlik sabır zenginlik ve şükür konusunda da aynı yolu izlemek mümkün, fakir de olsa zengin de olsa sağlıklı da olsa hastalık da çekse şükür de etse sabır da etse kimin yaptığı onu yüce Allah’a manen daha çok yaklaştırıyorsa, haramlardan günahlardan uzaklaştırıyorsa onunn ki daha faziletlidir denebilir.
Şüphesiz her şeyin iç yüzünü en iyi yüce Allah bilir.
Allah’ım bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi takdir buyurduğun imtihanda sabredip kazançlı olan, imtihan etmek için verdiğin nimetlere de hakkıyla şükreden ve kârlı çıkan kullarından eyle.Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü
25 Kasım 2024 P.tesi
TEMENNİLERİMİZ
ما كل ما يتمنى المرء يدركه
تجرى الرياح بما لا تشتهي السفن.
Mê küllü mê yetemennel
mar’u yüdrikuhu, tecrirriyêhu bimê lê teştehissüfünü.
İnsanoğlunun her arzu ve temennî ettiği şeyi elde etmesi mümkün değildir,zira ki rüzgarlar
gemilerin (yolcuların) arzu etmediği(ölçekte) ve istikamette eserler.
Sebeblere mâlik olan ve istediğini yapan ancak yüce Allah’tır,kul ise her istediği ve arzu ettiği şeyi yapamaz, durum böyle olunca bir kul, istediği olmadı diye daralmdan darılmadan
sebeblere sarılmalı ama sebebleri de zorlamamalıdır.
Kendisine düşen görevi
yaparsa,geri kalanını
yüce Allah’a havale eder O,neylerse güzel eyler.
Kılıncını efendisinin kapısına asan (ona güvenen) rahat eder.
Zaten işler temennî ile hallolmaz, tüm işler azim, sebat, sabır ve itkan ile, kuralına göre işi yaptıktan sebeblere sarıldıktan sonra Yüce Allah’a tevekkül ederek iyi niyetle olur.
Bu hususta şöyle bir kural vardır:
بقدر ما تتعنى تنال ما تتمنى
Bi kaderi mê teteannê,tenêlü me tetemennê
Zahmet çekip taşın altına elini koyduğun kadar( ve diğer yapılması gerekenlerin yaptığın kadar) arzularına kavuşursun.
Yüce Allah bizlere ve bütün mümin kardeşlerimize dünyada gayret çaba hayırlı ve güzel ameller,âhirette de huzur,itmi’nan,güven ve
saadet lütfeylesin.
Amin.
Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü
24 Kasım 2024 Pazar
ASIL MUSÎBET
فإن كنت لا تدرى فتلك مصيبة
وان كنت تدرى فالمصيبة اعظم
Fein künte lê tedri fe tilke musîybetün, ve in
künte tedri fel musîybetü a’zamu.
Genel olarak musibet ikiye ayrılır،dînî ve dünyevî,dînî olanı en tehlikeli olanıdır,bunun için şöyle demişlerdir:
اذا أبقت الدنيا على المرء دينه
فما فاته منها فليس بضاءر
İze ebket ıd dünyê alel mar’i diynehu fe mê fêtehu minhe feleyse bidâirin.
Eğer dünya ve dünya sevgisi,mal ve makam hırsı ve şehveti, insanın dinine zarar vermezse, dünya gelmiş veya gelmemiş,az olmuş
çok olmuş önemli değildir.
O’na salât ve selâm olsun Rasulullah efendimiz dindeki musîbetin tehlikesine işaret ederek dua ederken şöyle buyururdu:
ولا تجعل مصيبتنا فى ديننا
Ve lê tec’el musîybetene fî dîynine
Allah’ım musibetimizi dinde(dinimizde musîbet olarak) eyleme
Tirmizi Hadis no: 3502
Dünyevî musibet, hastalık yokluk, çeşitli imtihanlar ve bunun gibi malda bedende ve aile icinde vukû bulan sıkıntılar.
Dinî musîbet ise, inanç ve itikad zayıflığı haramlara ve günhlara dalma,helal haram ayırımı yapmama,
ibadet eksikliği, ibadette gevşeklik, insanlara zulüm v.b gibi.
