انا لا اضام وفي رحابك عصمتي
انا لا اخاف وفي رضاك امالى
يا واحدا في ملكه ليس له ثاني
يامن اذا قلت يامولاي لباني
Allah’ım sen beni gözettiğin müddetçe ben mağlup olmam,
,alçalmam, umutlarım ve hayallerim senin rızana uygun olduğu müddetçe hiç çekinmem ve korkmam.
Ey bütün mülkün tek sahibi olan Yüce Allah ve “Ey Allah’ım” diye nida ettiğimde, dua ettiğimde seslendiğimde buyur kulum diyen Allahım.
İşte mülkün sahibi Yüce Allah kullarına şöyle sesleniyor :
“Bil ki, Allah’dan başka ilâh yoktur.” Muhammed
suresi 19.Âyet.
Yüce Allah’ın kullarına emrettiği en büyük şey tevhid’dir yasakladığı en büyük şey de şirk’tir, tevhid’in zıttı şirk’tir, şirkin zıttı da tevhid’dir.
Başka bir ayeti kerimede de şöyle buyurmaktadır :
“Allah’a kulluk edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın”Nisâ suresi 36.Âyet.
işte ibadeti yüce Allah’a hasretmek sadece ve sadece ona yapmak Yüce Allah’ın hem insanların hem hem cinlerin üzerinde olan hakkıdır ve bu husus şu ayeti kerime ile de sabit olmuştur : “Ben cinleri ve insanları, başka değil, sırf bana kulluk etsinler diye yarattım” Zâriyat suresi 56.Âyet.
“Ashab-ı kiramdan Muâz şöyle diyor : Rasulullah Efendimiz : Ey muaz diye beni çağırdı Ben de buyur dedim ve bu üç kez tekrar etti, sonra buyurdu ki : biliyor musun Allah’ın kulları üzerindeki hakkı nedir? Yok dedim,buyurdu ki : O’na ibadet edecekler, ona şirk koşmayacaklar, bir saat kadar yürüdü sonra buyurdu ki : Ey Muâz, buyur dedim,buyurdu ki : Kullar bunu yaparlarsa,yüce Allah’ın üzerindeki hakları, onlara azap vermemesidir” Buhârî Hadis no 6267
inen bütün kitaplar bu Hikmet için indi, gelen bütün peygamberler bu hikmet için geldi, emredilen bütün şeriatlar bunun için emredildi, hatta cennet ve cehennem bunun için yaratıldı.
“Andolsun ki biz her ümmete,”Allah’a kulluk edin,Tâğut’tan, sahte tanrılardan uzak durun diyen bir elçi gönderdik”Nahl suresi 36.Âyet.
Allah’ım bizi ve tüm mü’minleri Rububiyette, uluhiyette,mübarek isimlerinde ve sıfatlarında bu her üç konuda zâtını tevhid eden, tevhid ehli olarak yaşayan ve tevhid üzere çenesini kapayan bahtiyâr kullarından eyle.
Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
30 Ocak 2021 Cumartesi
TEVHİD
علق فؤادك بالحبيب موحدا
واصرف عيونك معرضا عن غيره
Tevhidi esas alarak kalbini gönlünü zihnini ve bütün benliğini sevgiliye
(yüce Allah’a) bağla,
Tevhid konusunda herkese sırt dön, sadece ve sadece O’na yönel gözünü başka yere dikme O’na bak.
Allahı ara,O’nu iste, O’ndan iste, O’na iltica et,O’na sığın,O’nu um,O’nu gör,O’ndan kork,O’nu sev,O’nu bil,O’nun kapısında dur ve ayrılma.
Onunla beraber ol,zira “O nerede olursanız olun sizinle beraberdir,O yaptıklarınızı, görür,bilir” Hadîd suresi 4.Âyet.
Yüce Allah bir kul ile beraber olursa kim o kul’un aleyhinde olabilir,aleyhinde olsa ne yazar,Allah bir kulun aleyhinde olursa bütün dünya o kulun yanında olsa ne anlam ifade eder? Hiç.
