NEFİS(LER)



إن النفس لامارة بالسوء
Nefis daima kötülüğü emreder.
Yusuf Suresi:53.Ayet

Emmare nefsin sesini
Açık seçik duyan bilir
Bu nefsin tezkiyesini
Yapan yeniden dirilir.

Kötülüğü çok emreder
Esir alır ve darb eder
Sonra gülerek seyreder
Bu nefis düşman bilinir.

Nefis tezkiye olmazsa
Güzel terbiye almazsa
Erenlerle oturmazsa
Sahibi ona yenilir.

Emmare,şehvete dalmış,
Hem acemi hem ham kalmış,
Ağyâr makamında durmuş,
Günahlara pek sevinir.

Levvame nefsin makamı,
Herhalde kınar insanı
Nur makamı bunun şanı
Kişi buradan yükselir.

Mülheme ilham alandır
Sırlar ona bir makamdır
Harama karşı koyandır
Helallerle ilgilenir.

Mutmainne şehvetleri,
Bırakır ve lezzetleri
Yakalar mükemmelleri
Raziyeden haber verir.

Raziye’de kavuşma var
Marziyye nefs pervaz açar
Hakka ve halka olur yâr
Hem feyz içer hem içirir.

İsimlerin telakkisi
Kamil nefsin terakkisi
Bunun sahibi gibisi
Sohbeti kalplere iksir.

Allah’ım nefsimize takvasını ver,onu tezkiye edip temizle nefsi temizleyenlerin en hayırlısı sensin,velisi ve mevlası sensin. Amin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

31 Ocak 2025 Cums

DİLİMİZ



جراحات السنان لها التئام
ولا يلتام ما جرح اللسان
Cirâhat us sineni leheltiyemün ve lê yeltêmu mê cerahellisênu.

Ok yarası( bir gün) kapanabilir ama dil(söz) yarası (kolay kolay) kapanmaz.
İnsanın meramını anlatıp duygu ve
düşüncelerini aktarması,beyan etmesi çok büyük bir nimettir.
خلق الانسان علمه البيان
İnsanı O yarattı,ona anlama ve anlatmayı öğretti.
Rahman Suresi: 3,4 Ayetler.

Dil nimetini kullanıp söz söylerken dikkatli olmayı emreden ayet-i kerimeler de vardır.
Örnek olarak bir kaç ayet-i kerimeye bakalım.

“Söz söylediğiniz zaman adaletli olun”
En’âm Suresi: 152.Ayet.
” İkisine de(Anne-Baba) gönül alıcı güzel sözler söyle”
İsra Suresi:23.Ayet.
“Hiç deyilse kendilerine rahatlatıcı bir söz söyle”
İsra Suresi: 28.Ayet.

Yüce Allah iki  Peygamberi(Hz.Musa ve Hz.Harun) en azgın kişi olan Firavuna gönderirken ona  yumuşak söz söylemelerini emretti.
“Yine de ona söyleyeceklerinizi  yumuşak bir üslupla söyleyin”
Tâ-hâ Suresi : 44.Ayet.
“Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve doğru söz söyleyin”
Ahzâb Suresi: 70.Ayet.

Buna karşılık;
“Asılsız  sözden de kaçın”
Hac Suresi : 30.Ayet

Kurtuluşa erecek olan müminlerden bahsederken de,
“Anlamsız yararsız şeylerden uzak dururlar”
Mü’minûn Suresi : 3.Ayet
buyurulmaktadır.

Bütün bu gerçekler karşısında konuştuklarından dolayı hesaba çekileceğine inanan bir mü’min daha temkinli daha dikkatli daha ihtiyatlı davranmalı ve sözlerini  kur’an-ı kerim’in ve parlak sünnetin koyduğu ölçülere göre sarfetmelidir,zira bu mübarek ayetlerin muhatabı mü’minlerdir.

Ey alemlerin rabbi olan Yüce Allah! Bizleri ve bütün mü’min kardeşlerimizi sözü doğru, amelî ihlâslı ve ahvali safî olan, özüne sözüne gözüne dikkat eden kullarından eyle.
Âmin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

30 Ocak 2025 Perşembe

SAÂDETİN VESİLELERİ


  
1-)Yüce Allahın marifeti,     
2-) O’na giden yolun marifeti
3-) Nefsi ve nefse ait olan kusurların marifeti

Bu vesilelerin tümü fatiha suresinde toplanmıştır,Besmele ve müteâkib üç ayet’i kerime’de Allah,Rabb,
Rahman ve Malik mübarek isimleri Yüce Allah’ın marifetini,
müteâkib iki ayet-i Kerime(5,6) Allah’a ulaştıran yolun
marifetini,son ayet-i Kerime (7) ise emmâre nefsi, kusurlarını sırat-ı müstakimden ayrılınca ilmin ve inancın
nasıl fesada uğradığının
marifetini görüyoruz.
Bundan dolayı saadetin yolu istikametten istikametin yolu da hidayetten geçer.
“İhdina” bizi hidayet
eyle, neye? “Müstakim yola, nedir o yol? Saadeti bulanların yolu.Demek ki hidayet
istikamet ve saadet. Biribirine bağlıdır.

