SÜNNET

ظلمت سنة من احيى الظلام الى
ان اشتكت قدماه الضر من ورم

Ben, mübarek ayakları şişinceye kadar karanlıkarı (geceleri) ihyâ etmek için uzun uzun namaz kılan,uzun süreleri okuyarak kıyamda fazlaca duran o en büyük insanın(O’na salât ve selâm olsun Rasulullah efendimizin) sünnetine haksızlık yaptım.
Bu sözlerin kaili ve şairi
mîlâdî 1213 de Mısır’da dünyaya gelen İmam-ı
Bûsîyrî’dir, Rasulullah efendimizi
medhetme konusunda eşsiz biridir.
Bürde isimli kasidesinin bir bölümünde yüce Allah’ı tanımak için nefsi tanımanın gereğinden bahsederken, ikinci bölümünde de Yüce Allah’ın tanımanın gereğinden bahsedecek,bahsedecek ama yüce Allah’ı tanımak için de Rasulullah efendimizi tanımanın gereğini vurguluyor, bunun içinde Rssulullah efendimizin sünneti büyük bir önem kazanıdığından sünnetten bahsediyor.
Resulullah efendimizin parlak sünnetinden bahsederken tevazuya bürünerek sanki, ben nasıl
sünnetten bahsedebilirim ki,zira ben bu mübarek sünnete zulmettim sünnetle amel etmiyorum gereğini yapamıyorum Rasulullah’a karşı mahcubum ama yine de bahsetmem gerekiyor diyor ve sünnete yer veriyor.
İslam dininde ikinci kaynak olan sünnet çok büyük öneme haizdir, ibadetler sünnet üzere eda edilince Yüce Allah tarafından daha seri kabul edilir, eğer bir mal sünnet üzre kazanılır ve sünnet üzre infâk edilirse terazide daha ağır olur, bu mal birisine verildiği zaman onun elinde daha bereketli olur, verilen bu mal yemeğe dönüşünce bu kişinin ağzında daha lezzetli olur, midesini de incitmez yenen bu yemek o bedeni güç ve kuvvet içinde daha iyi ayakta tutar.
Her hususta durum budur, Kur’an ve sünnet ölçüsü hayata ölçü olunca, o hayat baştan başa berekete dönüşür, Kur’an ve sünnet ölçüsü bir hayatta yoksa bütün sıkıntılar kaçınılmazdır.
Yüce Allah bütün müslümanları Kur’an’ın ve sünnetin ölçüsüne kavuştursun, bu iki ana kaynağı yaşamayı uygulamayı nasip eylesin.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

26 Ocak 2021 Salı

NEREDEN NEREYE?