Bir kul Yüce Allah’ın sevgisine nâil olursa ne kaybeder? Hiçbir şey kaybetmez, bu sevgiden mahrum kalırsa ne kazanır hiçbir şey kazanmaz.
Yüce Allah bir kulu severse o kulun sevgisini insanların kalbine de koyar ve insanlar sebebini bilsin bilmesin o kulu severler Yüce Allah’ın ve kulların sevgisini elde etmek dünyada en büyük Saadetlerin başında gelir.
Ahiret yolcusu olan kul, dikkat etmelidir, vaktini nereye ve kime kadar harcıyor, sohbetinin konusu nedir, kalbinin tahtında kim var dilinde hayalinde kim var ona dikkat etmek durumundadır.
Ölmeden önce cenneti saadeti huzuru itmi’nanı güveni yaşamak tatmak lezzetini almak isteyen bu sorulara ve cevaplarına zaman ayırmalı ve kafa yormalıdır.
Her şeyi Allah’tan bilmek ve görmek mânâsına gelen tevhid ile ilgili bazı hususları başka bir yazıya bırakırken şu dua ile yazımızı bitirelim:
Yüce Allah bizleri ve bütün müminleri razı olduğu kullarından eylesin, razı olduğu amellerle meşgul eylesin, oyun ve oynaştan, faydası olmayan dünya ile oyalanmaktan faydasız işler yapmaktan mahfuz ve masûn eylesin.Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
30 Ocak 2021 Cumartesi
PARLAYIP SÖNEN DÜNYA
الا انما الدنيا نضارة ايكة
اذا اخضر منها جانب جف جانب
هي الدار ما الآمال الا فجائع
عليها ولا اللذات الا مصائب
فكم سخنت بالامس عين قريرة
وقرت عيون دمعها اليوم ساكب
فلا تكتحل عينك فيها بعبرة
علي الذاهب منها فانك ذاهب
Dikkat,dünya büyük bir ormanın tazeliği ve yeşilliğine benzer،bu ormanın bir tarafı yeşil dururken,diğer tarafı kurumaya yüz tutar.
Bu dünyada, dünyaya bağlanan umutlar fecaatla neticelenir ve söner, dünyadaki lezzetler(özellikle haram olanlar) de musîbetlerle sonuçlanır.
Dün nice gözler dünya sevinci ile parlayıp aydınlandı ama bugün dünya darbelerinden çektiği acılarla aynı gözler gözyaşı akıtmaktadır.
Dünyadan elde edemediğin veya eldeyken i giden bir şey için gözyaşı dökmeye değmez, ey gözyaşı döken ve dökmek isteyen kişi,düşün ki sen de gidicisin.
Zira dünya serap gibidir ve vefasızdır, dolayısıyla dünyadan vefa beklemek,serab’tan içecek su beklemek kadar beyhûdedir, ayrıca dünya göreni kısa bir zaman sevindiren sonra yok olup giden ve biten bir rüya gibidir.
Yüce Allah kur’an-ı Kerim’de dünya hayatı için şöyle buyurmaktadır
وما الحياة الدنيا الا متاع الغرور
“Dünya hayatı zaten aldatıcı şeylerden ibarettir” Âl-î imrân suresi 185.Âyet
Said Bin cübeyr hazretleri bu ayetin tefsirinde şöyle buyurur : Dünya hayatı dünyayı ahirete tercih edeni aldatır ama, ahireti dünyaya tercih eden dünyayı ahirete vesile kılar ahiretini kazanmak için onu ahiret Azığına dönüştürür.
Hasan-ı Basri hazretleri de : Dünya
كخضرة النبات و لعبة البنات
Ot’un (solan) yeşilliği ve çocukların (meşgul eden) oyuncakları gibidir der.
Bu kısa yazımızı şu tesbitlerle bitirelim : Herkesin dünyası ve kendisini mağrur edip aldatan şeyi ayrı olabilir, kimini malı, kimini makam ve mevkisi, kimini methetmek, kimini arabası kimini evi, kimini elbisesi kimini şu, kimini bu aldatabilir.
