DURMA ÇALIŞ


2026/127
عليك بالحركة غير السكون
Aleyke bilhereketi ğeyrissükûni.
Hareket et,bir şeyler yap,durma! Hayatında asla bir boşluk olmasın ve oluşmasın.

Bugün amel var, aşağı yukarı istediğin hayrı ve sevabı işleyebilirsin, yarın ahiret günü ise hesap var ama amel yapma imkanı kalmaz, bütün dünya senin olsa kâr etmez.

Dünya gitgide bizden biz de ondan uzaklaşıyoruz,
âhitet te gitgide bize,biz de ona yaklaşıyoruz.

Yüce Allah’a manen yaklaşmak,ahiret azığı toplamanın yeri dunya’dır.
Mümin 7/24 her an bu manevi kurbu yüce Allah’ın izniyle gayret ederek elde edebilir.

Gece gündüz, Yaz kış,hazarda ve
seferde,sağlık
içinde iken ve hasta iken,evde, dışarıda, yürürken ve bir vasıtada iken kısacası her an ahirete azık toplayabilir.
سيروا إلى الله عرجا ومكاسير ولا تنتظروا الصحة فإن انتظار
الصحة من البطالة.
Sîyrû illellahu urucen ve mekâsîr velê tentezirussıhhate
feinnentizar es sıhhati min el betâleti.
Allaha, rızasına, manen O’na yakın olmaya doğru yürüyün,yol alın, sakat da olsanız, kırık dökük de olsanız yürüyün, olduğunuz halde yürüyün, sakın, iyileşelim ondan sonra yürüyelim demeyin, hareket etmeden oturup iyileşmeyi beklemek
atalettir, tembelliktir, diyelim ki oturup bekledin sana iyileşeceğinin
garantisini kim verebilir, günlerce oturup bekledin, yarın iyileşsen bile bu birikmiş her çeşit ibadet borçlarını nasıl ödrsin,bu oluşan boşluğu nasıl dolduracak ve nasıl telafi edersin? Hayır hayır ahiret yolcusu boş boş oturamaz, faydasız ve boş şeylerle uğraşamaz.

Hareketten maksad hayırlı,verimli,getirisi olan bir çaba ve bir
gayret içinde olmaktır,beden de hareket etsin,kalb’te boş durmasın.
El kâr’da gönül yâr’da olsun.

Unutulmamalıdır ki insan belki bir yaşa
gelince sorumluluğu artar,vakti daralır, gücü azalır, yapabileceği şeyler sınırlı kalır o zaman o zaman ne yapalım?

O zaman
بادر قبل أن تغادر
Bêdir keble en tuğedir.
dönüşü olmayan bu uzun yolculuğa çıkmadan, cağırılmadan, göç çanı çalmadan elini nasıl çabuk tutman
gerekiyorsa öğle çabuk tut.

Yüce Allah bizlere ve bütün mümin kardeşlerimize hayırlı bereketli verimli bir hareket konusunda yardımcı olsun.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

28/06 /2026 Pazar

İLÂHÎ METOD


2026/126

إن هذا القران يهدي للتي هي اقوم
“Kuşkusuz bu Kur’an en doğru olana iletir”
İsra،9
هذا الكمال اذا اريد بلوغه
هذا النجاة اذا اريد نجاة
Hêzel kemâlu izê ürîyde bulûğuhu hêzennecêtü ize ürîydennecêtü.
İşte Kur’an, işte üstünlük,işte kemal ve mükemmeliyet eger ulaşılması isteniyorsa,
İşte Kur’an işte necat ve kurtuluş, kurtuluş isteniyorsa.
Gerek dünyada gerekse de ahirette yükseklere, zirvelere ve kurtuluşa ermek isteyen/isteyenler için yol ve yordam belli.İşte Kur’an buyurun!

