İKİ MUSA’NIN FARKI

اذا المرء لم يخلق سعيدا من الأزل
لقد خاب من ربى وخاب المؤمل
فموس الذى رباه جبريل كافر
وموسى إلذى رباه فرعون مرسل

İzelmar’ü lem yuhlak saîden min el ezel(i), leked hâbe men rabbê ve hâbel müemmelü, femûsallezi rabbêhu Cibrîylu kefirun,
ve Musallezi rabbêhu Fir’avnu murselun.

(Yüce Allah’ın işine bak,ne kadar garib ve hikmetlerle dop doludur).
Eğer kişi ezelden mes’ud ve saadet ehli yaratılmamışsa, terbiye eden de(bir şey elde edemez), umulan da boşa çıkar,bir şeyler umanlar da, umduklarına kavuşamazlar.
Baksana! Cebrâilin terbiye ettiği Musa (Samiri) kâfir oldu da, Firavun’un (sarayında büyütüp) terbiye ettiği Musa yani Hz Musa Mürsel (ve ulul azm Peygamberlerinden bir Peygamber)oldu.

Ezelden ebede her şey Yüce Allah’ın malumudur, her şeyi bilen organize eden takdir eden yüce Allah’tır.

Bütün kullar onun kullarıdır, istediğini yapar dilediğini hükmeder, hiç kimse yüce Allah’a niye böyle hükmettin, niye böyle yaptın diyemez.
Bu konuda Yüce Allah Kur’an’ı Kerim’de bir Ayet-i Kerim’de şöyle buyurmaktadır:
“Allah, yaptığından sorumlu tutulamaz; onlar ise sorguya çekileceklerdir”
Enbiyâ, 23

İsmi Musa olan samiri, aslen yahudi olup babası belli olmayan biri olarak bilinir.Annesi onu bir mağaraya bırakır Yüce Allah’ın emri ile Cebrail.a.s onun bakımını üstlenir ve büyütür.
Samiri altınları eritip Buzağı yapan kişidir ve sonunda beni İsrail’den bazılarının buzağı’ya tapmalarına sebeb olur.
İkinci Musa ise, yüce Allah’ın emri,ilhamı ve yönlendirmesi ile annesi tarafından bir sandığa konularak denize atılan ve Firavun’un sarayına gelen, o sarayda terbiye gören ve sonra azimet sahibi peygamberlerden biri olacak olan Hz. Musa’dır.

Yüce Allah’ın ilminde samiri, gayrimüslim olduğu için Cebrail aleyhisselamın o’nu yetiştirmesi,o’na bir fayda sağlamadığı gibi, yine yüce Allah’ın ilminde büyük bir peygamber olacağı kesin olan Hz. Musa’yı firavunun terbiye etmesi ona zarar vermemiştir.

Bütün çabalara rağmen Hz Nuh’un ve Hz lut’un hanımları onlara iman etmezken, Firavun’un bunca zulmüne rağmen hanımı mümin ve Müslüman kalmıştır.

Ey alemlerin rabbi olan Yüce Allah! Bizleri ve bütün müminleri saadetinle lütfun ve kereminle mes’ut ve bahtiyar eyle,
şekavetten ve senden uzak düşmekten mahfuz ve masûn eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

30/09/2025 Salı

NET ve BULANIK


خذ ما صفا دع ما كدر.
Huz mê safâ de’ me keder.