Dünya nedir,dünya tarifine giren şeyler nedir diye merak eden olursa, elbette yüce Allah’tan dünyayı daha güzel tarif eden olmamıştır ve bu tarifi,kur’an-ı Kerimde bulmak mümkündür, O’na salât ve selâm olsun Resulullah efendimizin hadislerinde de dünyanın tarifini bulmak mümkündür ama şu iki tarifle yetinelim :
دنياك كل ما شغلك عن مولاك
1-) Dünyanın seni mevlan olan yüce Allah’dan meşgul eden herşeydir.
الدنيا كل ما لم يدخل معك القبر
2-) Dunya seninle beraber kabre girmeyen her şeyidir.
Bu bahsi derinden anlayabilmek için imamı Gazali r.a in
تنبيه المغترين
“Gururlananların ikazı” isimli kitab tavsiye edilebilir.
Ey dünyayı ahireti yerleri ve gökleri ve aralarında herşeyi yaratan yüce Allah yaşadığımız dünyayı varacağımız ahirete vesile eyle,bizleri dünyaya ve gurur veren şeytana aldananlardan eyleme.Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
29 Ocak 2021 Cuma
DUÂ
اللهم انى أسألك الهدى والتقى والعفاف والغنى
Ey Allahım senden hidayeti,takvâ’yı,Afif olmayı,iffeti ve ğinâ’yı, zenginliği talep ediyorum(ediyoruz),(nasîb eyle).Âmîn. Sahih-i Müslim Hadis no: 2721.
Bu hadis-i şerif, hayrın her çeşidini, Mü’min’in şimdiki halini, geleceğini, dünyâ ve âhiretini içine alıyor.
O’na salat ve selam olsun Rasulullah efendimiz bu hadiste ve duâda yüce Allah’tan mutlak hidayet ve takva istiyor, dünya ve ahirete, dünyada güzel ahlaka vesile olan hidayeti isterken, şirkten, günahlardan ve kötü ahlaktan koruyan takva’yı taleb ediyor.
Yüce Allah’ın haram kıldığı her haram ve çirkinlikten uzak olma iffetini ve nezâhatini dilerken, Allah’tan başkasına el açmamak,
Ondan başkasına muhtaç olmama zenginliğini ve istiğnayı istiyor.
Zira halka muhtaç olmak zillet ve düşüklük yüce Allah’a muhtaç olmak ise,İzzet ve şereftir.
Allah’ım peygamberin Hazreti Muhammed O’na salat ve selam olsun senden ne istiyor idiyse onu istiyoruz bize nasip eyle sana neden sığınıyor idiyse on’dan sığınıyoruz bizleri koru.Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
29 Ocak 2021 Cuma
İSLAM ALEMİNİN HALİ VE BİR BENZETME
ان حال العالم الاسلامي كجمال يوسف وحزن ابيه ومعاملة
اخوته
Bugün İslam alemi, Hz Yusuf’un güzelliği, Hz.yakub’un hüznü ve üzüntüsü, Hz Yusuf’un kardeşlerinin muamelesine benzeyen bir hal içindedir.
En doğruya hidayet eden Kur’an-ı kerimleri,adetâ canlı bir Kur’an olan şanlı peygamberleri ve parlak sünneti, dinlerindeki cihad cehd ve ictihad ruhu, namazda yöneldikleri ka’beleri ve kibleleri, yeraltı ve yer üstü zenginlikleri,iki milyara yaklaşan nüfusları ve sayılmayacak kadar bir çok özelliği ile İSLÂM ÂLEMİ Hz.Yusuf güzelliğinde.
