BİN EDEN BİR


2026/114
ولم ارى امثال الرجال تفاضلت
ألى المجد حتى عد الف بواحد
Velem era emsêl er
ricêli tefâdalat ilel mecdi hettê ‘udde elfün bivâhidin.

İnsanlar gibi aralarında fazilet ve üstünlük farkı çok olan başka bir şey görmedim, (bu fark o kadar çok ki) bazen bir insan bin insan eder, başka bir ifade ile bir kişi bin kişiden daha ağır gelir,onları tartar.

O’na salât ve selâm olsun Rasulullah efendimiz bir hadis-i şerifte şöyle buyurur:
“İnsandan başka kendi gibi bin eden başka bir şey görmedim”
Fayz -ul Kadîr 5/467,
Başka bir Hadis-i Şerifte
“Siz mallarınız ile (bütün)insanlara yardımcı olamazsınız, fakat güler yüz ve güzel ahlak ile(bunu elde edebilirsiniz)”
Et-Tergîb vet -Terhîb 3/358.

Bir insan düşünelim, ilmi ile, malı ile, nüfuzu ve bulunduğu makam ve mevkî ile veya, bunlar olsa da,olmasa da ahlakı ile İnsanlara o kadar faydalı olabiliyor ki,belki bin insanın yapamadığını yapabiliyor, ihtiyaçlarını gideriyor, işlerini görüyor,dertlerine ortak oluyor, yüzlerine tebessüm ediyor, ellerinden tutuyor, hal hatır soruyor, mümkün olduğu kadar küsleri barıştırıyor, hastalarını ziyaret ediyor, cenazelerinde bulunuyor, hayatta olanlarıına ve ölülerine dua ediyor,ve daha sayamayacağımız
çok iyilkler yapıyor.
Evet böyle biri bin kişi eder.

Şiirde yer bulan, Rasulullah efendimizin medhettiği insan kim? nerde oturur, adresi adı soyadı ne? Uzağa gitmeye,fazla aramaya gerek yok,her mü’min yüce Allah’ın izniyle bu şerefe, Rasülullah efendimizin övgüsüne mazhar olmaya adaydır,kişi en az böyle bir insan olabilsem diye niyet eder de,gayret gösterse bel ki yüce Allah Fazl ü keremi ile bu makamın sevabını ona lütfeder.

Tanıdığım çok kapasiteli bir âlim hocasını ziyaret etmek için bir merkebe biner ve yola çıkar, merkebi yolda tökezliyor ve üzerindeki alimi düşürüyor, bu alim’in kolu kırılıyor ve hocasını gidemiyor, hocasına yazdığı mektupta kendi durumunu anlatıyor ve üzüntüsünü dile getiriyor, hocası da ona yazdığı cevâbî mektupta şu cevabı veriyor: Senin hocama gidemedim diye hasret çekmen, üzülmen sana varmış gibi sevap kazandırır, Ameller niyetlere göredir.

Ey yüce Allah! Niyetlerimizi, amellerimizi rızana muvafık ve uygun eyle, kendine, çevresine, insanlara faydası dokunan insanlardan olmayı nasip eyle Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

05/06/2026 Cuma

KİTAB VE SÜNNET


2026/113

من لم يقف عند الكتاب والسنة
فجوابه الا تجيب وتسكت

Men lem yekif indel kitebi ve ssünneti,
fecevêbuhû ellê tucîybe ve tesküte.
Eğer bir insan, kitab ve sünnet gibi iki ana kaynak ona, dur dediklerinde hala durmuyorsa,(yürü dediklerinde yürümüyorsa),( böyle bir kişiyi bağlayıcı ne kaldı ki), böyle birisine verilecek cevap susmaktır.

Yüce Allah’ın kitabı olan kur’an-ı Kerim ve Rasulullah efendimizin parlak sünneti olmazsa olmaz iki ana kaynaktır.
Kur’ân-ı kerim,ne yapacağımızı, Sünnet ise nasıl yapacağımızı bildiriyor.