من دار الغرور والقصور الى القبور الى دار الشرور او الى دار السرور

İnsanlar, mağrur eden dünyadan ve saraylardan, köşklerden ve yüksek binalardan, şatolardan ve şatafatlardan kabristana ve kabre, şerlerle dolu bir diyar’a, veya nimetlerle, sevinçler ve her türlü
zevklerle dolu bir diyar’a doğru hızlıca yol alıyorlar.
Kimi bunun farkında kimi gaflet içinde,kimi işin farkında vaktini beşe harcıyor kimi gaflet içinde vaktini boşa harcıyor.
Kimi gerçekten dünyaya nereden geldiğini niçin geldiğini ne yapması gerektiğini nereye gideceğini kendisine nelerin sorulacağını ve bu soruların ve sınavın akabinde kendisini nelerin beklediğinin farkında, kimisi de bütün bunlarla ilgilenmeyip şairin dediği gibi Çelik çomakla oynamaktadır hala.
Anladım işi sanat Allah’ı aramakmış.
Marifet bu gerisi yalnız çelik-çomakmış.
Olup bitenler, cereyan eden hadiseler, vuku bulan olaylar,dünyanın ve insanların uğradığı haksızlıklar ve bütün bunlar insana bir akıl sağlaması gerekmez miydi, insan kendisinin ziyneti olan muhakemeyi kullanmayıp, aklı isti’mâl etmeyip bütün kusurlarını ortaya çıkaracak olan cehaleti nasıl akla tercih edebilir.
Yaşıyla başıyla mütenasip olmayan söylem ve fiillerde, davranışlarda bulunan insanlar, özellikle bu seyr ü seferi kendilerine oranla genç olanlardan daha fazla düşünmeleri gerekir, daha fazla gerekir Çünkü bunların tecrübesi daha fazladır, akılları daha olgundur, daha fazla kabristana gitmiş kendi elleriyle daha fazla insan defnetmişlerdir.
الم تر ان العقل زين لاهله
وانا تمام العقل طول التجارب
Baksana akıl, akıl sahipleri için ne büyük bir ziynet ve süs, aklın tam olgunlaşması için de uzun tecrübelere ihtiyaç vardır.
Genç bir insanın bir zaman,bir miktar önünü görememesi nereye gideceğini düşünememesi az da olsa anlaşılır, fakat yaşı kırkı,elliği, altmışı aşanlara ne demek lazım? Bu gibilere şu hadis-i şerifi hatırlatmak lazım : ” yaşı altmış veya yetmiş oluncaya kadar yaşayan bir insanın -herhangi bir günah işlediğinde- özrünü artık Allah kabul etmez, özrünü Allah kabul etmez”Buhari Hadis no : 6419
Yüce Allah’ı (Rızasını ve ona manen yaklaşmayı) araması gereken insan bunu aramıyorsa neyi arıyor? Yüce Allah’ın sayılmayacak nimetlerle kuşattığı bu insan özellikle mümin ve müslüman yönünü Allah’a çevirmeyecekse kime çeviriyor?zikri Fikri Yüce Allah olması gereken bir insan hala ne ile uğraşıyor?
Seni aramam için beni uzağa attın.
Her şeyi benim, beni, kendin için yarattın.
Her şeyi bizim için yaratan yüce Allah’ı bırakıp her şeyle uğraşmak, iyi bir Müslüman’nın ve insaflı bir mümin’in kârı değildir.
Elbette herkes kendi durumunu daha iyi bilir bu sorulara kendisinin cevap vermesi daha münasip olur.
Ey alemlerin rabbi olan Yüce Allah bugünümüzü dünden yarınımızı bugünden hayırlı eyle, rağbetleri rab’ları olan kullarından eyle.
Allah’ım sen bize dünyada da ahirette de iyilikler ver ve bizi kabir azabından ve cehennem azabından koru.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

25 Ocak 2021 Pazartesi

İSLAM’DA İNSANIN ÜSTÜNLÜĞÜ

اشرف المخلوقات وثمرة شجرة الكون
İnsan mahlukatın yaratılmışların en üstünü ve kainat ağacının meyvesidir.
İnsanın İslam’da üç üstünlüğü vardır, insanî, imanî ve islamî.
Alemin fihristi olan insan bir çok yönüyle yaratılmışların üstünde kendisine bazı imtiyazlar verilmiştir ki bunların başında akıl gelir, bu insan mü’min olunca şerefi izzeti ve Yüce Allah’ın indindeki kıymeti artar, aynı insan imanın gereği olan salih amelleri yaptıkça ve bu konuda derinleştikçe gerek kemmiyet gerek keyfiyet olarak islami üstünlüğü, ameli üstünlüğü elde eder , hem dünyada hem ahirette layık olduğu yerlere gelir, yaptıklarının karşılığını alır çünkü Yüce Allah amelini düzgün yapanın ecrini ve karşılığını zayi etmez,bu hususta Yüce Allah Kur’an’ı Kerim’de bir ayette şöyle buyurmaktadır : “İman edip de iyi işler yapanlar bilmelidirler ki, biz güzel iş yapanların ecrin’i asla zayi etmeyiz” Kehf suresi 30 Âyet.
İnsan sadece bu heykel’den bu cesetten ibaret değildir, bu heykel’e anlam veren ruhtan ve insanlıktan ibarettir.
Başka bir ifadeyle insan ilim ve takva ile insandır, yine insan iki et parçasından ibarettir kalp ve dil, insan geçmişi değerlendirir , mevcut halini daha güzel bir hale getirmeye çalışır, geleceğe hazırlık yapar.
İnsan sentez yapar analizi yapar kendisi çevresi milleti ümmeti için faydalı işler yapmak için gayret eder şte bu güzelliklere iman giydirildiği zaman ve İslam’la taçlandığı amel ile süslendiği zaman bu insan Kamil insan olma yolunda adım atmış olur.
Bir ümmetin geleceği ve üstünlüğü nüfus çoğunluğu ile değil,akıl ve Fazilet üstünlüğü iledir, zamanı değerlendiren bireyler iledir.
Kainatın zübdesi alemin fihristi yaratılmışların en üstünü ulan bu insan asla başıboş bırakılmamıştır.
“İnsan başıboş bırakıldığını mı zannediyor” Kiyâme suresi 36 Âyet.
Yüce Allah bize verdiği nimetleri,aklı imanı ve güzellikleri bizden çekip almasın. Bizlere lütfettiği bu güzellikleri ve özellikleri rızasına ulaşma vesilesi kalsın.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

