ALLAH HAKKINDA HÜSN-Ü ZAN

2026/97
سر السعادة حسن ظنك بالذى
خلق الحياة وقسم الأرزاقا
Sirrussaadeti hüsnüzzanni billezi h(خ)alak el h(خ)alke ve kessem el erzâke.

Saadetin sırrı, hayatı yaratan ve rızkı taksim eden( Yüce Allah) hakkında hüsn-ü zan’dır.

Rasulullah efendimiz bir hadiste şöyle buyuruyor:
لا يموت احدكم الا وهو يحسن الظن بالله.
Hiç biriniz yüce Allah hakkında hüsn- ü zan sahibi olmadan ölmesin
Ebu Davud, 3113
Yüce Allah da bir Kudsi hadiste şöyle buyuruyor:
انا عند ظن عبدي بى
Ben kulum’un benim hakkımdakı zannına göreyim (onun zannına göre ona davranırım)
Buhari, 7405

Yüce Allah hakkında hüsn-ü zan, amellerin en kıymetli olanıdır.
Hüsn-ü zan, kişinin, yüce Allah bana mağfiret edecek ve bana rahmet edecek diye inanması ve umudvâr olmasıdır.

Mü’min dünyada korku ve umut arasında yaşar ama,eceli yaklaşınca, Kerim ve Rauf olan yüce Allah’a giderken umudu korkusunun önünde ve ondan fazla olur.

Birisine öleceksin demişler, sonra nereye demiş, Allah’a gideceksin diye cevap vermişler,
demiş ki: Ömür boyu hep O’ndan iyilik gördük ona kavuşmaktan niye endişe edelim ki.

Seleften birisine hangi dua kabul edilir diye soru sormuşlar, demiş ki: Onu bilmem ama yapılan duaları kimin kabul ettiğini biliyorum.
Yani duaları kabul edecek olan yüce Allah’tır.

İbn-i Abbas’a biri: Ahirette bizi kim sorguya çekecek diye sormuş, İbn-i Abbas:Allah sorguya çekecek deyince Adam: Ka’benin rabbine yemin ederim ki o zaman kurtulduk demiş.

Ölüm döşeyinde olan bir gencin Annesi ağlayınca oğlu ona: Anne benim hesabımı sen görsen bana ne yapardın? Annesi: merhamet eder seni affederdim demiş, oğlu: Allah senden daha çok merhametlidir diye karşılık vermiştir.

Ey rahmeti herşeyi kuşatan yüce Allah! Dünyada da âhirette de bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi, yaşayan ve vefat edenlerle birlikte rahmetinle kuşat.
Ruhumuzu teslim etmeden önce Zat-ı Akdesin hakkında zannımızı tahsin edebilmeyi nasib eyle.Amin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

15/04/ 2026 Çarşamba

İLÂHİ SOFRA


2026/96
أى كريمى كه از خزائن غيب
كبر وترسا وظيفه خور دارى
دوستانرا كجى كنى محروم
تو كه با دشمنان نظر دارى

Ey kerimi ki ez hızene-i ğeyb gebr u tersa vazife hor dâri,dostan ra kucâ küni mahrum,tû ki bedüşmenan nazar dâri.
Ey cömert olan yüce Allah!Senin gayb hazinelerinden, sofralarından putperest de yiyor, rızıklanıyor,
hiristiyan da yiyor.
Sana inanmayan, nankörlük eden, sana düşmanlık yapanlara böyle kerim ve cömert davranıyorken,sana inanan,Rezzak- ı Hakiki olduğuna iman eden kullarını nasıl mahrum bırakırsın, elbette mahrum bırakmasın.

“Yeryüzündeki bütün canlıların rızkı Allah’a aittir”
Hud,6
Bu rızık yüce Allah’a vacib olmayıp, Allahın fazlından ve keremindendir.

