DOST ve ARKADAŞ


2026/122

يارا بهشت صحبة ياران همدم است
صحبة ياران ما مناسب جهنم اين
Yârâ behişt sohbeti yârâni hemdemest, sohbeti yârâni nâ mutenasib cehennemest.
Ey dost!Cennet uyumlu dostlarla beraber oturup sohbet etmek ve onlarla beraber olmaktır.
Uygun olmayanlarla beraberlik ise cehennemdir.
Distun kısa tarifi sevincinize sevinen
üzüntünüze üzülendir.
Dest el demek, dû iki demek,dû+dest dudest olur çok kullanıldığı ve kolay olsun diye dost olmuştur,iki elin biribirine
ihtiyacı gibi dost dosta muhtaç.Veya üst sahip demek,dû iki demek dû+üst dûüst olur,sonra dost olur dûüst iki sahip demektir, veyahutta farsçadدوست دارم Dost darem seviyorum demektir ki dost sevgili demektir. Bu ve daha başka manalarıyla dost kıymetlidir ve
kıymeti bilinmesi gerekir. Frekansları biri biribirine
uygun Âlif ve me’lûf (ülfet eden ve ülfet edilen) dostlarla beraber olmak ve sohbet edip dert
paylaşmanın verdiği huzur ve lezzet itibariyle dünyanın
Cenneti sayılmıştır,
Frekansı uymayan parazit çıkaran ve
uyum sağlamada problem olanlarla beraber olmak da, verdiği sıkıntı ve kabz itibariyle dünyanın ateşi ile eş görülmüştür. Bu konuyu bir şair şöyle dile getiriyor:

Aslında mü’minler ardeş olmakla beraber, biribirinin dostudurlar da, geniş anlamda bütün mü’min kardeşlerimizi,daha dar manada çeşitli vesilelerle,nerede olurlarsa olsunlar hangi vesile ile iman kardeşliği sayesinde edindiğimiz dostlarımızı görmeye müştak olduğumuzu,özlediğimizi beyan eder bu iştiyak ve özlemi yüce Allah’a arzediyoruz.Yüce Allah herşeye kâdirdir.

Allah’ım bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi Firdevs cennetinde buluştur sevdiklerimize kavuştur. Amin.

Ahmet Özkan
Emekli Müftü

17/06/2026

EVİMİZİN HUDUDU


2026/121
الجار ثم الدار
Eddâr sümmel câr
Önce komşu sonra ev.
Durum buysa o zaman önce komşularımızı tanıyalım,sonra evimize bakalım.

Küfe’li biri, bir gün Hz Ali efendimize gelir ve yeni satın aldığı evin akdini (tapusunu) daha bereketli olur inancıyla eli ile yazmasını söyler.
Hz.Ali r.a ve k.v Kağıt kalem ister, kağıt kalem gelir ve Hz Ali efendimiz akdi şöyle yazar:
Rahman ve Rahîm olan Allahın adıyla, Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a aittir,salât ve selâm Rasulullah
(efendimiz)e,âli’ne ve ashabına olsun.
Bütün bunlardan sonra derim ki: Bir ölü bir ölüden bir ev
satın almıştır,bu ev
günahkarlar mahallesinde gafiller sokağında bulunmaktadır, evin dört cephesi ve dört hududu mevcuttur.
Bir tarafı ölüme,bir tarafı kabre,bir tarafı
sırat köprüsüne, dördüncü tarafı da
ya cennete ya da cehennem’e bakar.

Bunu duyan yeni ev sahibi Hz.Aliye şöyle dedi: Bu yeni aldığım ev’in komşuları ve hudud’u buysa,şahid ol ya Ali bu evi ben fakirlere vakfediyorum.

Tabi ki konumuz vakıf değil, dolayısıyla kim
neyi ne zaman kime vakf eder bu ayrı
bir meseledir.

Konumuz ve bundan kasdımız şudur: Bilinmelidir ki içinde oturduğumuz evlerimiz müstakil de olsa, apartman dairesi de olsa mütevazi veya çok pahalı,meselâ köşk ve saray da olsa, bize hoş da gelse, ağır da gelse komşularımız ve evimizin hududu bunlardır.

Dünyada komşularımız ve
evimizin hudud’u budur.
Ölüm,kabir sırat.Bu her evin,dolayısıyla her ev sahibi’nin vazgeçilmez komşuları ve hududu.
son ve kalıcı komşu olan cennet veya cehennem ise, insandan insana değişir.