Kur’an insanı terbiye ederken kullandığı metod şübhesiz en üstündür ve en üstün kalmaya devam edecektir, zira insanı yaratan yüce Allah, insanı en iyi bilendir.
“Yaratan bilmez olur mu”?
Mülk,14

Kur’an-ı Kerim insanın sesi için:
“Sesini yükseltme”
Lokman,19
İnsanın yürümesi için:
“Yeryüzünde böbürlenerek yürüme”
İsra,38
İnsanın bakışı için:
“Sakın kendilerini sınamak için onların bir kısmını yararlandırdığımız dünya hayatının çekiciliğine göz dikme”
Tâ-ha, 131
Duyma organımız kulak için:
“Gizlilikleri araştırmayın”
Hucurât,12
Yemek ve içmek için:
“Yiyiniz içiniz fakat israf etmeyiniz”
A’raf,31
Konuşulan söz için:
“İnsanlara güzel söz söyleyin”
Bakara,31
Meclisleri ve sohbetleri korumak için:
“Birbirinizin gıybetini yapmayın”
Hucurât, 12
Nefisleri ve onur’u korumak için:
“Erkekler diğer erkeklerle kadınlar diğer kadınlarla alay etmesin”
Hucurât,11
Fikirleri süzmek ve korumak için:
“Bazı zanlar günahtır”
Hucurât,12
Bir olayı haber verirken:
“Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme”
İsra,36.
Ve kur’an-ı Kerim bizlere affı ve bağışlamayı öğretirken:
“Kim bağışlar düzeltme yolunu tutarsa onun mükafatını Allah verir”
Şura,40

Kur’an’ın denizinden, okyanusundan birkaç damla mesabesinde bahsettigimiz bu güzellikler ve daha niceleri Yüce Allah’ın kitabından başka, Rasulullah efendimizin ahlakından başka nerede bulunabilir? Hiçbir yerde.

Ey kur’an-ı Kerim’i Ramazan’da Kadir gecesi’nde Resulullah efendimizin kalbine Cebrail vasıtasıyla indiren Yüce Allah!
Yaşadığımız ortamda en çok muhtaç olduğumuz Resulullah efendimizin Kur’an olan ahlakını bizlere ve dünyadaki bütün mü’minlere nasip eyle.Amin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

25/06/2026 Perşembe

BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ


2026/125
بينا يرى الإنسان فيها ساعيا
فإذا به خبر من الاخبار

Beyne yural insênu fîyhê sâiyen,feize bihî haberun min el ahbâri.

İnsanoğlu, dünyada hayat sürerken, rızkını temin etmek için,işi icabı çaba sarf ederken,bazen kendisi gibi yaşayıp kendisinden önce ölenlerden bahseder. Mesala! yakın, tanıdık ve arkadaşları için filan şöyle idi,falan böyle idi diye onlardan ve hatıralarından, hikayelerinden bahsederken, bir de ne görsün kendisi haber olmuş insanlar ondan bahsediyor, hikaye konusu olmuş, yani ölmüştür.

Veya dünyada bunlar olurken,
“Yer o şiddetli sarsıntısıyla sarsılır
Zilzâl,1
“O gün yer Rabbinin ona vahyettiği şekilde bütün haberlerini anlatır”
Zilzâl 4,5. insanoğlu da,” ne oluyor buna!
der.
Zilzâl,3 Ayet.
Başkalarından bahsedip
sohbetini yapan insan bu sefer kendisi sohbet ve haber konusu olacaktır.

Bir cenazenin arkasında yürüyen biri, yanındakine soruyor : Bu cenaze kim? Yanındaki : Sen,kızıyorsan ben, bugün bu din kardeşimiz, yarın ben, öbür gün sen ve sırası gelen gidecek diye cevap veriyor.

Ta’ziyeye giderken dikkat çeksin ve bir bilgi,bir öğüt olsun diye bazen aklıma geldiğinde,o mecliste cevabını herkesin bildiği bir soru sorarım ! Bu din kardeşinimiz niye öldü,ve biz niye henüz yaşıyoruz?Bu din kardeşimizin yiecegi içeceği rızkı alacağı nefes ve hava, yaşayacağı saat,dakika, saniye tükendi dolayısıyla eceli geldi ve vefat etti,peki biz,biz şu an itibariyle bizim bu bahsettiğimiz imkanlarımız henüz tükenmediği için yaşıyoruz,bunun başka bir cevabı var mı, hayır.Tek cevap bu.

Evet şu an yaşayan bizler iman başta olmak üzere en büyük nimetlerin içinde bulunuyoruz, sıhhat boş vakit, ve sayılamayacak kadar çok nimetler ve imkanlar, iş işten geçmeden fırsatlar elden çıkmadan ahirette geçerli akçe sayılacak salih amelleri,iyilikleri güzellikleri elden geldiği kadar, yapabildiğimiz ölçüde yapalım zira bir gün bir varmış bir yokmuş neticesine doğru gideceğimiz kesindir.