Güneş sadece inananlar icin değil herkes için doğar gece ve gündüz gündüz,yaz veya kış’ın kısa veya uzun olduğu yerlerde de durum aynıdır yağmur her tarafa yağıyor ayırım yapılmıyor, belki fiili duayı yapıp orman ve ağaç yetiştirenlerin memleketine daha fazla yağıyor olabilir, Yüce Allahín Rahmân oluşunun tezahürü olarak dünyada inanan ve inanmayan herkese taksim edileni veriyor.

Durum böyleyken Allah’ın Rezzaki hakiki oluşu hakkında inancı hiç olmayanlar olduğu gibi, inancı zayıf olanlar da var,
varlıklı olduğunu sesli veya sessiz böbürlenerek yansıtanlar,tabir câiz ise hava atanlar var.

Emanet olduğunu unutarak gücüne,varlığına aldananlar var,bunlardan Allah’a inandığını söyleyenler varsa, yanlış yaptığı gibi, ayrıca bu onlar için bir ayıptır. İnanmayanlardan bir kısım ise bu dünya bu kadar nüfusu kaldıramaz, nüfusu azaltmamız lazım diyerek
firavunluğa soyunan Firavun da isrâil oğullarının on binlerce çocuğunu kesti, ama vadesi gelince denizde ordusuyla gücüyle, varlığı ile, zenginliği ile boğuldu gitti.

İnansın inanmasın, gücüne, zenginliğine güvenenlere Hz.Ai efendimizin iki suâli vardır.
Yüce Allah haddini aşanlara er geç haddini bildirir,ama herşeyin, herkesin, her olayın bir vakti ve eceli vardır.

Haddi aşanlara, taşkınlık yapanlara, Allahı bırakıp boş seylere tapanlara, yüksekten atanlara şunu diyerek yazımızı bitirelim:

سوف ترى اذا انجلى الغبار
افرس تحتك ام حمار

Toz toprak ortadan kalkınca-ortalık netleşince- altınızda At mı,eşek mi olduğu anlaşılacaktır.

Ey yüce Allahım bizleri ve bütün müminleri,senin Rezzak-ı Hakikî olduğuna inanan, haddini bilen, yanında duran kullarından eyle Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

14/04/2026 Salı

SİRKÜLASYON


2026/95
من العدم الى الوجود الى البقاء
Yoktan varlığa ve bekâya.

Her gün milyon kişi gelir
Her gün milyon kişi gider
En doğruyu Allah bilir
Sirkülasyon devam eder.

Baba sülbundan insanlar
Ana rahmine akarlar
Bu dünyada konaklarlar
İşte kaza işte Kader.

Gelen kim olursa olsun
Altın alsın altın satsın
Bu dünyada bin yıl kalsın
Yine bir gün ömrü biter.

Ömür nefes adedince
Enfâs tek tek tükenince
Ekmeği suyu bitince
Çare yoktur kabre girer.

Defin için kabre inen
O dar mekanı da gören
Kapatıp evine dönen
Gafletin uzun mu sürer.

İnsan dünyaya gelirken
Yalnızdı,peki giderken
Kimi gözyaşı dökerken
Kimi ağlar kimi güler.

Gelirken ağlayan insan
Giderken güldürür iman
Tevhid ile gitsin her can
İmanla murada erer.

Yarabbi murada erdir
Zatını bizlere sevdir
Cennetlerin güzel yerdir
Cenneti görmeye değer.

Vereceğin Firdevs olsun
Müminlerle taşsın dolsun
Cemal’in seyredip dursun
Ne gam kalır ne de keder.