Bizler imtihan ve fırsatlar dünyasında evimizin akdini ve tapusunu Hz.Ali gibi zat’lara yazdırma imkanımız yok,Din bize bunu emretmiyor.

Bizim, yüce Allah’ın izni ve tevfîk’i ile kabrimizden önce evimizi cennet bahçesine ve adeta mescide çevirmek, ilim irfan yuvası haline getirme imkânımız vardır.

İşte o zaman ihtiyaç dışı bir gayri menkul’u ister vakfeder ister etmeyiz,bu ayrı bir mesele,ama yine biz yüce Allah’ın rahmeti ile Kur’an ve sünneti takib ederek hayatı ömrü anlamlı ve bereketli hale getirirsek, son ve ebedi, dördüncü komşumuz Cennet olur, cennette komşumuz Rasulullah efendimiz olur,Hatta en caiz ve Yüce Zatına yakışan şekli ve anlamıyla komşumuz YÜCE ALLAH olur.
“Allah iman edenlere Firavun’un karısını misal vermektedir: O,”rabbim!” demişti,” Yüce katında cennette benim için bir ev yap; beni Firavun’dan ve yaptıklarından kurtar ve beni bu zalimler tolpluluğundan da selamete çıkar”!
Tahrîm,11

Allah’ım! Bizleri ve bütün müminleri dünya’da komşu hakkını gözeten, evini her anlamda ma’mur kılan,son ve ebedi komşuları ve sevdikleri Rasullah ve onun izini takib eden gönül erleri olan,en munasib ve caiz olan manasıyla mucaviri YÜCE ALLAH olan BAHTİYÂR kullarından eyle.ÂMÎN.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

14/06/ 2026 Pazar

DÜNYAYA GELDİĞİMİZ GİBİ GİTMEK


2026/120

تجرد من الدنيا فانك انما
خرجت الى الدنيا وانت مجرد
Tecerred mineddünyê feinneke inneme harecte ileddünye ve ente mucerredün.
Dünyadan(kalben) sıyrıl,zira sen dünyaya (herşeyden) sıyrılmış(çıplak) bir vaziyette geldin.

Kur’an-ı Kerim bu gerçeğe şöyle işaret buyuruyor:
Andolsun ki sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geleceksiniz ve (dünyada) size verdiğimiz şeyleri arkanızda bırakacaksınız.
En’âm,94

Yaratılıp dünyaya geldiğinizde nasıl yalnız idiniz, şimdi de bize böyle döneceksiniz.
Çoluk çocuk mal ve sizi meşgul eden hiçbir şeyi beraber getiremeyeceksiniz sizinle beraber gelecek olan şey sadece dünyada yaptığız amellerdir.
İyiyse iyi kötüyse kötü.

Dünyadan sayılmak hakikaten mümkün değilse -ki mümkün görünmüyor- o zaman hükmen sıyrılmak belki mümkündür yani dünyayı kalpte taşımamak,dünya kişinin cebinde kesesinde kasasında kalabilir ve dünyadan sadece helal olanı caiz olanı almakla dünya hükmen terk edilmiş olur.

Asırlar önce yaşamış ehlibeytten ve hak aşığı alim mutasavvuf Molla Camii bir beytinde bu konuya şöyle temas eder:
كيس خالى باش بهر رفعت يوم الحساب
صفر چون خاليست زارقام عدد بالاتر است
Kîs hâlî baş behri rif’ati yevm el hisâb,
sıfr çün hâlîst zierkâm aded bâlâterest.
Hesab günü (derece alıp) yükselmek için dünyada iken kesen boş olsun,baksana sıfır rakamlardan hâlî olunca bütün rakamların üstündedir.

Bir mü’min kalbini Allah’a verse, derdi ahiret derdi olursa ve dünyadan mümkün olduğu kadar sadece helali alıp kullansa dünyaya değerinden fazla değer verip mesaisini boş yere harcamazsa ahirette hesap günü kazanan kendisi olacaktır.