Yüce Allah Lütfü ve keremi ile ruhumuzu teslim edeceğimiz günün ve saatin,o an’ın zorluklarını bizlerle ve bütün müminlere âsân eylesin, bizlere Kamil bir iman, derin bir yakîn ve ihlas kelimesini, tevhid kelimesini telaffuz etmeyi nasip eylesin. Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

24/06 2026 Çarsamba

YOL-YORDAM BELLİ


2026/124

و نهج سبيلي واضح لمن اهتدى
ولكنها الاهواء عمت فاعمت
Ve nehcü sebîyli vâdihün limen ihtedê, velekinnehel
ehvêü ammet fea’meti.

Yüce Allah’ın doğru yolu olan sırat- ı mustakîmde
yürümek, hidayet bulup son durağa ve son konaklama yeri olan cennete varmak isteyen kişi için yol apaçık ve kolaydır,muheyyâdır aydınlıktır ve de dosdoğru bir yoldur fakat, insanların kötülüğü çokça emreden emmâre
nefislerinin dine uymayan arzuları o kadar çoğaldı ve yaygın hale geldi ki,bu heva ve hevesler indanları (bir kısmını) kör etti, bu dosdoğru yolu göremiyorlar.

Bu yol yüce Allah’ın :
” De ki: Bu benim dosdoğru olan yolum’dur, bu yola tabii olun, başka yollara tabi olmayın ki o başka yollar sizi tefrikaya düşürür “
En’âm,153. ayet-i kerimesinde buyurduğu, ve bizim de namazda ve namazın dışında her gün onlarca kez
“Bizi sırat-ı mustakime ( dosdoğru yola)hidayet et “
Fatiha 6.ayette geçen ve bizim de ısrarla istediğimiz yoldur.

Yol ve yordam belli, sırat-ı müstakim.
Bu yol Sevâd-ı A’zamın yani Allah’ın emrini tutan,O’na salât ve selâm olsun Rasulullah efendimiz’in sünnetine sımsıkı sarılan, Raşit halifelerin ve onlardan sonra hidayet üzre olanların yoludur, ona salat ve selam olsun Rasulullah Efendimiz bu yolun yolcuları için şöyle buyurur : Ümmetimden hakkı yaşayıp yaşatacak ve ikame edip izhar edecek ve Yüce Allah’ın emri gelip çatıncaya kadar buna devam edecek bir taife mutlaka bulunacaktır Buhari Hadis no:7311.

Hedefe giderken yanımıza neyi almamız gerekiyor o da bellidir, takva azığı, yolcu da belli, her birimiz yani hepimiz,kime gidiyoruz,Yüce Allah’a, bütün bunlar belli de, bunları heva heves menfaat makam mevki, hırs,tama’ perdeliyor, cinlerin ve insanların şeytanları ve şeytanların adına yeryüzünde fesat çıkaranlar ve daha başka şeyler de engelliyor.

Bütün bu engellere ve hakikati perdeleyen şeylere uyan bir insan aslında hevasına uyuyor, hatta puta tapan,ineğe tapan, şeytana tapan, güneşe ay’a ve yıldızlara tapan, paraya tapan menfaata ve kendisi gibi fani günahkar belki gayrimüslim insanlara tapan onlara değil hevasına tapıyor Çünkü nefsin hevası ve kötü arzuları ondan bunu istiyor.

Hidayet yüce Allah’tan olmakla beraber ahiret yolcusu olan ve inanıyorum diyen bir mümin iş işten geçmeden başını iki elinin arasına alıp kendini sorgulamalı ve kendi kendine şunu sormalıdır : Beni yönlendiren, hareket ettiren, konuşturan, iş yaptıran, bana hakim olan, kalbimin tahtında oturan vahiy midir,kitap ve sünnet midir, yoksa nefsimin kötü arzu ve istekleri midir, bu sorgulamayı insaflı vicdanlı kapsamlı bir şekilde yapan ve buna devam eden kişiye doğru cevabı yüce Allah ilham eder,ona yardımcı olur ve sırat-ı müstakime yönlendirir Çünkü nefsini büyük muhasebeden önce sık sık muhasebeye çeken inşallah kurtulur.