Allah’ım bizlere ve bütün mümin kardeşlerimize tebessüm ederek imanla ölmeyi cennete girmeyi mübarek cemalini doya doya seyretmeyi nasip eyle Amin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

13/04/2026 P. tesi

YAKINLIK NEYLE OLUR


2026/94
ليس قرب بالهبوط والصعود
انما القرب بانطلاق عن وجود

Leyse kurbun bilhubûti ve ssuûd(i) innemel kurbu bintılâkin an vucûd(in)

(Yüce Allah’a mânen) Yakınlık (sadece) aşağı inmek (denizlerin derinliğine dalmak gibi mesela) veya yukarı çıkmak (gõklere yükselmek gibi mesela)ile değildir,(Yüce Allah’a yakınlık) “ben”i ve
“benliği” aşmaktır, ben varım aha buradayım,ben şunu bunu yaptım dememektir(yüce Allah’ın azameti karşısında kendini hiç görmektir, veya kendini görmemektir.)

İmam-ı Şafii r.a şöyle buyurmuştur:
العدم عصمة
El ademu ısmatün.
Yok olmak (ben ve benlikten sıyrılabilmek)
kurtuluştur.

Yüce Allah’a nisbetle mesafe ve uzaklık,mekan ve zaman mefhumu mevzubahis değildir.
Mesafeyi,zamanı ve mekanı yaratan O’dur.
Gerek fiziki ve gerek manevi uzaklık ve yakınlık insanoğluna göredir.

Bir Kudsi hadiste şöyle buyurulmaktadır:
“kulumun,kendisine farz kıldığım şeyleri yaparak bana yaklaşmasından bana daha sevimlisi yoktur, sonra(kul) nafileleri yapar ve ben onu severim.”
Buhari,6502

Burada kurb- i ferâiz ve kurb-i nevafil( Farzları ve nafileleri yaparak Yüce Allah’a manen yaklaşmak) gibi iki husus zikredilmiştir.
Yani Yüce Allah’a farzlarla yaklaşmak ve yine nafileleri yaparak Yüce Allah’ın sevgisini kazanmak mevzu bahistir.

Kur’an’a ve sünnete sarılmadan, imkan dahilinde farzları ve sünnetleri yerine getirmeden, Rasulullah efendimize ittiba etmeden yüce Allah’a yaklaşmanın ve onun tarafından sevilmenin imkansızlığı da ortaya çıkıyor.

Çin seddi’ne benzeyen ve Yüce Allah’a mânen yaklaşmaya en büyük engel olan nefsi ancak fazlar sünnetler islam adabı ve gönül erlerinin seyr ve sülüku terbiye eder.
İşte o zaman manevî yakınlığın üns nefahatı ve kokusu alınabilir, tadı hissedilebilir.

Ey alemlerin rabbi olan Yüce Allah! Bizleri ve bütün mü’min kardeşlerimizi sana manen yakın olma çabası ve gayreti içinde olan bahtiyar kullarından eyle.Amin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

12/04/2026 Pazar

KEDERLER DİYARI


2026/93

لا تستغربن وقوع الاكدار
ما دمت مقيما في هذه الدار
Lê testeğribenne vuküel ekdêri ne dümte mukîymen fi hêzihiddêri
Bu dâr’da( bu diyarda, dünyada) madem ikamet ediyor, yaşıyor ve hayat sürüyorsun,o halde vuku bulan ve bulacak olan, başa gelen ve gelecek olan gam ve kederlere hayret etme.
Yüce Allah Kur’an’ı Kerim’de bir ayeti kerimede şöyle buyuruyor:Bu günleri biz insanlar arasında döndürüp duruyoruz”Âl-i
imrân,140
dolayısıyla,
فيوم علينا ويوم لنا
ويوم نساء و يوم نسر
Fe yevmün aleynê ve yevmün lenê,ve yevmün nusêı ve yevmün nuserru
Bir gün aleyhimize bir gün lehimize tecelli eder, bir gün üzülür bir gün seviniriz.
Meşhur edip ve şairlerden Sadi Şirazi de dünyanın ahvaline değinirken şöyle diyor :
سعديا از روى تحقيق أن سخن نشنيده اى
هر نشينى را فراز وهر فرازرا نشينى
Sa’diyâ ezvrûyi tahkik in suhen ne şenîydeî, her nişinîra fşraz u her firazra nişinî.
Ey Sadi gerçekten sen bu sözü duymadın mı ?
Her inişin bir yokuşu ve her yokuşun bir inişi vardır.
Mü’min kederlerle dolu, inişli çıkışlı, birgün lehte birgün aleyhte olan, bir gün sevindiren, bir gün üzen bu dünyada nasıl olmalı ki kârlı çıksın ?
Doğru bir kaza ve kader bilgisi ve inancı yanında Yüce Allah ile ma’nen beraber olmak mu’mini rahatlatır ve kârlı çıkarır.
Yazımızı uzatmadan kısa bir misal ile bitirelim :
Müminlerin en neş’eli günleri olan bayram günü bayram namazında tekbirler var,yine mimi’nin en hazin ve kederli günü bir yakını vefat ettiğinde kıldığı cenaze namazında da tekbirler var.
Mü’min en neş’eli gününde de Allahu ekber diyor en kederli gününde de Allahu ekber diyor yani her halükarda Allahı yüceltip O’na dönmesi iltica etmesi gerekiyor.
Neş’e ve keder onu yoldan saptırmamalı, istikametten ayırmamalıdır.

