BEN KİMİM

أى كاش كه من بدانمى كيستمى
در داءرئه حياة با چيستمى
گر پنبئه غفلتم نبودى در گوش
بر خود به هزاران ديده بگرستمى
İy kâş ki men bıdanemi kiystemi,
der dâirei hayat ba çiystemi,der pembei
ğefletem nebudi der gûş,berhûd be hezaran diyde bigirstemi.

Ah keşke ben kim olduğumu bilseydim, hayatta kiminle olduğumu bilseydim,
Kulaklarım gaflet pamuğu ile tıkalı olmasaydı da aczimi farkedip kendime bin tane gözle ağlasaydım.

Gaflet pamuğu ve gaflet gözlüğü hakk’ı ve hakikatı görmeye, duymaya hatta yaşamaya engeldir. Kulağa gafletten pamuk,göze perde, kalbe kılıf giydirilirse,o zaman doğrular görünmez, hakikatler duyulmaz ve anlaşılmaz olur, kişi kendini unutur gider.
وكيف ترى ليلى بعين ترى بها
سواها وما طهرتها بالمدامع
وتلتذ بالكلام وقد جرى
كلام سواها في خروق المسامع
Ve keyfe tera Leyla biaynin tera bihe sivehe ve me tahhartehe bilmedâmii,ve teltezzu bilkelami ve ked cera kelâmu sivehe fi huruk il mesâmii.
(Ey Leylayı görmek için can atıyorum iddiasında olan kişi) bu gözlerle Leylayı nasıl görebilirsin ki,senin bu gözlerin Leylâ’dan başka çok kimselere bakmış çok şeye ve yere kaymış, göz yaşı
dökerek, pişmanlığını ilan ederek bu gözleri tertemiz hale getirmeden Leyla’yı nasıl görürsün.
Bir de sen Leylâ’nın sözlerini dinlemek ve lezzet almak istiyorum diyorsun öyle mi? Bu da mümkün değildir,zira senin bu kulaklarının içi Leyla’nın dışında kalanların (ağyar/olmaması gerekenlerin) sesleri ile tıka basa dolmuş,hele kulaklarını o yabancı seslerden, gözlerini, yabancı görüntülerden, kalbini,zihnini yabancı fikir ve düşüncelerden, haram şehvetlerin ve haram şübhelerin fitnelerinden temizle de ondan sonra.

Leyla’yı görmek ve sesini duymak için bedel ödemek gerekiyor.
Cennete ve Cemalullaha nâil olmak için de elbette gayret gerekiyor.

Rasulullah efendimiz bir hadiste şöyle buyuruyor:
“Dikkat edin Allah’ın malı pahalıdır, Allah’ın malı Cennettir”
Tirmiz ,2450.
Bu Hadis-i Şerif bu gerçeğe dikkatimizi çekiyor.

Bilindigi gibi sadece kurban kesip et yemekle,bir mevlid okutmakla bir kişinin iyi bir mu’min olduğu anlaşılmaz.
Kur’an ve sünnet iyi bir mü’min’in vasıflarını anlatıyor,bu iki sağlam ve şaşmaz kaynağa müracaat…

ومن يطلب الحسناء يسخو بمهرها
وطالب شهد لم تخفه اللواسع
Ve men yatlub ul hasnêe yeshû bimehrihe,ve tâlibu sendin tuhifhullevesi’u
Güzel (birisin)e talib olan kişi,istenen mehir ve bedeli verirken cömert olmalı,eli titrememeli, Arı kovanından taze bal yemek isteyen kişi de arıların sokmasından ve iğnelerinden korkmamalı.

Yüce Allah Bizleri ve bütün mü’min kardeşlerimizi gaflette olanlarımız varsa lütfu ve keremi ile uyandırsın,
ağyar ve mâsivâ’dan uzaklaştırıp kurb -i Ferâiz ve Kurb- i Nevâfil ile Mukaddes ve Mübarek Zâtına manen yakınlığı ikram ve ihsan eylesin.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

31/08/2025 Pazar

ORTA YOL ve ÖLÇÜ

اقتصد فى كل حال
وأجتنب شحا وغرما
لا تكن حلوا فتؤكل
لا ولا مرا فترمى

İktasid fi külli hâlin, vectenib şuhhan ve ğurman,lê tekûn hülven fetü’kel, lê ve lê murran feturmâ
Her hal ü kârda ölçü sahibi ol.(õlçülü olmak ile ilgili bir misal söyleyecek olursak); Cimrilikten de uzak dur, savurganlıktan da uzak dur.(Başka bir ifade ile) acı olma atılmayasın, tatlı olma yutulmayasın.