Dikkat edilirse Fatihanın başı  rahmet(Rahman
ve Rahim) ortası
hidayet(hidayet et)
sonu nimettir.(kendilerine nimet verilen mes’udların
yolu)Tıpkı Ramazan gibi,başı rahmet ortası mağfiret’e hidayet,sonu da, Cehennemden azad (girmeden kurtulmak) kendilerine nimet verilen mesud ve bahtiyar olan Peygamberler, Sıddıklar, şehitler
salihlerle olmak.

Mü’minin nimetten
payı hidayetten payına
göredir, hidayetten payı ise,rahmetten payı kadardır.

Yüce Allah bizleri  ve mümin kardeşlerimizi marifetine ulaştıran yoldan ve hidayetten ayırmasın, bizleri ve
ölmüşlerimizi rahmetine ğark eylesin.Amin

Ahmet  ÖZKAN
Emekli Müftü

29 Ocak 2025 Çarsamba

UNUTULMAK



مقيم إلى أن يبعث الله خلقه
لقاءك لا يرجى وانت قريب
تزيد بلى فى كل يوم وليلة
وتنسى كما تبلى وانت حبيب
Mukîmun ile en yeb’asellahu halkehu,
likâuke lê yurcê ve ente karîbun,tezîdu bilen fî külli yevmin ve leyletin,
ve tünse keme tüblê ve ente habîbün.

Yüce Allah’ın ölüleri diriltecegi an’a kadar sen bulunduğun kabirde ikamet etmektesin Yüce Allah’ın kükmünü ve fermanını beklemektesin,
Çok yakın (hemen evimizin yanıbaşında olan kabristandasın)
ama sana (dünyada ulaşmak,kavusmak seninle buluşmak, görüşmek) mümkün değildir.
Her gece ve gündüz (o nazik vücudun, bedenin) biraz daha çürüyor ve yıpranıyor, çürüdüğün gibi ( zamanla da)
unutulacaksın,
(unutulacaksın) ama sen (çürüsen de unutulsan da sevgilisin(ve biz seni seviyoruz).

Bu hicran yarası sözler, gözyaşı döken gözlerden, kanayan kalblerden ve içinde fırtınalar kopan sadırlardan, titreyen ellerden bir mezar taşına nakşedildi. Mezar taşından da,yine anlayacak ve öğüt alacak kalblere, işitecek kulaklara gören gözlere işitilsin ve görsün diye satırlara aktarılmıştır.

Bu sözler,Ebu Talib’in oğlu olan Hz.Caferin oğlu Abdullah’ ın
mezar taşında kazılı ve
yazılı beyitlerdir.

Herhangi birimiz için de, bu veya buna yakın şeyler elbette yazılabilir,belki de yazılacak,ama mezar taşına değil,amel defterine yazılan bizim için önemlidir.

Yazılır veya yazılmaz biz bir gün kabirde çürüyüceğimizi, unutulacağımızı unutmayalım,en büyük dayanak ve umudumuz Yüce Allah’ın rahmeti olmakla beraber,ciddi, samimi bir hazırlık içinde olalım inşaallah.

Allahım, arzın üstünde de,altında da,arz günü olan mahşer gününde de bize  ve mü’min kardeşlerimize imdad eyle,bizi nâçâr bırakma, muhasebemizi âsan eyle, yerde ve dünyada meçhul olsak bile, göklerde mele-i â’lâda meşhur eyle, Rasülullah efendimizin”Bunlar benim ümmetimdendir iyi kimselerdir” diye şahitlik buyuracağı mes’ûd kullarından eyle,Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

28 Ocak 2025 Salı

TAKDİR-İ İLAHİ



خفض عليك فإن الأمور
بكف الإله مقاديرها
فليس ياتيك منهيها
ولا قاصر عنك مأمورها

Haffid aleyke feinnel umûra,bikeff il ilêhi mekâdîyruha,feleyse ye’tîke menhiyyuhê
velê kâsirun anke me’mûruhâ.