Ey yüce Allah’ım! Bizleri sana yönelen seninle doyan zikrinle meşgul olan her halükarda sana teslim olan müslüman kullarından eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

11/04/2026 C. tesi

HERKES GÖRECEK


2026/92
سوف ترى اذا انجلى الغبار
افرس تحتك ام حمار
Sevfe terâ izencelel ğubaru,eferasun tehtehe em himârun.
Toz toprak ortadan çekilince ve ortalık netleşince,neye bindiğin o zaman belli olacak, altında At mı var Eşek mi var o gün ortaya çıkacak.

Adamın biri bir hayvana biner,tozlu bir yoldan geçer ve her tarafı toz kaplar, bilerek veya bilmeyerek oradan geçen birisine sorar,acaba ben neye binmişim bakar mısın,tozdan göremiyorum.
Adam şu cevabı verir: Bu toz(duman) ortadan kalkınca At’a mı,Eşeğe mi bindiğini o zaman göreceksin ( belli olacak).
Mevlânâ Celaleddin-i Rûmi de buna yakın bir beyitte bu hususu şöyle dile getirmektedir:

چونكه كعبه رو نمايد صبحگاه
كشف كردد كه كم كردست رآه
Çünki ka’be rû numayed subhgâh,keşf kerded ki küm kerdest rah.

“Kâbe-i muazzama heybeti ve haşmetiyle görününce kimin kıblesi doğru kimin kıblesi eğri o zaman ortaya çıkar”

Sözlerimizi sözlerin en güzeli olan,Aziz ve Allâm olan yüce Allah’ın mübarek sözü ile bitirelim.

“Bütün sırların ortaya döküldüğü gün(olan kıyamet günü),insanın ne bir gücü ne bir yardımcısı olmaz”
Târık,9,10,

Ah keşke hakk’a ve hakk’ın gür sesine,
İslam’ın diriltici nefesine karşı gelenler,
“Kuşkusuz Allah’ın indinde gerçek din islamdır”
Âl-i imrân,19
hakikatına kulak tıkayan ve ezberledikleri batıl sõylemleri şiâr edinip terennüm edenler, iş işten geçmeden toz toprak çekilmeden ve sırlar ortaya çıkmadan tosladıkları dağ’a deyil de, er geç parçalanacak kafalarına acısalar ve batıldan hakk’a dönseler. Ama heyhât!

Dünyada yapılan bütün işlemlerin son ve en kesin sağlaması ahirette olacaktır.