Konumuza başlık olarak seçtiğimiz şiir ise şunu diyor:
(Ey belli bir yaşa gelmiş ve âhiret yolcusu olan mü’min kul,Yüce Allah’a
kul olan kişi nasıl olmalı ve ahirete nasıl hazırlanmalı konusunu)
hâlâ bilmiyorsan( ve onun için hazırlık yapmıyorsan),bu bir musîbettir,yok eğer biliyorsan(ve hâlâ hazırlık yapmıyorsam
o takdirde) musîbet daha büyüktür.
Yüce Allah ölümle uyanmadan önce uyanmayı nasîb eylesin
dînîmizi tehlikeye düşürecek dinî musîbetleri bizden ve bütün mümin kardeşlerimizden uzak eylesin.
Hikmeti ve takdiri gereği dünyevî musîbet verecekse sabretme gücü ve karşılığında ecri kesir,sabri cemîl ihsan eylesin.Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü
23 Kasım 2024 C.tesi
SORUMLULUK BİLİNCİ
إلى متى وانت باللذات مشغول
وانت عن كل ما قدمته مسؤول
İle metê ve ente bil lezzêti meşğûlün,ve ente an külli mê kaddemtehû mesûlün.
Daha ne zamana kadar böyle lezzetlerle meşgul olacaksın?
Halbuki bilmelisin ki sen Meleklerin yazdığı ve amel defterinde bulunan her şey’den hesab günü hesaba çekileceksin.
İnsan nimetlerden, yaptıklarından ve yapması gerekenleri yapmadıklarından sorulacaktır.
Haramlar nefsin meyvesidir, hoşuna gider, bunlar sadece
yenen ve içilen şeyler değildir,göze kulağa hitap eden,dilin meşgul olduğu ve insana hoş gibi gelen nice şeyler vardır ki insanı oyalıyor.
bu lezzetlerle
oyalanan, yakasını bunlara kaptıran ve yorgun düşen kalb huzur bulamaz, düzgün bir ibadete vakit ayıramaz zikre,geceye ve duaya dostlarla sohbete bile vakit bulamaz,vakit ayırsa bile ibadetin ve zikrin tadını alamaz, faydalı olmak şöyle dursun zarar veren şeylere ve yerlere saatlerini, günlerini verir de farkında olmaz.
Yüce Allah kime neyi soracağını en iyi bilendir.Helal olanı
haram kılma veya yasaklama yetkisi hiç bir insana verilmedi, verilmemiştir doğru ama, gülerek ve eylenerek haramları işleyenler, tövbe etmezlerse yarın azab’ın acı ve elem veren tadını tadarlar, yasakları yaparken eylenenler ahirette bunun da hesabını ağlayarak verirler, bunu da unutmamak gerekir.
Haram lezzetlerin azabı,mubah olan lezzetlerin de hesabı vardır.”
Nihayet o gün nimetlerden elbette sorguya çekileceksiniz” Tekâsür Suresi: 8.Ayet
Bu nimetler mesela sıhhat,afiyet,hürriyet yiyeceker, içecekler, boş vakit,bedenin eşsiz organları, göz kulak kalb ve bedenin görünür görünmez a’zaları, benzeri nimetler ve her şey.
Haram lezzete dair
herkesin bildiği bir örnek: Gıybet. Saatlerce bir mecliste birilerinin giybeti yapılıyor yapanlar da hizmet ediyoruz zannediyorlar, güle yıkıla vakit harcıyorlar belki birisi, lütfen giybeti bırakalım diye uyarınca da,gıybet etmiyoruz diye ikinci bir günaha giriyorlar v.b gibi.
Ölmüş kardeş eti yeme, zamanı boşa harcama ve kardeşin olsa bile kusurunu dile getirme demek olan gıybetten nefis lezzet alıyor rengarenk meyve yer gibi iştahla saldırıyor.
Zaman, bu gafletten belki uyanır diye insanoğlunun etrafında haykırarak dönüp dolaşıyor, Güneş,Ay, Yldızlar ve herşey,evet herşey.
Kimbilir belki olup biten ve çoğu zaman hikmeti çözülmeyen olaylar,
musibetler,sel, yangın,
deprem gibi şeyler gafletten uyanıp
kendimize gelmemiz
içindir.
“İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden Karada ve denizde düzen bozuldu; böylece Allah- dönüş yapsınlar diye işlediklerinin bir kısmını onlara tattırıyor”
Rum Suresi: 41.Ayet.
Medine-i münevverede bir deprem oluyor, bunun üzerine Rasulullah efendimiz şöyle buyuruyor:
“Allah sizin kendisinden memnun olmanızı (kendisine dönmenizi ve O’nu razı etmenizi istiyoru) Allah’tan memnun olun( Allah’ı razı edin ve O’na dönün)”
Askalâni,Telhis ül hıbr.2/632
Mü’min uyanır, yüce Allah’a döner hazırlık içinde olursa kendine iyilik etmiş olur,yok uyanmaz veya geç uyanırsa kendine haksızlık yapmış olur.
Kur’an’ı kerim ve Allah Rasülu en gür bir sadâ, ve en mübarek bir davetle insan ve cinlere sesleniyor ve onları uyanmaya, başkalarını da uyandırmaya uymaya ve uygulamaya davet ediyor.
Yüce Allah bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi, ölümle uyanmadan önce uyandırsın, lehimize olacak işleri ve amelleri yapmak için bu kutlu sadâ ve davete icabet edip mutlu olanlardan eylesin, ölmeden önce kendi arzu ve isteyi ile haramlardan ve her türlü günahtan el etek çekmekte mu’înimiz olsun.Âmîn
Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü
22 Kasım 2024 Cuma
GÖRÜŞ FARKI
نحن بما عندنا وانت بما
عندك راض والراي مختلف
Nehnu bime indene ve ente bime indeke râdin verra’yu muhtelifun.
Biz, bizdeki ( inanç, itikad ve yol yordam) ile razıyız,sen ise( ey yanlış inanç ve dolayısıyla yanlış yol ve yordamda olan kişi!) sendeki itikad söylem ve yaptığından razısın.
(Bu böyle olmakla beraber bilesin ki) görüşlerimiz ayrıdır.
Kişinin beslendiği kaynaklar, beraber oturduğu arkadaşlar okuduğu kitaplar, internetler, dolaştığı siteler, proğramlar ve buna benzer şeyler insanı, özellikle bilgisi sınırlı ve iradesi zayıf olanları etkiler.
İslam dininin ana kaynaklarına inemeyen onu beceremeyen ve ileri geri konuşanlar bizimki doğru derler halbuki :
وكل يدعي وصلا بليلى
وليلى لا تقر لهم بذاك
Ve küllün yeddeî vaslan bileylâ ve leylâ lê tukirru lehim bizêke.
Herkes ben Leyla’ya ulaştım kavuştum akşam onunla birlikteydim der ama, Leyla’ya sorsan hiçbiri doğru söylemiyor der.
Evet herkes beslendiği kaynaklara göre hareket eder zira;
وكل فتى على مقدار ما قد
سقاه بكفه الساق يغني
Ve küllü fetên alâ mikdari mê ked sekêhu bikeffihissâki yuğnî.
Her genç (kişi), sâki(su dağıtıcı) nın verdiği ve kabına döktüğü kadar su verebilir ve içirir.
Kuşlar hem cinsine konar diye bir söz vardır Şu söz bu sözü teyit ediyor,
هم چنين هر قوم چون پروانگان،
گرد شمعى پرزنان اندر جهان
Hem çunîyn her kavm çün pervângân,girdi şem’î perzenân ender cihan.
Böylece her toplum dünyada pervaneler gibi bir mumun etrafında kanat çırpıp dönüp durur.
Şucular veya bucular, şunlar veya bunlar kim olursa olsun sözleri söylemleri, davranışları ve iddiaları Kur’an-ı Kerim’in ve parlak sünnetin onayını almadan, ümmetin müctehidlerinin icma’ına ve fakihlerinin kıyasına uygun düşmeden doğruluğu havada kalır.
Allah’ım bizleri ve bütün müminleri, Kur’an’a sünnete salih selefe Kur’an ve sünnet yolunda hizmet eden kutlu kervana dahil eyle
Özü sözü bir sadık ve samimi kullarından eyle.Amin.
Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü
21 Kasım 2024 Perşembe.