Allah’ım! Bizlerin ve bütün mü’min kardeşlerimizin kalbini ve kalıbını işimizin güvencesi olan dinimizi geçimimizi temin ettiğimiz dünyamızı ve gideceğimiz ahiretimizi ıslah eyle.Amin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

13/06 /2026 C.tesi

ALLAHA SIĞINMAK


2026/119
فالجآ اليه اذا اردت سعادة
وارفع يديك وناد يا الله

Felce’ ileyhi ize eradte Se’adeten verfa’ yedeyke ve nêdî yê Allâhu.
Ey kul(Ey mü’min)! Eğer sen dünya ve âhirette saadet istiyorsan,Yüce Allah’a iltica et,O’na sığın.
Yüce Allah’a iltica ve sığınmanın gereği olarak ellerini kaldır ve “Ey Allahım” de.

Yani Allah de ve O’na sığın,O’na iltica et ve O’na kaç,bir şeyden veya bir kimseden korkan o şeyden veya o kimseden kaçar ama Yüce Allah’tan korkan O’ndan değil, O’na kaçar.
Kur’an-ı Kerim bu hakikate şöyle değinmektedir :
“Allah’a kaçın ( sığının)” Tûr, 50

Salih amel işleyerek Allah’ın azabından Allah’a şirk koşmaktan, imâna, şeytana uymaktan Rahmâna uymaya, masivadan O’na kaçın.

O’na isyan etmekten O’na itaat ve taate, Onun gazabından rahmetine, ikâbından affına ve sevabına kaçın.

llah’ın gizli ve açık sevmediği şeylerden gizli ve açık sevdiği şeylere, cehaletten ilme, küfürden imana, gafletten zikre huzura ve uyanık olmaya kaçın.

Kaza ve kaderinden yine kaza ve kaderine kaçın.
Yüce Allah’ın Esma ül- Hüsna’sı “Allah” İsmi Celil’i ne izafe ediliyor, Rahim olan Allah Rahmân olan Allah Aziz olan Allah Celil olan Allah gibi.

Fakat Allah olan Rahman Allah olan Rahim denmiyor, bunun sebebi ve hikmeti Yüce Allah’ın bütün güzel isimleri tahalluk yani onlarla ahlaklanmak içindir ama Allah İsmi Celil’i ona teallûk yani ona bağlanmak içindir.

Allah الله İsmi Celil’inin İsmi A’zam olduğunu söyleyen çok âlim vardır, bazılarına göre Kur’an-ı Kerim’de üç sürede ( Bakara,Âl-i imrân,Tâhâ) geçen Hayy ve Kayyum الحى القيوم İsm-i A’zamdır, bazılarına göre ise Ya zel celêli vel ikrâm يا ذالجلال والاكرام İsm-i A’zamdır
Bu son mübarek isim ile ilgili Rasulullah efendimizin şöyle emrettiği rivayet edilmektedir.
“Ya zelcelal-i vel-ikram’ı ısrarla ve devam ederek çok söyleyin”
Tirmizî, 5225 .

Allah’tan başkasına
kaymamak, başkasının kucağına düşmemek ve Yüce Allah ile mutmain olmak ve yetinmek için yâ zel celali vel ikramı çok söylememiz emrediliyor.

Ey Hay ve Kayyum olan, Celal ve İkram sahibi olan Yüce Allah’ım! Bizleri ve bütün mü’min kardeşlerimizi seni seven senden korkan seni uman kapında bekleyen ve ayrılmayan seninle mutmain olan gözü başkasına ve başkalarına kaymayan kullarından eyle.Âmîn.

Ahmet Özkan
Emekli Müftü

12/06/2026 Cuma

EL KÂRDA GÖNÜL YARDA


2026/118
خلوت در انجمن
Halvet der encümen.

Kalabalıklar icinde yalnız olabilmek,
başka bir ifade ile halk içinde Hakk ile beraber olmak.

“El kârda gönül yarda” sözü tam da bunu ifade ediyor.

Günümüzde eğer kişi dikkat etmezse, gaflet kasırgaları ve dalgaları onu alıp götürür, göze kulağa
mideye ve diğer organlara hitap eden haramlar, günahlar diz boyu.

Şüphelerin ve şehvetlerin fitnesi insanların evine kadar girdi dense mubalağa olmaz. Bu fitneleri intikal ettiren vasıtalar herhalde herkesin malumudur.

