BÜYÜDÜKÇE KÜÇÜLEN ARTTIKÇA AZALAN



رب زائدة هى نقصان فائدة
والكف ينقصها الاصبع الزائدة
Rubbe zêidetin hiye nuksânü fêideh,vel keffu yunkisuhel ısbiu zzêideh.
Nice ziyadesiyle fazla ve çok gibi olan bazı şeylerin faydası hem az,hem de sahibine nâkısa getirir, elinin
avucunda fazaladan bir parmağı olanın özürlü ve kusurlu sayıldığı gibi.

زيادة المرء فى دنياه نقصان
وربحه غير محض الخير خسران
Ziyadet ul mar’i fî dünyêhu nuksânün.ve ribhuhû ğayra mahd il hayri husranun.
İnsanoğlunun dünyadan kazanıp biriktirdiği, çok olmasını istediği ve onu yüce Allah’tan meşgül eden her fazlalık noksanlıktır, dünyada iken kazandığı ve elde ettiği şeyler eğer âhirette terazinin sevap kefesinde olmayacaksa bu kâr ve fazla görülen fazlalık noksanlığın tâ kendisidir,zarardır.

İnsanoğlunun,büyüdüm dedikçe küçüldüğü gibi.
Dünyaya geldiğinde bir insanın ömrü Seksen beş yıl olduğunu varsayalım, bu kişi
büyüdükçe küçülüyor, yaşı ilerledikçe ömrü azalıyor ve Seksen beş yıl dolunca ölüyor.

Hayırlı bir insan olmak için yaş sınırı veya şartı var mı?
Bu konuda Rasulullah efendimiz şöyle buyurur:
خير الناس من طال عمره وحسن عمله
İnsanların en hayırlı olanı ömrü uzun,ameli
güzel olandır.
Tirmizi Hadis no : 2329

Her fazlalık ve her çok olan şey faydalıdır,iyidir denemez,

Lüzumundan fazla çok uyumak, çok yemek, çok konuşmak,dünya için çok mesaî harcamak,insanlar
ile haşır neşir olmak, kendi gibi fâni bir insana aşırı güvenmek veya çok aşırı ve hakketmediği kadar buğzetmek,ve sanki anneler böyle birini bir daha doğurmaz artık diyerek aşırı itimad etmek sonuç itibariyle yüz güldürmez.
İfrât( çok ileri gitmek)
Tefrît( eksik bırakmak)
bunların her ikisi uygun değildir.
En iyisi orta yoldur.

Nefsini aşarak, gerekirse nefsini yenerek yüce Allah’ın taat ve ibadetine vakit ayıranın ihtiyaçlarını Allah giderir.

İnsanlara çok fazla ve fuzûlî vakit ayıracağına, o vakti kısarak yüce Allah’ın taat ve ibadetine, gerektiğinde insanların hizmetine ayıranın işini yüce Allah görür.

Nefsinin menfaatlerini ön plana alıp yüce Allah’ın taat ibadetine vakit ayırmayanı yüce Allah nefsine havale eder.

İnsanların sevgisini kazanmak ve onlardan dünyevi menfaat elde etmek için onlarla uğraştığından dolayı Yüce Allah’ın taat ve ibadetine vakit ayırmayan bir kimseyi de yüce Allah o insanlara havale eder.

Ahiret yolcusu olan ve cennete müşteri olduğunu iddia eden, yüce Allah’ı seviyorum diyen bir mümine şunu söylemek uygun olur: Bunlardan hangisi uygun ve üstün? “seç beğen al”

Allahım! Bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi rağbeti ve maksadı yüce Allah olan, tercihe zorlandığında tercihini yüce Allah’tan Rasulullahtan dinden imandan birlik ve beraberlikten yana koyan, ömrü uzun
ameli güzel olan kullarından eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN
Emekli Müftü

10 Ocak 2024 Çarşamba

EN KUŞATICI AYET



فمن يعمل مثقال ذرة خيرا يره
ومن يعمل مثقال ذرة شرا يره

Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu(karşılığını)
görür.
Kim de zerre miktarı şer işlemişse, onu(karşılığını)
görür.
Zilzal Suresi:7,8 Ayetler.