En şaşmaz ölçü yüce Allah’ın kitabında ve âdeta canlı kitab olan Rasulullah efendimizin yaşayışında mevcuttur.
Her alanda ölçülü olmak isteyen bir mü’min bu iki esasa sarılmak,kitab ve sünnetin talimatlarını uygulamak zorundadır.

Yüce Allah kur’an-ı Kerimde bir ayet-i kerimede bu hususu şöyle ifade buyuruyor : “Eli sıkı olma, ölçüsüzce eli açık da olma sonra kınanacak, kendi kendine hayıflanacak duruma düşersin!”
İsra Suresi,29

Mü’min her hal ü kârda orta yolu seçer sadece infakta ve cimrilikte değil, sevmekte ve buğz etmekte de aynı yolu izler, kızmakta ve razı olmakta da ölçülü olur. Salat ve Selam olsun Rasulullah efendimiz bir hadis-i şerifte şöyle buyuruyor:
“sevdiğini ölçülü sev bir gün buğzettiğin bir kişi ihaline gelebilir, buğzettiyine de ölçülü buğzet bir gün sevdiğin bir kişi haline gelebilir.
Tirmizi,1997

Yemekte uykuda konuşmada kısacası hayatın her alanında adil olmak,ölçülü olmak son derece güzel ve gerekli bir ameldir.

İslam dini, bütün insanların muhtaç oldukları yiyeceklerde, ölçülen ve tartılan şeylerde, tartı ve ölçülerde ölçüyü emretmiştir ölçü ve tartıda eksik tartıp fazla alanlar için bu hassas konuda ölçü ve tartıyı ihlal ettikleri için onlara veyl olsun diye hitap etmiştir.
” ölçü ve tartıyı eksik yapanların vay haline!” Mutaffifîn suresi,1

Rasulullah efendimiz, mü’min’i kurtaran üç amelden bahsederken şöyle buyuruyor:
” Üç şey kurtarıcıdır gizlilikte ve açıkta Allah korkusu, kızgınlıkla ve rızada adil olmak,fakirlik ve zenginlikte ölçülü olmak”
Bezzâr Hadis, 6491

Akıllı ve temkinli insanın aklının en güzel eseri,orta yolu ve ölçülü olanı, güzel ve iyi olanı seçmesidir.
Kişi duyduğunun en güzelini yazıyorsa, yazdığının en güzelini ezberliyorsa,
ezberlediğinin en güzelini söylüyor ve konuşuyorsa, bu kişi hikmet sahibidir.

Ölçüyü ve orta yolu tercih eden bir mü’min akıllı bir mü’mindir.

Yüce Allah bize ve bütün mümin kardeşlerimize her hususta ölçülü olmayı ifrat ve tefritten kaçmayı ve kaçınmayı nasip eylesin.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

30/08/2025 C. tesi

BİR TELKİN ÖRNEĞİ(MEÂLİ)


Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla (başlıyorum). Alemlerin rabbi olan Allah’a hamd, Efendimiz Hz Muhammed’in âli’nin ve ashabının üzerine salat ve selamlar olsun.

Ey filan kadının oğlu olan falan kişi! Dünya ve dünya ziyneti elinden çıktı şimdi ise ahiretin berzahlarından bir berzahtasın,dünya hayatından ayrılırken üzerinde bulunduğun lâ ilahe illallâhu vehdehu lâ şerîke lehu ve enne Muhammeden abduhû ve Rasuluhu Allah’tan başka bir ilah yoktur, yalnız o vardır ortağı yoktur Muhammed onun kuludur ve onun peygamberidir gerçeğini hatırla.
Cennet haktır cehennem haktır öldükten sonra Diriliş haktır kıyamet gelecektir onda şüphe yoktur Allah kabirlerde olan kimseleri diriltecektir ahdini hatırla.
Sen Rab olarak Allah’a, Din olarak İslam’a, Peygamber olarak Muhammed’e imam olarak Kur’an’a kıble olarak kabe’ye erkek ve bayan kardeş olarak erkek o kadın müminlere rıza gösterdin.
Kendisinden başka ilah olmayan Rabb’im bana yeter ona tevekkül ettim ve o büyük arşın Rabbidir de.