Net ve sağlam olanı al, bulanık olanı bırak Tasavvuf erbabından biri de şöyle diyor:
دللتك يا هذا على كنز مقصد
فإن انا لم أبلغ لعلك تبلغ
Deleltuke yê hêzê ale kenzin muksadin
fein ene lem ebluğ lealleke tebluğu.
Bak kardeşim ben sana gücümün yettiği kadar herkesin gıbta ettiği bir hazineye bir bilgiye delalet ettim yol gösterdim, eğer ben o hazineye kavuşamazsam bile,sen kavuşmaya çalış.
Net safi ve Yüce Allah’ın indinde geçerli olan ameli ıhlasla yapmak dinen emredilmiştir.
Bir şair ve düşünürün dediği gibi İslam’ı müsvedde yaşamayın, temize çekmeye vaktiniz kalmayabilir

Gönül Arzu eder ki insanoğlu konuştuğundan daha ilerde olsun,en azından bildiği doğru şeylerle Yüce Allah için amel etsin fakat her arzu edilen olmuyor, bir şair şöyle diyor:

ما كل ما يتمن المرء يدركه
تجرى الرياح بما لا تشتهي السفن
Me küllü mê yetemennelmar’u yudrikuhu,
tecrirriyehu bimê lê teştehissüfünü.
Kişinin her arzu ettiğini elde etmesi mümkün değildir, bazen gemilerin arzu etmedikleri istikamete doğru eser rüzgarlar.

Allahım amellerimizi, riya’dan,art niyetlerden, şaibelerden arındır sâfî eyle, bize faydalı olacak bilgiyi ve onunla amel etmeyi nasîb eyle,Âmîn

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

29/09/2025

DİL AKIL İLİŞKİSİ

وان لسان المرء ما لم يكن له
حصاة على عوراته لدليل
Ve inne lisên el mar’i mê lem yekün lehû,hasâtün
(akıl) alâ avrêtihi ledelîlün.
Bir insanın dilinin aklı yoksa,yani dilin sahibini yalan yanlış,malayani ve lüzumsuz şeyleri konuşmaktan alıkoyan bir aklı yoksa, o dil, sahibinin gizli bütün ayıplarını, kusurlarını ve avret olan şeylerini ortaya döker.

Akıllı kişinin aklı, dilinin önündedir, konuşacağını düşünür tartar sonra konuşur,akıl dilin yanlışlarına yol vermez,ahmak insanın dili ise aklının önündedir, akıl ile istişare etmeden konuşur ve genelde yanlış yapar isabetsiz ve münasebetsiz karar verir.

Şu atasözu bu hususu daha güzel izah eder.
“Söz gümüş ise, sükut altındır”
Doğruyu ve güzel şeyleri konuşmak gümüş gibi güzel ise, batılı yanlışı ve boş şeyleri konuşmamak için susmak altın gibidir.

Akıllı insan,her anın ve her lahzanın (zaman diliminin) gerekli olan hakkını veren kimsedir.

Herşeyin bir görevi vardır,aklın görevi de isabetli ve hayırlı olanı seçmek ve tercih etmektir, seçilen şey sahibinin aklını yansıtır ve onu tanımak için iyi bir ipucu verir.

Peki hayırlı olan nedir?
Tümü faydalı olan, veya en az yarıdan fazlası faydalı olan hayırlıdır.
Zararlı olan nedir?
Tümü şer olan,veya en az yarıdan fazlası şer olan zararlıdır.

Birisi Rasulullah efendimize geliyor ve diyor ki ey Allah’ın Rasulu Yüce Allah seni bütün müslümanlar için mübarek kılmıştır bana özel olarak hayırlı bir şey söyler misin? Rasulullah Efendimiz buyurdu ki: Benim sana vasiyet edeceğim şeyi yapacak mısın, bu vasiyeti tutacak mısın? O kişi evet dedi, bunun üzerine Rasulullah şöyle buyurdu: Bir işi yapmaya teşebbüs ettiğin zaman o işin sonunu düşün eğer sonu hayırlıysa o işi yap yok o işin sonu zararlı ise tehlikeli ise onu bırak hadi kalk bakalım.
Zühd,Vekî’b Cerrah sah:241

Allah’ım! Bizlere ve bütün mümin kardeşlerimize kamil bir iman, faydalı ilim, salih amel, doğruyu hayrı ve daha hayırlı olanı, iyiliği tercih eden ve ona talib olan ayıplarımızı ve kusurlarımızı örten dilimize hakim olan sahih ve selim bir akıl nasib eyle.Amin

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

28 /09/2025 Pazar

ZALİM ve ZÜLUM

ولا تحسبن الله غافلا عما يعمل الظالمون.
Zalimlerin yaptığından Allah’ı gafil zannetme.
İbrahim, 42

Yüce Allah zalimlerden,
Mazlumlardan haberdardır,
Bunu inkar edenlerden,
Mümin beri ve bizar’dır.

