HEDEFE GÖRE ATIŞ VE KUR’AN’I KERİM’İN HİTABLARI.

Kur’an Mukaddes Kur’an
Onda yenilik her an
Onda iç ve dış sırlar
Onda ebedi nizam
Onu zaman aşamaz
Eskitemez asırlar.
Kur’an’ı Kerim’in hedefin ve gayenin önemine ve şerefine göre hitabı değişiklik arzediyor,şöyle ki;
Dünya maişeti için rızkınızı arayın diye emrederken şöyle buyuruyor:” Yeryüzünü sizin için kullanışlı hale getiren O’ ldur, üzerinde yürüğünüz(dolaşınız) ve Allahın rızkından yiyip içiniz (ama unutmayın ki) dönüş yalnız Allahadır” Mülk,15
Cuma namazına gidin diye emrederken” Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında Allahı anmaya koşun ve alışverişi bırakın,Eğer bilirseniz,bu sizin için daha hayırlıdır”.
Cuma,9
Cennete çağırırken şöyle buyuruyor : “Rabbinizin mağfiretine mazhar olmak ve takva sahibleri için hazırlanmış olup gökler ve yer kadar geniş olan Cennete girmek için yarışın” Âl-i imrân,133
Yüce Allah, kulları kendi zatına iltica etmeleri için çağırırken
(Peygamber şöyle dedi:) “Şu halde Allaha kaçın (sığının),şübhesiz ben sizin için onun tarafından
apaçık bir uyarıcıyım”
Zâriyat,50
Görüldüğü gibi dünya ve rızık için YÜRÜĞÜN, Namaz için KOŞUN, Cennet için YARIŞIN, Yüce Allaha iltica için KAÇIN(SIĞININ) buyuruyor, hedefin önemi ve hayatiyeti artınca, Kur’an-ı Kerim’in hitabı da değişiyor.
Kur’an’ı Kerim’deki emir sığaları konusuna girmeden şunu belirtelim; Müfessirler, rızık için “yürüğün” emri ibaha ve muhayyerlik ifade eder derken,cuma namazı için “koşun” emri kesin bir şekilde farziyet
ifade eder diyorlar.
Yüce Allah cennete çağırırken, sadece yürümeyi ve koşmayı değil, koşmanın ötesinde yarışmayı emrediyor, şirk’ten, küfürden ve günahlardan kaçıp Yüce Allahın Zatına iltica’yı emrederken “Allaha kaçın” diye emrediyor, kaçmak, koşmanın ve yarışın ötesinde bir aşama ve merhaledir.
Bugünkü ortamda dünyayı kasıp kavuran her türlü şehvet ve şübhe fitnelerinden, küresel saldırı ve biyolojik tehditlerden,insan hayatını hiçe sayıp nüfusu azaltmak isteyen ve bunun için dolaplar çeviren mahfillerin şerrinden ancak ve ancak YÜCE ALLAH’ a sığınmak,O’na iltica etmek ve “YÜCE ZÂT’INA KAÇMAK” ile mümkündür.

Ey kâdir-i mutlak, sözü hak,va’di hak,cenneti hak cehennemi hak, insanları diriltmesi hak olan ve hakkı ihkâk eden ve edecek olan yüce Allah! Zamanın her türlü fitnesinden, zorluklarından zalimlerin zorbalıklarından ümmeti Muhammedi, müminleri ve bizleri mahfuz ve masûn eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

30 /Kasım/2025 Pazar.

İHSAN( الاحسان)

ان تعبد الله كأنك تراه فإن لم تكن تراه فإنه يراك.
İhsan yüce Allah’ı görüyor gibi O’na ibadet etmendir, eğer sen onu göremiyorsan O seni görür.
Buhari, 4777

İmanın ve İslam’ın kemal zirvesi ihsandır,iman ve islam ihsan ile değerlendirilir ve ölçülür,zira ihsan olmazsa,zahiri ameller manasında olan İslam’a riya ve şirk karışabilir,imana da nifak karışabilir.
İhsanı olmayan kişi, imanı korkudan veya nifakla izhar eder.

Yüce Allah İslamdaki ihsan için
“Bilakis,kim güzel niyet ve davranış sahibi olarak
(kendini Allah’a teslim eder) mühsin olursa rabbinin katında onun mukâfatı vardır”
Bakara,112
İmandaki ihsan için ise,
“Sakınıp imana bağlı kalırlarsa sonra sakınıp muhsin olurlarsa Allah muhsinleri sever”
Maide,93
Hem İslam hem de iman için ihsan şart koşulmustur.