Allah’ım! Bizleri ve bütün mü’min kardeşlerimizi sıratı müstakimden apaçık olan İslam yolundan hidayetten ayırma, emmare olan nefsimize, nefsin hevasına, bizi tehdit eden, bu yoldan saptırmak isteyen görünür görünmez düşmanlarımıza bizleri gâlib eyle. Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

22/ 06/2026 P.tesi

AH KEŞKE


2026/123

لهونا عن الايام حتى تتابعت
ذنوب على آثارهن ذنوب
فيا ليت أن الله يغفر ما مضى
وياذن فى توباتنا فنتوب

Lehevnê anıl eyyâmi hettê tetêbeet zunûbun alâ êsêrihinne zunûbün.
Feyê leyte ennellâhe yeğfiru mê madâ, ve ye’zenu fî tevbêtinê fenetûvbu.

Günlerimizi ihmal ettik (boş geçirdik, hakkını veremedik) geriye dönüp
baktığımız zaman
günahların üst üste biriktiğini gördük.
Keşke yüce Allah geçmişte yaptığımız günahları bağışlasa da bir de tövbeler etmek için bize izin verse ve biz de tövbe etsek( ne kadar iyi olur.
Zira Yüce Allah tövbe imkanı vermeden kişi tövbe edemez.
Yüce Allah kulunu tövbeye muvaffak
etmezse kul tövbe
edemez.
Ana vana kapalı olursa hiç bir şebekeden,evdeki vana kapalı olursa musluklardan su akmaz.

Yüce Allah bu hususta bir âyet-i kerime de şöyle buyuruyor:
” Bunun üzerine O da tövbe etmeleri (ve eski durumlarına dönmeleri)için
onlara tövbe nasîb etti.
Tevbe Suresi,118

Her makamın aslı ve her hâlin anahtarı olan tövbe muhalefetten muvafakata günahtan tâate gafletten uyanmaya
uykudan yakazaya intikal etmektir.

Tövbenin şartları, çeşitleri ve âdâbı geniş kitablarda mevcuttur oradan okumak mümkün ama, tövbenin ikinci bir tövbeye mahal bırakmayacak şekilde samimi olması en iyisidir.

تاب من الذنب اناس وما
تاب من التوبة الا انا

Têbe minezzenbi ünêsün ve mê têbe minettevbeti illê ene.
Nice insanlar günahtan tövbe etti ama ben ( samimi olmayan) tövbeden tövbe ettim.

Bütün bunlarla beraber Güneş batıdan doğuncaya ve ruh boğaza gelinceye kadar tövbenin kabul edileceğini Rasulullah efendimiz haber ve müjde vermiştir.O halde her günde bir kaç defa tövbe etmek özellikle gece uyumadan önce tövbe etmek, mümkünse ve “Seyyid ül istiğfar” diye meşhur olan İstiğfarı yapmak önemlidir.
Bilmeyenler bu istiğfarı yazıp öğrenmeleri ve ezberlemeleri çok muhimdir.
Buhari’de geçen bu istiğfarı gece yapan kişi sabahlamadan ölürse cennetliktir sabah yapan kişi akşamdan önce ölürse cennetliktir.
Buhari, 6306

Allahım! Bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi kabul buyuracağın tövbeleri, İstiğfarı çokça yapmaya muvaffak eyle.Amin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

19/06/ 2026 Cuma

DOST ve ARKADAŞ


2026/122

يارا بهشت صحبة ياران همدم است
صحبة ياران ما مناسب جهنم اين
Yârâ behişt sohbeti yârâni hemdemest, sohbeti yârâni nâ mutenasib cehennemest.
Ey dost!Cennet uyumlu dostlarla beraber oturup sohbet etmek ve onlarla beraber olmaktır.
Uygun olmayanlarla beraberlik ise cehennemdir.
Distun kısa tarifi sevincinize sevinen
üzüntünüze üzülendir.
Dest el demek, dû iki demek,dû+dest dudest olur çok kullanıldığı ve kolay olsun diye dost olmuştur,iki elin biribirine
ihtiyacı gibi dost dosta muhtaç.Veya üst sahip demek,dû iki demek dû+üst dûüst olur,sonra dost olur dûüst iki sahip demektir, veyahutta farsçadدوست دارم Dost darem seviyorum demektir ki dost sevgili demektir. Bu ve daha başka manalarıyla dost kıymetlidir ve
kıymeti bilinmesi gerekir. Frekansları biri biribirine
uygun Âlif ve me’lûf (ülfet eden ve ülfet edilen) dostlarla beraber olmak ve sohbet edip dert
paylaşmanın verdiği huzur ve lezzet itibariyle dünyanın
Cenneti sayılmıştır,
Frekansı uymayan parazit çıkaran ve
uyum sağlamada problem olanlarla beraber olmak da, verdiği sıkıntı ve kabz itibariyle dünyanın ateşi ile eş görülmüştür. Bu konuyu bir şair şöyle dile getiriyor:

Aslında mü’minler ardeş olmakla beraber, biribirinin dostudurlar da, geniş anlamda bütün mü’min kardeşlerimizi,daha dar manada çeşitli vesilelerle,nerede olurlarsa olsunlar hangi vesile ile iman kardeşliği sayesinde edindiğimiz dostlarımızı görmeye müştak olduğumuzu,özlediğimizi beyan eder bu iştiyak ve özlemi yüce Allah’a arzediyoruz.Yüce Allah herşeye kâdirdir.

Allah’ım bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi Firdevs cennetinde buluştur sevdiklerimize kavuştur. Amin.

Ahmet Özkan
Emekli Müftü

17/06/2026

EVİMİZİN HUDUDU


2026/121
الجار ثم الدار
Eddâr sümmel câr
Önce komşu sonra ev.
Durum buysa o zaman önce komşularımızı tanıyalım,sonra evimize bakalım.

Küfe’li biri, bir gün Hz Ali efendimize gelir ve yeni satın aldığı evin akdini (tapusunu) daha bereketli olur inancıyla eli ile yazmasını söyler.
Hz.Ali r.a ve k.v Kağıt kalem ister, kağıt kalem gelir ve Hz Ali efendimiz akdi şöyle yazar:
Rahman ve Rahîm olan Allahın adıyla, Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a aittir,salât ve selâm Rasulullah
(efendimiz)e,âli’ne ve ashabına olsun.
Bütün bunlardan sonra derim ki: Bir ölü bir ölüden bir ev
satın almıştır,bu ev
günahkarlar mahallesinde gafiller sokağında bulunmaktadır, evin dört cephesi ve dört hududu mevcuttur.
Bir tarafı ölüme,bir tarafı kabre,bir tarafı
sırat köprüsüne, dördüncü tarafı da
ya cennete ya da cehennem’e bakar.

Bunu duyan yeni ev sahibi Hz.Aliye şöyle dedi: Bu yeni aldığım ev’in komşuları ve hudud’u buysa,şahid ol ya Ali bu evi ben fakirlere vakfediyorum.

Tabi ki konumuz vakıf değil, dolayısıyla kim
neyi ne zaman kime vakf eder bu ayrı
bir meseledir.

Konumuz ve bundan kasdımız şudur: Bilinmelidir ki içinde oturduğumuz evlerimiz müstakil de olsa, apartman dairesi de olsa mütevazi veya çok pahalı,meselâ köşk ve saray da olsa, bize hoş da gelse, ağır da gelse komşularımız ve evimizin hududu bunlardır.

Dünyada komşularımız ve
evimizin hudud’u budur.
Ölüm,kabir sırat.Bu her evin,dolayısıyla her ev sahibi’nin vazgeçilmez komşuları ve hududu.
son ve kalıcı komşu olan cennet veya cehennem ise, insandan insana değişir.

Bizler imtihan ve fırsatlar dünyasında evimizin akdini ve tapusunu Hz.Ali gibi zat’lara yazdırma imkanımız yok,Din bize bunu emretmiyor.

Bizim, yüce Allah’ın izni ve tevfîk’i ile kabrimizden önce evimizi cennet bahçesine ve adeta mescide çevirmek, ilim irfan yuvası haline getirme imkânımız vardır.