“Rasulullah efendimiz’in ahlakı Kur’andı” ne demek? Kur’an’ı Kerim yürü dediğinde yürüyor,dur dediginde duruyordu,kur’ân-ı Kerim’in bak dediği yerden bakıyor ve yüce Allah’ın gör dediğini görüyordu özetle manası budur.

Bir mü’min,bir efendi,bir şeyh,bir mürşid,bir rehber ve davetçi ve buna benzer kimseler
biz kur’ana ve sünnete tabiyiz diyorlarsa yol budur, Kur’an-ı Kerim ve Rasülullah efendimizin parlak sünneti ortada, bu iki mübarek ana kaynağın bak dedikleri yerden bakacak,yürü dediklerinde yürüyecek,dur dediklerinde duracaklardır.

Söylenen bir sözün, işlenen bir fiilin,veya yapılan bir amelin doğru olup olmadığını iki şahit ile tevsîk etmek gerektiğinde işte bu iki şâhit Kur’an ve sünnettir.

Kur’an ve sünnet yukarıda saydığımız ve sayamadığımız kimseleri ve inanan tüm mü’minleri
bağlamıyorsa,kim bağlayacak,bu iki ana kaynak onlar için bir anlam ifade etmiyorsa olara İnsanlar nasıl güvenecek?

Kim olursa olsun takib ettiği yol bu değilse er geç pişman olacak, Kendisine umud bağlayan ve iğvâ ettiği kimselerin hesabı ondan sorulacaktır.

Harun Reşid’ in bir hizmetçisi Kendisine yemek getiriyor,ayağı takılıp sıcak yemeği Harun Reşid’in kucağına döküyor, halifenin sinirlendiğini fark eden hizmetçisi o anda ayeti hatırlatıyor ve “öfkesini yutanlar yok mu”?
Âl-i İmran,134 Ayetini okuyor, Harun Reşid öfkesini yutuyor ve seslenmiyor, hizmetçi arkasından: “insanları affedenler yok mu” ? diye ayeti okumaya devam ediyor,Harun Reşid diyor ki : Seni affettim, hizmetçi akabinde âyetin devamını söylüyor :
“Allah iyilik yapanları sever”. Harun Reşid bunun üzerine diyor ki:Ben seni azad ettim, Allah rızası için hür’sün işte Kur’an’ın hakkını veren, dur dediği yerde duran,irşadı ile doğru yolu bilen, hidayeti ile hidayet bulan kişinin
durumu ve davranışına bir örnek.

Parmağında altın yüzük olan bir sahabiye Rasulullah efendimiz:
“Ahirette sana ateşten bir yüzük taksınlar istiyorsan bunu takmaya devam et” buyurunca,sahabi yüzüğü çıkardı ve attı oradakiler dediler ki:Rasulullah at demedi,sadece çıkar dedi niye attın, bunu alıp eşine kızına ver,buyurdu ki: Madem Rasulullah bana çıkar buyurdu ben almıyorum.
Kaldı ki elbette eşine verebilirdi, İşte sünnete
Rasulullah’ın emrine irşâdina kulak veren bir sahabenin bir müminin bir müslümanın
örneği ve bunlar gibi onbinlerce misal.

Yüce Allah bizlere ve bütün müminlere Kur’an ve sünnet ahlâkını yaşamayı nasip etsin, Kur’an-ı ve Parlak sünnetin sahibi Rasulullah efendimizi cümlemize şefaatçi eylesin.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

03/06 2026 Çarşamba

BAYRAMLAR


2026/112

Ümmetin iki bayramı var, Kurban Bayramı, Ramazan Bayramı.
Ramazanın birinci gününden itibaren
Ateşten âzâd olan o kadar kişi var ki
ramazanın son günü bu sayı zirvelere çıkar ve ertesi gün BAYRAM oluyor.Kurban
Bayramından bir gün önce Arefe
günü Arafatta vakfe duran dua eden yalvarıp yakaran
milyonları ve onların dua ettiği milyonları
yüce Allah affettiği için, ertesi gün BAYRAM oluyor.
Burada bayramların ateşten kurtuluş ve cennete gidiş ile
irtibatlı olduğunu görüyoruz.