Ey Allah’ım ve Ey merhamet edenlerin en merhametlisi! onu yalnız bırakma garip haline merhamet buyur, (sorgu meleklerinin sorularına)cevap vermede muktedir eyle, ondan sonra bizi de fitneye düşmekten koru.
El Fatiha.

Allah’ım! Yukarıda zikri geçen telkini ve benzeri güzel sözleri imkan dahilinde ölenlerimize aktarmaya, hak vakti olduğunda bize telkin yapanların telkinini duymaya, icabet etmeye Münker ve Nekir meleklerinin sorularına doğru ve kolay cevab vermeye bizleri muvaffak eyle
Amin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

29/08/2025

KABRİN BAŞINDA ÖLÜYE TELKİN(4)

لقنوا موتاكم لا اله الا الله
Ölülerinize “lê ilahe illallah” kelimesini telkin edin.
Daha önce geçen bu mübarek hadiste ölülerinize tabirini İslam uleması mecaz manasıyla almış ve ölmek üzere olan hastalarınıza manasını vermişlerdir,bu anlayışın dayanağı ölülerin dirileri duyamayacaklarını ifade eden naslar ile, Hz peygamber ve ashabının tatbikatıdır Rasulullah Efendimiz ve ashab bahse mevzu telkini,son demlerini yaşayan hastalara yapmışlardır.
من كان اخر كلامه لا اله الا الله دخل الجنة
Kimin son sözü ile ilahe illallah olursa cennete girer hadisi bunu destekliyor.
Bazıları da yukarıdaki hadisi şerif’te geçen “ölülerinize”tabirini hakiki manasıyla almış ve ölümü tamamlanmış, hayatla ilgisi kalmamış olanlarınıza telkin edin manasını vermişlerdir, mecaz manasıyla alındığında ancak ölmek üzere olan hastalarınıza manasına da şamil olur demişlerdir.

Kişiyi kabre koyduktan sonra telkini yapılır diyenler,ölümden sonra ölüye kabri başında telkin okumayı hem bu hadisi şerife hem de daha başka hadisi şeriflere dayandırıyorlar hatta “Htırlat şüphesiz ki hatırlatmak ve öğüt vermek müminlere fayda verir” mealindeki ayeti kerimeye de dayandıranlar vardır.

Şafiiler defineden sonra telkinin müstehap olduğunu söylüyorlar hanbeliler de aynı görüşteler bu görüşte olanlar ikinci nesil olan tabiilerden şu cümleleri naklediyorlar, Kabrin başında ölüye “Ey filan! Lâ ilâhe illallah de,eşhedü ellâiâlahe illallah de, ey filan! Rabbim Allah dinim İslam Peygamberim Muhammed aleyhisselam de.
Askalani, Telhîs 2/134

Ashab-ı kiramdan Ebu Ümame şöyle demiştir: Ben öldüğümde ölünce Rasulullah efendimizin ölülerimize nasıl davranmamızı emrettiyse bana da aynı davranın. üzerimi kapatınca
biriniz başımın ucunda kalksın sonra Ey filan bayanın oğlu filan kişi desin,o anda doğrulurum, sonra aynı şekilde nida edince kabirdeki der ki: Allah rahmet eylesin sana buyur yol göster ama siz bunu bilemezsiniz ve telkin duasını okur .
Mecma’uzzevâid, 3/34
Resulullah Efendimiz defnettiğiniz kardeşiniz için Allah’tan sebat isteyin çünkü o şu anda münker nekir melekleri tarafından sorguya tabi tutuluyor buyurmuştur.
Ebu Davud, 3/550

Şafiiler Hanbeliler,İbnu Salah ,İmam-ı Nevevi ve benzeri alimler de telkini müstehap görmüşlerdir.