Ona salât ve selâm olsun Rasulullah efendimiz madem dini üç bölüm (iman,İslam, ihsan) olarak beyan etmiş o halde sadece ilk ikisi ile yetinmeyip imanı ve İslamı ihsan ile taçlandırmak gerekiyor.

İhsanın iki yönü vardır,birincisi Yüce
Allah’ı görüyor gibi ibadet “Müşahede” ikincisi,Yüce Allah’ın bizi gördüğüne kesin inanmamız ise “Murakabe”dir.

Yaşayışını Müşahede ve Murakabe ile sürdüren bir mü’min imanın ve İslam’ın tadını ve zevkini
alarak yaşar ve bunu da hisseder.
Kişinin yaptığı herhangi farz,vacib veya nafile ibadetten zevk alması,ihsan ile ve Yüce Allah’ın fazl ü keremiyle mümkündür.

Allah’ım! Bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi sana yaptığımız ve yapacağımız ibadetleri, muşahede ve murakabe şuuru içinde,İhsan makamında yapmayı nasib eyle.Âmin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

29 /11/2025 C.tesi

AMEL DEFTERİ KAPANMADAN

بادر بطي صحيفتك
Bêdir bitayyi sahîyfetike.
Sahifen(amel defterin) dürülüp kapanmadan önce (içine biraz daha iyilikler yazdırmak için) acele et.

Her insanın amel defterini boynuna doladık kıyamet gününde insana açılmış vaziyette önüne konulacak olan bir kitap çıkaracağız.
İsrâ, 13

Boynuna doladık, kaderini boynuna doladık amelini boynuna doladık gibi anlamlara da gelir.

Akıllı ve temkinli mümin bu amel defterine çokça sevap yazdırmak için iyi ameller işlemesi gerekiyor gerek farzlar gerek vacipler yanında, sünnetleri ve nafileleri yaparsa farz ve vaciplerin eksiğini bunlarla kapatır.Haramlardan mekruhlardan mâ lâ ya’ni şeylerden Yüce Allah’ın sevmediği hususlardan uzak olması da gerekir.

Ahirete azık toplamak mümin için hayati önem taşıyor, yola çıkmadan dönülmez yolculuğa çıkarılmadan bunu yapması çok önemlidir ihmal etmesi ebedi bir hayatın sıkıntılı geçmesini vesile olur.
بادر قبل ان تغادر
Bêdir keble en tuğâdir.
Yola çıkmadan önce hazırlığını yap demişlerdir.

İnsan ölünce amel defteri kapanır bazı şeyler hariç, kendisine dua eden salih evlad, ilim adına yaptığı hizmetler malıyla yaptığı mali hizmetler, vakıf gibi hibe gibi vasiyet gibi infak gibi sadaka gibi hayırlar.

Allah’ım! Bizlere ve bütün müminlere yola ve yolculuğa çıkarılmadan, amel defterimiz kapanmadan hayırlı ameller yapmayı ve amel defterimizi açık tutacak amellere muvaffak olmayı nasip eyle. Amin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

28/11/2025
Cuma

İŞİN İÇ YÜZÜNÜ ALLAH BİLİR.

ايا دهر ويحك ما ذا الغلط
لئيم على وكريم هبط
حمار يسيب فى روضة
وطرف بلا علف يرتبط

Eyê dehru veyhake mê zelğalat,leîmün alâ ve kerîmün habat Himârün yesîybu fî ravdatin,ve tarfün bilâ alafin yurtabat.

(İslam’da zamana dil uzatılmaz, zamana kahredilmez,zira zaman Yüce Allah’ın tasarrufundadır ama) Ey zaman! (çözemediğim bir düğüm var bana bunu nasıl izah edersin, zira sen vukû bulan, olup biten bütün olaylara şahitsin her şey sende cereyan ediyor) bir yanlışlık var ve bu neden kaynaklanıyor?
Değersiz ve aşağılık bir insan nasıl oluyor el üstünde tutuluyor da,buna karşılık Kerim âlicenap insan değersizleştiriliyor ve toplumda hakkettiği değeri bulamıyor,
toplumda layık olduğu yerde olamıyor.
(Bitmedi şunu da anlayamıyorum)! Bir eşek güzel bahçede ve çayırda serbestçe otluyor,keyfine göre dönüp dolaşıyor da, iyi ve asîl bir at (yularından) bağlanmış, üstelik önünde yem adına bir şey bulunmuyor.

