İNCİTİCİ/ TEDAVİ EDİCİ


وما ارتدى بالعيش في دار فرقة
الا انما الراحات يوم التغابن

Vemê ertedî bil’ayşi fî dêri firketin,elê inneme rrâhâtu yevmetteğabuni.

Ben bu ayrılık diyarı olan dünyada çok lüks ve rahat bir hayat sürme sevdasında ve telaşında değilim, asıl huzur ve rahatı, “Teğabun” yani aldanma günü olan kıyamet gününde yüce Allah’dan bekliyorum, o gün’ün rahatını istiyorum o günü düşünüyorum, o’na hazırlanıyorum.

Ebu Musa el eş’ari r.a dan gelen bir rivayet şöyledir:
“Kim ki dünyasını severse
ahiretine zarar vermiş olur, kim de ahiretini severse dünyasına zarar vermiş olur, siz bâkî olanı (ahireti) fânî olana (dünyaya) tercih edin.
İbni Hibbân,759

O’na salat ve selam olsun Rasulullah Efendimiz sahih bir hadis-i şerifte de şöyle buyurmuştur:
” Dünya mü’min’in zindanı kafirin de cennetidir”
Müslim, 2956
Bunun anlamı şöyledir: Mü’min cennete gidince ve ebedi huzura kavuşunca, dünyanın ne kadar gam ve keder yeri olduğunu anlar, kafir de cehenneme gidince dünyanın onun için ne kadar sansürsüz huzur ve rahatlık yeri olduğunu anlar.
Mü’min’in dünyada çektiği sıkıntıları, zorlukları, musibetleri, belaları ve sınavları bu pencereden görmekte fayda vardır.

Şu söz çok kiymeli ve de kayda değerdir.
كل كسر الجآك الى الله هو جبر وان اوجعك
Küllü kesrin elceeke
ilellahi huve cebrun ve in evce’ake.
Seni Allah’a döndüren, O’na iltica ettiren O’na boyun eymeye sevkeden her acı ve burukluk, sana acı verse de, senin için bir nimettir,eksiğini giderici ve kusurunu onarmak’dır.

Dünyadaki acılar, kederler, musibetler, insanın bedenini belki de kalbini inciten kırbaçlar gibidir acı verir ama,işin iç yüzünde kalbini tedavi eden ilaçlar gibidir.

Alimler, saadet’in üç şeyde olduğunu söylerler.
Birincisi: Kul, Yüce Allah’ın nimeti için şükrederse,
İkincisi : Kul,Yüce Allah’ın imtihanına sabrederse,
Üçüncüsü : Kul yüce Allah’a karşı bir günah işlediğinde yaptığı bu gunaha ısrar etmeden tövbe eder ve istiğfar ederse,saadete kavuşmuş olur.

Görülüyor ki Yüce Allah’ın takdir buyurduğu sınavlara ve zorluklara, sebeplere sarıldıktan sonra yüce Allah’a tevekkül edip sabretmek saadet’in bir unsurudur.

Sonuç olarak şunu demek mümkün :
Ey Allaha giden yolda meşakkat çekenler, taat ve ibadet edenler, hakkı yaşayıp hakkın yanında ve zulmün karşısında olanlar! Bu zorluk elbette bir gün bitecek,sevab ve ecriniz ,taat ve ibadetlerinizin karşılığı dünyada da ahirette de Allah’ın izniyle sizi mes’ud edecektir.

Ve ey sadece dünyayı düşünenler makam mevki peşinde olanlar, kulların rızasını ve keyfini Allah’ın rızasına tercih edenler, ibadet ve taatdan uzak olanlar, buna mukabil günah ve ma’sliyetlerle iç içe hayat sürenler! Dünyada iğreti ve geçici olarak sürdüğünüz safa,bir gün sona erecek, gördüğünüz lezzet yok olacak, ve yaptığınız günah ve ma’siyetin cezası
-Eğer Allah sizleri affetmezse- iki dünyanızı karartacaktır.

Artık akıllı mümin hangi yolu ve hangi yaşamı seçmek isterse,kendi bilir ve bu onun bileceği bir husustur ve sonuçta hesabını yüce Allah’a verecektir.

Allah’ım! Bizlere ve bütün müminlere dünyada da ahirette de iyilik ve huzur nasip eyle, ebedî ahiretini fanî dünyasına tercih eden akıllı müminlerden eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKA
Emekli Müftü

13/10/ 2025 P. tesi

Leave a Comment