Yüce Allah her manada sonu görüp iş işten geçmeden, sırlar ortaya dökülmeden hakkı hak gören ve hakka tabi olan, savunan,hakk’a tapanlardan eylesin.
Batılı batıl gören, batıldan ictinab eden ve her vesileyle bâtılın karşısında olan kullarından eylesin.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

10/04/2026 Cuma

UYARILANIN MAZERETİ KALMAZ


2026/91
اعذر من أنذر
U’zira men unzira Uyarılan,inzar ve ikaz edilenin özrü kabul edilmez.
لا يستحق النظر من رضى بالضرر
Lê yestehikkunnazar men raziye biddarar. Zarara razı olan kişi, nazarı,gözetilmeyi ve iltifatı hakketmez fırsatı kaçırmış olur.
Yüce Allah vahiy için Rasulullah efendimizi hem Nebî,hem de Rasûl olarak muhatap seçmiştir, nübüvveti onunla sonlandırmış ve bütün yarattıklarının üzerinde onu delil ve hüccet kılmıştır.
“Ta ki ölenin niçin öldüğü, yaşayanın niçin yaşadığı da apaçık ortaya çıksın”
Enfâl,42

Yüce Allah, Kullarından yüce Allah’ı bilen, emrini tanıyan akıl sahiplerini seçmiş, onları vefa ve güzel ahlakla tavsif buyurmuştur.
“Sana rabbinden
indirilenin hak olduğunu görüp bilen kimse görmeyen gibi olur mu? Bunu ancak akıl sahipleri anlar.
Onlar, Allah’a verdikleri sözü yerine getirirler, yeminlerini asla bozmazlar.
Ra’d,19,20

Muvaffak olan kimse bunların yoluna girer, akıllı düşünen vefakâr sözünde duran,yüce Allah’tan korkan ve O’ndan haşyet duyan bu ve bu gibi insanların yoluna girer.Bunların yolu da kitap ve sünnettir.
Yüce Allah’ın,kullarını çağırdığı sırat-ı müstakim, Rasulullah efendimizin de, azı dişleriniz ile benim ve râşiid halifelerin sünnetine uyun, onu azı dişlerinizle ısırırcasına bırakmayın diye tavsiye buyurduğu râşid halifelerin de yolu budur.
Bu yolda olan muvaffak olmuştur,başka yolu seçen başarılı olamaz muvaffak olamaz sahili selamete ulaşamaz.
“Şüphesiz bu benim dosdoğru yolumdur. Buna uyun; (başka) yollara sapmayın; sonra onlar sizi Allah’ın yolundan ayırır, işte korunmanız için Allah bunları size emretti.”
En’âm,153
Güneş ve ay gibi parlak ve nurlu olan kitap ve sünnetin yolu böyle apaçık ayan beyan bildirildikten sonra bu yola girmeyip başka yollara sapan helak olan kimse’nin ve kimselerin ne özrü kalabilir?
Bu nuru bu parlaklığı bu hidayeti görmeyip zarara razı olan elbette çok şeyi kaçırmış olur.

Ey yüce Allah’ım! Bir an bile bizi kendi nefsimize havale etme, bütün işlerimizi sen der’uhde eyle.
Ya Rabbi bahsettiğimiz Kur’an ve sünnet yolundan, Raşid halifelerin onları ihsan’la takip eden büyük kâmetlerin, gönül erlerinin yolundan ayırma.Âmîn

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

09/04/2026 Perşembe

YIKMAK – YAPMAK


2026/90
أرى الف بأن لا يقوم بهادم
فكيف ببان خلفه الف هادم
Erâ elfe bênin le yakûmu bihêdimin, fekeyfe bibênin halfehu elfu hêdimin.

Yapan (ıslah eden) bin kişi olsa, yıkan(ifsad eden) bir kişi olsa, yine (yıkmak kolay olduğu için) yıkan yapana gâlib gelir,
peki ya yapan(ıslah eden) bir, yıkan (ifsad eden) bin kişi olursa o zaman nasıl olacak,buna ne demeli?

Yaşadığımız asrı ve zamanı, şu an içinde bulunduğumuz ortamı ifade etmesi bakımından çok kaliteli ve yerinde bir tesbit.