İşte bütün bunlar benim dikkatimi çekiyor beni hayrete düşürüyor ve bir türlü bunların cevabını bulamıyorum.

Şu gerçeği kabul etmek lazım ki, kâinatta hiçbir şey göründüğü gibi olmayabiliyor,bizim değer yargılarımız, beklentilerimiz ile yüce Allah’ın takdiri, kaza ve kaderi ayrı ayrı düşebiliyor.
Bir Bedeviye sormuşlar:
Allah’ı neyle ve nasıl tanıdın ?
Şöyle cevap vermiş:
بنقض العزاءم وصرف الهمم
Bi nakd il azâimi ve sarf il himemi.
Kararların bozulması ve himmetlerin başa ulaşmaması ile tanıdım.
Yani kul kesin karar verip filan işi yaparım diyor ve bir şeyi arzuluyor ama,hiç bir engel olmadığı halde yapamıyor.
Demek ki Yüce Allah bu işin yapılmasını ve bu arzu edilenin tahakkukunu istemiyor ve bu iş olmuyor.

Her İzzet ve ikram gören değerli demek değildir, ve her itilip kakılan hor görülen de değersiz demek değildir.
Bu hususta Rasulullah efendimizin bir hadis-i Şerifi şöyledir :
“Nice üstü başı yırtık pırtık ve dağınık insan vardır ki kapılardan da kovuluyor, ama yemin etse Yüce Allah onun yeminini doğru çıkarır”
Müslim, 2854
Böyle bir kişiyi düşünün, elbisesi yırtık pırtık üstü başı dağınık,insanlar ona pek değer vermiyor, birisinin kapısına gitse ya söz ile, ya el ile itilip kakılıyor, kapılar ona açılmaz, ama bu kişi vallahi Allah böyle yapar veya böyle yapmaz diye yemin etse yüce Allah onu mahcup etmez onun ve yemininin altını doldurur.

Dünyada her arzu edilen olmuyor ve kişi hakkettiği yerde olamayabiliyor.
Dünya, süzülerek hakkettiği yerlere gelenlerle
sürtünerek hakketmediği yerlere getirilen insanlar ile dopdoludur.
Ahirette ise herkes hakkettiği yerde olacaktır.

Ey alemlerin rabbi olan Yüce Allah’ım! Bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi herkese ve her şeye hak ettiği değeri veren hiç kimseye küçümseyici gözle bakmayan, herkesi kendinden iyi bilen ve senin yanında değeri olan kullarından eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

27/11/ 2025 Perşembe

GECE GÜNDÜZ


هل الدهر الا ليلة ونهارها
والا طلوع الشمس ثم غيابها
Heliddehru illê leyletün ve nehêruhe,ve illê tulû’uşşemsi sümme ğiyêbuhe.
Uzun zannettiğimiz zaman (hele hele ömür)aslında öyle çok uzun falan değildir,zira zaman dediğimiz şey,bir gece ve o gecenin gündüzünden ibarettir,o gün çıkan güneşin doğuşundan ve batmasından ibarettir.

Gece, sonra gündüz, sonra yine gece, sonra yine gündüz. var mı başka bir şey? Yok.

Güneş doğuyor, sonra batıyor, sonra yine doğuyor, yine batıyor.var mı başka bir şey?Yok.

İşte uzun gibi görünen bir asır, veya asırlar, zaman,hepimizin bildiği yaşadığı bir gece ve bir gündüz ile güneşin doğması ve batmasından ibarettir.
Şöyle demişler zaman için:
كل آت قريب والبعيد ليس بآت
Küllü êtin karîybün vel beîydu leyse biêtin.
Her gelecek yakındır, eğer bir şeye uzak diyorsak,deniliyorsa o zaman o şey gelmeyecek demektir.

Âhiret var ve gelecek mi? Evet âhiret kesindir ve gelecektir,o halde ahiret yakındır,hatta o kadar yakındır ki yüce Allah ahiret için yarın tabirini kullanıyor.
“Ey iman edenler! Allah’a itaatsizlikten sakının. Herkes yarın için ne hazirladıgına bir baksın.
Allah’a itaatsizlikten sakının.Şübhesiz Allah yapıp
ettiklerinizden tamamen haberdardır.
Haşr,18
Görüldüğü gibi yüce Allah kıyamet günü için yarın buyuruyor. O zaman?
O zaman bu şuur ve bu inanç içinde itaatsizlikten sakınıp yarına hazırlık yapalım ve ne hazırladık,bu hazırladığımız Kur’an ve sünnete uygun mu,değil mi,ihlas oranı ne kadar, şer’i şerife uygun mu dikkat edelim,zira ahirete intikal ettikten sonra eksik olan veya kusurlu olan amelin telafisi mümkün değildir.

