AKIL

رايت العقل عقليني فمطبوع ومسموع
فلم ينفع مسموع اذا لم يكن مطبوع
كما لا تنفع الشمس وضوء العين ممنوع

Raeyt ul akle akleyni
fematbû’ün ve mesmû’ün, felem yenfeu mesmû’un ize lem yekun matbû’ün kemê lê tenfeuşşemsu ve dav’ul ayni memnû’ün.

Meâd aklı âhiret için
hazırlık yapan akıldır.
Bir de dünyanın maişetini organize eden meâş aklı vardır. Bu iki akıl bir müminde olursa iyi olur. Müminde olursa dedim, zira Müslüman olmayan kimsede meâş aklı var ama mead aklı yoktur.
Kendilerinde mead aklı olmadığını veya olsa bile kullanmadıklarını zaten kendileri itiraf ediyorlar.
“Aklımızı kullansaydık
şimdi cehennemde olmazdık.”
Mülk Suresi, 10. ayet.

Ayrıca akıl; matbu’ ve mesmu’ diye ikiye ayrılır. Matbû akıl doğuştan gelen akıl, mesmu’ akıl ise sonradan tecrübe ile kazanılan akıldır.
Doğuştan gelen akıl (matbu’) yoksa sonradan tecrübe ile kazanılan aklın (mesmu’) pek bir faydası yoktur.

Yukarıdaki beyitlerde şair şöyle diyor:
Aklı iki akıl olarak gördüm: matbû’ ve
mesmu’. Matbû’
yoksa mesmu’ fayda vermez.
İnsan â’ma (görme engelli) ise doğan güneşin ışığından fayda görmediği gibi.

Aklı kullanma yönünden de insanlar dört kısma ayrılır:
1) Ahireti dünyaya tercih eden akıllı.
2) Dünyayı ahirete tercih eden ahmak.
3) Ahireti tam terkeden deli.
4) Dünyayı tam terkeden ebleh.
Ebleh; meczub denilen ve hile bilmeyen, yerde meçhul, gökte
meşhur kimsedir.

Yüce Allah dünyada kimse tanımasa bile bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi verilen aklı hayırlı işlerde kullanan, göklerde ve Yüce Allah’ın nezdinde, meleklerin arasında meşhur olanlardan eylesin. Amin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

O4 /09/2025, Perşembe

Leave a Comment