TUZ VE SU(ALİMLER)



يا ايها العلماء يا ملح البلد
من يصلح الملح ان الملح فسد

Yê eyyuhel ulemâu ye milh el beledi,men yuslihulmilhe inilmilhu fesede.
Ey âlimler(ey hocalar),ey memleketin tuzu! (Buyurun siz söyleyin, Allah korusun)eğer tuz( misali olan âlimler)bozulursa,o zaman tuz’u kim ıslah edecek,( yemeğe kim tad verecek tadını ve kıvamını kim sağlayacak) ?

Alimler Bir toplumun elit tabakasıdır,insanları Allah’a davet ederler, irşad ederler, insanlara dini bilgiler verirken inanç akaid fıkıh tefsir hadis ahlak bilgisi sunarken kendileri de bunu yaşarlar sözleriyle ve halleriyle örnek olurlar.

Gece yürüyenler yola çıkanlar nasıl yıldızlardan istifade ediyorlarsa insanlar da alimlerden böyle istifade ederler, memleketin tadı tuzu olan alimler herkesten çok dikkat etmeleri gerekir,çünkü onların gömlekleri beyazdır leke götürmez.
Elbette onların da beşer olmaları hasebiyle hataları olabilir, ama hatadan hataya fark vardır.
Büyütülmesi gereken hatalar var büyütmesi gereken hatalar var,fakat kendileri de bu hususa dikkat ederek vatandaşın dini yaşarken örnek aldığı kimseler olduklarını
unutmasınlar.

Yemekteki tuza benzeyen alimler bir başka açıdan insanın boğazında kalan lokmayı sindiren suya benzerler,
الى الماء يسعى من يغص بلقمة
الى اين يسعى من يغص بالماء

İlelmêi yes’â men yağussu bilukmetin, ile eyne yes’â men yağussu bilmêi.
Yemek yerken lokma boğazında kalan bir insan hemen suya koşacak,alıp içecek ve lokmayı sindirecek, aşağı indirecek, peki su boğazında kalırsa bu kişi ne yapsın, kime koşsun neye başvursun?

İşte bir taraftan tuz’a, bir taraftan suya benzetilen alimler, Kur’an ve sünnete bağlı oldukça değerli kalırlar, yüklendikleri yükün ağırlığını fark ederek onlara yardımcı olmak herkesin ve herkesimin görevidir,alimler de halkın teveccühünün, Yüce Allah’ın onlara yüklediği mesuliyetin idrakinde olmaları beklenir.

Alimler hikmetle ve güzel vaaz ve nasihatla halkı irşad etmelidirler ve bu irşatlarının önünde hiçbir engel olmamalıdır bunlara engel olanlar ve engel olanlara engel olmayanlar (güçleri yettiği kadar) kıyamet günü Yüce Allah’ın huzurunda sorumlu olacaklarını bilmelidirler.

Yüce Allah ilim ehlini şereflendimiş ve değer vermiştir. “Allah,kendisinden başka ilah olmadığına şahit olarak önce kendi zatı, sonra melekleri,sonra da alimleri şahit tutmuştur”.
Âl-i İmrân suresi :18.ayet

Bütün tuzlar bir değil, bütün sular da bir değil, bütün alimler de bir olamaz, herkes kendi sınıfına ilmine durumuna göre, ama genel olarak alimler saygın insanlardır onlara saygı duymak
toplumun görevidir.
Bu saygıyı yitiren suçu kendinde aramalıdır.

15 TEMMUZ bu ülkeye ve bu millete, tad verir diye zannedilen fakat aslında bozuk bir tuz’un, dindirir ve sindirir zannedilen fakat boğazda kalan bir suyun kabarık faturasına ve unutulmaması gereken acı sonuçlarına şahitlik yapmıştır.
Sırların ortaya çıkacağı KIYAMET GÜNÜ içinde yetiştikleri vatana, bayrağa,ezana onlara saygı duyan bu vefakar ve cefâkâr millete ve milyonlar harcayarak kendilerini makam mevki sahibi yapan devlete sırt dönenlerin YÜCE ALLAH’A verecekleri cevabı merak ediyorum.