Yüce Allah bizlere ve bütün mü’min kardeşlerimize her zoru ve zorluğu kolay kılsın, yarına yapacağımız hazırlık konusundaki muînimiz olsun,
âcizâne,nâçizâne hazırladığımız ve hazırlayacağımız amelleri lutfuyla
ve keremiyle kabul buyursun.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

26/11/2025 Çarsamba

KEŞKE FAYDA VERİR Mİ?


ليت وهل ينفع شيئا ليت
ليت شبابا بوع فاشتريت

Leytu ve hel yenfeu şey’en leytu,leyte şebêben bu’a feştareytü.

Ah keşke (bilmem ki acaba) keşke ben (şöyle şöyle yapsaydım)desem bir şeye faydası olur mu? (İhtiyarlık geldi çattı) keşke (o giden) gençlik satılsaydı da ben de onu tekrar satın alabilseydim,(Ama Heyhât!).

Her dilde ve türkçemizde olduğu gibi arapçada da edatlar vardır, onlardan biri “leyte”kelimesidir temenni içindir ah keşke demektir ve bu bir fayda sağlamaz yani “leyte” keşke,gideni geri getirmez.

Şair bundan bahsediyor ve ah keşke diyor ama “keşke ben” dediğimde acaba bana faydası olur mu ? Faydası olmadığını bile bile şöyle diyor: Keşke o giden gençliğim (pazarda) satlığa çıksa da, ne pahasına olursa olsun onu satın alabilseydim ama heyhât!

Gerek dünyada ama özellikle ahirette keşke dememek için yüce Allah’ın bize lütfettiği imkanları onun rızasını elde etme yolunda kullanalım.

Kur’an-ı Kerim’in
leyteleri, keşkeleri diye isim verebileceğimiz bir konuyu nasip olursa ileride işlemek üzere bu kısa yazımızı bitirelim.
Yazımızı bitirirken bu “keşkelerden” birini burada zikredelim.
İnsan ” keşke (ahiret) hayatım için daha önce bir şeyler yapmış olsaydım!” der.
Fecr,24

Geçen her şeyin telafisi mümkün ama, boşa geçen ömrün telafisi mümkün değildir cüz’î irademizi hayırda kullanarak bu kısa ömrü yüce Allah’ın izniyle ölçülü bir şekilde bereket dolu bir ömür haline dönüştürebiliriz.

Yüce Allah lehimize olanı yapmayı aleyhimize olanı da terketmeyi bize ve bütün mü’min kardeşlerimize nasib eylesin bu hususta yâr ve yardımcımız olsun.Amin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

25/11/ 2025 Salı

VİRD/EVRÂD

هر كنج سعادت خدا داد حافظ
از يمن دعاء شب و وردى سحرى بود
Her kenc-i saâdet hudâ dad hâfız, ez yümni duây-ı şeb u virdi seherî bûd.
Yüce Allahın Hafızı Şirazi’ye (ve gayret eden herkese) verdiği( ve vereceği) saadet hazinesi, gece yapılan duanın bereketi ve seherde yapılan vird sebebiyledir.

VİRD, kişinin başlayıp devam ettiği, Kur’an ayetleri zikir ve namaz gibi takib ettiği ibadetler ezkâr ve evrâd.
Ehli Tasavvuf şöyle derler:
من لا ورد له لا وارد له
Men lê virde lehu lê vêridr lehu
Virdi olmayanın varidi olmaz.
Vârid, Yüce Allah’ın sevdiği kulun kalbine ilka ettiği ilahi bir nurdur, gafletten uyandırma vâridi, Yüce Allah’ın zikrine yönelme varidi, masivadan uzaklaşma varidi gibi.Bu, önce kalbe gelir sonra bedenin her tarafını içten ve dıştan kuşatır. Varid,Hak’tan gelen güzel düşünceler ve ilhamlar olabileceği gibi, ilim sebebiyle de gelebilir.
Varidat sevinç, hüzün, kabz ve bast şeklinde de gelebilir.
Yüce Allah kuluna bu varidi veriyor ki kul O’na Varid olsun, O’na yönelsin