Yüce Allah ihmal etmez,
İmhal eder hiç unutmaz,
Zalime yaptığı kalmaz,
Yücelerden bir karardır.

İnanmayan dönüp baksın,
İnsaf gözlüğünü taksın,
Olup biten bir bir aksın,
Hakikati görmek kârdır.

Hani Nemrud hani Karun,
Hani çok azan Firavun,
Çok yaşadı uzun uzun,
Onu kucaklayan Nar’dır.

Firavuna özenenler
Çocukları katledenler,
Canlıyı ifsad edenler
Onlara kötü son vardır.

Bugün yaşayan karunlar,
Zalimlere yardımcılar,
Ölünce net görür bunlar,
Yerleri ne kadar dardır.

Zalimlerin diyarları,
Malları ve varlıkları,
Hep yok olsun takatları,
Bedduâ sivri oklardır.

Zalimler bir gün bilecek,
Hallerden hale girecek,
Rahat yüzü görmeyecek,
Bunun sebebi inkardır.

Ey gazaba uğramışlar!
Ey şaşırmış satılmışlar!
Ey her yerden kovulmuşlar!
Son anınız tarumardır.

Ey intikam sahibi güç ve kudret sahibi olan Yüce Allah!
Mazlumların mağdurların yerinden yurdundan vatanından edilenlerin haksız yere kanları akıtılanların hakkını elikanlı yahudilerden onlara yardım eden zalimlerden gaddar ve insafsızlardan al ya rabbi. Amin.

Ahmet Özkan
Emekli Müftü

27/09/2025 C.tesi

İYİLERE BENZEMEK

هنيئا لارباب القلوب فانهم
بما غرست ايديهم يتنعموا
هم القوم فاسلك في اتباع سبيلهم
اذا لم تكونوا مثلهم فتشبهوا
Henîen lierbab il kulûbi feinnehüm bime ğereset eydîhümü yetene’amû,Hum ul kavmu feslük fittibêi
sebîylihim,ize lem tekûnu minhumû fe teşebbehû.

Ne mutlu gönül erlerine! Onlar ellerinin ektiğini biçiyor, gösterdikleri gayretin seyr ve ve süluk’un meyvelerini devşiriyorlar, daha dünyada iken nimetlerin içinde dönüp dolaşıyorlar.
Bu bahsettiğim kalp sahipleri öyle kimselerdir ki,sen ey
ahiret yolcusu onların yolunda yürü ve yollarindan ayrılma,ben onlardan değilim onlara yetişemem diyorsan, onlara benzemeye çalış, onlara benzemeye çalışmak bile bir devlettir, bir şereftir.

Kim bunlar? Bunlar merhum şairin şu şiirinde yer verdiği kimseler ve benzerleridir.
O erler ki gönül fezasındalar,
Toprakta sürünme ezasındalar.
Yıldızları tesbih tesbih çeker de,
Namazda arka saf hizasındalar.
Bir an yabancıya kaysa gözleri,
Bir ömür gözyaşı cezasındalar.
İçine nefs sızan ibadetlerin
Bir biri ardında kazasındalar.
Ne Cennet tasası nede Cehennem,
Sadece Allah’ın rızasındalar.

İşte bunların kalpleri ma’mur,kendi nefislerini ıslah etmiş,başkalarını ıslah için gayret etmiş çaba sarf etmiş, kalp huzuruna ulaşmış nimet içinde lezzet içinde olan güzel insanlardır.