Pek az yer ve zaman mustesnâ,İslam alemi bir vadide kur’an-ı Kerim başka Bir vadide olduğu için, Kur’an ahlakı ve hükümleri yaşanmadığı için,ona salat ve selam olsun ne Rasulullah efendimizin sünneti heybetiyle hayatta bir toplumda yansıtılmadığı için,Kur’an ve sünnet alimleri pek az yer ve zaman müstesna bildiklerini istedikleri kitlelere rahatça ulaştıramadıkları için, dinin emirleri kolayca terk edildiği buna mukabil dinin haram saydığı bir çok günah çok kolay işlendiği için, değer yargıları değiştiği ve konuşması gerekenlerin sustuğu susması gerekenlerin konuştuğu, fitneler çoğaldığ için halim selim insanların bile ne yapacaklarını bilemediği ve daha pek çok sıkıntı ortaya çıktığı için İSLAM ALEMİ Hz. Yakup hüznünde.
Müslüman devletler birbirinin aleyhinde ve birbirlerinin kuyusunu kazdığı,bir ve beraber olmaları gerekenkerin zorba ve haksızların yanında yer alıp diğer kardeş devletlerin aleyhinde olduğu, bir devletin içinde bulunan insanların, yapıların, oluşumların ve topluluklarının birbirlerinin kuyusunu kazdığı, en metin, en şerefli ve en güçlü bağ olan İslam kardeşlik bağının diğer tâli bağlara ve irtibatlara feda edildiği, makam ve menfaat hırsı uğrunda din kardeşliğinin yok sayıldığı, hasedin ve buğzun kol gezdiği, bazı kişiler yerler ve zamanlar müstesna dostluğun menfaate dayandığı, mazlumun hakkı zalimden alınmadığı, zalimin ellerini kollarını sallayarak gezdiği, mazlumun gözyaşları’nın boğazında düğümlendiği, için İSLAM ALEMİ Hz Yusuf’un kardeşlerinin,”Ey babamız bizden sadır olan günahlar için istiğfarda bulun Biz hata ettik” Yusuf suresi 97 Âyet.demeden ve nedamet duymadan önceki halleri gibidir.
Sen gideli den beri güçsüzler köle garip,
her bir millet bin türlü sıkıntıyla muzdarip,
Zalimler hep el ele dünyayı inletiyor,
Müslümanlar düşünmez şöyle baş başa verip.
Hazreti Yusuf’un güzelliği hiç kaybolmadı,bunca olanlara rağmen kazanan o oldu, Yüce Allah sabreden babasının hüznünü sona erdirdi, kardeşleri de tövbe edip nedamet duydular peki İslam alemi ?
İslam alemi ve müslümanlar,yönetenler ve yönetilenler hepsi birden Kur’an’a ve sünnete yeniden rucû’ etmeden günyüzü görmeleri mümkün görünmemektedir.
Ey alemlerin rabbi olan Yüce Allah bütün müslümanlara müminlere birlik beraberlik nizam intizam güç Kudret nasib eyle, hallerini ıslah eyle olduğundan daha güzel eyle.Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
28 Ocak 2021 Perşembe
ÖNDEN GİDENLER
ذهب الذين يعاش في اكنافهم
Gölgelerinde sayelerinde yaşadığımız sözleri nefesleri tesirli, halleri ve kalleri örnek O büyük insanlar gittiler bizler kaldık.
Bu doğru olmakla beraber yanına bir doğru daha koymak mümkündür, O’na salât ve selâm olsun Rasulullah efendimiz şöyle bir müjde veriyor:” Ümmetimden bir taife hakkın üzerinde kaim olacak, hakkı ikame edecek kınayanların kınamasından etkilenmeden Kıyamet gününe kadar Allah’ın düşmanları ile cihad edecek ve bir düşman gitti mi öbürü gelecek ve bu böylece kıyamete kadar sürecek”Taberâni.Mu’cem -ul Evsat Hadis no : 7948
Basra halkının yüz akı ve tâbiilerin büyüklerinden Hasan-ı Basri’ye birisi soruyor: Önden gidenler gitti, onlar şahbaz atlara, çok seri giden atlara binerek gittiler biz ise sırtı yaralı merkeblere binerek emekleyerek gidiyoruz peşlerinden, şöyle cevap verdi: Eğer yolda olursan ana caddede yürürsen o imrendiğin,gıbta ettiğin kavme,önden gidenlere o âli cenab insanlara yaklaşmak, yetişmek onlarla beraber olmak kolay olur, yeter ki ana caddede ana yolda yürü, sağa sola sapma.