Eğer bir mümin kendi yakasını televizyonun zararlı ve ifsad edici programlarına ve dizilerine, internetin ğayyâ çukurlarına ve derinliklerine,akıllı telefonların akıl almaz oyalayan ve gaflete düşüren oyunlarına,şüphe ve şehvet fitnelerine ve onların kaynaklarına kaptırırsa, çay kaşığı ile topladığı sevapları kepçe ile dağıtmış gibi zararlı çıkar, hayırlarını ve sevaplarını yitirmekle kalmaz bu sefer artılar sıfırlanır ve eksiye döner, sıfırın altına iner ve günahlar irtikab eder uzun bir zaman elde ettiğini kısa bir zamanda yitirir, kaybeder.

Müminin, âhiret yolcusunun -tabir caiz ise- Yüce Allah ile ticaret yapan bir kişinin bu ticaretinin kesada uğramaması ve zarar görmemesi için kazandıklarını korumak zorundadır.

Yazımızın başında geçtiği gibi yıkmak yapmaktan çok daha kolaydır.
Bir şair şöyle der :
Yıkar bir günde neccâr ettiğin bünyadı bir yılda,
Gücü tamir -i dildir sehldir hatır -ı şikenlikler.

Manası : Dülgerin bir yılda tamir ettiği binayı bir günde yıkması mümkün, öyle ya gönül kırmak da işin kolay olan kısmıdır, asıl zor olan o gönlü tamir edebilmektir.

Her anlamda yapmak zordur, Yine her anlamda yıkmak kolaydır.

Allah’ım! Elimizden geldiği kadar bizlere ve bütün mü’min kardeşlerimize hayırlar ve iyilikler yapmayı nasip eyle, kazanımlarımızı, özellikle Ramazan kazanımlarımızı yitirmeden bize lütfettiğin organları ve imkanları senden başkasının emrinde değil, senin emrinde ve yolunda razı olduğun gibi kullanarak sâlimen gânimen sana kavuşmayı bizlere ve bütün mü’minlere nasip eyle.Âmîn

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

08 /04 2026 Çarşamba

DAMLA DAMLA


2026/89
وقطر على قطر اذا اجتمعا نهر
ونهر على نهر اذا اجتمعا بحر
Ve katrun alâ katrin izectemeâ nehrun,ve nehrun alâ nehrin izectemeâ bahrun.

Damla damla nehir,nehir nehir
deniz olur. “Damlaya damlaya göl olur”Atasözü hepimizin malumudur,bu sözün altını
aldoldurup hakkını
vermek gayret sahibi mü’minlere düşer.

Bu sözün hakkı nasıl
verilir, ve bunun altı nasıl doldurulur?

Her konuda bize rehber olan ve yol göteren yüce
Allah’ın kitabı ve Allah Rasulu bu konuda da bizlere yol gösteriyor,
Yüce Allah bu hususta bir kaç ayet-i kerimede şöyle buyuruyor:
“Azık toplayın, muhakkak ki azığın en hayırlısı takvâdır”
Bakara,197
‘Hayır işleyin ki
kurtulasınız”
Hac,77
“Kim zerre miktarı hayır yapmışsa
onu(karşılığını)
görür”
Zilzal,7

O’na salât ü selâm olsun Rasulullah
efendimiz de bu konuda bir kaç hadiste şöyle buyurdular:
“Kardeşini güler yüzle
karşılaman”,
Müslim, 2626
” Kovan’dan onun
su kabına su dökmen ile
bile osa bir iğiliği küçük görme”
Tirmizi, 1970
“Yarım hurma veya güzel bir söz ile bile olsa nar’dan
(ateşten) kendinizi koruyun”
Buhari,7443
Müslim:1016

Bu ve benzeri Ayet-i Kerimeler ve Hadis-i
Şerifler azık toplamamızı ve küçük büyük demeden, şu küçük bu değersiz,şu ufak
bundan ne çıkar demeden âhirette sevap fakiri
olmamak için gayret göstermemizi
emrediyor.