Ariflerin yanıda da bayram telakkisi buna yakındır; Osmanlı devrinde bayramlarda minarelerden şu
cümleler duyulurdu
ليس العيد لمن لبس الجديد
بل العيد لمن طاعته تزيد
Leysel îydu limen lebiselcedîd,bel il îydu limen tâ’atuhu tezîydu.
Bayram sadece yeni (elbise) giyenlerin bayramı değil, tâatı aartanlarındır.
ليس العيد لمن ركب المطايا
بل العيد لمن ترك الخطايا
Leysel îydu limen rakib el matâyâ belilîydu limen terak el hatâyâ.Bayram
fahir( pahalı) binitlere binenin bayramı değil, hataları terk edenin bayramıdır.

ليس العيد لمن بسط البساط
بل العيد لمن جاوز غدا الصراط
Leysel îydu limen besat el bisât,bel il îydu limen cêveze ğeden is sırat.
Bayram fâhir halıları serenin değil,
bayram yarın kazasız belasız sırattan geçecek olanlarındır.

Mevlânâ Celalettin-i Rûmi’ye göre; Günahsız geçen her gün,iman üzere öldüğümüz gün, sırattan geçtiğimiz gün,amel defterini sağdan aldığımız gün ve cennete girip Cemalullahı seyrettiğimiz gün bize göre bayramdır.
Hafız-ı Şirazi de Bayrama şöyle der:
عيداست ودارد هر كسى عزم تماشاى دکر
ما را نباشد غير تو در دل تمناى دکر
Îydest u dâred her kesi azmi temâşâyi diger,mâ râ nebâşed ğeyri tû der dil temennâyi diger
Bayramdır herkes gezip dolaşmak
ister,ama bizim
gönülden seni temenni ve istemekten başka
bayramımız yoktur.
İbn -ul Fârız da şöyle der:
إن عيدى يوم ٱت بابكم
وأمرغ فى ترابكم وجنتى
İnne îydî yevme êtî bêbeküm ve umerriğu fi turabiküm vecneteyy.
(Allahım) benim bayramım sizin(senin) kapına gelip yüzümün iki tarafını,iki yanağımı toprağınıza (kapınızın eşiğine) sürdüğüm gündür.

Bayram günü,
hayatta olanların ve ölenlerin unutulmaması gereken günlerdir bayram günü
kardeşliğin, kaynaşmanın tavan yaptığı gündür.

Gönül alma günleridir bayram günü.Din,dil ve
gönül âlimi Molla Cami gönül alma ile ile şöyle der:

دل بدست آرد كه حج اكبراست
از هزاران كعبه يك دل بهتراست
كعبه بنياد خليل ازراست
دل نظرگاه جليل اكبر است
Dil bedest âred ki haccı ekberes,ez hazârân ka’be yek dil bihterest,Ka’be bünyâd-ı Halili Azerest,Kalb bünyâdı Celil-i Ekberest.
Bir gönül almak en büyük hactır,bir gönül binlerce kâbeden iyidir,(nasıl olur denirse)Zira
Kâbe-i Muazzama Halilullah olan Hz. İbrahim’in bina ettiği bir yapıdır ama kalb,en büyük celil olan Yüce Allah yapısıdır.