Anayoldan ana cadde’den kasıt ehli sünnet vel cemaatin yoludur, bu yolda kalmak bu yolda yorulup ama yine yolda yorulunca uyumak bile saadettir, Çünkü bu âlii cenap insanlar bu yoldan hep geçerler uyuyanı uyandırır kervanlarına katarlar gözetirler vefalı insanlardır yolda kalanı yolda yalnız ve çaresiz bırakmazlar.
Bu yol, Kur’an’ın sünnetin ashabın
tabiilerin muctehtler’in,cehd ve cihad edenlerin,gönül erlerinin,İslam’ı derd edinenlerin gece gündüz Ümmeti Muhammed için gayret edenlerin yoludur.
سيروا الى الله عرجا ومكاسير
Bu yolda sakat, kırık dökük bile olsa durmadan yürüyenlere ne mutlu.
Yüce Allah bizi ve bütün müminleri Kur’an ve sünnet yolundan ashabın yolundan ve peşlerinden ihsan’la yürüyenlerin yolundan ayırmasın.Âmîn
Ahmet ÖZKAN
28 Ocak 2021 Perşembe
SÜNNET VE EHLİ SÜNNET
ما النور الا في الحديث واهله
اذا ما دجى الليل البهيم واظلما
وا على البرايا من الى الحبيب اعتزى
واغوى البرايا من الى البدع انتما
Zulmet çöküp geceler zifirikaranlık olunca, kesif karanlıklar ortalığı kaplayınca,yolu gosteren(En parlak) Nur, O’na salât ve selâm olsun Rasulullah efendimiz’in hadislerinde(sünnetinde) ve hadislere, sünnete hizmet eden hadis ehlinde bulunur(nur onların yüzünde ve işlerinde mevcuttur.)
İnsanların en üstünü, Rasulullah’ın hadislerine ve hadis ilmine hizmet eden hadislere mensûb olan,izzeti ve şerefi bu yolda gören ehli hadis ehli sünnet diye isimlendirilen kimselerdir,(ne mutlu ehli hadis ve ehli sünnet olana), insanların en şaşkınları da bid’atlara mensup olup ehli bid’at diye isimlendirilmeyi hakkeden kimselerdir.
Ehli sünnet deyince akla iki tarif gelir:
BİRİNCİSİ: Şiâ olmayan kesim.
İKİNCİSİ: kur’an-ı Kerim’in indiği günden kıyamete kadar kur’an’ın ve sünnetin yolunu Rasulullah efendimiz’in, ashabının, tabiîn’in tebe-i tabi’nin, mezheb imamlarının itikatta ve amelde ahlakta, seyri sülükte takip ettikleri yolu takip edenlere denir.
Bunlara fırka-i Naciye denir ki Rasulullah efendimiz bunları şöyle tarif etmiştir :
ما انا عليه واصحابي
“Benim ve ashabımın yolunda olanlardır” Hâkim Hadis no : 444, Tirmizi Hadis no : 2641
Ehli sünnetin kısaca tarifi bu ya sünnet?
HADİS ALİMLERİNE GÖRE: Rasulullah efendimize,bir görüşe göre Sahabiye veya sahabiden aşağı kalan birisine söz fiil ve veyahut sıfat olarak nispet edilen şey’dir.
FIKIH USULÜ ALİMLERİNE GÖRE : Rasulullah efendimizden Kur’an’ın dışında sadır olan ve şer’î bir hükme delil olan söz fiil ve takrir’dir ,çünkü bunların gayesi şeri delilleri araştırmaktır.
FIKIH ALİMLERİNE GÖRE : Rasulullah efendimizden geldiği sabit olan farz ve vacip olmayan şeylerdir Çünkü bunların gayesi şer’i hükümleri araştırmaktır.