Sâkin ol,tedirgin olma, ve bil ki bütün işler ve bu işlerin kaderleri ve mukadderatı
istisnasız yüce Allah’ın  avucunda (elinde)ve kudretindedir, bu takdir
edilen,ezelde tasarlanan, planlanan işlerden ve herşeyden sana isabet etmeyecek olan sana ulaşmaz,
rızkın olmayan senin nasibin olmayan hiç bir şey kesinlikle sana isabet etmez,deymez ve ulaşmaz, ulaşamaz.
Tasarlanan bu planda ve takdir edilen bu kader ve mukadderatta
sana isabet edecek şey ise, ister rızık,ister musîbet, ister hastalık veya nimet ne olursa
olsun,Yüce Allah tarafından sana ulaşsın diye emredildiyse, kesinkes buna kimse engel olamaz,bu sana ulaşır, kavuşur ve seni bulur.

Beyhaki’nin naklettiğine
göre Abdullah b.Mesud şöyle buyurdu:Bu  beyitleri Hz.Ömer
(cümle ashâb’dan ve O’ndan razı olsun) hütbe esnasında minberde arasıra okurdu.

İşte İslam’da kaza ve kader inancı böyle
bir şey’dir.
“De ki: Allah bize ne yazmışsa başımıza ancak o gelir”
Tevbe Suresi: 51.Ayet

Mü’min yüce Allah’a karşı sorumlu olmamak için tedbir alır,sebeblere sarılır sonra yüce Allaha tevekkül eder ve O’na teslim olur,Allah’a itiraz etmez,sebebleri ihmal etmez ve tevekkül’ü iyi
anlar ve icrâ eder.

Ey yüce Allahım! Bizleri sana teslim olan,hayrı da,şerri de senin yarattığına inanan,hayrı senden,şerri kendinden bilip Mukaddes Zat’ına karşı edebli olan edib, rahmetinle merhum, ikramınla mahfûf ve ebedi saadetle taltîf edilen kullarından eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

27 Ocak 2025 P.tesi

İSRÂ ve Mİ’RAC



واجزم بمعراج النبي كما رووا
و برئن عائشة مما رموا
Veczim bi mi’râc in Nebi kemê ravav,
Ve berrienn Âişete mimme ramav
(Ey mümin)! Rasulullah efendimizin mi’racına inan, münafıkların Hz.Aişe validemize isnad ettikleri iftiranın yalan ve buhtan olduğuna, Hz Aişe’nin  tertemiz pırıl pırıl olduğuna, Yüce Allah tarafından beri edildiğine inan.
Rasulullah Efendimizin miracına inanmayanlar fıska girer, Hz Aişe vardimize yapılan iftiraya inananlar dinden çıkar.

İki mübarek yolculuk
Biri İsrâ biri Mirac
Büyük Şeref ve mutluluk
Yolculukta Burak arac

Biri Mekke’den Aksa’ya
Biri Aksa’dan Sema’ya
Semalardan Müntehaya
Yükseldi Sırac-ı Vehhâc

Yükseldi Arş’ı Âlâya
Pek de yaklaştı Mevlaya
Melek girmedi araya
İkram ve tecelli amac

İsra davet ve teselli
Miraç ikram ve tecelli
Sonra tespit ve takavvî
Rasulullah  sahib ut tâc

Dört dev olay; teşrifi yâr
Vahye Mazhar terki diyar
Vefatıyla tüm acılar
Hicret gönüllere ilaç

Bi’setle Hicret arası
Hüzün yılı kalp yarası
Taif seferi sonrası
Tüm bunlar izaha muhtac

Hicretten biraz öncesi
Geldi Mirac’ın müjdesi
Aldı rahat bir nefesi
Bertaraf oldu her kıskaç.

Yükseldiği gibi indi
Burak binitine bindi
Hüzün ve sıkıntı dindi
Vardı inanmayan birkaç

Mirac’a iman edenler
Mucizeye cezmedenler
Teslim olup hazmedenler
Ahirette giyerler tac.

Allah’ım! Rasulullah efendimizin İsra ve Miracını Rasulullah efendimizin ümmetine, ümmetin bir ve beraber olmasına,dünya ve ahirette necah ve necatına lütfun ve kereminle vesile eyle.Amin

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

26 Ocak 2025 Pazar

İYİLİKLERİYLE YAŞAYANLAR



قد مات قوم وما ماتت فضاءلهم
وعاش قوم وهم فى الناس اموات
Ked mête kavmun ve mê mêtet fedâiluhum,
ve âşe kavmun ve hum
finnêsi emvatün.