Herkes sağa sola koşarken, bunlar yüce Allah’a, onun rızasına koşmuş yol almışlardır, başkaları değişik gayeler için dünya makam mevki için çalışırken bunlar Yüce Allah’ın rızası için hayat sürmüş bütün bedenin ıslahına vesile olan ıslâh-ı kalb yapmışlardır,
yetinmemişler,bu sefer insanların da ıslahı için emek sarf etmişlerdir.

Bunlar yüce Allah’ı unutmadıkları ve unutturmadıkları için, Allah da onları unutturmamış ve onları gönül erleri kılmıştır.

Ey ahiret yolcusu! Her anlamda huzur istiyorsan bunların yolundan ayrılma onlar gibi olamayabilirsin doğru, olabilirsin de, bel ki, ama diyelim ki olamadın bu gönül ellerine benzemeye çalışmak bile bir saadettir.
ان لم تكونوا منهم فتشبهوا
ان التشبه بالكرام فلاح
İllem tekûnû minhumû feteşebbehû,inne et teşebbühe bilkirâmi
felâhün.
Ali Cenap Kerim cömert gönül erlerinden olamıyorsanız, onlara benzemeye çalışın,zira onlara benzemeye çalışmak tam bir kurtuluştur.
Allah’ım! Dünyada ve ahirette Kurtuluş Saadet huzur neyse ve bunların vesileleri nerede ise, bunu en iyi bilen sensin bize nasip eyle Yarabbi.
Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

26 /09/2025 Cuma

İKİNCİ KAYNAK(SÜNNET)


عمدة الدين عندنا كلمات
اربع من كلام خير البرية
اتق الشبهات وازهد ودع
ماليس يعنى واعمل بنية

Umdet üd dîyni indene kelimêtün erbaün min kelêmi hayr il beriyyeti ittekişşubuhêti vezhed ve de’ mê leyse ya’ni
ve’ mel biniyyetin.

Hadis âlimlerinin ve bütün mü’minlerin nezdinde Rasulullah efendimiz’in Hadis-i şerifleri baş tacıdır,ama özellikle dört Hadis-i Şerif vardır ki, bunlar İslam Dini’nin direği ve dayanağı sayılır. Bunlardan

Birincisi:
“Şübheli şeylerden sakının,kim şübheli şeylerden sakınırsa, dinini ve ırzını sağlama almış olur”
Müslim,1099

İkincisi:
“Dünyaya değer verme Allah seni sevsin, insanların elindeki olan şeye de değer verme insanlar seni sevsin”
İbnu Mace,3326

Üçüncü:
“Kişinin güzel bir müslüman olduğunun delili, kendisini ilgilendirmeyen kendisine fayda vermeyen şeyi terketmesidir”
Tirmizi Hadis,2317

Dördüncüsü:
“Ameller niyetlere göredir,her kese niyet ettiği vardır”
Müslim,1907

Nasıl ki sadece “Asr” süresi bile tek başına dünya ve âhiretteki kurtuluşun reçetesini ihtiva ediyorsa,hatta İmam-ı Şafii’den r.a nakledildiğine göre şöyle buyurmuştur: Kur’an-ı Kerim’den tek bu süreyi(Asr suresi) bile insanlar iyi düşünse (ve gereğini yapsa) onların hepsine yeter.
Nasıl Fatiha suresi Kur’anın esası ise,bu dört hadis de sünnetin esasıdır. İnsanlar sadece bu
sayılan dört Hadis-i şerifi uygulasalar
iki cihanda
mutlu olurlar.

Kaldı ki mü’min kur’an-ı Kerim’in tümünü her fırsatta okumalı, mümkün olduğunca anlamaya çalışmalı, yaşamalı ve kur’an-ı Kerim’in kâinatta tatbik edilmesini can u gönülden istemeli ve meşrû’ çaba sarfetmelidir.