VAAZ VE İRŞAT ALİMLERİNE GÖRE: bid’at’ın zıddı olan şey’dir çünkü bunlarında gayesi şeriatın, dinin emrettiği ve yasakladığı şeylerdir.
Hadis alimlerinin tarifindeki sünnet Rasulullah efendimizin hadislerinin aynısıdır, hadis Rasulullah efendimizin sıfatlarını yaratılışta ahlakta güzelliklerini,siyerini gazvelerini, hatta peygamber olmadan önceki haberlerini kapsıyor.
Bunun için hadisçiler kendi kitaplarına şemâil(güzel hasletler) cevamî(az sözle çok mana ifade etme)ve hasais(Resulullah efendimize has özellikleri) bölümlerini de almışlardır.
bu kadar zengin ve engin bir hadis ve sünnet birikimine sahip bir ümmetin bir kısım fertleri dinin ikinci kaynağı olan sünnete ve hadislere kapılarını kapatıp Kur’an bize yeter diyorlarsa ve tövbe edip bu yanlış yoldan dönmezlerse kıyamet günü onların ilk hasmı Resulullah efendimizden önce Kur’an-ı kerim olacaktır.
Ey kur’an-ı Kerim’i indiren rüzgarı estiren ve bâtıl orduları Mağlub eden Yüce Allah bizleri nefsimize şeytana görünür görünmez düşmanlara bâtıla galip eyle.
Rasulullah efendimizin parlak sünnetine ittibaî, Kur’an ve sünnet sevgisi üzerinde çene kapamayı nasip eyle.Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
27 Ocak 2021 Çarşamba
SÜNNET NEDİR ?
من كان من اهل الحديث فانه
ذو نضرة في وجهه نور سطع
ان النبي دعى بنضرة وجه من
ادى الحديث كما تحمل والتبع
O’na salat ve selam olsun Rasulullah efendimizin hadis ehli (ve hizmetçisi) olanların yüzünde parlayan ve herkesin görebileceği parlak bir nur vardır.
Rasulullah Efendimiz kendisinden bir hadisi duyan ve olduğu gibi başkalarına aktaran kişi icin “Yüce Allah onun yüzünü nurlandırsın parlak kılsın” diye de duası vardır.Ebu Dâvûd Hadis no : 3660
Irbaz b sâriye isimli bir sahabeden nakledildiğine göre Rasulullah efendimiz şöyle buyurmuştur: “Benden sonra yaşayanlarınız çok ihtilaflar göreceklerdir, benim ve benden sonra hidayet üzere olan raşid halifelerin sünnetine uyun ve bu sünneti, azı dişlerinizle bir şeyi ısırıp sıkı sıkıya tutarcasına koruyun ve onu bırakmayın,sonradan ortaya çıkan ve sünnete muhalif şeylerden sakının zira her bid’at bir sapıklık ve dalalettir.”Ebu Davud Hadis no : 4607
Azı dişlerimiz ile bir şey ısırır gibi korumamız gereken, içine binen’in kurtulduğu, dışında kalıp binmeyenin helak olduğu Hz Nuh’un gemisine benzeyen ve ne yapacağımızı bildiren Kur’an-ı Kerim’den sonra nasıl yapacağımızı bize bildiren bu mübarek sünnet nedir?
Sünnet,iyi olsun kötü olsun yol, gidiş, gidişat ve çığır demektir.
‘Kim İslamda iyi bir çığır açarsa onun ve o yolda yürüyenlerin ecirleri Kadar ecri vardır, onların ecirlerinden hiçbir şey azalmaz, kim de İslam’da kötü bir çığır açarsa onun günahı ve o çığırda yürüyenlerin günahı kadar günahı vardır,onların günahlarından hiç bir şey azalmaz”Müslim Hadis no : 1017
Görüldüğü gibi iyi yola da, kötü yola da yol çığır ve gidişat manasına sünnet denir.