Nice insanlar vardır ki, vefat edip berzah âlemine göçüp gitmişlerdir ama, yaptıkları hizmetler, hayır ve iyilikler itibariyle sanki aramızda yaşıyorlarmış gibi yaptıkları iyi şeyler ölmemiştir, iyilikleri yaşıyor ve isimleri dillerden,sevgileri kalplerden,hayalleri gözlerden kaybolmuyor.

Nice insanlar da ( geçmişte ve zamanımızda) vardır ki, dünyada yaşamış ve  yaşıyorlar ama, ne kendileri ne de başkaları için bir iyilik ve hayırlı amel yapmadılar, bunun için bunlar yaşarken de
ölü gibidirler, gerçekten ölünce de pek anılmaz ve hatırlanmazlar.

Öldükten sonra hayırla
yadedilmek ve iyilikle anılmak, insanoğlu için ikinci,bazen de üçüncü bir hayatı olur, haliyle amel defteri açık kalır ve yüce Allah’ın dilediği kadar o deftere sevaplar devamlı yazılır.
Bu konuda asrın şairlerinden biri şöyle diyor:
دقات قلب المرء قاءلة له
ان الحياة دقائق وثوان
فارفع لنفسك بعد موتك ذكرها
فالذكر للإنسان حياة ثان
Dekkêtü kalb il mar’i kâiletün lehu innel heyête dekâikün ve sevênin.
Ferfa’linefsike ba’de mevtike zikrahe fezzikru lilinsêni hayätün sênin.

Ey  hâlâ çalışan ve atan bir kalb sahibi insan! Bilesin ki kalb atışları insana diyor ki: Kişinin hayatı ve ömrü dakikalardan ve saniyelerde ibarettir,(durum böyle olduğuna göre)sen ey insanoğlu! Öldükten sonra hayırla yâd edilmeğe ve anılmaya bak,zira öldükten sonra
hayırla yadedilmek ve anılmak ikinci bir
ömürdür.
İşte bu, bir anlamda ömrün uzaması demektir.

Yüce Allah bizlerin ve bütün mümin kardeşlerimizin  yaşantımızı ve ömrümüzü, yaptığımız ve yapacağımız amelleri bu anlamda verimli ve bereketli eylesin,amel defterlerimiz hiç kapanmasın,dâimâ açık kalsın Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

25  Ocak 2025 C.tesi

İŞİNİ KENDİN GÖR


ما حك ظهرك مثل ظفرك
فتول انت أمر نفسك
Mê hekke zahrake mislü zufrike،fetevelle ente emra nefsike.
Senin tırnağın gibi hiç kimse senin sırtını kaşıyamaz,o halde kendi işini kendin gör.

Tüm fırsatlar elde iken,
Kaçırma bulursun sürur
Yarın toplar bugün eken,
Hayır eken hayır bulur.

Gelecek olan gelmeden
Perdeler kalkıp inmeden,
Dönülmez yola girmeden,
Hazırlık yapan kurtulur.

Görevler çok Ömür kısa
Yük çok ağır akıl varsa,
Kim hafifletmek isterse
Tedbir var çare bulunur.

Bu hayat iniş yokuştur
Sirkülasyon ve akıştır
Aslolan asîl duruştur,
Asil olmayan sarsılır.

En büyük görev kulluktur
En büyük nimet sağlıktır
İkincisi boş vakittir
Bilmeyenler pişman olur.

Varlık büyük bir nimettir
Mümin için mal kıymettir
İnfak Ahret’te servettir
O gün teraziye konur.

Namaz nur, oruç ziyadır
Sadaka delil burhandır
En büyük şahit kur’an’dır
Lehte, ya aleyh’te durur.

Herkes evinde sabahlar
Tutar da nefsini satar
Ya şeytana satar batar
Ya da şeytandan kurtarır.

Dilin dönüyorsa susma
Hayır konuş kem söz etme
Allah’tan hiç umut kesme
Rahmet-i Rahman umulur.

Ey Rahman ve Rahim olan Yüce Allah! Bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi ölmüşlerimizle beraber rahmetinle kuşat.
Ölmeden önce tövbeyi ölürken kuşatıcı rahmetini ve mağfiretini, öldükten sonra bitmez tükenmez ikramını ve cennetini nasib eyle.
Amin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

24 Ocak 2025 Cuma

İLMİN SEBEBLERİ

İlmin üç sebebi vardır vahiy,beş duyu organı
ve akıl.
Birçok müfessire göre İsra Suresinin 70. Ayet’i kerimesinde insana
lütfedilen tekrim ve üstünlük, akıl iledir.