Allah’ım! Bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi büyüklere saygı gösteren küçüklere sevgi gösteren alimlere layık oldukları değeri veren,bunun yanında aldatmayan
aldanmayan duyduğunu Kur’an ve sünnet ölçülerine göre kabul veya reddeden, Allah için seven Allah için buğzeden kullarından eyle.
Bilmediğini öğrenen öğrendiği doğrularla amel eden kulların cümlesine bizleri de ilhak eyle.Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

15 Temmuz 2022 Cuma

ZAYIFI KÜÇÜMSEME



لا تحقرن ضعيفا عند رؤيته
إن البعوضة تدمى مقلة الأسد
وللشرارة حقر حين تنظرها
وربما اضرمت نارا على بلد

Lê tahkiranne daîfen inde ru’yetihî,innelbaûdate tüdmî muklat el esedi,ve lişşerâreti hakrun hiyne tanzuruhê, ve rubbemê adramet nêran alâ beledin.
Bir kimseyi zayıftır, küçüktür diye hakir görme,bir sivri sinek arslanın gözünü kan çanağına çevirir, küçük bir ateş parçasına da baktığında belki hakir( basit)görürsün ama, kim bilir belki o ateş parçası bir beldeyi, memleketi yakar(küle çevirir).

Yüce Allah’ın yanındaki kriterlerle insanların yanındaki kriterler birbirine uymayabilir, uymaz da, İnsanlar bir şeyi küçük hakir değersiz görebilir ama o, yüce Allah’ın indinde katında yanında çok değerli olabilir nitekim ona salât ve selâm olsun Rasulullah efendimiz bir hadis-i şerifte şöyle buyuruyor :
“Nice üstü başı yırtık pırtık ve kapılardan kovulan insan vardır ki yemin etse yüce Allah onu mahcup etmemek üzere yeminini doğru çıkarır”
Müslim Hadis no : 2854
Başka bir hadis-i şerifte:
“Siz ancak zayıf olanlarınız ile rızıklanır ve yardım görürsünüz”
Buhari Hadis no: 2897
Buna mukabil nice insan vardır ki dünyada meşhurdur yüksek bir makamdadır insanlar ona saygı duyar ondan korkar ve onun hizmetini yaparlar, ama yüce Allah’ın katında indinde kriterlerinde bu kimsenin hiçbir değeri yoktur.

İnsanlar hakkında Hüsnüzan etmekle beraber onların dış görünüşlerine hey’etlerine aldanmamak lazımdır malum olduğu üzere yüce Allah’ın indinde en kıymetli ve en Kerim insan en mut’taki olan insandır.

Bir başka zaviyeden meseleye baktığımızda Bir kişi bir kelime söyler o kelimeye değer vermez küçük ve basit zanneder ama o kelime büyük bir tahribat yapabilir hatta sahibini ateşin derinliklerine batırabilir.
Bu zorlukların üstesinden gelmenin tek yolu, kişinin Kur’an’a ve sünnete bağlı kalması, diline hakim olması ve insanlara hak ettikleri değeri vermesidir.

Bu kısa yazıya son vermeden müslümanların çok uyanık ve temkinli olmalarına ışık tutan meşhur bir sözü hatırlayalım ve hatırlatalım:
اذا كان عدوك نمله فلا تنم له
İzê kêne aduvvüke nemleh,felê tenemleh

Düşmanın bir karınca kadar küçük ve cılız olsa bile sakın uyuma,tedbirini al zira neyi ne zaman yapacağı belli olmaz.

Yüce Allah bizleri ve bütün mümin kardeşlerimizi tedbirini alan, temkinli olan herkese ve her şeye hakkettiği değeri veren âgah ve mütenebbih olan kulların cümlesine ve zümresine ilhak eylesin.
Âmîn.

Ahmet ÖZKAN

14 Temmuz 2022 Perşembe