25 Ocak 2021 Pazartesi

ALEMİN GÖZ BEBEĞİ (İNSAN)

ولقد كرمنا بني ادم وحملناهم في البر والبحر ورزقناهم من الطيبات وفضلناهم على كثير ممن خلقنا تفضيلا.
Bu mübarek ayet-i kerime’de tekrim tahmîl terzîk ve tafdîl vardır.
Adem oğluna üstünlük ve Onur verildi, ulaşımları sağlandı, temiz besinlerle rızıklandırıldı ve yaratılanların pek çoğundan üstün kılındı.
İsrâ suresi 70. Âyet
Cismani tekrim herkese, ruhani tekrim müminlere yapılmıştır.
İnsanoğlu yaratılanların pek çoğundan üstün kılındı, bu üstünlük sebebi tefsirlerde çeşitli anlamlarda gelmiştir, birçok müfessirin dediği ve üzerinde durduğu bir üstünlük sebebi de akıldır.
insana akıl ile beraber şehvet de verilmiştir, dolayısıyla insan melek ile hayvan arasında bir varlıktır, aklı şehvetine galip gelirse melek gibi olur,hatta daha da üstün olabilir,şehveti aklına galip gelirse hayvanların durumuna iner hatta daha da aşağıda olabilir.
Bu şehvet,sadece akla geldiği anlamda cisnânî bir şehvet değil, makam mevki mal hırs, şüphelerin şöhretlerin şehvetini de gözardı etmemek lazımdır.
Cinlerin de insanoğluna benzeyen yönleri vardır mükellef olmaları hasebiyle, şeytanlara meleklere ve cinlere her üçüne birden bizim tarafımızdan görünmedikleri için cin denir, iyi olanlara Melek kötü olanlara şeytan hem kötülük hem iyilik taşıyanlara cin denir.
Alemin göz bebeği olan insanın bu kıymeti ve üstünlüğü akıl ile olduğunu var saydığımızda – ki bu en meşhur tefsirfdir-bu aklın üç özelliği olmalı ki sahibi akıllı sayılsın ve bu akılla üstün olsun.
1-) taat ve ibadeti günah ve ma’siyete tercih edecek.
2-) ilmi ve sahih bilgiyi cehalete tercih edecek.
3-) ahirete hazırlık ve tedariki,dünyayı biriktirip toplamaya tercih edecek.
NOT : İslam dini ahirete hazırlık hiçbir zaman dünya için helalinden çalışıp kazanmayı engellemez, ama mutlaka birisi biraz daha tercih edilecekse, o ahiret olsun.
Allahım taat ve ibadeti günah ve ma’siyete, ilmi cehalete, ahireti dünyaya tercih eden,dolayısıyla Yüce zatına ve rızana rağbet eden kulların cümlesine bizleri de ilhak eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

24 Ocak 2021 Pazar

DUA

بسم الله الرحمن الرحيم
الحمد لله رب العالمين
والصلاة والسلام على سيدنا محمد وعلى اله واصحابه اجمعين وبعد
اللهم اسالك صحهة في تقوى وطول العمر في حسن العمل
و رزقا واسعا لا تعذبني عليه.