Vird, kişinin her gün veya her gece kur’an’dan okuduğu belli bir miktar, her sabah ve akşam yüz defa sübhanallahi ve bihamdihi demesi, yüz defa la ilahe illallahu vahdehu la şerike leh,lehül mülkü ve lehul hamdu ve huve ala külli şeyin kadir demesi gibi.
Virdi olmayanın varidatı olmaz demek yani bu gibi hususlara dikkat etmeyen, aldırış etmeyen bir kimse, kabz-bast gibi, neş’e-hüzün gibi şeyleri hissetmesi genellikle mümkün değildir.
Kalbe gelen varidata göre ameller çeşit çeşit olabilir, ameli çok olan abid olur, haramları mekruhları malaya’ni şeyleri hatta bazı mübahları terk eden zahid olur, hakkın tasarrufuna bağlı olan arif olur bütün bunlara da tasavvuf ehli denir.

Ey alemlerin rabbi olan Yüce Allah! Bizleri mü’min kardeşlerimizi ve bütün ölmüşlerimizi rahmetinle lütfunla kereminle affınla mağfiretinle kuşat. Amin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

24/11/2025 P. tesi

ÖLÜMLE UYANANLAR

الناس نيام فاذا ماتوا انتبهوا
Ennêsu niyêmün feize mêtuntebehû.
İnsanlar uykudadır ölünce uyanırlar.

Bu derin ve kıymetli sözün hadis olmadığı ama Hz. Ali’ye nispet edildiği biliniyor.
Bu söz mutlak değildir, Yani herkes her zaman uykudadır demek zordur ama, bazıları derin bir uykudadır yani gaflettedir veya kısmi ve lokal bir gaflettedir bazen gaflette olabilir bazen yakazada olabilir.
Önemli olan husus herkes kendini yoklasın gaflette mi değil mi derin gaflette mi yüzeysel mi gaflette mi ev sahibi evdekini daha iyi bilir.

Ne için yaratıldığının farkında olmayan, zevk ü safaya dalan, dünya’ya aldanan, ölümü adeta unutan, ölenlerden ve kabirlerden ibret almayan insan uykudadır.
Ölmeden önce ölen ölümü unutmayan dünyanın şatafatına zevkine ve renkliliğine kanmayan kişilerde uyanık sayılır.

Her halükarda kişi ölmeden Azrail a.s ile yüzleşince ve ölüm melekleri ile buluşunca elbette uyanacak ama bu uyanma ona ne kadar fayda verir? Tabii ki fayda vermez.
İnsanların hesaba çekilecekleri gün iyice yaklaştı halbuki onlar gaflet içinde Haktan yüz çevirmektedirler.
Enbiyâ, 1
Bu ayeti kerimede Mekke müşrikleri, ölümden sonra dirilişi inkar edenler, veya bütün insanlar kastediliyor. gayrimüslimler kastedilse bile gayrimüslimler için inen her ayetin gölgesi günahkar müslümanlara da ulaşır.
Yani kafirler gaflettedirler de bazı müminler gaflette değil mi?
Kim olursa olsun ölüme ve ahirete hazırlanmayan azık toplamayan yüzünü ahirete çevireceği yerde hala dünyaya çeviren sırtını ahirete dönen gaflet içindedir.

Mü’min hazırlık yapandır, ibret alandır, dünü bugünü yarını düşünüp sentez yapandır, temkinli olandır.

Allah’ım bizleri ve mü’min kardeşlerimizi ölmeden önce uyandır ki o uyanmak işimize yarasın azık toplayalım tedbir alalım. Amin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

23/11/2025 Pazar.

BAŞKASINA SU VEREN SUSUZLAR.

كحال ذو عمش وسقاء ذو عطش.
Kehhêlün zû ameş ve sekkâün zü ataş.
Gözleri zayıf ve hep yaş akıttığı halde başkasının gözüne sürme çekiyor kendisi susuz olduğu halde başkasına su takdim ediyor.

Aslolan, kişinin söylediği iyilikleri yapmış olması yasakladığı kötülükleri de terk etmiş olmasıdır, zira kur’an-ı Kerim şöyle buyurmaktadır:
Ey iman edenler! yapamayacağınız şeyleri niye söylersiniz?
Saff,2
Niye hayrı söylüyorsunuz insanları hayra teşvik ediyorsunuz
belki de siz onu yapıyormuş gibi kendinizi övüyorsunuz, halbuki yapmıyorsunuz ve niye şerri yasaklıyorsunuz, kendinizi ondan uzak görüyorsunuz, halbuki siz onunla iç içesiniz onunla mevsufsunuz.