Ey Kurban Bayramına
bizi kavuşturan yüce Allah!
Bütün anlam ve telakkileriyle bayramı yaşamayı nasib eyle, vefat eden akraba ve din kardeşlerimize yaşayan büyükkerimizi kardeşlerimizi bizleri muvaffak eyle, sağlık ve afiyet içinde gelecek bayramlara kavuştur, Âmin.
Ümmetin bayramı olan
KURBAN BAYRAMINI Ulkemiz ve İslam âlemi açısından bütün hayırların celbine, bela ve musîbetlerin def’ine vesile eyle.
Siz değerli kardeşlerimizin KURBAN BAYRAMI mübarek olsun.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

26/05/2026 Salı

MEŞHÛD GÜN (AREFE GÜNÜ)


2026/111

Yarın 9 Zilhicce,26 Mayıs Arefe günü.
وشاهدومشهود
(Andolsun) Tanık edene ve edilene ki
Bürûc,3
Arefe günü Arafatta vakfe yapmak Haccın en büyük rüknüdür. Rasulullah efendimiz “Hac Arafattır” Tirmizi 2975,Hac Arefedir Ebu Davud 1949.
Yüce Allah kullarını Cehennemden en çok azad ettiği gündür Arefe günü.
İlâhi rahmetin indiği, tövbenin ve duanın kabul edildiği, insanların ve Meleklerin şahid olduğu gündür.

Arefe günü Arafatta olan ve olmayanlar için çokça zikir, dua istiğfar, tekbir yapmak, Hacda olmayanlar için Arefe günü oruç tutmak çok önemlidir, bu oruç iki yılın günahlarını düşürür.
Müslim,1162

Teşrîk tekbirleri Arefe günü 26/05) sabah namazı başlar, 30/05
Cumartesi ikindi namazı ile biter, tam 23 vakit.
En neşeli gün olan bayramlarda ve en üzücü gün olan bir yakının cenaze namazında tekbirlerin olmasının derin bir anlamı vardır.
Bu anlam şudur; Ey mü’min hem neşede hem üzüntüde Allah’ı yücelt, O’na dön O’na sığın.

Allahım! Bizleri ve bütün mü’min kardeşlerimizi her halükarda sana dönen sana iltica eden sana inanan güvenen tevekkül eden iki dünya saadetine ve en büyük Bayram olan Mübarek Cemalini doya doya seyredecek olan bahtiyar kullarından eyle Amin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

25/05/2026 P. tesi

EKSİK BIRAKMAK


2026/110

ولم أر فى عيوب الناس عيبا
كنقص القادرين على التمام
Ve lem erâ fî uyûbinnesi
ayben,ke naksil kâdirîyne alettenêmi.

İnsanların kusurları içinde,bir ameli tamamlayabildiği halde eksik
bırakanların kusuru gibi kusur görmedim.

İnsanoğu hata yapabilir, hatta çok hata yapabilir kusuru da olabilir ama kusurunu ta’mir ve telafi edebildiği halde bunu yapmıyorsa ve seyirci kalıyorsa veya başladığı hayırlı bir işi, bitirmesi mümkün olduğu halde
bitirmiyorsa, bu da
insanın en başta gelen kusurlarından biri ve en bâriz olanıdır.

Dünya hayatı içinde, hayatı çok daha kısa olan insanoğlu için hayır ve iyilkten bir kapı açılırsa, bu kapı kapanmadan kapıdan içeri girmeli,çünkü bu kapının ne zaman kapanacağı,bu fırsatın ne zaman elden çıkacağı bilinmez.

Bunun gibi hayat ve ömür fırsatı,iyilikleri yapma fırsatı, tövbe kapısı kapanmadan tövbe etme fırsatı, duâ kapısının açık olması fırsatı, hayırda yarış fırsatı, yıktığını yapma, yaktığı günah ateşini söndürme fırsatı kirlettiğini temizleme, bozduğunu tamir etme fırsatı, bulandırdığını süzme ve tasfiye, haksız yere alınanı geri verme fırsatı, içinde olduğumuz çok kıymetli günleri değerlendirme fırsatı yeter artık Allah’dan kaçıp uzak durduğum, yüce Allah’tan kaçış yok yol yakınken dönmem lazım demenin fırsatı gibi altın fırsatlar.