Rahmân ve rahim olan Yüce Allah’ın adıyla, Âlemlerin rabbi olan yüce Allah’a hamd, Efendimiz Hazreti Muhammed’in âli’nin ve ashabının üzerine salat ve selam olsun.
Allah’ım senden takva ile iç içe olan bir sıhhat, iyi ve güzel amellerle dobdolu olan uzun bir ömür, bizi sorgulayıp azap etmeyeceğin geniş bol (ve helal)bir rızık istiyoruz,bizlere ve tüm mü’min kardeşlerimize nasîb eyle.Âmîn.
kurrat ül ayn 2/26
Not: Caferi Sadık hazretleri’nden nakledilen bu duanın ehlibeytin de duası olduğu bildirilmektedir.

Ahmet ÖZKAN

24 Ocak 2021 Pazar

BAŞ EDİLMEYEN VE BOŞ VERİLMEYEN İKİ GAYE

رضا الناس غاية لا تدرك
ورضا الله غاية لاتترك

İnsanların tümünün rızasını almak bugüne kadar hiç kimsenin elde edemediği, baş edemediği bir gâyedir.
Yüce Allah’ın rızası ise hiçbir akıllı müminin terk edeceği gözardı edeceği ikinci plana iteceği bir gaye değildir, Allahın rızası,mümin’in terk edemeyeceği en baş gâyedir,Allah’ın rızası, mü’min’nin matlubu’dur.
(Kardeşim) insanların senin için neler söylediklerine aldanma, önem verme güvenme ve buna takılıp kalma, yüce Allah senin ahvâlini ve niyetini en iyi bilendir.
Yaptığın iyilikleri ispat etmek için gayret ve ısrar edip durma, bu senin kıymetini azaltır, zira bir insanın, herkesin rızasını kazanmak için çırpınması, nâfiledir,sonu gelmez.
Rivayet edildiğine göre Hz. Musa yüce Allah’a halini arz etmiş ve : Allah’ım beni sevmeyenler var onların kalbine ilham ver beni sevsinler diye taleb etmiş, yüce Allah buyurmuş ki : Ey Musa onları yarattığım halde rızıklarını verdiğim halde her şeyleri elimde olduğu halde beni de sevmeyenler var.
İnsanlarla geçinmek onlara imkanlar dahilinde yardımcı olmak acımak merhamet etmek güzeldir, ama anlaşılıyor ki hepsinin rızalarını elde etmek mümkün değildir.
Terk edilmemesi gereken ve tahsil edilmesi mümkün olan Yüce Allah’ın rızasına gelince, bu da farzların taatların ibadetlerin ve güzel şeylerin içindedir, ama hangisinde? Hangisinde olduğu belli olmadığı için kul, farz vacip sünnet ve buna benzer iyilikler ve emirler adına ne varsa elinden geldiği kadar yapmalıdır ki Yüce Allah’ın rızasına kavuşsun.
Bir müminin Yüce Allah’ın rızasına kavuştuğunun bir alameti bir delili var mıdır? Vardır, en bariz ve kimsenin reddedemeyeceği alamet şudur : Kul, Yüce Allah’ın bütün tasarruflarından yaptıklarından takdir ettiklerinden isteyerek severek ve boyun eğerek razıysa Allah da ondan razıdır,buna ubudiyyet denir,Yüce Allah’ı razı eden şeyler yapmak da ibadettir.
Bazı mutasavvıfların ve tarikat üstadlarının öğrencilerine öğrettikleri ve telkin ettikleri
الهي انت مقصودي ورضاك مطلوبي
“Allah’ım benim maksadım sensin matlubum da senin rızandır” sözü, altı doldurulduğu ve hakkı verildiği zaman çok kıymetli bir söz olduğu ortaya çıkar.
Allah’ım senden rızanı, rızana götüren amelleri istiyoruz bizlere nasip eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