Yüce Allah bizleri ve bütün müminleri ilmi ile Amin selefi salihine saygılı Gönül ehli alimlerin izinden ve yolundan ayırmasın.Amin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

28/08/2025

MUHTAZARA TELKİN (3)

Muhtazar ölüm döşeğinde olan demektir.
لقنوا موتاكم لااله الا الله
Ölüleriniz (ölmek üzere bulunan kimseleriniz)e lâ ilâhe illallah kelimesini telkin edin.
Müslim,917
Başka bir rivayette
من كان اخر كلامه لا اله الا الله دخل الجنه.
Kimin son sözü la ilahe illallah olursa cennete girer
Ebu Davud,3116
Bir başka rivayette
تقيه من النار
La ilahe illallah kelimesi onu cehennemden korur
İbni Abidin 2/190

Ölmeden önceki kişinin sadece “Lâilahe illallah”demesinin yeterli olması bunu kabul edenin diğerlerini de kabul etmiş sayıldığı
içindir.
Çünkü bu durumda hasta, Rasulullah fendimizin geliş amacı olan ve ona indirilen sözün özü olan tevhid üzere ölmüş olur.

Bazı ilim adamları Kelime-i Tevhid’in 2. bölümünün de telkin edilmesi görüşündeler çünkü 1. bölüm 2. bölüm ile
tamamlanır,yani” Lâ ilâhe illallah Muhammedün abduhu ve rasuluhu diye telkin edilmeli derken yine bazı alimlerin tercih edilen görüşlerine göre hadisin de zahirinden hareket ederek 1. bölüm yani ‘la ilahe illallah” demesi yeterlidir derler.

Ölüm döşeğinde olana bu mübarek kelimeyi tevhidi telkin ederken ısrar etmemek gerekir, çünkü ters tepki yapabilir veya uygun olmayan bir söz söyleyebilir.

Bu kelimeyi mümkünse ölmek üzere olanın varisleri değil de, bir baskası telkin etmesi uygun görülmüştür zira o anda şuuru yerinde olan hasta benim varisim bir an önce ölmemi istiyor zehabına kapılabilir.

İslam inancına göre bu kelimeyi yani “la ilahe illallah” kelimesini söylemeden ölen ve mü’min bilinen, mümin ölen herkes er veya geč cennete gireceğine göre bu kelimeyi söyleyerek ölenin söylemeden veya söyleyemeden ölenden ne farkı var diye bir soru akla gelebilir. Bu sorunun cevabı şudur:
Kimin son sözü la ilahe illallah olursa cennete ilk gireceklerle beraber girer ve cehenneme girmez, şehadet kelimesini veya tevhid kelimesini söylemeden ölen bir mümin ise cennete ilk girenlerle girebileceği gibi sonra da girebilir.

Allah’ım! Bizleri ve bütün mü’min kardeşlerimizi tevhid üzere yaşamayı, tevhid üzere ölmeyi, tevhid ehli ile beraber Rasulullah efendimizin sancağı altında haşr olmayı nasip eyle. Amin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

27/08/2025

TELKİN NEDİR?(2)

وذكر فان الذكرى تنفع المؤمنين.
Hatırlat zira hatırlatmak müminlere fayda verir.
Zâriyat Suresi,55

Sözlükte bir sözü veya düşünceyi başkasına aşılamak, zihnine sokmak, tekrar etmek için sözü ona izah edip ulaştırmak, hatırlatmak gibi manalara gelir.
İstılahta ise muhtazar( ölüm döşeğinde olan)ın yanında kelime-i tevhid ve kelime-i şehadet okumaya denildiği gibi, defineden sonra sorulması kesin soruların cevaplarını ölüye( ki o, o anda duyuyor) hatırlatma konuşmasına da denir.

Başka bir ifade ile cenaze kabre konduktan ve başında kur’an-ı Kerim okuma işlemi tamamlandıktan sonra bir kimsenin kabrin başında yüksek sesle ve ölüye hitaben iman esaslarını hatırlatması işleminin adıdır. Telkin bu yönüyle bir nevi talim ve irşadtır

Telkin, talimden biraz ayrılır, talim (öğretmek) hem söz hem icraat hem de tatbikat ile de olur filan filana ticareti, marangozluk sanatını terziliği talim etti öğretti denir, ama telkin etti denmez telkin ise sözle olur. Talim (öğretmek) bir defa ile sınırlı olabilir ama telkin gerektiği yerde tekrar edilebilir.
Dolayısıyla telkin edilen söz ( mesela kelime-i tevhid) ölüm döşeğinde olanın son sözü olması arzu edilir başka bir şey konuşursa telkin tekrar ettirilir.