Bunlardan korunmanın imkanı elbette zor da olsa vardır. Bu koruyucu imkan ve vesilelerin
başında Yüce Allah’ın korkusu, sevgisi,Yüce Allah’tan utanmak ve murakabe şuuru ile müşahede şuuru gelir.
İslam dininin bir bölümü olan ihsanın iki kanadı var. Allah’ı görüyormuş gibi ibadet ve hayat sürmek ki buna müşahede denir, Yüce Allah’ın kulunu gördüğüne inanmak da murakabe ile ifade ediliyor.

İşte kalabalıkta yalnızlık, “el kârda gönül yarda” gibi kıymetli ifadeler bu müşahede ve murakabeyi ifade ediyor.
اى كه بقافلئ با همه رو بى همه شو
Ey ki bekâfileî, bâ hemeh rev bî hemeh şev.

Ey kafile ile beraber yürüyen kimse! Herkesle beraber yürü ama yalnız kal.

İşte burada bu derin manaları içeren ve her hal ü karda Yüce Allah’ın, kulu ile beraber olduğunu ifade eden altın ifadeler.

Yüce Allah bizleri ve bütün mü’min kardeşlerimizi bu derin murakabe ve müşahede şuuru içinde olan, Yüce Allah’ın zikrini dilinde, sevgisini kalbinde bulunduran ve dili zikrullah ile ıslak olan kullarından eylesin. Amin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

11/06/2026 Perşembe

YÜRÜ,DURMA


2026/117
سيروا إلى الله عرجا ومكاسير ولا تنتظروا الصحة فإن انتظار
الصحة من البطالة.
Sîyrû ilellahi urucen ve mekêsîyra ve lê tentezirussıhhate feinnentizâressıhhati minel batâleti.

Yüce Allahın rızasına, manen O’na yaklaşmak için yürüyün kırık dökük ve topal olsanız da olduğunuz gibi yürüyün,iyileşelim de sonra yürüyelim demeyin,yürümeden iyileşmeyi beklemek ve yerinde saymak tembelliktir ve atalettir, Yürüyün,
olduğunuz halde yürüyün, iyileşeceğinizin
garantisini kim verebilir size, günlerce oturup beklediniz yarın iyileşseniz bile bu birikmiş görevleri nasıl yapacaksınız, hayır hayır boş boş oturamazsınız âhiret yolcusu, boş ve beyhûde oturamaz,

Dolayısıyla ;
عليك بالحركة غير السكون
Aleyke bilhareketi ğayrissükûni
Dâima hareket halinde ol, birşeyler yap yerinde durma demişler.

Hareketten maksad hayırlı,verimli,getirisi olan bir çaba ve bir
gayret içinde olmaktır.

Unutulmamalıdır ki insan yaşlanınca
sorumluluğu artar,vakti daralır, gücü azalır, yapabileceği şeyler sınırlı kalır.
O zaman?
O zaman
بادر قبل أن تغادر
Bêdir keble en tuğadir. Yola ve yolculuğa çıkmadan,göç çanı çalmadan elini nasıl çabuk tutman
gerekiyorsa öğle elini çabuk tut.

Yüce Allah hazırlık, hareket ve tedarik konusunda bizlerin ve bütün mümin kardeşlerimizin yâr ve yardımcı olsun.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

09/06/2026 Salı

KEVSER SÜRESİ


2026/116

اگر سوره كوثر مى خوانى چرا لبهايت خشك شده است
Eger Sure-i Kevser mihvani, çıra lebhâyet hışk şude est?
Madem ki Kevser Suresini okuyorsun dudakların niye kuru?

Bu sözün şöyle bir anlamı olabilir:
İslam ümmeti mahrum değil merhum olmalıdır,
zira ellerinde Kur’an-ı Kerim ve Rasulullah efendimizin parlak sünneti vardır.
Okuyup anlamaları tatbik edip yaşamaları ve bu iki ana kaynağa sımsıkı sarılmaları icab eder.
Üzerinde su taşıyan ama susuzluktan ölen bir ceylan gibi olmamalıdır.

Eğer Kur’an ve sünnete sarılırsa bu iki ana kaynağa sarılmanın, bir ve beraber olmanın sonuçlarını meyvelerini toplarlar.

İstediğini yiyebilen ve buna imkan bulan birisinin sürekli kilo vermesi hiç yemeyen veya çok az yiyen birisinin aşırı kilo alması bir sıkıntıdır.