23 Ocak 2021 Cumartesi

VE YİNE ADALET

والعادلون بيننا
مثل النجوم في الظلم
فاعدل ولو مع الذي
جار عليك او ظلم

Bir toplumda âdil olanlar,gece karanlığında parlayan gökyüzündeki yıldızlar gibidir.
Ey kendisinden Adalet beklenen kişi ve kişiler adaleti ayakta tutun ve tutmaya devam edin,hatta,size zulmedene,size haksızlık yapana bile adaleti uygulamaktan geri kalmayın.
Abbasi halifesi Mansur kâbeyi tavaf ederken dua eden birisi ile karşılaşmış, aralarında geçen sohbetten sonra adam halifeye kulağına küpe olsun diye şunu anlatmış: Ben bir memlekete gittim duydum ki o memleketin padişahı bir hastalıktan dolayı kulakları sağır olmuş artık duymuyor ve sürekli ağlıyormuş vezirleri dediler ki : niçin ağlıyorsun dedi ki sağır olduğum için ağlamıyorum fakat mazlumların Avaz Avaz bağırmalarını ve inlemelerini duyamıyorum bundan dolayı ağlıyorum çözüm olarak da bütün mazlumlara kırmızı elbise giydirin ki ben onları tanıyayım, çağırayım ve onların hakkını alayım.Şer’i siyaset. Abdullah Cemalettin sah : 69.
Hz Ömer efendimiz hilafetinin bir döneminde şöyle buyurmuştur: Eğer ömrüm kifayet ederse inşallah halkın arasında sırayla dolaşacağım Ben iyi biliyorum ki insanların bana havale edecekleri söyleyecekleri dertleri vardır ve bu dertlerini bana ulaştıramıyorlar veya onlar bana ulaşamıyorlar.
Şam’a gideceğim orada 2 ay kalacağım sonra Mısır’a gideceğim, Bahreyn’e gideceğim küfe’ye gideceğim basraya gideceğim cizre’ye gideceğim böylece bir yıl dolaşayım
istiyorum alana sahaya inmek istiyorum ve bunu tekrar tekrar yapacağım. Kettani. et Terâtîyb ul-idariyye 1/267
Hazreti Ömer ve onun yolunda yürüyenler niye böyle düşünüyorlardı,? çünkü şunu biliyorlardı,
گوسفند براى چوبان نست
بلكى چوبان برأي گوسفند هين
Koyunlar ve sürüler çobanın hatırı var için değiller, belki çoban sürünün ve koyunların hatırına vardır.
Allah’ım özlenen adaleti Hakem ve Adl mübarek isimlerinin hürmetine dünyada ,özellikle İslam dünyasında ve müslümanların arasında hakim kıl ya Rabbî.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

23 Ocak 2021 Cumartesi

MÜLKÜN TEMELİ (ADALET)