Rasulullah efendimizin yanında birisi medhedildi, Rasülullah sordu:Medhettiyiniz bu kişinin aklı nasıl? Tekrar onu övdüler Resulullah buyurdu ki: “İnsanlar akıllarına göre Allah’a yaklaşırlar”
İnsanoğlunun dünyada elde edeceği en hayırlı
şey,onu hidayete
yönlendiren ve
tehlikelerden koruyan bir akıldır.
Birçok âlim der ki: -özellikle akaid alimi- akıl kalbtedir ve buna şu ayeti kerimeyi delil getirirler.
“Onların kalbleri var ama onlarla
kavrayamazlar”
A’raf Suresi:179 Ayet
İman,ihlas sıdk, takva kalbtedir,o halde
kimin imanı ihlas ve samimiyeti, sıdkı ve de
teslimiyeti,takvası üstünse o akıllıdır,
en üstün ise en akıllı veya en akıllılardan sayılır.

En üstün insan Allah
Rasuludur,dolayısıyla en akıllı insan da şüphesiz odur,peki bu manada bir gayri müslimde iman yoksa-ki yoktur-akıl var-
mıdır? Hayır yoktur,ama dense ki şunu bunu yapıyor neyle yapıyor?bunun cevabı şudur:Meaş ve dünyevî olan akılla yapıyor. Meâd aklı yani ahirete hazırlık yapan aklı yoktur.

Bu yazıyı şu sözle bitirelim: Bir milletin büyüklüğü, nüfus
yoğunluğu ve çoğunluğu ile değil, akıllı ve faziletli
insanların sayısı
iledir.

Allah’ım! Kur’an-ı Kerim’in ve parlak sünnetin tasvip buyurduğu sahih selim bir aklı bizlere ve bütün müminlere nasip eyle.Amin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

23 Ocak 2025 Perşembe

İYİ DÜŞÜN



تامل سطور الكائنات فإنها
من الملأ الأعلى اليك رساءل
Teemmel sutûr el kêinêti feinnehe,min el meleil e’lê ileyke resêilün.

(Ey insanoğlu,özellikle ey akıl ni’metiyle donatılan mü’min)!
Kâinattaki satırları (enfûsî,kur’ânî ve âfâkî ayetleri) iyi düşün( ve iyi oku).
Zira bu doğru okunması gereken satırlar(Ayetler olaylar bu eşsiz düzen ve olup
bitenler) yücelerden, yüce Allah’tan sana okuyasın,anlayasın, ibret alasın ve düşünesin diye gönderilen mektuplar(ve mesajlar)dır.

Gerek kur’an-ı Kerim’in ayetleri, gerek insanın bedeninde mevcut olan muhteşem ayetler yani enfusî ayetler ve gerekse de insanı  kuşatan ve kainatta bulunan afakî ayetler insanoğlu içindir.

Bunları tefekkür etmek, lütfeden Yüce Allah’a şükretmek yerli yerince kullanmak ne için yaratıldıklarını bilip ona göre isti’mal etmek çok önemlidir ve mü’min için gereklidir.

Alemin göz bebeği  olan insanoğlu,hele mümin bu nimetlerden ve ayetlerden habersiz yaşayamaz.
Bedeninde bulunan başta kalp ve müthiş organların vazifesini  anlamadan okumadan bir kısmını yaşamadan nasıl rahat edebilir.?

Kâinata anlam veren ve bir ruh mesabesinde olan ilahî vahiy, insanı insan yapan ve onun  tekrimine vesile olan akıl, düşünce ruh, ve daha başka hususlar, güneş ay yıldızlar zaman ve bütün bunlar insan gafletten kurtulsun diye üstü örtülen fıtratın üstündeki tozu silip tefekkür ve tedebbür etsin,kendine gelsin diye verilmişken acaba insanoğlu bu mesajlar ve nimetlerle ilgilenmiyorsa ne ile ilgileniyor ne ile uğraşıyor?

Mümin gerek yücelerden ve gerek nefsinden onu tefekküre davet eden mesajlara, onu kuşatan nimetlere afaki mesajlara kulak verip bütün bunları vesile kılarak manen yüce Allah’a yaklaşmaya gayret etmesi kulluğun gereğidir.

Ey yüce Allah’ım! Biz kullara yaraşan ve yakışan amelleri yapma konusunda mesajları kabul etme tahlil etme düşünme konusunda ve gereğini yapmak konusunda bizlere ve bütün mümin kardeşlerimize yardımcı ol.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

22 Ocak 2025  Çarşamba