Ey Alemlerin rabbi olan Yüce Allah!
Bizlere ve bütün mü’min kardeşlerimize ölmeden önce kelimeyi tevhidi, kelime-i ihlası şehadet kelimesini telaffuz etmeyi
nasib ve müyesser eyle.Amin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

26/08/2025 Salı

TELKÎN VAR MI? (1)

Soru: Ey veli kişi nasıl olmalı söyle,
Cevab:Son anda nasıl olmak istiyorsa hep böyle.

Doğum gibi ölüm de Allah’ın değişmez sünnetidir, İslam inancı içerisinde ölüm son değil,yeni bir hayatın başlangıcıdır, dolayısıyla bu dünya için ölüm denilen olayı diğer bir alem için mahiyeti farklı yeni bir doğum olarak gerçekleşir.
İşte diğer alem dediğimiz ahiret için insanın bu dünyada iken hazırlık yapması gerekir. Bu hazırlığı yaparken vazifesini aksatıp ihmalkâr davranabiliyor ve hatta yapacağı vazifeyi temelden terk edebiliyor.

İşte burada ona görevini ve ahiret yolcusu olduğunu hatırlatacak birilerine ihtiyaç hasıl oluyor bu hatırlatma ve öğüdün müminlere fayda vereceğini de kur’an-ı Kerim haber veriyor.
Sen yine de öğüt ver,
Çünkü öğüt mü’minlere fayda verir.
Zâriyat Süresi,55 Yaşarken öğüde muhtaç olan mü’min yeni bir hayatın başlangıcı olan ölümden hemen önce kelime-i tevhid’i telaffuz edebilmek kabre defnedildikten sonra da münker ve nekir meleklerinin sorularına doğru cevap vermek için mezarı başında bekleyen, onu Allah’ın rahmetine tevdi eden mü’min kardeşlerinin onun adına Allah’tan mağfiret dilemelerine, ayaklarının kaymaması için onların dualarına kısaca hatırlatma ve öğütlerine ihtiyacı vardır hatta bu dar ve karanlık çukurda daha çok muhtaçtır

İşte gerek ihtizar (ölümden evvel son anlar) hali ve gerek de ölümden hemen sonra bu öğüt ve hatırlatmaya telkin denir.

Telkin, telkini yapanlara ve kendilerine telkin yapılanlara telkini dinleyecek olanlara faydalı olması umud edilir.

Allah’ım! Bizleri ve bütün müminleri ölmeden önce ölürken ve öldükten sonra engin rahmetinle kuşat.
Amin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

25/08/2025 P.tesi

YETMİYOR MU?

إلى متى وانت باللذات مشغول
وانت عن كل ما قدمته مسؤول
İle metê ve ente billezzêti meşğûlün,ve ente an külli mê kaddemtehû mesûlün.
(Ey insanoğlu) daha ne zamana kadar böyle ( haram, oyalayıcı, gaflete sürükleyici ve gaflete batırıcı) lezzetlerle meşgul olacaksın?
Halbuki bilmelisin ki sen(ey âhiret yolcusu olan mu’min)! Meleklerin yazdığı ve amel defterinde bulunan her şey’den hesab günü hesaba çekilecsksin.

Haramlar kötülüğü emreden nefsin meyveleridir, nefsin hoşuna gider.
Lezzet sadece yenen ve içilen şey değildir, göze,kulağa hitap eden, dilin meşgul olduğu ve insana hoş gibi gelen nice şeyler vardır ki bunlar da nefsin hazzettiği şeylerdir ve insanı oyalıyor, insanın iki kalbi
olmadığı için bu
lezzetlerle oyalanan, yakasını bunlara kaptıran ve yorgun düşen kalb huzur bulamaz,düzgün bir ibadete vakit ayıramaz. zikre,geceye ve duâya,dostlarla sohbete bile vakit bulamaz, lvakit ayırsa bile ibadetin ve zikirin tadını alamaz,fakat kendisine faydalı olmak şöyle dursun zarar veren şeylere ve yerlere saatlerini, günlerini verir de farkında olmaz.