İşte o zaman ihtiyaç dışı bir gayri menkul’u ister vakfeder ister etmeyiz,bu ayrı bir mesele,ama yine biz yüce Allah’ın rahmeti ile Kur’an ve sünneti takib ederek hayatı ömrü anlamlı ve bereketli hale getirirsek, son ve ebedi, dördüncü komşumuz Cennet olur, cennette komşumuz Rasulullah efendimiz olur,Hatta en caiz ve Yüce Zatına yakışan şekli ve anlamıyla komşumuz YÜCE ALLAH olur.
“Allah iman edenlere Firavun’un karısını misal vermektedir: O,”rabbim!” demişti,” Yüce katında cennette benim için bir ev yap; beni Firavun’dan ve yaptıklarından kurtar ve beni bu zalimler tolpluluğundan da selamete çıkar”!
Tahrîm,11

Allah’ım! Bizleri ve bütün müminleri dünya’da komşu hakkını gözeten, evini her anlamda ma’mur kılan,son ve ebedi komşuları ve sevdikleri Rasullah ve onun izini takib eden gönül erleri olan,en munasib ve caiz olan manasıyla mucaviri YÜCE ALLAH olan BAHTİYÂR kullarından eyle.ÂMÎN.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

14/06/ 2026 Pazar

DÜNYAYA GELDİĞİMİZ GİBİ GİTMEK


2026/120

تجرد من الدنيا فانك انما
خرجت الى الدنيا وانت مجرد
Tecerred mineddünyê feinneke inneme harecte ileddünye ve ente mucerredün.
Dünyadan(kalben) sıyrıl,zira sen dünyaya (herşeyden) sıyrılmış(çıplak) bir vaziyette geldin.

Kur’an-ı Kerim bu gerçeğe şöyle işaret buyuruyor:
Andolsun ki sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geleceksiniz ve (dünyada) size verdiğimiz şeyleri arkanızda bırakacaksınız.
En’âm,94

Yaratılıp dünyaya geldiğinizde nasıl yalnız idiniz, şimdi de bize böyle döneceksiniz.
Çoluk çocuk mal ve sizi meşgul eden hiçbir şeyi beraber getiremeyeceksiniz sizinle beraber gelecek olan şey sadece dünyada yaptığız amellerdir.
İyiyse iyi kötüyse kötü.

Dünyadan sayılmak hakikaten mümkün değilse -ki mümkün görünmüyor- o zaman hükmen sıyrılmak belki mümkündür yani dünyayı kalpte taşımamak,dünya kişinin cebinde kesesinde kasasında kalabilir ve dünyadan sadece helal olanı caiz olanı almakla dünya hükmen terk edilmiş olur.

Asırlar önce yaşamış ehlibeytten ve hak aşığı alim mutasavvuf Molla Camii bir beytinde bu konuya şöyle temas eder:
كيس خالى باش بهر رفعت يوم الحساب
صفر چون خاليست زارقام عدد بالاتر است
Kîs hâlî baş behri rif’ati yevm el hisâb,
sıfr çün hâlîst zierkâm aded bâlâterest.
Hesab günü (derece alıp) yükselmek için dünyada iken kesen boş olsun,baksana sıfır rakamlardan hâlî olunca bütün rakamların üstündedir.

Bir mü’min kalbini Allah’a verse, derdi ahiret derdi olursa ve dünyadan mümkün olduğu kadar sadece helali alıp kullansa dünyaya değerinden fazla değer verip mesaisini boş yere harcamazsa ahirette hesap günü kazanan kendisi olacaktır.

Allah’ım! Bizlerin ve bütün mü’min kardeşlerimizin kalbini ve kalıbını işimizin güvencesi olan dinimizi geçimimizi temin ettiğimiz dünyamızı ve gideceğimiz ahiretimizi ıslah eyle.Amin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

13/06 /2026 C.tesi

ALLAHA SIĞINMAK


2026/119
فالجآ اليه اذا اردت سعادة
وارفع يديك وناد يا الله

Felce’ ileyhi ize eradte Se’adeten verfa’ yedeyke ve nêdî yê Allâhu.
Ey kul(Ey mü’min)! Eğer sen dünya ve âhirette saadet istiyorsan,Yüce Allah’a iltica et,O’na sığın.
Yüce Allah’a iltica ve sığınmanın gereği olarak ellerini kaldır ve “Ey Allahım” de.

Yani Allah de ve O’na sığın,O’na iltica et ve O’na kaç,bir şeyden veya bir kimseden korkan o şeyden veya o kimseden kaçar ama Yüce Allah’tan korkan O’ndan değil, O’na kaçar.
Kur’an-ı Kerim bu hakikate şöyle değinmektedir :
“Allah’a kaçın ( sığının)” Tûr, 50

Salih amel işleyerek Allah’ın azabından Allah’a şirk koşmaktan, imâna, şeytana uymaktan Rahmâna uymaya, masivadan O’na kaçın.