Bununla beraber bir insan bazı iyilikleri yapamıyorsa hiç olmazsa söylesin bazı zaafları var da yanlışları terk edemiyorsa insanlara terk edin desin ve bunu diyebilmelidir. Şöyle bir söz var bu bir fıkhi kaide de sayılır.
ما لا يدرك كله لا يترك جله
Mê lê yudraku küllühü,la yutreku cilluhu.
Tümü elde edilemeyen şeyin tümü terkedilmez.
Bir şeyin tümünü elde etmek mümkün değilse ve bir miktarını yapmak mümkünse, kişi gücünün yettiğini yapsın ve nasıl olsa bazısını da yapmam diye tümünü terk etmesin.

Bir insan bir iyiliği yapmadığında şeytan bir defa sevinir, başkalarına aktarmadığında iki defa sevinir hiç sevinmesin de ama sevinecekse bir defa sevinsin yani insan Allah rızasını gözeterek bildiği iyilikleri usulüne göre karşı tarafa aktarsın.

Allah’ım bizleri ve bütün müminleri bilmediğini öğrenen bildiği doğrularla amel eden, öğreten, yayan ve neşreden kullarından eyle. Amin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

22/11/2025 C.tesi

ÜÇ GÜÇ YER

وسلام عليه يوم يولد ويوم يموت ويوم يبعث حيا.
Doğduğu gün, öleceği gün ve yeniden hayata döndürülecegi gün ona selam olsun. Meryem,15

İnsanın doğduğu ve dünyaya geldiği gün, öleceği gün ve dirilecegi gün en yalnız olduğu, kendini yalnız hissettiği ve yalnızlık çektiği günlerdir.

Doğduğu zaman, aylardır içinde bulunduğu güvenilir,mahfuz ve masun mahallin dışında kendini buluyor ve kendini yalnızlık hissediyor, etrafında bulunanlar onun doğumuna seviniyorlar ama o kendini değişik bir ortamda buluyor ve ağlıyor.
Öldüğü gün, kendisini en çok seven tanıyan bilen insanların arasından ayrılıyor ve kendini daha önce hiç görmediği insanların ve meleklerin arasında ve karşısında görüyor ve o gün,o sabah,o gece kişinin kendini yalnız hissettiği bir zaman oluyor.
İnsanların dirildigi gün (El ba’sü ba’d el – Mevt) ise kişinin mahşerde kendini belki yüzmilyarların arasında gördüğü gündür ki,en çetin en zor ve kişinin kendini kimsesiz gördüğü gündür,,yerdir.

Bu üç yerde yüce Allah özellikle Hz.Yahya’ya ikramda bulunuyor ve ona güven veriyor.

Doğduğumuz gün aşağı yukarı belli ve geçti, öleceğimz gün-Yüce Allah imandan ayırmasın- zamanı belli değil kesin ve önümüzde.
Diriliş günü ise o da kesin ki kesin ve önümüzde.

Ölüm, kendisinden önce gelip geçen herşeyden daha zor, kendisinden sonra gelen herşey ondan daha zordur.

Hz.Yahya’nın Rabbî olan Yüce Allah bizim de Rabbimiz ve Allahımızdır, Herşey onun kabzasında ve tasarrufundadır, ölüm günü sabahını ve diriliş günü sabahını ve muteâkib merhaleleri bizlere âsân eylesin.

الا فارحمونى يا اله محمد
فإن لم أكن اهلا فأنتم له اهل
Ey Hz.muhamned efendimiz’in Rabbî ve Allah’ı olan,bizim de Rabbimiz ve Allahımız olan yüce Allah (ne olur) bana ( bize) rahmet ediniz,layık olmasam bile SİZ (SEN) bana(bize) rahmet etmeğe layıksınız (layıksın)

Allahım üç güç yerden son iki yerde bizi nâçâr bırakma. Yâ muîn bize yardım eyle,yâ Erham er- Râhimîn bize ve ölmüşlerimize rahmet eyle,yâ Gafûr ya Gaffâr,ya Ğâfir bize ve ölmüşlerimize mağfiret eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

21/11/2025 Cuma