Yüce Allah kime neyi soracağını en iyi bilir.
Helal olanı haram kılma ve yasaklama yetkisi hiç bir insana verilmemiştir, verilmemiştir doğru ama, gülerek ve eylenerek haramı
işleyenler, tövbe edip bundan vazgeçmez ise yarın azab’ın acı ve elem veren yüzünü görür,tadını tadarlar, yasakları yaparken eylenenler ahirette bunun da hesabını ağlayarak verirler, unutma.

Haramın azabı helalin hesabı vardır.
Nihayet o gün nimetlerden elbette sorguya çekileceksiniz” Tekâsür Suresi,8

Bu nimetler mesela sıhhat,afiyet, hürriyet yiyeceker, içecekler, boş vakit,beden şehrinin eşsiz organları, göz kulak kalb ve bedenin görünür görünmez a’zaları, benzeri nimetler ve her şey.

Haram lezzete dair
herkesin bildiği türden ve dilden bir örnek vermek gerekirse, mesela gıybet,saatlerce bir mecliste birilerinin giybeti oluyor yapanlar da hizmet ediyoruz zannederler güle yıkıla vakit öldürüyorlar,belki birisi, lütfen giybeti bırakalım diye uyarınca da,gıybet etmiyoruz diye ikinci bir günaha giriyorlar v.b gibi.

Ölmüş kardeş eti yeme, zamanı boşa harcama, kardeşin bile olsa kusurunu dile getirmek demek olan gıybetten nefis lezzet alıyor,meyve yer gibi iştahla saldırılıyor.

Zaman, bu gafletten belki uyanır diye insanoğlunun etrafında haykırarak dönüp dolaşıyor, Güneş,Ay,Yldızlar ve herşey.

Kimbilir belki olup biten ve çoğu zaman hikmetini çözemediğimiz olaylar,sel, yangın
deprem gibi şeyler gafletten uyanıp
kendimize gelmemiz
içindir.
“İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden Karada ve denizde düzen bozuldu; böylece Allah- dönüş yapsınlar diye- işlediklerinin bir kısmını onlara tattırıyor”
Rum Suresi,41

Zayıf olduğu rivayet edilen bir hadiste Rasulullah efendimiz’in zamanında Medine-i Münevverede bir deprem oluyor, bunun üzerine Rasulullah Efendimiz şöyle buyuruyor:
” Allah sizin kendisinden memnun olmanızı (kendisine dönmenizi ve O’nu razı etmenizi istiyor) Allah’tan memnun olun( Allah’ı razı edin ve O’na dönün)”
Askalâni,Telhis ül habîr.2/632

Mü’min ölmeden uyanırsa kendine iyilik etmiş olur, uyanmazsa kendine yazık etmiş olur.

Kur’an’ı kerim ve Allah Rasulu insanları uyanmaya başkalarını da uyandırmaya uymaya uygulamaya davet ediyor.

Yüce Allah bizleri ve bütün mü’min kardeşlerimizi, ölümle uyanmadan önce uyandırsın, lehimize olacak işleri ve amelleri yapmak için bu kutlu sadâ ve davete icabet edip mutlu olanlardan eylesin, ölmeden önce kendi arzu ve isteyi ile haramdan ve her türlü günahtan el etek çekmekte mu’înimiz olsun.Âmîn

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

24 /08/ 2025 Pazar

SABIR

إن الله مع الصابرين
Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.
Bakara Suresi,153

Sabredersen kurtulursun,
Zira zafer sabırdadır,
Ya derbeder dolaşırsın,
Sabırsız hep zarardadır.

Bir müminin çift kanadı,
Sabır ve şükürdür adı,
Akl-ı meâşla meâdı,
Çalıştıran hep kârdadır.

Akıllı insan sabreder,
Azmedib tevekkül eder,
Tevekkül et Allah Yeter,
Zirve şeref imandadır.

Sabır dedim şükür dedim,
İslam’ı zirvede gördüm,
Aklı,sağlam esas bildim,
Şeriat hep yukardadır.

Sekiz husus insanlarda,
Umumidir her alanda,
Herkes ölmeden dünyada,
İnanmıyorsa dardadır.