İmkan varken insan içine ,kalbine, nefsine ve ruhuna yönelmeli, imar ve tezkiye fırsatını kaçırmamalıdır. Bedenini, evini,
ailesini çevresini ve dünyasını ma’mur etmeye teşebbüs etmeden önce içine yönelmelidir,zira insan cisimle değil ruhla insandır.

Allahım! Bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi senin uğrunda, rızana kavuşmak ve hakkı ihkâk için gayret eden, yardımına, iltifatına muhtaç ve rahmetine susamış, rahmetinden kana kana içip doyan kullarından eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

23/05/2026 C.tesi

ZARARA RAZI OLMAK


2026/109

ارض الناس بالخسار
من باع الدين بالدينار

Ardannêsi bil hasâr,men bâ’edîyne biddînar.

İnsanların içinde zarara en çok razı olan kimse, dinini dinara,(dirheme , paraya,pula ve dünya menfaatine) satan kimsedir,bu aynı zamanda insanların en kaltesiz olanıdır.

Tasavvuf büyüklerinden birisinin bu hususta güzel bir sözü var:
الراضي بالضرر لا يستحق النظر
Errâdî biddarar lê yestehikk ün nazar.
Zarara razı olan kişi,
nazarı ( iltifatı) hakketmez.

O’na salât ve selâm olsun Rasulullah efendimizin bu konuda bir hadisi de şöyledir: “kıyamet yaklaşırken gecenin kesif karanlığı gibi fitneler olacaktır, kişi mü’min sabahlayıp gayri müslim akşamlayacak,
mü’min akşamlayıp,gayri müslim sabahlayacaktır, dinini pek cüz’î bir dünyalık ve menfaate satacaktır.” Heysemi,Mecme üz Zevâid 7/ 312

Hz Õmer r.a Ahnef b.Kays’e sorar: İnsanların en düşüğü ve kalitesizi kimdir? Ahnef: Dinini dünyasına satandır dedi.Bunun üzerine Hz.Ömer r.a şöyle buyurdu: Sana bundan da daha düşük ve kalitesiz olan kimseyi söyleyeyim: Dinini başkasının dünyasına satan ve değiştirendir.

Bir kişi,bir menfaat elde etmek için yalan söylerse,veya yalancı şahitlik yaparsa bu kişi bu konuda dünyayı ve dünya menfaatini dine tercih etmiş olur, fakat kişi, başkasının menfaati için yalan söyler ve mesela başkası için yalancı şahitlik yaparsa bu takdirde dinini başkasının dünyasına satmış olur.

Bahsedilen ve zemmedilen dünya sevgisi bu değilse nedir o zaman? Hayır hayır bu, dünya sevgisinin tâ kendisidir ve bu hastalık ciddi bir hastalıktır,dikkat edilmez ve tedbir alınmazsa,tedavi edilmezse insanı dünya sarhoşu yapar.

Dünya sevgisi kalbe girince, ancak ölümle biten bir meşguliyet, göz önünden hiç gitmeyen ve asla zenginlik yüzü görmeyen bir fakirlik, sonu gelmeyen uzun yaşama arzusu insana musallat olur.

Böyle bir insan ben de yasıyorum, mutluyum,
huzurluyum,diyebilir mi,dese kim inanır? Hiç kimse.

En büyük hedefi ve hülyası dünya olan kişi,ne kadar
varlıklı olursa fakirliği iki kaşı arasından gitmez,işi dağınıktır dünya yorgunu,vurgunu mağduru ve zebunudur.
Dünya esiri ve mağduru olmak, Rahmanın kuluna yakışmaz.

Ey yüce Allah! Bizleri ve bütün mü’minleri senin kitabına, Rasülullah’ın parlak sünnetine ve aydınlık yoluna uymayan
ne varsa kalbinden söküp atma çabası ve gayreti içinde olan kullarından eyle.Âmin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

22/05/2026 Cuma

KUSUR BİZDE


2026/108
ولا نقص في فيض الاله ولا بخل
ولكن النقصان في جنب قابل

Velê naksa fi faydil ilêhi ve lê buhle, velêkininnuksanu fi cenbi kâbilin.