العدل من اسمى القيم
يسمو بنا الى القمم
فهو اساس ملكنا
يرفعنا فوق الامم

Adalet, en üstün değerlerin başında gelir ve çok kıymetlidir.
Adaleti sağladığımız ve adil olduğumuz zaman bu bizi zirvelere götürür.
Bizim mülkümüzün esası, temeli adalettir.
Mülkünün temeli ve esası adalet olan bir ümmet, bu adalet sayesinde bütün ümmetlerin üstünde ve fevkinde olur.
“Muhakkak ki Allah adaleti emrediyor” Nahl suresi 90 Âyet. Her cuma ve her bayramda hutbede islam dünyasının büyük bir kısmında okunan ülkemizde de halk iyi anlasın diye Türkçesi verilen bu ayet- i kerime’de geçen adalet yüce Allah’ın emridir ve birçok manaya gelmektedir, ama günümüzde özellikle duyulur duyulmaz en çok anlaşılması muhtemel olan manası, “insaflı olmak, zülmetmemek ve haksızlık yapmamaktır.
Dört halifeden sonra en âdil halife olarak bilinen Ömer Bin Abdülaziz göreve başlar başlamaz Muhammed Bin ka’b el – kurazi’yi çağırıp ona : Bana adaleti anlat, nedir adalet diye sormuş, şu cevabı almış: senden küçüklerine baba, senden büyüklerine oğul,senin gibi olanlara da kardeş olacaksın, insanlara yaptıkları hatalara göre orantılı ceza vereceksin, gazaba ve kızgınlığa gelip kimseye vurmayacaksın
Mutlak ve mukayyet diye ikiye ayrılır mutlak adalet hiçbir zaman değişmeyen adalettir, iyilik yapana iyilik yapmak, kötülük yapmayana kötülük yapmamak gibi, mukayyed adalet ise değişebilir kötülük yapana kötülük yapmak, bu değişebilir nasıl değişir? Kötülük yapana bile kötülük yapmamak, hatta iyilik yapmak.
Ömer bin abdülaziz’in dedesi sayılan Hazreti Ömer efendimizin zamanında vukû bulan bir tespit ile bu kısa yazımızı bitirelim : zamanın Rum lideri adaleti dillere destan olan Hazreti Ömer’in durumunu öğrenmek için medine-i münevvereye bir elçi gönderir, elçi medinelilere sorar kralınız nerede? derler ki bizim kralımız yok, bizim bir emrimiz var müminlerin emir’i,nerede diye sorar, şu tarafta şehir dışına çıkmıştır derler, Elçi gider ve Hz Ömer’i bir ağacın altında değneğini başının altına koymuş ve uzandığını görür, bu manzarayı gören elçi ürperir ve şöyle der : Sen adaleti sağladın, halkı rahatlattın istirahat edebilir huzur içinde uyuyabilirsin tabii, ama zalim olan krallar korkudan yatamaz, rahat yüzü göremez.
Ben yemin ediyorum ki sizin dininiz haktır mesleğiniz de adalettir ne güzel ve mustakim bir meslek, eğer ben Rum liderinin elçisi olmasaydım hemen seni uyandırır huzurunda müslüman olur ve hidayet bulurdum,fakat elçilik görevimi ifa etmek için ben geri döneyim sonra İslam’a gireyim.
Unutmayalım ki herkes her zaman her yerde herkese karşı gücüne göre yetkisi ve etkisine göre, sözünün dinlendiği oranda adil olmak zorundadır.
Yüce Allah islam ümmetini hasseten ülkemizin insanlarını dünyada özlenen adaleti sağlamaya te’sis etmeye ve bütün dünyaya neşr etmeye muvaffak eylesin.
Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

22 Ocak 2021 Cuma

ŞAKAKLARA YAĞAN KAR

ذهب الشيب ولم يذهب العيب ولا ارى ما فى الغيب.
شيب وعيب.

Ebu Yezid Bestami’ den nakledilir bir gün aynaya baktı da kendini aynada görünce şöyle dedi hayret ağaran saçlar bile gitti, döküldü ama günahlar hala duruyor yeter sana bu kusur ve ayb, önümüzü ve başımıza ne geleceğini bilemiyoruz çünkü önümüz meçhul ve gayb.
Hem şeyb hem ayb,Yani bir taraftan saçlarımız ağardı hatta ağaran saçlar bile kalmadı ama biz hala ayıpları ve günahları atamamışız bu nasıl olacak.?
Fudayl bin iyaza nisbet edilen ve Hazreti Ömer efendimizin de yüzsüğünde yazılı olduğu bir ibare şöyledir:
كفى بالموتى واعظا
Vaiz olarak ölüm yeter.Şuab ül -îmân Beyhakî no : 10556
Bazı yerlerde de “vaiz olarak saçların ağarması yeterli” ifadesi vardır.
“Üstelik size uyarıcı gelmişti” Fâtır 37 Âyet- i
kerimesi.Tefsir alimleri bu ayet-i kerimenin tefsirinde uyarıcı kelimesinin tefsirini yaparken bir anlamı da saçların ağrıması demişlerdir.
Bizim bir şairimize bu hususta şöyle der:
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz?
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar.
Ayna berrak safi net ve temiz olunca ona bakana ihanet etmeden ne var ne yok hepsini söyler, işte güzel dost böyledir kardeşinin aybını olduğu gibi kırmadan dökmeden incitmeden abartmadan eksiltmeden verir.
Yüzü buruşmuş yaşlı bir kadın bir gün aynaya bakar halini görünce eski aynalar ne kadar da güzeldi der.
Bu kısa yazımızı Hazreti Yusuf Efendimiz ile ilgili şu kıssa ile bitirelim:
Hz Yusuf Mısır’da maliyeden sorumlu olunca onu tebrik etmeye giden bir dostu ona bir hediye götürmek ister ama bir türlü O’na layık bir hediye bulamaz, sonra : Ben O’na bir ayna götüreyim aynaya baksın güzelliğini görsün der ve ayna götürür.
Yüce Allah bizleri ve bütün mu’minleri iş işten geçmeden, saçlar ağarmadan,sefere çağırılmadan, organlar muattal olmadan, kıyamet alametleri zahir olmadan dengeyi bozan hastalık kimya’yı bozan yaşlılık gelmeden,ara sıra gerek aynaya ve gerek de ayna misali güzel dostlara bakıp kendi halini düzelten kullarından eylesin.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