Aynı şekilde mü’min kendisine ulaşan bütün hadisleri ömründe bir defa bile olsa uygulamalı
onlarla amel etmeli ve bereketinden mahrum kalmamalıdır.
Zira Rasulullah efendimiz bu hususta şöyle buyurmuştur:
” Size bir şeyi emrettiysem,ondan gücünüzün yetiiği kadarını yerine getirin”
Buhari, 7288

Mü’min her zaman ve her anlamda uyanık olmalı, Kur’an’ı sünnetten, sünneti kur’an’dan ayırmak isteyen şer güçlerin ve onların maşası aldanmışların oyununa gelmemelidir.

Kur’an’ı Kerim ne yapacağımızı emrediyor, ferman buyuruyor, Rasulullah efendimiz’in sünneti ve hadisleri de nasıl yapacağımızı bize öğretiyor, eğer hadisler ve sünnet olmazsa neyi nasıl yapacağımızı bilemeyiz,o zaman haçlıların ve onlara bilerek veya bilmeyerek hizmet eden ahmakların insafına kalırız.
Onlarda da insaf yoktur.

Basit bir dünyevi meselede biz bize yeteriz diyoruz da, Kur’an-ı Kerim
ve Sünnet bizde ve bizim iken,âlimlerin icmâı ve fakihlerin kıyası varken, alabildiğine zengin bir medeniyet ve kültüre, birikime sahip iken niye acaba biz bize yetmeyelim ki? Kaldı ki dinimiz her faydalı olanı ve hikmeti kimden gelirse gelsin almamızı engellemiyor,aksine alın diyor.

İlk günden bugüne ve kıyamet gününe kadar güzellik ve iyilik adına dünyada ne varsa tümü gökyüzünün yeryüzüne emanetidir, değilse kimin nesi var? Hiç.

Yüce Allah bizleri kur’an ve sünneti düstur ve hayat edinenlerden, imkanı kadar yaşamaya çalışanlardan, selefi salihin’in çizgisini takib edenlerden eylesin,
tam yaşamasa bile bazen;
“Efendim, kurtarıcım,
mujdecim peygamberim!
Sana uymayan ölçü hayat olsa teperim”
diyebilenlerden eylesin.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

25/09/ 2025 Perşembe

SÖZÜNDE DURMAK

يا واعدا اخلف في وعده
ما الخلف من سيرة اهل الوفا
ما كان ما اظهرت من ودنا
الا سراجا لاح ثم انطفى
Yê vêiden ehlefe fî va’dihi, melhulfu min sîyrati ehlil vefe, mê kêne mê ezharte min vuddine ille siracen lêhe sümmentafa.

Ey söz verip sözünde durmayan kişi! Verilen sözü tutmamak vefa ehlinin işi olamaz, sen bizi sevdiğini izhar ettin ama (sözünde durmamakla)önce parlayıp sonra sönen bir ışığa benzedin.

Söz verirsen sözünde dur,
Sözünde durmak dindendir,
Engel varsa durma duyur,
Duyurmazsan bu nedendir.

Ahde vefa va’de vefa
Hüsnü vefa terk-i cefa,
Bunlar ahlakı Mustafa,
Terk edersen suç sendendir.

Mümin sözünde durmaz mı,
Kardeşine acımaz mı,
Özür varsa anlatmaz mı,
Yanlışlık varsa içtendir.

Bazısı yemin ederler,
Yarın geliyorum derler,
Yeminleri yer içerler,
Sonra kefaret verendir.

Vâ’d eder va’dinde durmaz,
Çalan telefona çıkmaz,
Arasan kolay bulunmaz,
Bunlar ipe un serendir.

Söz veren nerde bulunsa
En zor şartlarda da olsa
yolda tek başına kalsa
Söz tutmak azimettendir.

Bir mü’min yalan söylemez,
Mümkünse yalan dinlemez,
Sol vurup sağı göstermez,
Saadet ta ezeldendir.