O’na isyan etmekten O’na itaat ve taate, Onun gazabından rahmetine, ikâbından affına ve sevabına kaçın.

llah’ın gizli ve açık sevmediği şeylerden gizli ve açık sevdiği şeylere, cehaletten ilme, küfürden imana, gafletten zikre huzura ve uyanık olmaya kaçın.

Kaza ve kaderinden yine kaza ve kaderine kaçın.
Yüce Allah’ın Esma ül- Hüsna’sı “Allah” İsmi Celil’i ne izafe ediliyor, Rahim olan Allah Rahmân olan Allah Aziz olan Allah Celil olan Allah gibi.

Fakat Allah olan Rahman Allah olan Rahim denmiyor, bunun sebebi ve hikmeti Yüce Allah’ın bütün güzel isimleri tahalluk yani onlarla ahlaklanmak içindir ama Allah İsmi Celil’i ona teallûk yani ona bağlanmak içindir.

Allah الله İsmi Celil’inin İsmi A’zam olduğunu söyleyen çok âlim vardır, bazılarına göre Kur’an-ı Kerim’de üç sürede ( Bakara,Âl-i imrân,Tâhâ) geçen Hayy ve Kayyum الحى القيوم İsm-i A’zamdır, bazılarına göre ise Ya zel celêli vel ikrâm يا ذالجلال والاكرام İsm-i A’zamdır
Bu son mübarek isim ile ilgili Rasulullah efendimizin şöyle emrettiği rivayet edilmektedir.
“Ya zelcelal-i vel-ikram’ı ısrarla ve devam ederek çok söyleyin”
Tirmizî, 5225 .

Allah’tan başkasına
kaymamak, başkasının kucağına düşmemek ve Yüce Allah ile mutmain olmak ve yetinmek için yâ zel celali vel ikramı çok söylememiz emrediliyor.

Ey Hay ve Kayyum olan, Celal ve İkram sahibi olan Yüce Allah’ım! Bizleri ve bütün mü’min kardeşlerimizi seni seven senden korkan seni uman kapında bekleyen ve ayrılmayan seninle mutmain olan gözü başkasına ve başkalarına kaymayan kullarından eyle.Âmîn.

Ahmet Özkan
Emekli Müftü

12/06/2026 Cuma

EL KÂRDA GÖNÜL YARDA


2026/118
خلوت در انجمن
Halvet der encümen.

Kalabalıklar icinde yalnız olabilmek,
başka bir ifade ile halk içinde Hakk ile beraber olmak.

“El kârda gönül yarda” sözü tam da bunu ifade ediyor.

Günümüzde eğer kişi dikkat etmezse, gaflet kasırgaları ve dalgaları onu alıp götürür, göze kulağa
mideye ve diğer organlara hitap eden haramlar, günahlar diz boyu.

Şüphelerin ve şehvetlerin fitnesi insanların evine kadar girdi dense mubalağa olmaz. Bu fitneleri intikal ettiren vasıtalar herhalde herkesin malumudur.

Bunlardan korunmanın imkanı elbette zor da olsa vardır. Bu koruyucu imkan ve vesilelerin
başında Yüce Allah’ın korkusu, sevgisi,Yüce Allah’tan utanmak ve murakabe şuuru ile müşahede şuuru gelir.
İslam dininin bir bölümü olan ihsanın iki kanadı var. Allah’ı görüyormuş gibi ibadet ve hayat sürmek ki buna müşahede denir, Yüce Allah’ın kulunu gördüğüne inanmak da murakabe ile ifade ediliyor.

İşte kalabalıkta yalnızlık, “el kârda gönül yarda” gibi kıymetli ifadeler bu müşahede ve murakabeyi ifade ediyor.
اى كه بقافلئ با همه رو بى همه شو
Ey ki bekâfileî, bâ hemeh rev bî hemeh şev.

Ey kafile ile beraber yürüyen kimse! Herkesle beraber yürü ama yalnız kal.

İşte burada bu derin manaları içeren ve her hal ü karda Yüce Allah’ın, kulu ile beraber olduğunu ifade eden altın ifadeler.

Yüce Allah bizleri ve bütün mü’min kardeşlerimizi bu derin murakabe ve müşahede şuuru içinde olan, Yüce Allah’ın zikrini dilinde, sevgisini kalbinde bulunduran ve dili zikrullah ile ıslak olan kullarından eylesin. Amin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

11/06/2026 Perşembe