Dinde sünnet, alimlerin değişik tariflerine göre değişik manalara gelmiştir, bu tarifler de çoktur.
Hadis alimleri, fıkıh alimleri usulü fıkıh alimleri vaaz ve irşat alimleri sunneti başka başka tarif etmişlerdir.
Bu tarifleri yazı uzamasın diye başka bir derse bırakırken, yüce Allah’a şöyle dua ediyoruz :
Ey alemlerin rabbi olan Yüce Allah bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi Kur’an ve sünneti yaşamayı, Kur’an’ın ve Resulullah efendimizin şefaatine nail olmayı nasip eyle.Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
27 Ocak 2021 Çarşamba
SÜNNETE İTTİBANIN BEREKETİ
Bir önceki yazıda şairin tevazu yaparak Rasulullah efendimizin sünnetine haksızlık yaptığını ve ona uyumadığını belirtmişti.
Günümüzde ise gerçekten ve açıkça her anlamda sünnete zulmeden,hadisleri rafa kaldırmak isteyen, Kur’an’ı sünnetten sünneti kur’an’dan, Rasulullah efendimizi kur’an’dan Kur’an’ı Rasulullah efendimizden ayırmak isteyen mahfiller, aldanmışlar aldatanlar ve aldatılmışlar vardır.
Hadislere ve sünnet’e karşı olmaları onlara ayıp ve azap olarak yeter.
Biz şu söze bakalım ve ona göre hareket edelim.
اتبع ولا تبتدع
Rasulullah efendimize ittiba et,ona uy,onu örnek al, bid’ata kayıp yanlışın peşine düşme.
Bütün güzellikler ve iyilikler bir odada olsa, bu odanın da kapısının bir kilidi olsa, bu kilidin anahtarı sünnete ittiba ve uymaktır.
Buna mukabil bütün yanlışlıklar, kötülükler ve sıkıntılar bir odada olsa bu odanın da kapısının bir kilidi olsa, bu kilidin anahtarı bid’attır.
Maliki mezhebi fıkıh alimlerinden Eşhep el Kaysî hicri 140 Mısır doğumlu der ki : İmam -ı Malik’e sordum( bir öğün)doymak sizde farklı biz de farklı mı?(Medine ve Kahire farkı mesela )Buyurdu ki : Evet ,biz Rasulullah efendimizin ölçüsü ile bir mûd (510 gr) ile doyarız, zira Resulullah efendimiz Medine halkına bereket için dua buyurdu, ama size bir mûd doymak için belki yetmez.
Hişam bin Abdülmelik bir öğün için bir mûd yetmez diyerek bir öğünü iki rıtıl(766 Gr) yaptı, sonra bunu üç tırtıl (1 kg 149 gr) yaptı,Rasulullah efendimizin sünneti terk edilince, bereket de kalmayınca bu da yetmedi.İbn- ül Arabi.Ahkâm ül Kur’an 4/1756.
Not : insan helalinden elbette istediği kadar yer, içer Fakat asrımızın hastalıklarının çoğu yokluktan değil varlıktan ileri geldiğini de unutmamakta fayda vardır.
Sünnetin bereketi ile ilgili bir kıssayı arz ederek kısa yazımızı bitirelim :
Amr b Âs dört bin kişilik bir ordu ile mısır’ı fethetmek için kuşattı ama bir türlü fetih müyesser olmadı, Hz Ömer r.a Zübeyr bin Avvam’ın komutasında dört bin asker daha gönderdi, sekizbin kişi oldular Zübeyr bin avvam dedi ki: Ey askerler siz misvak kullanıyor musunuz ? Hayır dediler,dedi ki : Rasulullah efendimizin sünnetini terk ederek siz nasıl zafer elde edersiniz, hadi herkes kendine bir misvâk ayarlasın, sekizbin asker ağaçlara tırmandılar ve her biri kendine bir misvak kesip ayarladı, her kes misvâk’ını ağzına götürüp
misvaklandı, karşıdaki düşman ordusu bu manzarayı görünce dediler ki : Müslümanlar dişlerini biliyor bizi yiyecekler,korkup paniğe kapıldılar Yüce Allah onların kalbine öyle bir korku verdi dağıldılar,maglûb oldular ve mısır’ın böylece fethi müyesser oldu.