22 Ocak 2021 Cuma

HELAK EDEN BUĞZ

عن ابي بكرة نفيع بني الحارث:
اغد عالما او متعلما او مستمعا او محبا ولا تكن الخامسة فتهلك قال عطاء بن مسلم قال مسعر زدتنا خامسة لم تكن عندنا قال والخامسة ان تبغض العلم واهله

Ebi bekrete Nefi’ b el- Hâris’ten nakledilen bir rivayette şöyle buyurulmuştur : ya öğreten ol ya öğrenen ol ya bunları dinleyen ol Ya da bunları sev, beşinci Olma,yoksa helak olursun.
Atâ’ b Müslim dedi ki : Mis’ar bana dedi ki : bizde kaydı veya bilgisi olmayan beşinciyi de nakkettin (kim bu beşinci)? Atâ’b Müslim dedi ki : beşincisi kişinin ilme ve alimlere buğz etmesidir.Taberâni,Mu’cemul – Evsat 5/230
Dinimizde ilme ve alimlere verilen değeri kur’an-ı Kerim’de ve ikinci kaynak olan Rasulullah efendimizin parlak sünnetinde bulmak mümkündür.
“Allah, hak ve adaleti ayakta tutarak, kendinden başka Tanrı olmadığını bildirdi; melekler ve ilim sahipleri de bunu ikrar ettiler,(Evet) O’ndan başka tanrı yoktur; o mutlak güç ve kudret sahibidir.”Âl-i imrân suresi
18 Âyet.
Bu mübarek ayet-i kerimede ilim ehline verilen değer ve onların sahip oldukları Şeref dile getirilmektedir ki yüce Allah’tan başka ilah olmadığını üçüncü derecede şahitlik edip bunu ikrâr ediyorlar.” Âl-i imrân suresi 18.Âyet.
O’na salat ve selam olsun Rasulullah efendimiz de şöyle buyuruyor bu konuda : “Yüce Allah kimin hakkında hayır dilerse onu dinde fakih kılar,dinde anlayış sahibi kılar”Buhari Hadis no : 3117.
tarih boyunca ilk günden bugüne alim olanlar ve öğretenler müteallim olanlar ve ilme susuz olanlar bu iki grubu dinleyen ve destekleyenler ve bunları sevenler, inanıyoruz ki maksatlarına ulaşmışlardır ahiretleri de ma’mur olmuştur inşallah, ama beşinci maddeyi seçerek bunlara buğz edenler helak olup gitmişlerdir bundan sonrası da böyle devam edecektir.
Alimlere buğz edenler aslında velilere buğzediyorlar, Çünkü imamı Şafii hazretleri’nin sözüne göre eğer alimler veli değilse Peki veliler kimdir? Keşf ül Hafâ’ 1/223
Büyük Veli Abdulkadir Geylani hazretlerinin bu konuda şu sözü ile kısa yazımızı bitirelim insanların fesadı dört sınıf insandan kaynaklanıyor :
1-) bilmediği ile amel edenler.
2-) bildikleriyle amel etmeyenler.
3-) bilmediklerini öğrenmeyenler.
4-) bilmediklerini öğrenmek isteyenlere engel olanlar.
Yüce Allah bizleri öğrenen öğreten seven ve dinleyenlerden eylesin,bu dört gruba buğz edip helak olanlardan
eylemesin. Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

21 Ocak 2021 Perşembe