Rivayet edildiğine göre bir sahabi O’na salât ve selâm olsun Rasulullah Efendimize sorar: İnsanları nasıl bir son bekliyor,insanlar hangi son ile karşılaşacaklar? Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle cevap verir: İnsanlar amellerine giderler amelleri ile karşılaşacaklar buyurduktan sonra bu iki mübarek ayeti okur, yani
“kim zerre miktarı hayır işlerse onu görür kim de zerre miktarı şer işlerse onu görür”

Meşhur şairlerlerden ferazdak’ın amcası Sa’sa’a, bir gün Rasulullah efendimize gelmiş, O’ndan bu ayetleri duyunca şöyle demiş: Bu âyetler bana yeter, bunlardan başka kur’an-ı Kerim’den hiçbir âyet duymasam bile bu ayetler bana kafidir.

Abdullah b Mes’ud r.a:
Kur’an- Kerim’de en muhkem ve kuşatıcı ayetler bu ayetlerdir buyurduğu kendisinden nakledilmiştir.

Başka bir rivayette ise Medine-i Münevverede iki kişi vardı birisi fakirlere kırık ekmek parçalarını veya bir hurma tanesini vermeyi hakir görüyordu ve böyle küçük şeyler değersiz şeyler verilmez gerek yok diyordu, bir başkası da ufak tefek günahlara aldırış etmeden onları yapıyor ve nasıl olsa bu günahlar küçüktür diyordu bunun üzerine bu mübarek ayetler indi ki, hiç kimse hayır adına bir şeyi küçük görmesin,ve yine hiçbir kimse yaptığı günahı da küçük görüp işlemesin .

Bu ayet-i Kerimelerde geçen “zerre’ en küçük karınca demektir veya eli yere vurunca yerden ona yapışan Küçük toprak parçalarıdır,toz parçacıklarıdır.

Ebu Zerr il Ğifari diye bir sahabi var, Allah ondan ve tüm Ashab’tan razı olsun.Ebu Zerr,Zerr’in babası demektir,peki bu künyeyi erden almıştır? Ya Zerr isminde bir oğlu vardı onun için ona Zerr’in babası anlamına gelen Ebu Zerr denmiştir veya şöyle
bir olay’dan dolayı ona Ebu Zerr denmiştir.
Rivayet edildiğine göre Ebuzer birisine ekmek tarttı,tarttıktan sonra baktı ki ekmeğe onbeş- yirmi kadar karınca yapışmış, onları alıp ekmeği temizledikten sonra tekrar ekmeği tartınca ekmeğin ağırlığının değişmediğini görüyor ve diyor ki: Allah’ım dünya terazileri onbeş yirmi karıncayı bile tartmıyor ve görmüyor göremiyor, ama senin ahirette amelleri tartacak mizanın ve terazin zerreyi bile kaçırmıyor görüyor ve tartıyor bu olay üzerine onu Ebuzer,Zerre’nin babası yani zerre’den hisse kapan ibret alan mânâsına Ebuzer diye künye alıyor.

Yüce Allah isterse zerre’ nin hesabını da sorar,isterse de affeder. Hiç kimse O’na niye böyle yaptın,niye böyle yapmadın diye soramaz.O istediğine istediğini sorabilir.

Yüce Allah bizlere soru sormadan cennete girin
buyursa, bu onun lütfu ve keremidir, şayet sorarsa bizlerin ve bütün müminlerin sorgu ve süâlini âsân eylesin,razı olacağı cevabı vermeğe de muktedir eylesin.Amin.

Ahmet ÖZKAN

10 Ocak 2023 Salı