Kur’an ve sünnete inanmayan kimselerin güçlü olması Kur’an ve sünnete iman ediyoruz diyenlerin zayıf ve dağınık olması normal olarak anlaşılır bir şey değildir. Anlaşılacaksa şöyle anlaşılmalıdır
النصر للاتقى والا للاقوى
Ennasru lil etkâ ve ille lilekvê.Zafer
müttakilerindir yoksa güçlünündür.
Müslümanlar bir ve beraber olurlarsa en muttaki ve en güçlü olurlar ki zafer kesin muttakilerin olur.
Bir alime bugünkü müslümanların hali niye böyle diye sorulduğunda şöyle cevap vermiş: Müslümanlar hakiki mümin olduklarında zafer elde ederler.
“Eğer inanmışsanız şüphesiz en üstün olan sizsiniz”
Âl-î imrân, 139

Allah’ım Kur’an’ı Azimüşşan’ın, Mübarek İsmi A’zamın ve mahlukatın en üstünü Rasulullah Efendimizin hürmetine müslümanları imanın gereğini yaşayan, bir ve beraber olan en güçlü ve en muttaki ümmet eyle.Amin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

08/06/2026 P tesi

BİN EDEN BİR


2026/114
ولم ارى امثال الرجال تفاضلت
ألى المجد حتى عد الف بواحد
Velem era emsêl er
ricêli tefâdalat ilel mecdi hettê ‘udde elfün bivâhidin.

İnsanlar gibi aralarında fazilet ve üstünlük farkı çok olan başka bir şey görmedim, (bu fark o kadar çok ki) bazen bir insan bin insan eder, başka bir ifade ile bir kişi bin kişiden daha ağır gelir,onları tartar.

O’na salât ve selâm olsun Rasulullah efendimiz bir hadis-i şerifte şöyle buyurur:
“İnsandan başka kendi gibi bin eden başka bir şey görmedim”
Fayz -ul Kadîr 5/467,
Başka bir Hadis-i Şerifte
“Siz mallarınız ile (bütün)insanlara yardımcı olamazsınız, fakat güler yüz ve güzel ahlak ile(bunu elde edebilirsiniz)”
Et-Tergîb vet -Terhîb 3/358.

Bir insan düşünelim, ilmi ile, malı ile, nüfuzu ve bulunduğu makam ve mevkî ile veya, bunlar olsa da,olmasa da ahlakı ile İnsanlara o kadar faydalı olabiliyor ki,belki bin insanın yapamadığını yapabiliyor, ihtiyaçlarını gideriyor, işlerini görüyor,dertlerine ortak oluyor, yüzlerine tebessüm ediyor, ellerinden tutuyor, hal hatır soruyor, mümkün olduğu kadar küsleri barıştırıyor, hastalarını ziyaret ediyor, cenazelerinde bulunuyor, hayatta olanlarıına ve ölülerine dua ediyor,ve daha sayamayacağımız
çok iyilkler yapıyor.
Evet böyle biri bin kişi eder.

Şiirde yer bulan, Rasulullah efendimizin medhettiği insan kim? nerde oturur, adresi adı soyadı ne? Uzağa gitmeye,fazla aramaya gerek yok,her mü’min yüce Allah’ın izniyle bu şerefe, Rasülullah efendimizin övgüsüne mazhar olmaya adaydır,kişi en az böyle bir insan olabilsem diye niyet eder de,gayret gösterse bel ki yüce Allah Fazl ü keremi ile bu makamın sevabını ona lütfeder.

Tanıdığım çok kapasiteli bir âlim hocasını ziyaret etmek için bir merkebe biner ve yola çıkar, merkebi yolda tökezliyor ve üzerindeki alimi düşürüyor, bu alim’in kolu kırılıyor ve hocasını gidemiyor, hocasına yazdığı mektupta kendi durumunu anlatıyor ve üzüntüsünü dile getiriyor, hocası da ona yazdığı cevâbî mektupta şu cevabı veriyor: Senin hocama gidemedim diye hasret çekmen, üzülmen sana varmış gibi sevap kazandırır, Ameller niyetlere göredir.

Ey yüce Allah! Niyetlerimizi, amellerimizi rızana muvafık ve uygun eyle, kendine, çevresine, insanlara faydası dokunan insanlardan olmayı nasip eyle Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

05/06/2026 Cuma

KİTAB VE SÜNNET


2026/113

من لم يقف عند الكتاب والسنة
فجوابه الا تجيب وتسكت

Men lem yekif indel kitebi ve ssünneti,
fecevêbuhû ellê tucîybe ve tesküte.
Eğer bir insan, kitab ve sünnet gibi iki ana kaynak ona, dur dediklerinde hala durmuyorsa,(yürü dediklerinde yürümüyorsa),( böyle bir kişiyi bağlayıcı ne kaldı ki), böyle birisine verilecek cevap susmaktır.