Sekizden beri neşedir,
Diğeri hüzün kederdir,
Yersiz neşe hüzün şerdir,
Allah rızası baştadır.

Üçüncüsü ayrılıktır,
Dördüncüsü kavuşmaktır,
Bunlar hayal değil haktır,
Hak olan şey revactadır.

Beşincisi kolaylıktır,
Altıncısı da zorluktur,
Afiyet ve hastalıktır,
Huzur, doğru karardadır.

Bütün bunlarla beraber,
Dinle beni ey birader,
İnsana verilen değer,
Ahlak ile irfandadır.

Ey alemlerin rabbi olan Yüce Allah! Bizlere ve bütün müminlere yerine göre sabretmeyi yerine göre şükretmeyi, Şer’i Şerif’in tarifine göre akıllı olmayı, Rasulullah efendimizin ahlakını örnek almayı nasîb eyle.Amîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

23/08/2025 C.tesi

NEFSİ AZARLAMA ve SADIK DOST

ما عاتب المرء الكريم كنفسه
والمرء يصلحه القرين الصادق
Mê âtebelmar’ül kerîmu kenefsihi,vel mar’ü yuslihuhul karîn us sâdiku.
Kerim(ve âlicenap) insan,en çok nefsini eleştirmeli ve azarlamalıdır.

Bir insanı (Yüce Allah’ın izniyle) en iyi ıslah edecek(yola getirecek) olan da,sadık,samimi bir arkadaşıdır,samimi bir dostudur.

İnsanoğlu sağa sola nasihat etmeyi pek sever, başkalarının kusurunu da araştırmakta cömert davranır, nasihat ederken de karşısındakini azarlar,halbuki ona en yakın olan emmâre nefsine nasihat eder de nefsiyle başbaşa kaldığında, onu azarlarsa ne kadar iyi olur.
Bunu yapabilen kişi, levvâme(sahibini eleştiren bir nefse) sahip olan kişidir.
Şayet bunu yapmaz veya yapsa da muvaffak olamazsa o zaman kırmadan dökmeden ve rencide etmeden
eksik yönlerini ona usulen ihsas ettirecek gayesi menfaat, kırma ve kınama olmayan ayna misali sadık samimi,bir ahiret yolcusu dost’u ve dostları olsa,bu da onun için büyük bir ni’mettir.

Rasulullah efendimiz bu hususta bir Hadidis-i Şerifte şöyle buyurmaktadır:
لا تصاحب الا مؤمنا ولا ياكل طعامك الا تقي
“Ancak bir müminle arkadaş ol ve yemeğini de ancak takva ehli muttaki insanlar yesin”
Ebu Davud Hadis no:4832.
Zira mümin kişi arkadaşını imana hidayete hayra delalet eder ve aynası olur, mümin olmayan bir kimse ise er veya geç zararı dokunur.
Yemeğin de muttaki insanlara nasip olsun ki onların takvasını artırır, yardımcı olur o yemek ile de güç kuvvet bulurlar. senin evine gelince sağa sola bakmaz bir kusur görürse örter ama muttaki olmayan özellikle bazı fasık kişiler bunun zıddını yapar ve o ailenin dağılmasına sebeb olabilirler.

Mümin,huzur dolu evine kimin ve neyin girdiğini çıktığını bilmesi gerektiği gibi, iman dolu kalbine de hangi kötü düşüncelerin hangi şehvet ve şüphe fitnelerinin girip çıktığını bilmeli,önlem almalı
tedbirli ve uyanık almalıdır.

Çok insan böyle güzel dostlar vesilesiyle doğruyu bulmuş ve felaha kavuşmuştur, çok insan da kendi nefsini azarlamadığı için nefsinin kusurları ile başbaşa kaldığı gibi,ona yardımcı olacak bir
dost da ona nasib olmadığı için ham
ve acemi kalmış ve bu dünyadan göç edib gitmiştir.

Yüce Allah öncelikle bizleri ve bütün müminleri nefsini azarlayan kusurlarını gidermeye çalışan kullarından eylesin, ayrıca bizlere nasihatı eksik etmiyen sadık samimi dostlarımızı eksik etmesin.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

22 /08/ 2025 Cuma