وكل خير في اتباع من سلف
وكل شر في ابتداع من خلف
Her hayır selef-i salihin’in ittibaında ve onların izinden gitmekte mevcuttur, her şer ve kötülük de sonradan ortaya çıkanların ortaya attıkları bid’atları takip etmekte mevcuttur.
Şunu bilmek lazım ki insanı bir şeye sevk eden ve hareket ettiren iki şey vardır,ya Kur’an ve sünnet, ya da nefsin kötü arzuları olan hevâ.Kur’an ve sünnete uymayan hevasına uyumuş olur, hevaya uyan kişi ise,şâirin dediği duruma düşer.
لا تتبع النفس في هواها
ان اتباع الهوى هوان
Nefsin hevasına arzularına uyma yoksa hevan’da (düşük,rezil ve kalitesiz halde ) kalırsın.
Allah’ım Yüce kitabına ve Rasulullah efendimizin parlak sünnetine uyumayı ve ölünceye kadar ayrilmamayı bize ve bütün mümin kardeşlerimize nasip eyle.Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
26 Ocak 2021 Salı
SÜNNET
ظلمت سنة من احيى الظلام الى
ان اشتكت قدماه الضر من ورم
Ben, mübarek ayakları şişinceye kadar karanlıkarı (geceleri) ihyâ etmek için uzun uzun namaz kılan,uzun süreleri okuyarak kıyamda fazlaca duran o en büyük insanın(O’na salât ve selâm olsun Rasulullah efendimizin) sünnetine haksızlık yaptım.
Bu sözlerin kaili ve şairi
mîlâdî 1213 de Mısır’da dünyaya gelen İmam-ı
Bûsîyrî’dir, Rasulullah efendimizi
medhetme konusunda eşsiz biridir.
Bürde isimli kasidesinin bir bölümünde yüce Allah’ı tanımak için nefsi tanımanın gereğinden bahsederken, ikinci bölümünde de Yüce Allah’ın tanımanın gereğinden bahsedecek,bahsedecek ama yüce Allah’ı tanımak için de Rasulullah efendimizi tanımanın gereğini vurguluyor, bunun içinde Rssulullah efendimizin sünneti büyük bir önem kazanıdığından sünnetten bahsediyor.
Resulullah efendimizin parlak sünnetinden bahsederken tevazuya bürünerek sanki, ben nasıl
sünnetten bahsedebilirim ki,zira ben bu mübarek sünnete zulmettim sünnetle amel etmiyorum gereğini yapamıyorum Rasulullah’a karşı mahcubum ama yine de bahsetmem gerekiyor diyor ve sünnete yer veriyor.
İslam dininde ikinci kaynak olan sünnet çok büyük öneme haizdir, ibadetler sünnet üzere eda edilince Yüce Allah tarafından daha seri kabul edilir, eğer bir mal sünnet üzre kazanılır ve sünnet üzre infâk edilirse terazide daha ağır olur, bu mal birisine verildiği zaman onun elinde daha bereketli olur, verilen bu mal yemeğe dönüşünce bu kişinin ağzında daha lezzetli olur, midesini de incitmez yenen bu yemek o bedeni güç ve kuvvet içinde daha iyi ayakta tutar.
Her hususta durum budur, Kur’an ve sünnet ölçüsü hayata ölçü olunca, o hayat baştan başa berekete dönüşür, Kur’an ve sünnet ölçüsü bir hayatta yoksa bütün sıkıntılar kaçınılmazdır.
Yüce Allah bütün müslümanları Kur’an’ın ve sünnetin ölçüsüne kavuştursun, bu iki ana kaynağı yaşamayı uygulamayı nasip eylesin.Âmîn.
Ahmet ÖZKAN
26 Ocak 2021 Salı