Yüce Allah’ın kitabı olan kur’an-ı Kerim ve Rasulullah efendimizin parlak sünneti olmazsa olmaz iki ana kaynaktır.
Kur’ân-ı kerim,ne yapacağımızı, Sünnet ise nasıl yapacağımızı bildiriyor.

“Rasulullah efendimiz’in ahlakı Kur’andı” ne demek? Kur’an’ı Kerim yürü dediğinde yürüyor,dur dediginde duruyordu,kur’ân-ı Kerim’in bak dediği yerden bakıyor ve yüce Allah’ın gör dediğini görüyordu özetle manası budur.

Bir mü’min,bir efendi,bir şeyh,bir mürşid,bir rehber ve davetçi ve buna benzer kimseler
biz kur’ana ve sünnete tabiyiz diyorlarsa yol budur, Kur’an-ı Kerim ve Rasülullah efendimizin parlak sünneti ortada, bu iki mübarek ana kaynağın bak dedikleri yerden bakacak,yürü dediklerinde yürüyecek,dur dediklerinde duracaklardır.

Söylenen bir sözün, işlenen bir fiilin,veya yapılan bir amelin doğru olup olmadığını iki şahit ile tevsîk etmek gerektiğinde işte bu iki şâhit Kur’an ve sünnettir.

Kur’an ve sünnet yukarıda saydığımız ve sayamadığımız kimseleri ve inanan tüm mü’minleri
bağlamıyorsa,kim bağlayacak,bu iki ana kaynak onlar için bir anlam ifade etmiyorsa olara İnsanlar nasıl güvenecek?

Kim olursa olsun takib ettiği yol bu değilse er geç pişman olacak, Kendisine umud bağlayan ve iğvâ ettiği kimselerin hesabı ondan sorulacaktır.

Harun Reşid’ in bir hizmetçisi Kendisine yemek getiriyor,ayağı takılıp sıcak yemeği Harun Reşid’in kucağına döküyor, halifenin sinirlendiğini fark eden hizmetçisi o anda ayeti hatırlatıyor ve “öfkesini yutanlar yok mu”?
Âl-i İmran,134 Ayetini okuyor, Harun Reşid öfkesini yutuyor ve seslenmiyor, hizmetçi arkasından: “insanları affedenler yok mu” ? diye ayeti okumaya devam ediyor,Harun Reşid diyor ki : Seni affettim, hizmetçi akabinde âyetin devamını söylüyor :
“Allah iyilik yapanları sever”. Harun Reşid bunun üzerine diyor ki:Ben seni azad ettim, Allah rızası için hür’sün işte Kur’an’ın hakkını veren, dur dediği yerde duran,irşadı ile doğru yolu bilen, hidayeti ile hidayet bulan kişinin
durumu ve davranışına bir örnek.

Parmağında altın yüzük olan bir sahabiye Rasulullah efendimiz:
“Ahirette sana ateşten bir yüzük taksınlar istiyorsan bunu takmaya devam et” buyurunca,sahabi yüzüğü çıkardı ve attı oradakiler dediler ki:Rasulullah at demedi,sadece çıkar dedi niye attın, bunu alıp eşine kızına ver,buyurdu ki: Madem Rasulullah bana çıkar buyurdu ben almıyorum.
Kaldı ki elbette eşine verebilirdi, İşte sünnete
Rasulullah’ın emrine irşâdina kulak veren bir sahabenin bir müminin bir müslümanın
örneği ve bunlar gibi onbinlerce misal.

Yüce Allah bizlere ve bütün müminlere Kur’an ve sünnet ahlâkını yaşamayı nasip etsin, Kur’an-ı ve Parlak sünnetin sahibi Rasulullah efendimizi cümlemize şefaatçi eylesin.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

03/06 2026 Çarşamba

BAYRAMLAR


2026/112

Ümmetin iki bayramı var, Kurban Bayramı, Ramazan Bayramı.
Ramazanın birinci gününden itibaren
Ateşten âzâd olan o kadar kişi var ki
ramazanın son günü bu sayı zirvelere çıkar ve ertesi gün BAYRAM oluyor.Kurban
Bayramından bir gün önce Arefe
günü Arafatta vakfe duran dua eden yalvarıp yakaran
milyonları ve onların dua ettiği milyonları
yüce Allah affettiği için, ertesi gün BAYRAM oluyor.
Burada bayramların ateşten kurtuluş ve cennete gidiş ile
irtibatlı olduğunu görüyoruz.

