BİR KAPI KAPANINCA ÜZÜLME



ولا تحزن اذا ما سد باب
فإن الله يفتح الف باب

(Ey mü’min girip çıktığın, alıştığın ve istifade ettiğin her zaman sana açılan) her hangi bir kapı yüzüne kapandığı zaman(tam veya yarım kapanırsa sakın umutsuzluğa düşüp) üzülme,(her şey tasarrufunda olduğu için istediği zaman yüce) Allah muhakkak ki(bir deyil) senin için bin kapı açar.
Halkın sana karşı tavrı değişir veya senden uzaklaşırlarsa belki yüce Allah senin kendisine dönmeni ve sana bütün dünya kapılarından daha şerefli ve faydalı üns ve sohbet kapısını açıyor.
Kapılar, kalpler ve kalıplar, rızık rahmet ve her şey Yüce Allah’ın tasarrufunda kabzasında ve yüce Allah’ın kâf nûn emri arasındadır.
وكل أمر جرى بالكاف والنون
Olup biten her şey yüce Allah’ın kûn (ol) emri ile olur, var olan her şey için de, olma (yok ol )dese yok olur.
Yeni bir şey yok, ezelde tasarlanan ilahi plan pürüzsüz işlemektedir, asla aksamaz.
Yüce Allah bazen alınca verir,bazen verince alır ve bu konuda sebepleri müheyyâ ve hazır kılar,mü’min sebeplere değil, müsebbib ül- esbâb olan yüce Allah’a dönmeli ona güvenmelidir
هو الفعال لا تغتر باسباب والات
Ey mu’ min Fa’âl-ı hakiki O’dur (Allah’tır), sebebler ve vasıtalar seni aldatmasın.Aslında halkın lehimize veya aleyhimize söyledikleri de bizi sarsmamalı ve şımatmamalıdır.
Şöyle bir söz konumuzu aydınlatması bakımından önemlidir :
السنة الخلق اقلام حقي
Halkın dilleri hakkın kalemleridir. Kâinatta olup biten söylenen telaffûz edilen, gündeme gelen ,ortaya dökülen bütün her şey ve her söz, ezel’i planın zamanı zemini oluşunca zuhûr etmesidir.
Zayıf olduğu söylenen bir hadisi şerif bu konuda şöyledir: “bela söze bağlıdır” Beyhakî Şuab ül îmân Hadis no :4598
Tasavvuf erbabının literatüründe ve dillerinde eksik olmayan bir söz daha var ki, bu kısa yazımızı onunla bitirelim :
لا تنظر الى من قال وانظر الى ما قال
Söyleyene ,konuşana, haber verene ,bir konuyu gündeme getirene bakma(oraya takılıp kalma) onun söylediğine bak.
Söyleyenin niyeti iyidir veya değildir, ne söylediğini biliyor veya bilmiyor, farkındadır veya değildir, bunun gibi sorulara takılma onun ne söylediğine bak bu söylediği Kur’an’a sünnete evrensel akla örf ve adete uygun mu değil mi önemli olan burası.
Biz inananlara göre, söyleyen, emre’den Ferman buyuran Yüce Allah olunca,Resulullah olunca iş değişir,Söyleyene de,söylenene de teslim oluruz.
Yüce Allah’ın ve Rasulullah efendimiz’in övğüdü ashab,tabiîn Tebeî tâbiin olunca, Kur’an’ı ve sünneti ahlak edinen alimler, arifler ,gönül erleri olunca elbette söyleyene de bakılır söylenene de bakılır.
Ama söyleyen bizim gibi bir insan olunca az önceki tasavvuf ehli arasında meşhur olan söz geçerlidir..Sonuc itibariyle
“Allah’ın insanlar için açtığı rahmeti kısabilecek kimse yoktur, O’nun kıstığını da O’ndan başkası açamaz O mutlak gâliptir hikmetle yönetendir’ Fâtır suresi 2.Âyet.
Ey yüce Allah’ım ! bizleri her işimizde, her hal ü kârda sana yönelen, güvenen tevekkül eden her şeyi senden bilen her şeyini sana teslim eden kullarından eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

1 Mart 2021 Pazartesi

EN HAYIRLI AZIK (TAKVÂ)



تزود من التقوى فانك لا تدري
اذا جن ليل هل تعيش الى الفجر

Takvadan (bol bol) azık biriktir, zira gece olduğu zaman (yaşıyorsan belli bir zamana kadar yatacaksın) peki fecir vaktine kadar,( sabaha kadar) sağ kalacağın kesin mi ? Elbette kesin değil, bunu ancak Yüce Allah bilir.
Evinde sabahlayan bir insan için de durum aynıdır acaba akşama varacak mı akşama kadar sağ kalacak mı bu da belli olmadığı için kişi elinden geldiği kadar takva azığını biriktirmesi kendi menfaatınadır.
Ashaptan Abdullah b. Ömer anlatıyor : Bir gün Rasulullah Efendimiz mübarek eliyle omuzumu tuttu ve dedi ki : “Dünyada bir garip gibi, veya bir yolcu gibi ol”. Abdullah bin Ömer de diyordu ki : Sabah olunca akşamı, akşam olunca da sabahı bekleme. Sağlığından hastalığına hayatından ölümüne vakit ayır” Buhârî Hadis no : 6416
Takva üç derecedir :
1-) sahibini cehennemde ebedi klan küfürden şirkten korunmak.
” Onları(mü’minleri) takvâ sözüne bağlı kıldı” Feth Suresi 26.Äyet.
Cumhur müfessirlere göre takva sözü,kelime-i şehadettir.
2-) Kişinin haramlardan ve kınanacak şeylerden, hatta bazılarına göre küçük günahlardan uzak kalması.
“Şâyet Ehl-i kitab(Resulullah efendimize ve geridiği mesaja) iman edip günahtan sakınma çabası(Takvâ) göstermiş olsalardı, onların ni’metleri bol cennetlere koyardık” Mâide suresi 65. Âyet.
3-) kişiyi yüce Allah’tan meşgul eden her şeyden uzak durması.
“Ey iman edenler ! Allah’a karşı gereği gibi saygılı olun ve ancak müslüman olarak Can verin” Âl-i İmrân suresi 102 Âyet.
Yüce Allah’a gereği gibi saygılı olmak yani muttakî olmak, kişinin yüce Allah’ı zikredip unutmaması,O’na taat ve ibadet yapıp isyan etmemesi, O’na şükredip asla küfran-ı nimette bulunmaması ile tefsir edilmiştir.
Allah’ım bizleri ve bütün Mü’min kardeşlerimizi Her anlamda muttakî eyle, takvadan azmızı çok,azığımızı bol eğle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

1 Mart 2021 Pazartesi.