İnsanoğlu zarardadır
Sadece şunlar kârdadır.
İmanlı salih kullardır
Hak yolunda sabredendir

Yalandan uzak duranlar,
mustakim yolda olanlar
Doğru söz alıp satanlar,
Sekiz cennete girendir.

Allah’ım! Bizleri ve bütün mü’min kardeşlerimizi özü sözü bir olan ,ahde vefa, hüsnü vefa ve va’de vefa sahibi olan kullarından eyle. Amin.

Ahmet Özkan
Emekli Müftü

25/09/2025 Çarşamba

ÖZELEŞTİRİ

يا نفس ما لى وللاموال اجمعها
خلفى وأخرج من دنياى عريانا
ابعد خمسين قد قضيتها لعبا
قد آن تقصيرى قد آن قد آن

Yê nefsu mê lî ve lil emvêli ecmeuhê halfî ve ehrucu min dünyêye uryanen eba’de hamsîne kadaytuhê leiben ked êne taksîri,ked êne ked êne.

(Nefsi Levvame sahibi insan,şanslı bir insandır,zira nefsini kınayabiliyor, veya nefsi onu kınıyor,hesaba çekebiliyor.
İşte burada bu beyitleri söyleyen kişi,hem kendi nefsini eleştiriyor hem de bizlere nasihat ediyor ve diyor ki):

Ey nefsim ne oluyor bana? Bir taraftan dünya malını (Helal bile olsa kaldı ki helal haram dinlemeden) biriktirip topluyorum ama, yarın dünyadan ömür boyu giydiğim elbiselerin hiçbirini giymeden müyesser olursa sadece kefenle bu dünyadan göçerken bu malı arkamda bırakıp gideceğim(Helal ise hesabı var, haram ise azabı var).

Eğer mümkün olursa insan bu dünyadan âhirete uğurlanırken, doğduğu zaman bir bez parçasına sarıldığı gibi yine bir bez parçasına (kefen)sarılacak.
“Andolsun ki,sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geleceksiniz”
En’âm Suresi,94
(Ey nefsim) peki yaşım elli oldu hatta elliyi de geçti (bazılarımız elli yaşı çoktan geçti) ve bu ömrüm oyunla oynaşla geçti,bu kadar boş yaşadıktan sonra kusurlu ve ihmâlkâr yaşadığım yetmiyor mu? (Levvame olan nefis sanki sahibinin bu haklı serzenişine şöyle cevap veriyor): Evet yetiyor,evet yetiyor.
الى متى وانت فى لهو وفى لعب
يغرانك الخادعان الحرص والامل
İle metê ve ente fî lehvin ve fî laibin,yeğurrânikel hâdianilhırsu vel emelu.

İki aldatıcı olan dünya hırsı ve uzun yaşama arzusu daha ne kadar seni mağrur edecek, daha ne zamana kadar oyun ve oynaş içinde kalacaksın, yetmiyor mu?

Çok çetin olan Âhiret günü hesab’a çekilmeden önce daha dünyada iken
hiç olmazsa belli aralıklarla nefsini hesaba çekenlerden, dolayısıyla kıyamet günü hesabı kolay olacaklardan olmak dileği ve duasıyla…

Allahım! Bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi iş işten geçmeden âhiret hazırlığını yapma çabasında ve gayretinde olanlardan eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

23/09/2025 Salı

İKİ NASİHAT

يا من بدنياه اشتغل
قد غره طول الامل
ولم يزل في غفلة
حتى دنا منه الاجل
الموت جاء بغتة
والقبر صندوق العمل
Ye men bidunyehuşteğel, ked ğarrahu tûvlul emel velem yezel fî ğefletin hettê denê minhulecel el mevtu cê’e beğteten vel kabru sundûk ül amel.