Yüce Allah’ın rızık vermesinde,feyiz ve bereketinde,kullara olan kerem ve cömertliğinde her hangi bir noksanlık, kusur ve cimrilik asla yoktur,varsa kaabileyetsizlik cimrilik veya noksanlık
ve uygunsuzluk kullardadır.

Eğer bugün İslam ümmeti olması gereken yerde değilse, en güçlü ve en kuvvetli değilse, başkalarına nizamat vermesi gerekirken talimat alıyorsa, ümmette(bazı İslam ülkeleri)olması gerekenleri ümmet temin edemiyor da bunu başkalarından bekliyorsa, başkaları aç kurtlar gibi, çok aç insanların bir yemek sofrasına hücum ettikleri gibi hücum ediyorlarsa, varlık içinde yokluk yaşıyorsa, bunca nimetlere rağmen hala gözü aç ve daha yok mu diyorsa, hayırda fazilette ve iyilikte yarış yapacağına haramlarda ma’siyetlerde ve günahlarda adetâ yarış yapıyor ve bu ümmetin bazıları dine savaş açıyorsa, şerrin Allah’tan geldiğine inancı zayıflamış, bunun yerine hayrın ve şerrin güçlü zorba ve zalim ülkelerden, sapıtmış ehli kitaptan geldiğine inanıyorsa bunların sebebi biziz .

Müslümanlar ya Allah’ın zikrinden yüz çevirmiş kendileri bir vadide, Kur’an başka bir vadide dolayısıyla istikametten sapmışlardır, Çünkü bir musibet ve bela günah sebebiyle iner, ve ancak tövbe ile kalkar, veyahut isitkametten saptıklarının farkında değillerdir.

Bu hususta Kur’an-ı Kerim’in bir kaç emrini ve fermanınıı hatırlamak ve hatırlatmak lazımdır.

Hz.Adem,Hz.Havva yılan ve Şeytan Cennetten indirildikleri zaman Yüce Allah mükellef olanlara şöyle ferman buyurdu: “Şayet benden size bir hidayet gelir de her kim ona tabi olursa onlar için herhangi bir korku yoktur ve onlar üzülmezler”
Bakara,38 başka bir Syet-i Kerimede
“Her kim benim zikrimden yüz çevirirse ona sıkıntılı bir hayat vardır.”
Tâhâ,124 başka ayeti kerimede de yüce Allah şöyle buyuruyor :
“şayet doğru yolda gitselerdi bu hususta kendilerini denememiz için onlara bol su verirdik kim rabb’inin zikrinden yüz çevirirse onu gitgide artan çetin bir azaba uğratır”
Cin süresi,16,17
Yani inananlar emirlerime, peygamberime indirdiğim hükümlere muhalefet eder, yüz çevirir,onu ihmal eder hidayeti başka bir yerde ararlarsa, moralleri bozuk, göğüsleri dar,en güzel yemekleri de yeseler en güzel elbiseleri de giyseler en güzel mekanlarda da otursalar, onların
itmi’nanları kararları rahatları huzurları olamaz.
Şu anda Dünya’da 24 milyar nüfus olsa hepsine yetecek nimetler o kadar bol ve çeşitli ki Turkiye’mizde 83 milyon değil 300 milyon insan olsa bir batı avrupalının yaşadığından daha güzel yaşayabilir, Peki niye hem bizde, hem dünyada sıkıntılar var,islam ülkelerindeki sıkıntı Kur’an’ı,sünneti, Hakkı,adaleti tahkim etmemekten, günahlardan ma’siyetlerden ve adil olmayan dağılımdan kaynaklanıyor, dünyanın diğer taraflarındaki yetersizlik ise zulüm gasb zorbalık ve insanoğluna zarar vermek için hazırlanmış tuzaklar, bir kişiye yüz,yüz kişiye bir veriliyor sıkıntılar bundan,
Yoksa yüce Allah’ın rızık vermesinde, fazl ü Kerim’inde herhangi bir eksiklik ve bir düzensizlik yoktur.