Ariflerin yanıda da bayram telakkisi buna yakındır; Osmanlı devrinde bayramlarda minarelerden şu
cümleler duyulurdu
ليس العيد لمن لبس الجديد
بل العيد لمن طاعته تزيد
Leysel îydu limen lebiselcedîd,bel il îydu limen tâ’atuhu tezîydu.
Bayram sadece yeni (elbise) giyenlerin bayramı değil, tâatı aartanlarındır.
ليس العيد لمن ركب المطايا
بل العيد لمن ترك الخطايا
Leysel îydu limen rakib el matâyâ belilîydu limen terak el hatâyâ.Bayram
fahir( pahalı) binitlere binenin bayramı değil, hataları terk edenin bayramıdır.

ليس العيد لمن بسط البساط
بل العيد لمن جاوز غدا الصراط
Leysel îydu limen besat el bisât,bel il îydu limen cêveze ğeden is sırat.
Bayram fâhir halıları serenin değil,
bayram yarın kazasız belasız sırattan geçecek olanlarındır.

Mevlânâ Celalettin-i Rûmi’ye göre; Günahsız geçen her gün,iman üzere öldüğümüz gün, sırattan geçtiğimiz gün,amel defterini sağdan aldığımız gün ve cennete girip Cemalullahı seyrettiğimiz gün bize göre bayramdır.
Hafız-ı Şirazi de Bayrama şöyle der:
عيداست ودارد هر كسى عزم تماشاى دکر
ما را نباشد غير تو در دل تمناى دکر
Îydest u dâred her kesi azmi temâşâyi diger,mâ râ nebâşed ğeyri tû der dil temennâyi diger
Bayramdır herkes gezip dolaşmak
ister,ama bizim
gönülden seni temenni ve istemekten başka
bayramımız yoktur.
İbn -ul Fârız da şöyle der:
إن عيدى يوم ٱت بابكم
وأمرغ فى ترابكم وجنتى
İnne îydî yevme êtî bêbeküm ve umerriğu fi turabiküm vecneteyy.
(Allahım) benim bayramım sizin(senin) kapına gelip yüzümün iki tarafını,iki yanağımı toprağınıza (kapınızın eşiğine) sürdüğüm gündür.

Bayram günü,
hayatta olanların ve ölenlerin unutulmaması gereken günlerdir bayram günü
kardeşliğin, kaynaşmanın tavan yaptığı gündür.

Gönül alma günleridir bayram günü.Din,dil ve
gönül âlimi Molla Cami gönül alma ile ile şöyle der:

دل بدست آرد كه حج اكبراست
از هزاران كعبه يك دل بهتراست
كعبه بنياد خليل ازراست
دل نظرگاه جليل اكبر است
Dil bedest âred ki haccı ekberes,ez hazârân ka’be yek dil bihterest,Ka’be bünyâd-ı Halili Azerest,Kalb bünyâdı Celil-i Ekberest.
Bir gönül almak en büyük hactır,bir gönül binlerce kâbeden iyidir,(nasıl olur denirse)Zira
Kâbe-i Muazzama Halilullah olan Hz. İbrahim’in bina ettiği bir yapıdır ama kalb,en büyük celil olan Yüce Allah yapısıdır.

Ey Kurban Bayramına
bizi kavuşturan yüce Allah!
Bütün anlam ve telakkileriyle bayramı yaşamayı nasib eyle, vefat eden akraba ve din kardeşlerimize yaşayan büyükkerimizi kardeşlerimizi bizleri muvaffak eyle, sağlık ve afiyet içinde gelecek bayramlara kavuştur, Âmin.
Ümmetin bayramı olan
KURBAN BAYRAMINI Ulkemiz ve İslam âlemi açısından bütün hayırların celbine, bela ve musîbetlerin def’ine vesile eyle.
Siz değerli kardeşlerimizin KURBAN BAYRAMI mübarek olsun.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

26/05/2026 Salı