İçinde bulunduğumuz Şevval ayı, muteâkib ay ve günlerde
yapılacak her kalemden taat ve ibadet, Pazartesi ve Perşembe günü oruçları,her ayda üç gün oruç tutmak Kurban Bayramı
evveli dokuz gün olan zilhicce ayının ilk dokuz gününde yapılacak ameller, tutulması sevab olan tatavvu oruçlar
ki hiç bir amel bu dokuz günde
yapılan amel
ayarında olamaz, hele hele bir yıl
önceki ve bir yıl sonraki günahları silip süpüren Kurban Bayramı öncesi tutulan Arefe günü orucu,sadaka vermek, güzel söz söylemek,nafile namazlar zikirler
tesbihler, Kur’an-ı Kerim tilaveti gece namazı,bol bol duâ,zira dua iki çeşidi ile -senâ ve taleb duası- ibadettir ve daha nice rengarenk sevap ve hayırlar.
Unutmayalım ki ahiret zengini
olmanın yolu,bu
dünyadan geçiyor ve biz Yüce Allah’a
hadsiz hamd
ve senâ ediyoruz ki hâlâ imkânların
fırsatların ve
nimetlerin sayısız olduğu dünyada
yaşıyoruz hâla.

Kurtuluş için hayır yapmamızın gereğini unutmayalım ve
unutmayalım ki damlaya damlaya
göl,gölden göle
deniz olur.Ahirette Yüce Allah’ın
rahmetine, rahmet diyarı cennetine ve bütün nimetleri
unutturan mübarek
cemaline kavuşmanın yolu bu dünyadan,bu dünyada yapılacak taat ve ibadetlerden geçiyor.

Allahım! Bizi ve bütün mü’min kardeşlerimizi her hayra ve güzel amele muvaffak eyle, her şer’den,her hastalık ve keder’den uzak eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

07/04 2026 Salı

İSLAM DİNİ’NİN ASLÎ VACİBLERİ


2026/88

Yüce Allah’ın sayılamayan nimetlerine şükür. Yerine getirilmesi gereken emirlerini yerine getirmek.
Kaçınılması gereken yasaklardan uzak durmak.
kendisinden ( tövbe)
İstiğfar edilmesi gerekenlerden tövbe etmek.
Bir musîbet vukû bulduğu zaman bu musîbete sabretmek.

Bunları yerine getiren bir mü’min iyi bir mü’mindir.

Eğer bir mü’min, Yüce Allah’ın emirlerini yerine getiriyorsa, yasaklardan ve haram kıldığı şeylerden uzak duruyorsa,sayısız
nimetlere -elinden gediği kadar – şükrediyorsa, mukadderat’a- esbab’a sarıldıktan sonra -sabrediyorsa ve beşer olarak ayağı kayıp şeytana ve nefse uyar da
bir günah işlerse,
Yüce Allah’ın emri olan tövbeyi olabildiyince samimi yaparsa,bu kişi doğru yolda olan bir mü’mindir.

Dikkat edilirse yapılması gereken her şey ve terk edilmesi gereken her şey bu beş asli görevin çerçevesinde bulunmaktadır.

Bu asli görevleri yapan bir mümin gece namazına kalkmasa da nafile oruç tutmasa da, dervişim,sofiyim demese de makbul bir mümindir.
Bununla beraber bu beş şeyi yapması yanında gece namazı gibi, nafile oruç gibi, sadaka ve buna benzer nafile ibadetleri yaparsa,iyi bir derviş,iyi bir sofi olursa elbette bu yüce Allah’ın onu sevmesine vesile olur ki bu da her mümin için bir gaye ve bir hedef olmalıdır.

Yüce Allah lütfu ve kerem’i ile dinin asli vacipleri yanında Rasulullah efendimizin mübarek sünnetini elinden geldiği kadar takip eden yaşayan bahtiyar kullarından eylesin.Amin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

06/04/2026 P.tesi