Ey dünyası ile meşgul olan kişi! uzun yaşama arzusu (seni)aldatmıştır, ecel ona yaklaşıncaya kadar gaflet içinde durdu(n) yine böyle bir kişi bilmelidir ölüm ani gelecek, kabir de amel sandığıdır.

Okudum, okuduğumu yol yol dokudum, gördüm gördüğümü lif lif ördüm,duydum duyduğumun en güzeline oydum, okuyana görene duyana uyana bin selam, ten fani bir kafes hayat bir anlık nefes Allahu bes baki heves.

İnsan din ve dünyası için faydalı olan şeyle uğraşır elbette ama bunu yaparken sanki ölmeyecekmiş gibi değil her an ölecekmiş gibi hazırlıklı olmalı,
serab gibi olan dünyaya aldanmamalıdır.
Kendisine musahhar kılınan ve hizmet eden dünyaya hizmetçi olmamalıdır.
Amel sandığı olan kabre güzel ameller yollamanın yeri bu dünya hayatıdır,bu hayattaki kişinin ömrü bir anlık nefes olduğunu bilmeli, huzuruna varacağı yüce Allahı daha dünyada iken razı edecek ameller işlemelidir.

Allah’ım! Bizlere ve bütün mü’min kardeşlerimize dünyanın hakikatini göster,göster de dünyaya aldanmayalım hayatın çok kısa olduğunun farkına varalım da ahirete hazırlık yapalım. Amin.

Ahmet Özkan
Emekli Müftü

22/09/2025

TEVEKKÜL’ÜN OLMAZSA OLMAZLARI

وعلى الله فتوكلوا ان كنتم مؤمنين.
Eğer müminler iseniz ancak Allah’a güvenin
Maide,23
Yüce Allah’a iman O’na tevekkülü gerektirir ve tevekkülü vacib kılar.

Sebeplere sarıldıktan sonra sebeplere değil, Allah’a güvenin zira Allah istemezse sebepler fayda vermez.
هو الفعال لا تغتر باسباب والات
Huvelfa’âlu lê teğtarr
biesbêbin ve elêtin.
Fa’al-ı hakiki O’dur, sakın gururlanıp sebeblere ve aletlere aldanma.

Kul’un bedenen ibadete,kalben alemlerin rabbine yönelmesi demek olan tevekkülün en meşhur tarifi şudur:
الاعتماد على الخالق وقطع العلاءق وترك التملق للخلاءق
El i’timêdü alal hâliki ve kat’ulalâiki ve terk üt temelluki lilhalâiki
Yüce Allah’a güvenmek mâsivâ’dan kopmak, başkalarından ve başka şeylerden (menfaat bekleme anlamında) kalbî alakayı kesmek ve onlara el üfelememektir.

Tefvîz(havale etmek) ile tevekkül arasında ince bir çizgi vardır, tevekkül,tefviz’in bir
şübesidir.
Tevekkülün bazı derecelerinde sebeblere sarılmak var,tefvîzde ise mutlak teslimiyet vardır.

Bir tevekkülün tevekkül olabilmesi için, bir kulun ben yüce Allah’a tevekkül ettim dediğinde bunun altını doldurmak için beş tane esas vardır.
Kul yerin yedi tabakasının altında olsa bile inanacak ki aç da olsa tok da olsa yüce Allah’ın ondan haberi vardır.
Kul,yüce Allah’ın âcizlikten münezzeh olduğuna ve O’nun sonsuz kudretine inanacak.
Yüce Allah’ın unutmaktan ve yanılmaktan münezzeh olduğuna inanacak.
Yüce Allah’ın verdiği sözü mutlaka yerine getireceğine inanacak.
Yüce Allah’ın hazinelerinin asla ve hiçbir zaman tükenmediğine
tükenmeyeceğine inanacak.

Allahım! Bizleri ve bütün mü’min kardeşlerimizi elinden geldiği kadar sana tevekkül eden işini sana havale eden kullarından eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

21 /09/2025 Pazar