Allah’ım! Bizleri ve bütün mü’min kardeşlerimizi sana inanan, güvenen, verdiğin rızkı ve nimeti yerli yerince kullanan,helalinden yiyen,fakirlere miskinlere dağıtan onları koruyup kollayan ve bütün bunları yaparken sadece senin rızanı talep eden kullarından eyle. Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

21/05/2026 Perşembe

KUR’AN-I KERİM’İN UNVANI(BİLDİRİM) OLAN AYET


2026/107
هذا بلاغ للناس ولينذروا به وليعلموا انما هو اله واحد وليذكر أولوا الألباب.

“İşte bu(Kur’an-ı Kerim), bütün insanlara, bununla hem uyarılsınlar hem de Allah’ın ancak tek bir ilâh olduğunu bilsinler hem de akıl sahipleri öğüt alsınlar diye yapılmış bir bildirimdir”
İbrahim,52

Emevi halifelerinden Süleyman b. Abdülmelik bir gün devrin âlimlerinden Ebu Hâzım el müzeniye şöyle bir soru sorar : Kıyamet günü bizim akıbetimiz ne olacak, Allah’ın indinde bize ne vardır? Ebu Hazım şöyle cevap veriyor : Yaptığın ameli Allah’ın kitabına arzet o zaman Allah’ın yanında sana ne var ne yok bileceksin,Halife dedi ki : Senin dediğini Kur’an’ın neresinde bulabilirim? Ebu Hazım cevap verdi : Şübhesiz iyiler nimet içinde (Cennette), Facirler ateşin icinde (Cehennemde)dirler.
İnfitar,13,14
Halife tekrar sordu : Peki Allah’ın rahmeti nerde o zaman? Ebu Hazım dedi ki : Allah’ın rahmeti muhsinlere( iyilik yapanlara Allah’a güzel bir taat ve ibadet yapanlara, Allah’ın kullarına iyilik ulaştıran yaptığını sırf Allah için yapanlaradır), bunlara yakındır.
A’râf,56

Ashabı kiramdan
Ebudderda hazretleri şöyle buyuruyor : kur’an-ı Kerimde bulunan ve bize şunu yapın, şunu yapmayın diye emreden bütün ayetler kıyamet günü hakkını almak için beni sorgulayacaktır, hakkını benden isteyecektir, yani her ayet benim ile amel ettin mi diye yakamdan tutacaktır ve bana sorulacak : Sen biliyor muydun bilmiyor muydun? Biliyordum (çünkü Kur’an’ı Rasulullah efendimizden duydum) diyeceğim, o zaman her ayet kıyamet günü hakkını benden almak için gelecektir.
Ebudderdâ bunu söyledikten sonra şöyle buyurdu : Fayda vermeyen ilimden, ürpermeyen kalpten, doymayan nefisten ve yüce Allah’a ulaşmayan kabul edilmeyen duadan yüce Allah’a sığınıyorum. Şatibî.Muvafakât 1/63.

Hepimiz tek tek kıyamet gününde Yüce Allah’ın huzurunda Ebudderda’nın buyurduğu hususlardan ve daha başka hususlardan sorumlu olacağımızı unutmayalım,özellikle idareciler makam ve mevki sahipleri kitleleri, toplumları arkasından sürükleyenler,ağzı laf yapanlar, âlimler,âmirler Süleyman b Abdülmelik’in sorusundan ve aldığı cevaptan yola çıkarak diyebiliriz ki : Bu kesimin sorumlulukları daha, daha büyüktür.

Yüce Allah kur’an-ı Kerim’in,Resulullah efendimizin, güzel isimlerinin ve ismi azam’ın hürmetine kur’an-ı Kerim’in tümünden ve ünvanı bildirimi olan, yazımızın başlığı ve serlevhası olan
Ayet-i kerimeden ibret alıp gereğini yapanlardan eylesin,o gün yar ve yardımcımız olsun gerek kabirde ve gerek kıyamet gününde sorulacak olan sorulara sühuletle cevap vermeyi bizlere ve tüm müminlere nasip eylesin amin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

20/05/2026 Çarsamba

DÖRT KELİME


2026/106
سبحان الله والحمد لله ولا اله الا الله والله اكبر.
Sübhanellâhi vel hamdu lillêhi ve lêilêhe illellahu vellâhu ekberu.
Yüce Allah’ı her türlü noksan sıfatlardan tenzih ederim, Hamd allah’ındır Allah’tan başka ilah yoktur,Allah en büyüktür.
Bu dört kelime Zilhicce’nin bu ilk on gününde en çok söylenmesi talep edilen en faziletli kelimelerdir.
Bunlara “bâkiyat-ı sâlihât” denir. Kehf, 46 ve Meryem,76 da geçen bu kısa cümle “kalıcı olan iyi davranışlar” demektir.
Bu dört kelime Yüce Allah’ın nezdinde hem sevapça daha hayırlı hem de ümit bağlamaya daha layıktır.
Yüce Allah’ın en sevdiği kelimelerdir büyük sevabı vardır söyleyene cennette ağaçlar dikilmesine vesile olur günahların dökülmesine vesile olur Allah yolunda infak ecrini sahibine kazandırır.
Dikkat! Bu mübarek dört kelimeyi söyledikten sonra veya önce aklımıza gelirse ve zor olmayacaksa şunu ilave edebiliriz.
Allahım! Seni zikredenler zikrettikçe, zikrinden gafil olanlar zikrinden gafil oldukça, yarattığın şeyler adedince mübarek zatın razı olduğu kadar, Arşın ağırlığınca, kelimelerin için lazım olan mürekkep miktarınca gökler dolusu, yerler dolusu, gökler ve yerler arası dolusu daha başka istediğin ne varsa onun dolusu miktarınca subhanallahi velhamdülillahi ve la ilahe illallahu vellahu ekber deriz.

Allahım! Bizleri ve bütün mü’min kardeşlerimizi yüce ve mübarek ismini çok zikredenlerden sayılmayan nimetlerine şükredenlerden hikmet ve ibret dolu imtihanlarına sabredip ecri bol olanlardan eyle. Amin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

19/05/2026 Salı

ÜNS NEFAHÂTI ve ALTIN GÜNLER


2026/105

اليوم اكملت لكم دينكم واتممت عليكم نعمتي ورضيت لكم الاسلام دينا
Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim size nimetimi tamamladım sizin için din olarak İslamiyeti beğendim
Mâide, 3
Bu ayeti kerime Arafatta, zilhicce’nin ilk on gününden biri olan Arefe günü Cuma günü Rasulullah efendimize nazil olmuştur. Dinin Kemal’e erdığini, nimetin tamamlandığını ifade buyurur.
Resullah Efendimizin ifadesine göre zilhide’nin ilk 10 günü Yüce Allah’ın indinde en faziletli günlerdir. Bugünlerde yapılan Salih amel yüce Allah’a en sevimli olan ameldir başka zamanlarda yapılan hiçbir amel bu amellere denk olamaz.
“Rabbinizin yaşadığınız zaman içerisinde üns nefhaları vardır. Bu nefhaları(esintileri) arayıp bulmaya çalışın belki o nefhalardan size bir esinti isabet eder de ebedi şekkavetten kurtulursunuz ve ondan sonra da şekavet bulmazsınız”
Camiussağîr, 1917

Yarışanlar bu gibi mevsimlerde, bu gibi faziletli amelleri işlemek ve üns esintilerine mazhar olmak için yarışsınlar.
Not: dünkü yazıda ayetin başı واذكروا olacak.

Allah’ım! Bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi bu mübarek günlerde sana dönen kalbiyle kalbiyle seni razı etmeye çalışan, senden razı olan ve razı olduğun kullarından eyle. Amin.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

18/05/2026 P. tesi